Bir Haçlı Biyografisi: Bohemond
Dinin meşrulaştırma kılıfı olarak kullanıldığı en büyük olay olarak nitelendirilebilecek Haçlı Seferlerini yapanlar, nihai hedefleri Kudüs’e ulaşmadan evvel, önemli kavşak noktaları üzerinde güç merkezleri oluştururlar. Zamanla ele geçirilen ehemmiyetli şehirler hac yolları üzerinde önemli stratejik üslere dönüşürler. Anadolu içinde de Urfa ve Antakya gibi şehirler Haçlıların ileriye dönük amaçlarının tahakkuku için kullanılırlar. Yüzlerce kilometre uzaklardan gelerek içlerindeki macera tutkusunu bastırmayı, dini kahraman olma hevesiyle bezeyen Haçlı soylularının biyografileri ise dönemin siyasi tarihiyle o kadar iyi karışır ki bir soylunun hayatından dönemi okumak mümkün hale gelir. Umut Başat da buradan yola çıkarak Norman Soylusu Haçlı Lideri Bohemond’un hayatını merkeze aldığı çalışmasıyla bir şövalyenin şahsında Haçlı tarihinin girift noktalarını belirgin kılmaya çalışır.
Bugün hiç şüphe yok ki dünyanın en karışık bölgelerinden birisi Suriye’dir. Bundan yaklaşık bin yıl önce de dünyanın siyasi ve dini sorunlarının merkezinde olan ve Batılıların Ortadoğu diye adlandırdıkları bölgede iki büyük medeniyetin çatışma için karşılaştığı görülür. Anadolu ile Suriye arasında iki coğrafyaya açılan kilit bir noktada bulunan Antakya ise deyim yerindeyse satranç tahtasındaki vezire döner. Bu önemli şehrin Haçlı Seferleri sırasında Bohemond tarafından uzun süren bir kuşatma sonrası devletleştirilmesi ise tarih nazarında ehemmiyeti yüksek bir olaydır.
Tarihin talihe dönüşüp sıradan birini süper insan konumuna ulaştırdığı malumdur. Bohemond da İtalya’da belli bir hakimiyet alanı olan küçük bir soyluyken büyük imparatorlukların aktör olduğu bir sahnede kendisine yer bulur. Onun ibretamiz ve maceralı hayatı temasta bulunduğu çatışma ve olaylar paralelinde deyim yerindeyse tarihin aynası durumuna gelir. Bir kere Haçlı Seferleri başlamadan önce babası Robert’la doğudaki Bizans’a karşı Balkanlarda verdiği mücadele 11. yüzyılda Doğu Avrupa’nın siyasi tablosunu çok iyi yansıtan bir hikayedir. Siyasi tarihin bir biyografinin gölgesinde nasıl geliştiğinden ziyade, nedensellik ilişkisi üzerinden Avrupa’daki Viking istilasından Haçlı Seferlerine giden yol bir nevi Bohemond’un hayatına sırlanır.
Tabii irdelenmesi gereken bir hayat hikayesi olunca resmin tamamının görülmesi için maceranın çok öncesine gitmek gerekir. Umut Başat da bu minvalde Bohemond’un soyunun köken aldığı Vikinglerin Avrupa ufuklarında görülmesi ve Normanlara dönüşen Vikinglerin Güney İtalya’ya uzanan hikayelerine eserinin birinci bölümünde yer vererek söze başlar. Güney İtalya’da Bizans hakimiyetini bitiren Bohemond’un babası Robert’in vefatını izleyen dönemde başlayan siyasi karmaşa zamanları da eserin ikinci bölümünü oluşturur. İtalya’nın bölünmüş kaotik yapısından çıkış arayan bir prensin yolunu nasıl değiştirdiğine ise diğer bölümlerde değinilir. Böylelikle eserin geri kalan 3 bölümünde Bohemond’un Amalfi Kuşatması esnasında Haçlı olmasından sonraki kısımlar yer alır. Buraya kadar bayağı maceralı ve aksiyon dolu bir yaşamın ortaya çıktığı malumdur. Fakat çatışmalar, savaşlar ve kılıç şakırtılarıyla beraber anlatılması gereken çok şey vardır.
Devrinde Bohemond’u kahraman şeklinde afişe eden birçok eserin olduğu bilinir. Bunlardan kolaylıkla edebiyatımızdaki Battalnamelere benzer bir edebi metin oluşturulabilir. Ama bunun akademik tarih disiplinin kapsamına gireceği şüphelidir. Başat ise eserinde dönemin birinci el kaynaklarını temkinli bir şekilde kullanarak, metnini inşa eder. Başat’ın olaylara nesnel bir konumdan yaklaştığı kullanılan kaynakların tenkidi ve yorumu esnasında ortaya çıkar. Bilgilerin ve belgelerin tarihi olayları izah eden objektif çıkarımlara evirilmesi bahsedilen vakaların mantıksal düzleme oturmasını sağlar. Eserin en nihayetinde bir Yüksek Lisans tezi olması, bu gibi durumları normal olarak nitelendirmemizi sağlayabilir. Ama akademik çatı altında bu tarz ilmi yaklaşımlarının olmadığı birçok eseri görmek de mümkündür. Bu minvalde Umut Başat Haçlı Bohemond’u efsanelerin abartılmış tortularından temizleyerek ve hakkında yazılanları tenkit ederek anlatır.
Üçüncü ve dördüncü bölümler de ise Bohemond’un 1. Haçlı Seferiyle Anadolu’ya gelmesi ve Antakya’yı ele geçirip bölgede Prinkepslik kurması ele alınır. Bu yıllarda kılıcı elinden düşürmeden, cepheden cepheye koşan Bohemond’un ek olarak siyasi bir aktör olarak ortaya çıkması, kırk yamalı bohçayı andıran Anadolu coğrafyasındaki ilişkiler ağına müdahil olmasını sağlar. Bohemond’un önemli bir figür olduğu bu çetrefilli tablonun daha fazla analize ihtiyacı vardır. Çünkü basit olayların olmadık sonuçları çok aktörlü ilişkiler ağını her seferinde daha karmaşık hale getirir. Bohemond’un her olayın içinde yer alması, esir düşmesi, savaşması, antlaşmalar imzalaması, elçiler kabul etmesi vs. ise eserin siyasi yorum dozajını arttırır. Başat bu ağır gibi görünen tabloyu fevkalade iyi netleştirir. İlk olarak birinci el kaynakların ne dedikleri söylenir, sonra yapılan analizlere destek mahiyetinde günümüz araştırmacılarının tahlilleri sunulur. En nihayetinde objektif şekilde siyasi düğümler çözülür ve son yoruma giden yolda okurun ufku açılır. Misal Anna Kommena’nın Alexiad eserinde Bohemond fasıllarında sunulan bilgilerdeki tutarsızlıkların tespit edildiği görülür. Ayrıca dönemin ihtisas sahibi bazı araştırmacılarının kullandığı nadide bilgiler- ki bazıları kilise kayıtlarına kadar yazarı götürür- konuyu netleştirmek üzere sunulur. Araştırmacıların benzer fikirlerinin konunun altını çizer tarzda sunulması ise olayın az çok ne olduğunun anlaşılmasını sağlar.
Eserin beşinci bölümünde ise Anadolu sahasında sıkışan Bohemond’un yönünü batıya çevirdiği dönem ele alınır. Önce Güney İtalya’ya sonra Fransa’ya giden Bohemond’un Bizans Seferi ve ölümüne kadarki yaşamı siyasi ve askeri yönleriyle anlatılır. Bu açıdan Bohemond’un hayatı üç safhaya bölünebilir. İlk safhada Norman Prensi olan Bohemond, ikinci safhada Haçlı kumandanlığından Antakya Prinkepsi statüsüne yükselir, üçüncü safhada ise eski husumetini yeni menfaatları çerçevesinde fırsata çevirmeye çalışan bir Bizans düşmanına dönüşür. Bu inişli çıkışlı kronolojik biyografi sunumunda genel olarak tutarlı yorumlarla netleştirilmeye muhtaç kısımların açık hale getirildiği görülür. Yapılan analizlerin, yazarın konuya iyi odaklanmasından ve merkezin dışına fazla çıkmamasından dolayı, gayet rafine bir hal aldığı da belirgindir. Zira Haçlı Seferlerinin eleştirisi, Doğu Batı mücadelesinin dinamikleri, medeniyet tartışmaları üzerine bir eksen kaymasına eserde rastlanmaz. Açık, sade ve anlaşılır akademik bir dilin kullanılması eserin hitap ettiği zümrenin genişlemesi için bir vesile haline gelir.
Eserde metni destekleyici fotoğraf, resim ve harita gibi unsurlar kullanılmasına rağmen bu içeriklere daha fazla yer verilmesinin anlatımı güçlendirme açısından faydalı olabileceği fikri akla gelir. Ayrıca bölgeyi gösteren fotoğrafların bazılarının yazar tarafından çekilmesi, bölgenin yazar tarafından ziyaret edilmesi, akademik ciddiyeti kanıtlamaktadır. Çünkü anlatılan coğrafyayı hiç görmeden eser yazılması mümkün olmakla birlikte gören gözün anlatacakları daha evladır. Yine resimden laf açılmışken eserin kapak resminin Antakya Kuşatması’nı anlatan bir minyatür olduğu için fazlasıyla ilgi çekici olduğunu kabul etmek gerekir. Blondel’in elinden 1843 yılında çıkan arka kapaktaki Bohemond portresi de eserin kapak tasarımını daha da iyi konuma getiren bir etmendir.
Sonuçta Haçlı Seferleriyle İslam coğrafyasının ve Anadolu’nun bağrına saplanan hançerlerin iyi tetkik edilmesi, Haçlı ruhunun iç dinamiklerinin iyi çözümlenmesi gerekir. Zira tarih disiplininin bazı esasları değişmekle beraber ana kaidesi sabit bir zemin üzerinde yükselir. Yani olaylar değişmekle birlikte meselelerin neşet ettiği zemin pek değişmez. Din kisvesine bürünmüş Haçlı Seferlerinin güçlü başka sebepleri olduğu gibi ABD işgalleri öncesinde Haçlı Seferi söylemini yineleyen Amerikan Başkanı’nın terörü minimize etmekten farklı amaçlarının olduğu barizdir. Tarihi karakterler üzerine yazılan biyografiler bu nedenle bir karakterden çok bir zihniyetin analizini mümkün kılar. Umut Başat’ın Bohemond biyografisi biraz da bu açıdan değerlendirilmeli…