Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir insanın kendi içinde yaşadığı gel gitleri vardır. Bazen en dibe çökersin ama değişmeyi arzularsan en yukarılara çıkmak da senin elindedir. Bu kitapta bir genç kızın hayatı bu doğrultuda ele alınmış. Aile yaşantısı,ailenin sana kattıklarının hayatına doğrudan etkileri gözler önüne serilmiş. Ailesinde sevgi tası doldurulmamış çocuk,o açlığını nerelerde arar da gerçek sevgiyi buldum zanneder yanlış kapılarda,yanlış insanlarda. Günümüz dünyasında bu tip açlık çeken çocukları bekleyen çokça açgözlü simsar bekliyor etraflarda. Suç örgütleri,uyuşturucu satıcıları kendilerine bu tip kişileri çok kolay döndürebiliyorlar ve sonrası hüsran. Hasılı okunması gereken çok güzel,farklı bir hikaye.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cemal Şakar'ın son öykü kitabı Eriyen Karlar, böylesi deneyimli bir yazardan beklenen dil lezzetini ve üslubu bize sağlıyor. Ama asıl dikkatimi çeken öykülerdeki çeşitlilik ve üzerine eklenen biçimsel hareket. Eserdeki ilk öykü "Yaslı" ile "Nesne Sözlüğü" biçim arayışı açısından öne çıkan metinler. Özellikle "Nesne Sözlüğü"nde içeriğin biçimi yarattığını, öykünün bu şekilde kaleme alınmasının bir anlamı olduğunu, yani biçimin içeriğe hizmet ettiğini görebiliyoruz. Kitapta benim için öne çıkan bir başka öykü de "Sizi Gidi Yaramazlar". Öykünün ismindeki tatlılığa siz bakmayın, son derece sert gerçekçi bir metin. Tekstilde ciğerleri sönen babanın/babaların intikamını alan çocukları okuyoruz. Öykülerde konu çeşitliliği yanı sıra mekânsal çeşitlilik de göze çarpıyor. Büyük şehri de görüyoruz metinlerde, köyleri de. Ayrıca güncel meseleler de öykülerde yer alıyor. Tüm bunların ışığında, Eriyen Karlar'ı çok sevdiğimi söyleyebilirim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rüyaya Benzer benim için sadece bir roman olmadı; okudukça içine çekildiğim, bitirdiğimde ise uzun süre etkisinden çıkamadığım bir yolculuk gibiydi. Defne Suman öyle bir anlatım kurmuş ki, sanki birinin hayatını değil de zihninin en derin yerlerini okuyormuşum gibi hissettim.

Azra’nın hikâyesi ilerledikçe aslında hepimizin içinde dolaşan o tanıdık sorularla karşılaştım: Kimdim, ne oldum, neyi kaçırdım? Kitabın o parçalı, rüya gibi akışı başta biraz durup düşünmeyi gerektiriyor ama sonra insan kendini tamamen o duygunun içinde buluyor.

En çok da bıraktığı his kaldı bende… Biraz hüzün, biraz yüzleşme, biraz da geçmişe dönüp bakma isteği. Hızlıca okuyup geçilecek bir kitap değil; sindirerek, hissederek okunması gerekenlerden. Benim için iz bırakan, sakin ama derin bir metindi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vaziyetname, zekice hazırlanmış kafiyeleri ile dikkatimi çeken bir şiir kitabı oldu. Sözcük seçimlerinde de titiz davrandığı aşikâr. Okurken keyif aldım. Özellikle tek şiir gibi görünüp üç şiir barındıran bir şiiri var. Adı “İnsandır En Nihayet”. Bu şiiri diğerlerine nazaran daha çok beğendim. Alışılmışın dışına çıkan bu şiirleri, şiirin bir matematiği olduğunu göstermesi açısından değerli buluyorum.

Bazı şiirlerinde sevilen söz oyunlarından cinaslı uyaklara rastlamak mümkün. Şair bu şiirlerde sadece uyak olsun diye rastgele sözcükler seçmemiş, anlamı da en az sözcük seçimi, kafiyesi kadar dikkat çekiyor:

Huzur sokağının tenha ikliminde bir kir miydim?
Bilsem ki ölüm var, hiç kendime gecikir miydim?
Benden tükenen şanlı tükeniş, tüketen kanlı tükeniş
Tükene tükene yoklukta birikir miydim?

Bu aklımda kalanlardan biri sadece. Beğeneceğiniz ve aklınızda yer edecek başka örnekler de var.

Şairi tebrik ediyor, bu güzel şiirlerin de okurunu bulmasını diliyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kalbini Kâtibi, kendi kalbinin kâtibi olacak kadar şiiri bilen bir genç şairin kitabı. Sevim Levent’in daha önce bir yerde şiirine rastlamadım, ilk defa bu kitapta okudum. Onun iyi bir şiir okuru olduğunu anlamam çok sürmedi. On dokuz yaşında olmasına rağmen yazdığı şiir birkaç yaş büyük. Bu büyük avantaj.

Şiirlerinde vatani duygular, dini hassasiyetler yani genel olarak maneviyat hâkim. Kullandığı sözcükler bazı şairlerden de etkilendiğini gösteriyor. Örneğin Sezai Karakoç şiirlerinin etkisi, üslupta belli oluyor. Şiirleri serbest ölçüde yazmış. Bu muhtevada bir de ölçülü kalıplı şiirler yazsa milli edebiyat anlayışına hatta erken döneme denk düşürürdük. Serbest oluşunu daha çok sevdim elbette.

Eşine az rastlayacağımızı düşünüyorum, yeteneğini okumakla da besliyor, daha iyi ve güzel eserlere diyelim… Kalbinin kâtibi olabilen şairi tebrik ediyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir tefekkür biçimi olarak roman türü üzerine eğitim aldığım bir döneme denk gelen enfes bir okuma serüveniydi bu kitap. Zira yazarımız, insanı insan yapanın -şahsiyetinin ve mevcudiyetinin- ancak bir zihinde kendisine dair kalan şemalarda olduğunu, en keyif aldığım yazar üslubu olan “edebiyat yapıyorum bakın” çığırtkanlığı yapmadan, dupduru ve vurucu bir dille gerçek bir sanatla edebiyat parçalayarak yapıyor. Yönelttiği sorular, geçmişin izlerinin kimliğimizdeki derin yerine dair sorgulamalar insanı alıp tefekkür ettirecek derin felsefe odalarına alıyor adeta. Gospodinov’u çok sevdim, sırada Hüznün Fiziği olacak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bir solukta okunabilecek, okudukça sorgulanacak, sorguladıkça dünden bugüne hiçbir şeyin değişmediğinin fark edildiği önemli bir eser. cahil güçlü olunca haklı suçlu olurmuş sözünün vücut bulmuş hali Sokrates ne yaparsa yapsın üzerine atılan suçlamaları nasıl çürütürse çürütsün yine haklı olmasına rağmen bu savaşı kaybetti. bedeni kaybetti ama düşünceleri binlerce yıldır her defasında bu savaşı kazanıyor. çünkü fikirler kurşun geçirmez ve onları asarak yok edemezsiniz edasıyla sonsuzluğa gidip bu yaşanmışlığı bıraktı Sokrates. okunası...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın Kayıp Aydınlanma adlı eserini de okumuştum ve ufak tefek yerler hariç beğenmiştim. Bu eseri de öyle. Yazarda tuhafıma giden konu bahsetme de Türklerden nefret ettiğidir. Bunu şuradan anlıyorum. Bütün alimlere bir etnik köken yakıştıtıyor -ki konu bilim olunca bunun hiçbir önemi yoktur, onlar insanlığa ait kişilerdir - ama kökeni Türk olunca bundan bahsetmiyor. Türk kökenleri olanları da Fars kökenli yapıyor. İlk kitabında da Biruni ye bir nesep atfedememişti, bu kitabında onu Harezimli yapmış. Biruni eserlerinde Fars olmadığını ve bu dilden nefret ettiğini söylemiştir. Peki Ali Kuşçu'ya ne demeli? Onu da Fars kökenli yapmıştır. Yazarın bu konudaki ön yargısı çok rahatsız edici.

İki alimin karşılaştırmasına gelince, kitabın yazarı bile Biruni'yi ön planda tutmuştur. Biruni gerçek bir bilim insanıdır. İbni Sina nın ahlaki yönü çok tuhaftır. İbni Sina Doğu toplumuna, Biruni ise İnsanlığa aittir. Ne yazık ki Biruni hakettiği değeri görememiştir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Görünüşte bir çocuk kitabı formatında hazırlanmış olsa da, aslında küçük yaştaki bir çocuğa rahatlıkla okunabilecek bir eser değil. Çizimleri sevimli ve yumuşak bir atmosfer yaratmaya çalışsa da, satır aralarında ve bazı sahnelerde hafif bir tedirginlik hissi bırakabiliyor. Bu da kitabın genel tonunu beklenenden daha derin ve yer yer huzursuz edici bir noktaya taşıyor. Anlatım dili ise oldukça felsefi; basit bir hikâyenin ötesine geçerek okuyucuyu düşünmeye iten bir yapıya sahip. Bu nedenle kitap, çocuklardan çok yetişkinlerin veya daha büyük yaştaki okurların anlamlandırabileceği bir içeriğe dönüşüyor. Eğer okunacaksa, özellikle çocuklar için seçilirken dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum; çünkü her ne kadar dış görünüşü masum olsa da, içerdiği anlam katmanları ve hissettirdiği duygular daha hassas bir okuma gerektiriyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İçinde iki ayrı öykü barındıran bu sıcacık çocuk kitabı, hem dili hem de verdiği duygularla kalbimde iz bıraktı. Oğlumun severek dinlediği bu hikâyeler, aslında büyüklere de çok şey hatırlatıyor. İlk öykü özellikle kardeşlik bağları üzerine kuruluydu; küçük kırgınlıkların nasıl büyüyebileceğini ama sevginin hepsini onarabileceğini çok naif bir şekilde anlatıyordu. Okurken ister istemez çocukluğum geldi aklıma. Hikâyenin duygusu bana, kardeşler arasındaki o masum ama derin ilişkiyi anlatan eski metinleri hatırlattı. Özellikle bir noktada, pişmanlık ve suçluluk duygusunun işlendiği sahnelerde içim burkuldu. Çocukların dünyasına uygun sade anlatımıyla hem düşündüren hem de duygulandıran bir öyküydü.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir