Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebiyatımızda Hüseyin Rahmi diye bir gerçek ve bir tarz var bence. Kendine has o mizahi üslubu ile ne yazsa okutuyor. İlk ve tek polisiye romanı olan Kesik Baş'da böyle bir eser. Merak duygusunu eser boyunca canlı tutmayı başarıyor. Tam bulduk katili derken akış bizi bambaşka bir maceraya sürüklüyor.

Başlangıçta Maktül kim onu bile anlamak zordu. Bence kurgusu da üslubu gibi güzeldi. Belki delillerin sürekli tesadüfen ortaya çıkışı bu tarz için bir eksiklik ama ortaya çıkan olaylardan çıkarılan sonuçlar ustaca.

Eser boyunca satır aralarında ölüm, toplumun ölüme bakışı ve toplum ahlakı konularında da yazardan çok değerli görüşler okuyoruz.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vicdanla yazılmış bir hayat.. Mustafa Bey’in yaptığı şey sadece kitap taşımak değildi. O, bilgiyle insan arasındaki mesafeyi kapatmayı dert edinmiş bir adamdı. Eşeğiyle köy köy dolaşırken sırtında taşıdığı yük umuttu, inançtı, okumak herkesin hakkıdır cümlesinin ispatıydı. Bugün bile birçok insanın cesaret edemeyeceği bir fedakârlığı hiçbir alkış beklemeden yapmış olması beni çok etkiledi.

En çok da hikâyenin sonu canımı yaktı. Onca emeğin ardından gelen talihsiz emeklilik, beni ciddi manada kırdı. İnsan ister istemez soruyor, Bu kadarcık mıydı karşılığı? Mustafa Bey’in azmi, bir sistemin soğuk duvarlarına çarpıp kenara mı bırakılmalıydı? Kitabı bittiğinde hayranlıkla birlikte bir burukluk da kaldı içimde. Çünkü bazen en büyük hizmetler en sessiz insanların omuzlarında yükseliyor ve ne yazık ki en az onlar hatırlanıyor. İşin sonunda Eşekli Kütüphaneci vicdanın, umudun ve emeğin gerçek hali olarak bende çoktan yerini aldı.

İnsanı yoran yük değil, görülmeyen emektir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mutsuzluğa doyduysak doymadıysak diyerek 2025 yılında son okuduğum kitaptı yılı nedense bu kitapla kapattım.

Yazar kitabı annesinin ölüm haberini alan ve sonrasında yazma isteğiyle dolan bir yazar dilinden romanlaştırmış.
Bir ölümün kendisini yeniden iyi hissettirdiği bu duyguyu kendinde dehşet verici bulan bir açıklamayla, artık can sıkıntısı yok, dirençsiz bir beden, yormayan uzaklıklar ve acı duymadan kayıp geçiveren zaman.
Of diyorum bu cümle harika

Yazar kitapta annesini değil aslında bütün kadınları, yaşadığı dönemle iç içe almaya çalışarak açıklayıcı, yaralayıcı, duygusal , birbirini yakından tanımak, tanıyabilmek, anlayabilmek, aslında tanımamış olduğunun farkına vardıran, bunu yüzünüze vurabilecek bir kitap.
Burada sadece anneyi değil insanlığı da araya sokabilirsiniz, isterseniz babanızı, çocuğunuzu düşünerek okuyabilirsiniz. Söylenmiş söylenmemiş kendi felsefesini kurmuş her şey var.
Tüm bu olgulardan yola çıkarak yazdım diyor.
Sizde okuyun, sevgiler...
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın baş kısımındaki açıklamalar faydalıydı. İbni Tufely'den önce İbni Sina'nın Hay Bin Yakzan'ı vardı kitapta. İki hikayenin birbiriyle tek alakası ismi ve yazım yöntemi. İbni Sina'nın hikayesini anlamak daha güç bence.

İbni Tufeyl'in Hay'ı 70'li sayflarda başlıyor. Hikayede Hay'ın adada yaşadığı şeylerden çok iç dünyası anlatılıyor. Bu kısımlar biraz daha felsefi ağırlıklı olduğu için anlamak da daha zor. Çocukluğumda çizgi filmini izlediğim Hay'ı kitap olarak okumak güzeldi. Çizgi film Hay'ın medeniyete dönüşüyle biterken kitapta devamı vardı ve bence kitabın en vurucu kısımlarından biri de burasıydı.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her çağda “dar zamanlar” yaşayan insanı anlamaya açılan güçlü bir edebî deneyimdi. Geçmiş, sürekli bugüne sızar ve bireyin bugünkü kararlarını belirler. Bu nedenle takvimle ölçülen bir dönemden çok, İnsanın kendini gerçekleştiremediği ruhsal bir sıkışmayı ifade eder. Romanlardaki kişilerle tanıştıkça, onların asıl derdinin zamanla yarışmak olmadığını fark edersin. Asıl mesele, kendileri olamamak. Ağaoğlu’nun karakterleri çoğunlukla aydınlardır, ancak bu kimlik onları özgürleştirmekten ziyade daha da yalnızlaştırmıştır. Geçmiş hep yanı başlarında durur ve bugünü rahatça yaşamalarına izin vermez. Ağaoğlu zamanı özellikle dağıtır; anılar bir anda çıkıp gelir, düşünceler yarım kalır. Bu da okuru yormaktan çok, karakterlere yaklaştırır. Çünkü gerçek hayatta da kimse geçmişini düzgün sıralarla hatırlayamaz. Serinin “dar” olan tarafı, tam da bu sıkışmışlık hissi: insanın kendi hayatında nefes alamaması. Seri üzerine daha uzun yazmak isterdim. Her zaman önereceğim; mutlaka okuyun.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sayın Necmettin Şahinler’in Kuran çalışmalarındaki samimiyetin en çok hissedildiği eserlerinden biri.Kuran’da bahsi geçen kadınlarla sohbet eder gibi,o dönemlerde yaşananları hikayeleştirerek anlattığı özgün ve okuması oldukça keyifli bir eser.Kitabı Cemalnur Sargut Hanım’ın sesinden dinlemek de ayrıca keyifli.Kuran’daki kıssalardan ibret alıp ders çıkarabilmek her şeyden önce o dönemleri yaşayan insanların duygularını anlayabilmek,onlarla bağ kurabilmekten geçiyor.Bu kitap da samimi anlatımıyla bu bağı kurmamızı sağlıyor.Okurken Hacer Annemizi, Hz. Musa’yı görünce kalbi aşkla çarpan Safura’yı;korkusundan değil, halkının refahı için Hz. Süleyman’ın sarayına giden Belkıs’ı; “Ah, keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” diyen Hz. Meryem’i derinden hissediyorsunuz.
Kitapta bu erdemli örneklerin yanında Hz. Lût’un karısı Vahile gibi olumsuz örnekler de var.Her birini okurken “Acaba ben olsaydım nasıl davranırdım?” diye sorarken buluyorsunuz kendinizi.Gönülden tavsiye.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Önay bey takip ettiğim bir yazar bir çok kitabını okudum. Donanımlı bir yazar ve gazetecilik yapmış bir yazardır. Kitabı çok iyi adeta zeka fışkırıyor. Yazarlarla birlikte kitabının içerisinde bulunan kişiler bile adeta zeki kişiler. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim, roman kahramanın bulunduğu matematikçi gerçekçi bir insan.
Diğer polisiye kitaplarından farkı ise matematikle birleştirilmiş olup sürükleyici ve akıcı bir kitap olmuş aynı zamanda bir sonraki planda acaba ne oldu diye düşünüyorsunuz sizce bir matematikçi kusursuz bir plan yapabilir mi diye soruyorsun ayrıca insanları tanıma ile ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz gerçekten güzel bir kitap tavsiye ederim okumanızı...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yalkın Tuncay’ın Kuantum Tasavvuf kitabındaki teorik zemin, bu romanda sürükleyici bir kurguyla ete kemiğe bürünmüş. Yazar, metafizik ve bilimsel arka planı önceki eserlerine göre çok daha derin ve yoğun bir ustalıkla harmanlamış. Romanın en etkileyici tarafı, rüyalar ile bilincin kuantum düzleminde iç içe geçmesi. Özellikle "berzah" kavramının statik bir mekân olmaktan çıkıp Mira ve Evren ile birlikte yaşayan canlı bir karaktere dönüşmesi, okura aynı gerilimi yaşatıyor. Evren ile Gölge arasındaki çatışma ise sadece fantastik bir öğe değil, insanın kendi hakikatiyle yüzleşmesinin güçlü bir metaforu. Tuncay’ın alışık olduğumuz öğretici üslubu bu kez didaktiklikten uzaklaşarak kurgunun akışına ustaca yedirilmiş. Bilim ve tasavvufu ayırmadan özgün bir denge kuran bu eser, her iki alanın meraklılarını da fazlasıyla tatmin ediyor. Önceki bilimsel çalışması gibi bu derinlikli romanı da hararetle tavsiye ediyorum.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  14
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, anlam nedir, hakikat nedir soruları üzerine yıllar süren okumalar yapmış ve notlar tutmuş. Bu deneme kitabı, doğudan-batıdan, kadimden-modernden derlediği bu notların ve kendi özgün çıkarımlarının derlemesi. Yazara göre insanın kendini tanıması büyük oranda bir anlam ve anlama meselesi. Kendi arayışının seyir notlarını, nereden yola çıkıp nereye vardığını bir fotoğraf objektifliğinde okuyucuya sunmuş kitabında. Kendi tefekkür temrinlerini paylaşmış. Macera bitmedi, bulmadım ama pes etmedim, arayışım sürüyor diye bitirmiş. Deneme okumayı sevenlere, ama özellikle Dil, Anlambilim ve Gösterge bilim konularında düşünenlere öneririm
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ah Saramago... Seni büyük üstat.

İnanılmaz akıcı bir kitap. Gerçekten de insanın, Saramago'nun 5. İncil'i yazdığına inanası geliyor.

Genel olarak İsa'nın hayatını ele almasının yani sıra, ortaya koyduğu bencil Tanrı tasviri... gerçekten çok çarpıcıydı.

İnsanın hiç sorgulamadan inandığı değerleri sorgulatan bu hikayenin teolojik yanlarını bir kenara bırakacak olursak, kendimi bu İsa'ya çok yakın hissettim ve daha doğmadan evvel tanrının kurbanı olmasına çok içerledim. Hele ki din ve tanrının kendisini yaymak uğruna türlü şekillerde can verecek insanların bir bir listelenmesi, burada akla yatmayan bir şey var, dedirtiyor insana. Tarihe genel bir bakış sunulduğunda, dökülen bunca kanın sadece ve sadece tanrının isteği için olması... bu bencil tanrı... neredeyse insanı çoban olan şeytana sempati duymaya teşvik ediyor.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir