261Yorum
Üç ayrı yaşam anlatılıyor tek tek kitabın başında. Daha sonra o üç ayrı birbirinden çok uzak görünen yaşamlar öyle güzel birleşiyor ki.. Adı mutluluk olsa da içe içe gizlenmiş ve yok edilmek istenen bir mutsuzluğu hissettim bu kitapta.Hissettim diyorum çünkü Zülfü Livaneli'nin güçlü anlatımı kitapta geçen olayları insana derinlemesine hissettiriyor.Toplumsal bir roman olması kitabı insana daha da yakınlaştırıyor.Törelerin insan yaşamındaki derin izlerine bu kitapta rastlayabilir,toplum gerçeğiyle yüzleşebilirsiniz. Yazarın neredeyse dokunmadığı konu yok gibi; gecekondulaşma, siyaset, ekonomi, aşk, mutluluk, umutsuzluk.
Kitap tam bir Türkiye resmi.Doğuda; annesi doğum sırasında ölmüş,babası ikinci eşi yeni evlat veremiyor diye kızı yaşındaki üçüncü eşi ile evli bir babanın kızı,dindarlık maskesi altında herkese kötülükte bulunan yeğenine tecavüz eden bir amca.Bu sırada kendi şehirlerinden daha da doğuda bulunan dağlarda askerliğini komando olarak yerine getirmekle uğraşan,kanlı saldırılardan dolayı psikolojik durumu bozulmuş amca oğlu.
Batıda ise;eğitimini dünyanın en ünlü üniversitelerinden birinde bursla tamamlamış,oldukça zengin bir ailenin kızı ile yapmış olduğu evlilikten dolayı mutsuz olan bir memur çocuğu profesör.
Amcası tarafından tecavüz edilmiş bir yeğen,bu işi temizlemek için uğraşan kuzen ve evinde bulamadığı mutluluğu denizlerde arayan bir profesör.Bu üç kişinin bir şekilde bir araya gelmeleri sonlara doğru ise bütün bu yanlışlıklardan bunalan ve medeniyetten kaçan emekli bir büyükelçinin ortaya çıkması.
Aslında anlatılanların hepsi hiç yabancısı olmadığımız her an karşılaştığımız olaylar ama o kadar güzel yazılmışki,zaten bildiğimiz şeyler neden hep aynı konular üzerinde duruluyor demiyorsunuz.
Oldukça da sürükleyici bir kitap.Gerçi 2002 yılında yayınlandı ama ben yeni okudum.Benim gibi okumamış olanlara tavsiye ediyorum.Lutfen okuyunuz.
Bu kitap önce iki sonrada üç insanın kesişen hayat hikayesini anlatıyor. Aile içinde tecavüze uğramış bir genç kız ve aile meclisinde verilmiş ölüm kararını uygulamak için seçilmiş yeni terhis olmuş bir asker. Ve onu öldürmek için çıktıkları yolculukta yaşadıkları ilginç olaylar ile beraber bir profeör ile yollarının kesişmesi. Kitap akıcılığı ile insanı büyülerken sonlara doğru hiçte beklenilmeyen ve insanı mutlu etmeyen bir anlatımla bitiyor.
sayın Livaneli bu eseriyle tamamen farklı bir tarz denemiş.arkasında iyi diye tanımlanmasını istenen birşeyler bırakmak isteyen birinin korkusu seziliyor üslüptan.renkli mi??evet renkli ve ahenkli bir kitap hoş güzel,,biraz da entellektüelizm kokuyor.okunmaya değer...
3 farklı karekterin yollarının tesadüfen karşılaşması ile başlayan ve günümüz Türkiye'sinide sentezleyen nefes kesici bir seriven. Başladıktan sonra elinizden bırakamıyacağınız unutulmaz bir roman. Herkse ısrarla okumasını tafsiye ediyorum.
üç farklı insan, üç farklı hayat..bunların bir noktada birleşmesi kitabı okurken biraz insanı sıksa da etileyici..
ZÜLFÜ LİVANELİ VE BU KİTABI HAKKINDA NE SOYLESEM AZDIR.CAGIMIZI YANSITAN EN İYİ DONEM ROMANI DİYEBİLİRİZ.BEN KİTABI OKUDUGUMDA COK ETKİLENDİM.HEM DİL YONUNDEN HEM DE KURGU YONUNDEN.KİTABIN ADINA DA AYRICA DİKKATİNİZİ CEKMEK İSTERİM.KİTABIN ADI MUTLULUK AMA İÇERİSİNDE ANLATILAN HİKAYE HAYATIN,GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDE YASANANLARIN BİREBİR YANSIMASI.ZÜLFÜ LİVANELİ MUTLULUK GİBİ SOYUT VE GENEL BİR KAVRAMI BU SEKİLDE SOMUTLASTIRAN EN İYİ TURK YAZARDIR BELKİ DE.ASLINDA HAYATTA İNSANLARIN YASAMDAN,HAYATTAN İZOLE SALT MUTLULUK YASADIGI BİR DONEM YOKTUR.HER KİM BUNU BEKLERSE HAYAL DUNYASINDA YASAMAYA DEVAM ETMEK ZORUNDADIR SONSUZA KADAR.MUTLULUK YASAMIN İÇİNDE,HER ANIMIZDADIR,ÜZÜNTÜYLE,SIKINTIYLA ,ACIYLA,SEVİNÇLE İÇİÇEDİR.EĞER BU DOGRU DEGİLSE,MUTLULUK DİYE BİR ŞEY YOKTUR.
Bence konu olarak hiç de yabancı olmadığımız binlerce Meryem'den sadece birinin öyküsü. Kitap, Türkiye popülasyonunu oluşturan insanlar arasındaki soyal ve kültürel uçurumu gözler önüne seriyor.Bu uçuruma rağmen kader,birbirinden çok farklı üç insanı herbirinin kendi özgürlük hikayelerini başlatmak üzere biraraya getiriyor.Kitap genel olarak güzel , fakat profesör ile ilgili detayların abartıldığını , o yüzden de kitabın bu pasajlarının biraz sıkıcı olduğunu düşünüyorum.
gerçekten severek okudum bu kitabı.hatta final haftamda okumaya başlamıştım.finallere çalışmam gerekirken kitabı bitirdim.en çok ilgimi çeken profesörün kimlik arayışıydı.belli bi yaşa gelmiş ama hala kendini bulma çabasında.ve anlattıklarının türkiyeyle bağdaştırmasıda hoşuma gitti.
Ancak bir masal olabilir bu. Elinizden bırakamayacağınız bir masal ve bunu Zülfü Livaneli'den daha iyi kim yazabilirdi ki?
tek kelimeyle mükemmel. çok yalın ve akıcı bir dil kullanılmış.zaten zülfü livaneli'den daha farklı bir kitap beklemek hata olurdu. kitapta türkiye'nin kanayan bir yarasına parmak basılmış. özellikle son dönemlerde artan töre cinayetleri bu kitabın ana teması olmuş. kesinlikle alınıp okunması gereken bir yapıt...
Okumaya ilk başladığımda bu ne masal dedim. Ama sayfalar ilerledikçe elinizden bırakamıyorsunuz. Zülfü Livaneli böyle önemli bir konuyu çok güzel anlatmış.
3 farklı insan, 3 farkı mevsim, 3 farkı yaşam ve sentezi mutluluk...Doğu'da süren töre kavramını ve din maskesi altında türlü yobazlıkların altına sığınmış insanların kimisinin, ki bunlardan birisi şeyh diye anılan,müritleri olan; ancak 17 sinde bir kıza (meryem'e) tecavüz edip aynı kızın tecavüz nedeniyle yargısız infazla cezandırılması gerektiğini öne sürendir, maskelerini düşürür. öte yandan istanbul' un lüks lokantalarınki akşam yemeklerinden, ışıltılı gece kluplerinden, sosyeteden, yurduşından, paradan,medyadan, sözde başarı maskesi altındaki başarısızlıklarından kaçan bir insan profesör...
2 yıl boyunca terörle mücadelelerin en şiddetli geçtiği bir bölgede yapılan askerlik sonucu kısmen duygusuzlaşan, psikolojisi bozulan bir genç,şeyhin oğlu, infaz görevini üstlenen insan, cemal... hiç beklenmedik bir zamanda ve yerde yolları kesişen bu üç insan ve dahası mutlulukta...
Kitabın adı neden mutluluk hâlâ anlayabilmiş değilim!! Acaba Zülfü LİVANELİ; "bakın böyle (neredeyse) yitik hayatlar da var. Onları görün ve elinizdekilerin kıymetini bilerek mutlu olun" mu demek istiyor!!??
Sahte roller arasında kendisini kaybetmiş ve gerçek benliğini arayan bir profesör, vicdanı ile töreler arasında sıkışıp kalmış bir delikanlı ve O'nun hayata karşı saf ama korkunç da akıllı olan amca kızı. Bu üçünün, önce ayrı ayrı sonra da ilginç bir tesadüf sonucu kesişen hayat hikayeleri, ruh halleri anlatılıyor.
Kitaptan çok fazla şey beklemek abartı olur. Bunu göze alanlara okusunlar derim..
Alinip okunmasi gereken bir roman bence yabanci yazarlarimizin hayal gücünü zorlayipda kendi bulduklari hayal kahramanlarindan daha gercekci buldum konuyu ve kahramanlari.ve bu yüzden de bunlardan daha cok zevk alarak okudum.
evet, kitap okuyuş açısından sürükleyici, karakterler de ilginç. ancak bitirdiğimde bir mesaj almadığımı hissettim. bu üç kişi sanki öyşlesine biraraya geliyor gibiydi. yani olayların örgüsünde bir şeyler eksik kalmış gibime geldi. karakterler tek tek ele alındığında çok daha başarılı üç kitap ortaya çıkabilirdi bence. ama üçü bir araya gelince tam bir uyumsuzluk olmuş. bu yüzden dde karamsar diyebileceğim bir kitap olmuş. yine de insanın sıkılıp bir kenara bırakacağı türden kitaplardan değil.
Yazar, sınıfları kesimleri ve zamanları sentezleyip müthiş Türkiye gerçeklerine roman gözüyle yaklaşmamızı sağlıyor
Doğudaki çoğu insanımızın hala konuşmaya cesaret edemediği pek çok sorunu,önyargıyı ve yanlış düşünceyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren innılmaz etkileyici bir roman ben ce 'mutluluk'.ayrıca toplumda büyük saygınlık ve önem kazanmış bir insanın mutluluğu yakalamak için kariyerini nasıl tehlikeye atıp yollara düştüğünü anlatıp insanlara hayalleri,umutları pesinde koşması için güç veren bir yapıt
kitabın en güzel yanı entel denilebilecek bir profesörün yaşadığı karmaşalardı bence..Doğuda kadınların çilesi,PKK ile çatışmış askerin hikayesi, Profesörün öyküsünü süsleyen, onu bütünleyen birer destek gibiydi sadece..O adamın herşeyi bırakıp denize açılması, çocukluğunu araması, isyanı...Müthişti!!!
Mutluluk romanı bence, doguda yaşayan kadınlarımızın çeşitli örf, adet ve gelenekler altında ezildiğini, yaşama haklarının nasıl insafsızca ellerinden alındığını ya da alınmaya çalışıldığını ifade eden bir roman, ve burada önemli olan ise kadının eşitlik, özgürlük ilkesi çerçevesinde tüm bu yaşananlara karşı, özgürlüğüne gem vuran, ona hayatta kalma hakkı tanımayan, ona hiçbir şans vermeyen kafalara ve şartlara karşı mücadele etmesidir.. Meryem de bu romanda İstanbul'da yitip giden bir kişilik değil, aksine kendi kararını kendi verebilen, yaşamın kendisine sunduğu mucizeleri iyi değerlendirip mutluluğa varan bir kişiliktir.
- ''İnsanların , toplumun kendilerine yükledikleri bütün önyargıları ahmakça taşıdıkları bir deve dönemleri vardır, sonra aslan dönemi gelir; önyargılara karşı aslan gibi savaşırlar ama bir de bazılarının geçebildiği çocukluk aşaması vardır. En üst aşamadadır bu. Hayata bir çocuk safiyetiyle bakmak ve oyun oynamak; her türlü etkiye açık hale gelmek. Yitirilen safiyeti tekrar bulmak..'' Bu yüzden oyun oynayalım diyorum.