Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Midland Oteli'nde Çay
Biraz uzun yazacağım, zira bu kitaba 10 üstünden 100 vermek istiyorum, öyle bir şey ‑ kendisini seveceğimi seziyordum ama bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim. Şöyle demeli galiba; ışıl ışıl parlayan bir mücevhermiş meğerse David Constantine’in edebiyatı. Nasıl lezzetli, nasıl dokunaklı ‑ içime işledi. Her nedense yazarı Amerikalı diye kodlamışım kafamda; henüz ikinci öyküdeyken “bu kesinlikle bir Amerikalının yazabileceği bir şey değil” dedim (ırkçılık yapmak değil maksadım ama yani, Amerikan edebiyatı...), nitekim baktım ve öğrendim ki kendisi İngilizmiş tabii. Yalnızlığa, köksüzlüğe, aşka, yaşlılığa ve maalesef ölüme dair çok incelikli şeyler anlatıyor yazar. (Buradan sonrası epeyce kişisel olacak, kusura bakılmasın.) Son sayfalara doğru geldiğimde zaten içim iyice dolmuşken Yeats’in bir süredir köşe bucak kaçtığım “When You Are Old” şiirinden yaptığı alıntıyla beni epeyce ağlattı: “Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi / Kaç kişi güzelliğini sevdi / Belki gerçek aşkla; belki değil / Ama bir tek kişi seni sevdi / Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.” Kalbimde o bir tek kişinin sesiyle duyduğum bu sözcüklere yazarın kendi cümleleriyle yanıt vereyim o halde: “Bazı geceler takımyıldızların en parlağı ve en belirgini kadar berraksın. Başka gecelerse silik soluk görünüyorsun, mesafenin rüzgarları delip geçiyor seni, suretin hâlâ iyi kötü seçilebilir durumda, ama yalnızca benim tarafımdan ve yalnızca, dağılıp parçalanırken bile bana bir şey hatırlattığı için.” İşte böyle.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsancıklar
Bir yazarın ilk kitabı bu kadar iyi olmamalı ya. Ama işte olabiliyor ve siz de o zaman Dostoyevski oluyorsunuz, ne diyeyim. Kısa ve akıcı bir kitap olduğuna bakmamalı, dikkatle okumalı, satır aralarını yakalamalı. Oldukça doğrudan yazılmış gibi gözüken mektuplardan oluşuyor roman ancak mektupların yarım, sıradan görünümlü kimi cümleleri karakterlere, hikâyenin arka planına ve tabii dönemin toplumsal koşullarına dair çok şey söylüyor. Yoksullukta yoksunluğu çekilen şeylerin başında gurur ve haysiyetin de yer aldığını, onu kaybetmenin de yoksulluğa ne kadar içkin olduğunu, bunun insan ruhuna neler yapabileceğini çok etkileyici biçimde anlatıyor Dostoyevski. Bir büyük yazarın doğuşuna şahitlik etmek de ayrıca heyecan verici. "Geçen gün Yamelya anlattı, bir yerde para toplamışlar onun için. Ama öyle olmuş ki, adamcağızı her kapik için denetlemişler adeta. Parayı boşuna verdiklerinden kuşkulandıkları için mi yapmışlar bunu, yoo... yoksul bir insan seyretmenin ücretiydi verdikleri."
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak
Bir yazara kendini böyle adamak, onunla böyle hemhâl olmak ne güzel bir şey ya; Mehmet Rifat’ın Proust’la ilişkisini kıskanmadım diyemem. “Artık bunları hızlıca bir tararım, baştan sona okumam” diyordum ama öyle olamadı, özellikle “Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak”a bayıldım, enfes bir toparlama olmuş: tam bir Proust el kitabı gibi. Otantik snoplar, Kayıp Zamanın İzinde’deki karakterlerin analizlerini de içeren detaylı bir dizin gibi; zaman zaman hem geri dönmek ve hatırlamak, hem de karakterlerle ilgili düşünmek için okunabilir. Ruhların İletişimi ise özellikle Proust’un eserlerinde müziğin nasıl bir rol oynadığını anlamak isteyenler için nefis bir kaynak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Otantik Snoplar & Marcel Proust'un Roman Karakterleri
Bir yazara kendini böyle adamak, onunla böyle hemhâl olmak ne güzel bir şey ya; Mehmet Rifat’ın Proust’la ilişkisini kıskanmadım diyemem. “Artık bunları hızlıca bir tararım, baştan sona okumam” diyordum ama öyle olamadı, özellikle “Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak”a bayıldım, enfes bir toparlama olmuş: tam bir Proust el kitabı gibi. Otantik snoplar, Kayıp Zamanın İzinde’deki karakterlerin analizlerini de içeren detaylı bir dizin gibi; zaman zaman hem geri dönmek ve hatırlamak, hem de karakterlerle ilgili düşünmek için okunabilir. Ruhların İletişimi ise özellikle Proust’un eserlerinde müziğin nasıl bir rol oynadığını anlamak isteyenler için nefis bir kaynak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ruhların İletişimi & Proust ve Müzik
Bir yazara kendini böyle adamak, onunla böyle hemhâl olmak ne güzel bir şey ya; Mehmet Rifat’ın Proust’la ilişkisini kıskanmadım diyemem. “Artık bunları hızlıca bir tararım, baştan sona okumam” diyordum ama öyle olamadı, özellikle “Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak”a bayıldım, enfes bir toparlama olmuş: tam bir Proust el kitabı gibi. Otantik snoplar, Kayıp Zamanın İzinde’deki karakterlerin analizlerini de içeren detaylı bir dizin gibi; zaman zaman hem geri dönmek ve hatırlamak, hem de karakterlerle ilgili düşünmek için okunabilir. Ruhların İletişimi ise özellikle Proust’un eserlerinde müziğin nasıl bir rol oynadığını anlamak isteyenler için nefis bir kaynak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dışa Yolculuk
Bir Virginia Woolf misyonunu daha tamamladım, ruhum görece daha az sıkıldı bu defa ama yine bir iç sıkıntısıyla bitirdim. Her ne kadar Woolf’un hikâyelerini olaylar değil karakterler üzerinden zenginleştirmesini seviyor olsam da, onca detaylandırmasına rağmen karakterleriyle ilişki kurmakta güçlük yaşamaya devam ediyorum. Bunu sadece eserlerin yazıldığı dönemin uzaklığıyla da açıklayamıyorum, beni durduran, mesafelendiren bir şey var. Yine de bu ilk romanını pek çok eserinden daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Şu alıntıyı buraya iliştireyim, bu sıra üzerine çok düşündüğüm, çözümlemeyi denediğim yalnızlık meselesine dair: “Doğrusu şu ki, insan hiçbir zaman yalnız değildir, hiçbir zaman da yanında biri yoktur. Küreciklerle ilgili bir şey – auralar. Sen benim küreceğimi göremiyorsun, ben de seninkini göremiyorum; birbirimizde gördüğümüz yalnızca bir zerre, şu alevin ortasındaki fitil gibi. Alev bizimle birlikte her yere gelir; tam olarak kendimiz değildir, ne hissettiğimizdir, dünya yetersiz, ya da esas olarak insanlar; her tür insan.” Umarım haksızsındır Virginia, sana inanmamak eğilimindeyim açıkçası.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir oturuşta okuyup, bir ömür boyu anlamlandırmak için gayret etmemizi gerektiren bir kitap. Tıpkı hayat gibi. Geriye dönüp baktığımızda bir nefesti geçişi. Halbuki onu bir anlama bürümek, bir ömür boyu sebat ve kararlılık gerektiriyordu.

Hacimce ince olsa da, insana kattığı duygular çok derin. İnsanı tekdüze yaşadığı hayattan çıkarıp, şöyle bir sarsıyor. "Kendine dön" diyor. "Yaşadığın hayatın anlamını bul!".

İnsan her an kendisi olmayı seçebilir. Nefes kesilmemişse, varoluşa dair bir umut devam ediyor demektir.

Günlük hayatın akışında, unuttuğumuz şeyleri bize hatırlatan bu kitap satır aralarında kaybolarak kendimi buldum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Havalimanında Bir Hafta
Bir süredir baskısı bulunmayan türlü Alain de Botton eserlerine birer birer kavuşuyoruz Everest Yayınları sayesinde, şükürler olsun. Bir havalimanında okumaya başladığım Havalimanında Bir Hafta da yazarın yakın zamanda yeniden baskısı yapılan eserlerinden bir diğeri.

Epey enteresan bir proje bu: havalimanı işletmeciliği yapan bir firma, de Botton’dan Londra’daki Heathrow Havalimanı’nın o dönem yeni açılan 5. terminalinde bir hafta geçirmesini ve gözlemlerini yazmasını rica ediyor. Bunu bir denetçinin değil de bir sanatçının yapmasını istiyorlar özellikle ve alanın ortasına kuracakları bir masada tüm gün çalışmasını, geceleri havalimanı otelinde konaklamasını ve kendisine sunulacak sınırsız erişim kartıyla alanın her yerine girerek gözlemler yaparak neticesinde izlenimci bir araştırma sunmasını istiyorlar. Teklif gibi teklif ya. Yazarımız da tabii ki kabul ediyor ve ortaya bu kitap çıkıyor.

Yaklaşma, Gidiş, Gümrüksüz Saha ve Geliş başlıklı dört bölümden oluşan kitabın içinde yazarın o bir hafta süresinde alanda çektiği fotoğraflar da bulunuyor. Ben de Botton’un sıradan olandan derinlik çıkarmayı becermesini, gündelik hayattan felsefe üretmesini çok seviyorum malum, bu kitabı da sevdim ama diğer eserlerine kıyasla daha zayıf buldum. Biraz ısmarlama iş duygusu var maalesef metinde.

Yine de orada gördüklerini aktarış biçimi, alanda tanıştığı insanlarla yaptığı konuşmalardan çıkardıklarını okumak güzeldi elbette. O insan hikâyelerinden birine dair yazdığı şu kısım mesela, bence nefis: “David bagaj bandına bir valizi yerleştirirken, beklenmedik ve rahatsız edici bir şeyi fark etti: Tatiline giderken yanına ‘kendisini’ aldığını! Kalacağı yerin özellikleri ne olursa olsun, ‘onun’ da villada olacağı gerçeği ciddi biçimde baltalayıcıydı.” Hah! Ne şahane bir bakma biçimi. Havaalanları sıklıkla kendimizden kaçmak için uğradığımız yerler değil midir sahiden?

Neyse, sonuçta havalimanına dair bu tür bir inceleme okumak hoşuma gitti, zihnimde yeni pencereler açtı. Şu muzip cümleyle bitireyim: “Seyahat acenteleri sadece nereye gitmek istediğimizi soracaklarına, hayatımızda neyi değiştirmek istediğimizi sorsalar, daha akıllıca bir iş yapmış olurlar belki.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikayeler / Franz Kafka
Bir nevi Kafka önizlemesi gibi bir kitap. Şato'nun, Dava'nın, Dönüşüm'ün ayak sesleri var Kafka'nın öykülerinde. Hayattayken yayımladığı az sayıdaki metnin önemli bir kısmı bu kitapta bulunuyor, elbette her zamanki gibi Max Brod'un derlemesiyle. Özellikle Milena'ya yazdığı mektuplarda sıkça adı geçen "Yargı" öyküsünü okumak bir tanışla karşılaşmak gibiydi. "Cezalılar Kolonisi" ise kendisinin kuvvetli metinleriyle kapışacak ölçüde iyi bir öykü ‑ ziyadesiyle tedirginlik verici ve sert.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü
Bir mucize oldu; herkes toplansın: Bir Amerikalının yazdığı bir kitabı beğendim, hem de ÇOK beğendim. Ben de herkes kadar şaşkınım, ama oldu işte. Aslında bir sinirbilimci olan Eagleman, ölümden sonra başımıza neler gelebiliyor olabileceğine dair müthiş umutlu, komik, neşeli, alaycı, muzip 40 tane öykü anlatıyor, tahminlerde bulunuyor, hayaller kuruyor. Ben çok korkarak okumaya başladım, ama bana ne kadar iyi geldiğini anlatamam. Hatta sanırım bu kitap sayesinde Kaya’yı ilk defa rüyamda ve mutlu biçimde gördüm. Herkese, ama özellikle bir kayıp yaşamış kişilere mutlaka öneriyorum. “Ölümden sonra tüm deneyimlerinizi yeniden yaşarsınız ama bu defa olayların dizilimi farklıdır: belli bir niteliği paylaşan tüm anlar bir araya toplanır. İki ayınızı evinizin önünden geçen caddede araba sürerek, yedi ayınızı seks yaparak geçirirsiniz. Üç gün restoran bahşişlerini hesaplarsınız. İki gün ayakkabı bağlarsınız. Tam beş ay dergi karıştırarak tuvalette oturursunuz.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir