Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu Çağdaş bir roman ama ele aldığı konular insanlık tarihi kadar eski: Baba/anne/evlat ilişkisi, büyümek, ait olmak, dostluk, kimlik, coğrafya ve sosyal statü, arayış vs... Sanatta, edebiyatta insana dair ele alınmamış bir şey kalmadığı söylenir hep. Ben bu görüşe katılmıyorum lakin bu roman kültür tarihi boyunca defalarca ele alınmış konuları anlatıyor, ama nasıl? Dağların etrafında dolaşıp zirvelerine çıkarak; Alp yaylalarında, Himalayalarda gezinerek... Okurun mizacına göre, romanda tasvir edilen dağ ve dağcılıkla ilgili durumlar sembolik çağrışımlar uyandırmaya müsait. Bir Çamlıhemşin'li olarak İtalyan Alpleri'ndeki dağ yaşamının kendi kültürüme ne kadar benzediğini okumak da hoştu. Roman için modern bir başyapıt denmiş kapak yazısında, başta fazla cüretkar bulmuştum ama sanırım öyle! Çeviri açısından da gerçekten iyi iş çıkarılmış, ince dağ suları gibi akan bir üslup, zorlantısız... Edebî derinlik peşinde olanların yanında özellikle dağlarla hemhal olmayı sevenler mutlaka okumalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğer çocuğunuz varsa mutlaka kitaplığında olması gereken bir kitap! :) Çocuklara sayıları, meyveleri, bazı yiyecekleri, renkleri, haftanın günlerini, gece ve gündüzü, sağlıklı beslenmeyi, tırtılın kelebeğe dönüşme sürecini; her geçen gün büyüyerek değiştiğimizi ve dönüştüğümüzü en tatlı, en nahif, en eğlenceli şekliyle öğreten kitap :) Kitabın son sayfasında dünyada halen her geçen dakikada bir adet “Aç Tırtıl” kitabının satıldığı bilgisi yer alıyor.
Kitabı okuması beş dakika sürüyor ama eminim bu kitap çocuğunuzun size en çok okuttuğu kitap olacak. Çünkü renkleri, baskı kalitesi, çizimleri çok güzel. Küçük çocuklara düşünmeden hediye edebileceğiniz en tatlı kitap olabilir :)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birbirinden farklı 3 ilişkiyi okuyoruz roman boyunca. Biri çok tutkulu bir aşk ( anna ve vronskiy), biri ölçülü ve belki de şu anda etrafımızda gördüğümüz birçok aileyi var eden saygı ve sevgi temelli bir ilişki (kiti ve levin) ve diğeri de birbirlerinden uzak, çocukları için bir arada bulunmaya razı olmuş, aralarındaki sevginin bittiğine kanaat getirdiğim bir ilişki. (Dolli ve Stiva)
Kitabın son yüz sayfasını soluksuz okudum diyebilirim. Başta biraz acımasız davranmış olsam da anna arkadyevnanın yaşadıklarının bu denli şeffaf önüme serilmesi beni biraz etkiledi. Onun yaşadıklarını yaşamadan, onu anlayamayacak olduğumu fark ettim.
Kitabın son iki yüz sayfasındaki duygu ve düşünce yoğunluğu beni şaşkına çevirdi. O kadar güzel ve anlamlı cümleler okudum ki mest oldum. Kitap ilmek ilmek işlenmiş. Bu kitabın neden bu kadar sevildiği ile ilgili sorgulamalarım cevabını bulduğu için huzur içinde ayrılıyorum bu büyülü dünyadan...
Yanıtla
11
1
Destekliyorum  18
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Son zamanlarda gördüğüm en iyi çalışmalardan biri...

Kitaba evvela klasik arap şiirinin dönemleri hakkında genel bir bilgi edinerek başlıyorsunuz, daha sonra ise; Cahiliye dönemi, ilk İslam dönemi, Emevi dönemi, Abbasi dönemi ve Endülüs dönemi olmak üzere 750 yıllık bir dönemi ayrı başlıklar altında; Şairlerin kişisel hayatları, edebi hayatları ve Muallakalarını, Kasidelerini, Beyitlerini, en meşhur şiirlerini tamamen günümüz Türkçesi ile rahatça okuyabilir, hem edebi bilginizi hem de genel kültürünüzü geliştirebilir, şiirleri keyifle yada benim gibi bir solukta okuyabilirsiniz.

Bu değerli şiirleri bizlere çevirip derlediği için Mehmet Şayir Bey'e teşekkürlerimi iletiyorum ve kitapkurtlarına iyi okumalar diliyorum...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dört sene önce, tee pandeminin sonlarına yakın, yabancı edebiyat sitelerinde adından çokça bahsedilince merak etmiştim ama İspanyolcam yok İngilizcem çok iyi değil, merak ettiğimle kalmıştım.

Çevirisini görünce alsam mı almasam mı kararsızdım ama arkada hem Schweblin hem de Enriquez'in yazılarını görünce daha da meraklandım.

Kasabanın Cadı'sının cesedi bulunur. Ve bütün bu süreçte Meksika'daki toplum yozlaşmasını, şiddetin ne kadar korkunç boyutlara yükselebileceğini anlatıyor.
Roman çok sarsıcı. Okuyacak olanların etkileyiciliğini azaltmamak için detaya girmek istemiyorum. Cormac McCharty, Donald Ray Pollock kadar sert yazıyor ama dilde de yenilik getirmiş. Tek paragraflık, konuşanların birbirine girdiği anlatılarla (hatta bir noktada konuşan karakterin diyalogları aniden tutanak ifadelerine döndü) roman yazmak çok zordur. Faulkner dışında da pek başaranı yok açıkçası. Ama bu roman ve yazarı bir istisna.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Poe'nun The Fall of the House of Usher öyküsünden etkilenerek yazılmış bir roman Ölüyü Kıpırdatan Şey. Yazarın, Poe'nun öyküsünü okuduktan sonra aklında kalan soru işaretlerini bir roman yazarak tamamlamaya çalışması hoşuma gitti. Poe'nun öyküsüne mantıksal bir açıklama olarak mantarları bulması, romana yeni karakterler ekleyip derinleştirmesi de hikâyeyi güzelleştirmiş. Poe'nun öyküsünü Kingfisher'ın (gerçek adı bu değil çocuk kitapları da varmış yazarın ve takma ismi daha çok bu tür korku romanları için kullanıyormuş) kısa bulması gibi ben de romanı kısa buldum. Madeline'in ölümü öyküde olduğu gibi romanda da aniden gelişiyordu.

Kitap sürükleyici olmayı da başarmış. Bilimsel açıklama getirilen anlar romanı gerçeklik zeminine oturtmuş. The Fall of the House of Usher kadar olmasa da çok beğendim. Poe sevenlere öneriyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kardeş çatışmalarının temel nedenleri, kıskançlık, kıyaslama ve çatışmalarla başa çıkma yolları gibi konulara pratik çözümler sunuyor. Rekabete değil, iş birliğine dayalı sağlıklı ilişkiler geliştirmeyi amaçlıyor

“Kardeş Rekabeti”, çok çocuklu ailelerde karşılaşılan doğal çatışmaları ele alan, empati ve iş birliğini ön planda tutan etkili bir rehber. Ebeveynlere, çocukların farklılıklarını kabul ederek, onları aynı kalıba sokmadan sağlıklı bir ilişki kurmalarına yardımcı olmayı hedefliyor.

Tavsiye ederim, özellikle birden fazla çocuk yetiştiren ebeveynler için yol gösterici ve içten bir kaynak. Ebeveynler için “yan etki yaratmayan, çocuk merkezli” bir yaklaşım arıyorsanız bu kitap oldukça uygun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Haçlı Biyografisi: Bohemond
Dinin meşrulaştırma kılıfı olarak kullanıldığı en büyük olay olarak nitelendirilebilecek Haçlı Seferlerini yapanlar, nihai hedefleri Kudüs’e ulaşmadan evvel, önemli kavşak noktaları üzerinde güç merkezleri oluştururlar. Zamanla ele geçirilen ehemmiyetli şehirler hac yolları üzerinde önemli stratejik üslere dönüşürler. Anadolu içinde de Urfa ve Antakya gibi şehirler Haçlıların ileriye dönük amaçlarının tahakkuku için kullanılırlar. Yüzlerce kilometre uzaklardan gelerek içlerindeki macera tutkusunu bastırmayı, dini kahraman olma hevesiyle bezeyen Haçlı soylularının biyografileri ise dönemin siyasi tarihiyle o kadar iyi karışır ki bir soylunun hayatından dönemi okumak mümkün hale gelir. Umut Başat da buradan yola çıkarak Norman Soylusu Haçlı Lideri Bohemond’un hayatını merkeze aldığı çalışmasıyla bir şövalyenin şahsında Haçlı tarihinin girift noktalarını belirgin kılmaya çalışır.

Bugün hiç şüphe yok ki dünyanın en karışık bölgelerinden birisi Suriye’dir. Bundan yaklaşık bin yıl önce de dünyanın siyasi ve dini sorunlarının merkezinde olan ve Batılıların Ortadoğu diye adlandırdıkları bölgede iki büyük medeniyetin çatışma için karşılaştığı görülür. Anadolu ile Suriye arasında iki coğrafyaya açılan kilit bir noktada bulunan Antakya ise deyim yerindeyse satranç tahtasındaki vezire döner. Bu önemli şehrin Haçlı Seferleri sırasında Bohemond tarafından uzun süren bir kuşatma sonrası devletleştirilmesi ise tarih nazarında ehemmiyeti yüksek bir olaydır.

Tarihin talihe dönüşüp sıradan birini süper insan konumuna ulaştırdığı malumdur. Bohemond da İtalya’da belli bir hakimiyet alanı olan küçük bir soyluyken büyük imparatorlukların aktör olduğu bir sahnede kendisine yer bulur. Onun ibretamiz ve maceralı hayatı temasta bulunduğu çatışma ve olaylar paralelinde deyim yerindeyse tarihin aynası durumuna gelir. Bir kere Haçlı Seferleri başlamadan önce babası Robert’la doğudaki Bizans’a karşı Balkanlarda verdiği mücadele 11. yüzyılda Doğu Avrupa’nın siyasi tablosunu çok iyi yansıtan bir hikayedir. Siyasi tarihin bir biyografinin gölgesinde nasıl geliştiğinden ziyade, nedensellik ilişkisi üzerinden Avrupa’daki Viking istilasından Haçlı Seferlerine giden yol bir nevi Bohemond’un hayatına sırlanır.

Tabii irdelenmesi gereken bir hayat hikayesi olunca resmin tamamının görülmesi için maceranın çok öncesine gitmek gerekir. Umut Başat da bu minvalde Bohemond’un soyunun köken aldığı Vikinglerin Avrupa ufuklarında görülmesi ve Normanlara dönüşen Vikinglerin Güney İtalya’ya uzanan hikayelerine eserinin birinci bölümünde yer vererek söze başlar. Güney İtalya’da Bizans hakimiyetini bitiren Bohemond’un babası Robert’in vefatını izleyen dönemde başlayan siyasi karmaşa zamanları da eserin ikinci bölümünü oluşturur. İtalya’nın bölünmüş kaotik yapısından çıkış arayan bir prensin yolunu nasıl değiştirdiğine ise diğer bölümlerde değinilir. Böylelikle eserin geri kalan 3 bölümünde Bohemond’un Amalfi Kuşatması esnasında Haçlı olmasından sonraki kısımlar yer alır. Buraya kadar bayağı maceralı ve aksiyon dolu bir yaşamın ortaya çıktığı malumdur. Fakat çatışmalar, savaşlar ve kılıç şakırtılarıyla beraber anlatılması gereken çok şey vardır.

Devrinde Bohemond’u kahraman şeklinde afişe eden birçok eserin olduğu bilinir. Bunlardan kolaylıkla edebiyatımızdaki Battalnamelere benzer bir edebi metin oluşturulabilir. Ama bunun akademik tarih disiplinin kapsamına gireceği şüphelidir. Başat ise eserinde dönemin birinci el kaynaklarını temkinli bir şekilde kullanarak, metnini inşa eder. Başat’ın olaylara nesnel bir konumdan yaklaştığı kullanılan kaynakların tenkidi ve yorumu esnasında ortaya çıkar. Bilgilerin ve belgelerin tarihi olayları izah eden objektif çıkarımlara evirilmesi bahsedilen vakaların mantıksal düzleme oturmasını sağlar. Eserin en nihayetinde bir Yüksek Lisans tezi olması, bu gibi durumları normal olarak nitelendirmemizi sağlayabilir. Ama akademik çatı altında bu tarz ilmi yaklaşımlarının olmadığı birçok eseri görmek de mümkündür. Bu minvalde Umut Başat Haçlı Bohemond’u efsanelerin abartılmış tortularından temizleyerek ve hakkında yazılanları tenkit ederek anlatır.

Üçüncü ve dördüncü bölümler de ise Bohemond’un 1. Haçlı Seferiyle Anadolu’ya gelmesi ve Antakya’yı ele geçirip bölgede Prinkepslik kurması ele alınır. Bu yıllarda kılıcı elinden düşürmeden, cepheden cepheye koşan Bohemond’un ek olarak siyasi bir aktör olarak ortaya çıkması, kırk yamalı bohçayı andıran Anadolu coğrafyasındaki ilişkiler ağına müdahil olmasını sağlar. Bohemond’un önemli bir figür olduğu bu çetrefilli tablonun daha fazla analize ihtiyacı vardır. Çünkü basit olayların olmadık sonuçları çok aktörlü ilişkiler ağını her seferinde daha karmaşık hale getirir. Bohemond’un her olayın içinde yer alması, esir düşmesi, savaşması, antlaşmalar imzalaması, elçiler kabul etmesi vs. ise eserin siyasi yorum dozajını arttırır. Başat bu ağır gibi görünen tabloyu fevkalade iyi netleştirir. İlk olarak birinci el kaynakların ne dedikleri söylenir, sonra yapılan analizlere destek mahiyetinde günümüz araştırmacılarının tahlilleri sunulur. En nihayetinde objektif şekilde siyasi düğümler çözülür ve son yoruma giden yolda okurun ufku açılır. Misal Anna Kommena’nın Alexiad eserinde Bohemond fasıllarında sunulan bilgilerdeki tutarsızlıkların tespit edildiği görülür. Ayrıca dönemin ihtisas sahibi bazı araştırmacılarının kullandığı nadide bilgiler- ki bazıları kilise kayıtlarına kadar yazarı götürür- konuyu netleştirmek üzere sunulur. Araştırmacıların benzer fikirlerinin konunun altını çizer tarzda sunulması ise olayın az çok ne olduğunun anlaşılmasını sağlar.

Eserin beşinci bölümünde ise Anadolu sahasında sıkışan Bohemond’un yönünü batıya çevirdiği dönem ele alınır. Önce Güney İtalya’ya sonra Fransa’ya giden Bohemond’un Bizans Seferi ve ölümüne kadarki yaşamı siyasi ve askeri yönleriyle anlatılır. Bu açıdan Bohemond’un hayatı üç safhaya bölünebilir. İlk safhada Norman Prensi olan Bohemond, ikinci safhada Haçlı kumandanlığından Antakya Prinkepsi statüsüne yükselir, üçüncü safhada ise eski husumetini yeni menfaatları çerçevesinde fırsata çevirmeye çalışan bir Bizans düşmanına dönüşür. Bu inişli çıkışlı kronolojik biyografi sunumunda genel olarak tutarlı yorumlarla netleştirilmeye muhtaç kısımların açık hale getirildiği görülür. Yapılan analizlerin, yazarın konuya iyi odaklanmasından ve merkezin dışına fazla çıkmamasından dolayı, gayet rafine bir hal aldığı da belirgindir. Zira Haçlı Seferlerinin eleştirisi, Doğu Batı mücadelesinin dinamikleri, medeniyet tartışmaları üzerine bir eksen kaymasına eserde rastlanmaz. Açık, sade ve anlaşılır akademik bir dilin kullanılması eserin hitap ettiği zümrenin genişlemesi için bir vesile haline gelir.

Eserde metni destekleyici fotoğraf, resim ve harita gibi unsurlar kullanılmasına rağmen bu içeriklere daha fazla yer verilmesinin anlatımı güçlendirme açısından faydalı olabileceği fikri akla gelir. Ayrıca bölgeyi gösteren fotoğrafların bazılarının yazar tarafından çekilmesi, bölgenin yazar tarafından ziyaret edilmesi, akademik ciddiyeti kanıtlamaktadır. Çünkü anlatılan coğrafyayı hiç görmeden eser yazılması mümkün olmakla birlikte gören gözün anlatacakları daha evladır. Yine resimden laf açılmışken eserin kapak resminin Antakya Kuşatması’nı anlatan bir minyatür olduğu için fazlasıyla ilgi çekici olduğunu kabul etmek gerekir. Blondel’in elinden 1843 yılında çıkan arka kapaktaki Bohemond portresi de eserin kapak tasarımını daha da iyi konuma getiren bir etmendir.

Sonuçta Haçlı Seferleriyle İslam coğrafyasının ve Anadolu’nun bağrına saplanan hançerlerin iyi tetkik edilmesi, Haçlı ruhunun iç dinamiklerinin iyi çözümlenmesi gerekir. Zira tarih disiplininin bazı esasları değişmekle beraber ana kaidesi sabit bir zemin üzerinde yükselir. Yani olaylar değişmekle birlikte meselelerin neşet ettiği zemin pek değişmez. Din kisvesine bürünmüş Haçlı Seferlerinin güçlü başka sebepleri olduğu gibi ABD işgalleri öncesinde Haçlı Seferi söylemini yineleyen Amerikan Başkanı’nın terörü minimize etmekten farklı amaçlarının olduğu barizdir. Tarihi karakterler üzerine yazılan biyografiler bu nedenle bir karakterden çok bir zihniyetin analizini mümkün kılar. Umut Başat’ın Bohemond biyografisi biraz da bu açıdan değerlendirilmeli…
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahlak serisinin 5. kitabı. Her şeyin ahlakı mı olurmuş sorusunun cevabını buluyorsunuz. İslami bir eser fakat sizi doğrudan bilgiye boğmuyor. Daha çok asrı saadetten örnekler vererek konunun anlaşılması hedeflenmiş ki buda daha akılda kalmasına sebep oluyor. Çok güzel örnekler var. Kendiniz için bir çok karar alacağınız ve planlama yapacağınız bilgiler mevcut. Serinin tüm kitapları ile bu kitabı da okumanızı tavsiye ederim. şunu da belirtmeliyim ki seri de ki diğer kitaplarla bağlantılı değil. Bu kitabı ayrıca okuyabilirsiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fakir Baykurt ile ilk olarak "Eşekli Kütüphane" kitabı ile tanıştım ve beni büyüleyen bir eser oldu. Araştırmalarım sonucu "Yılanların Öcü" serisini okumaya başladım ve neden bu kadar politik tepkiler aldığını da kitabı okumaya başlar başlamaz anladım. Yazar cehaletin, sefaletin ve yoksulluğun rüzgar gibi estiği topraklarda Hükümetin ve vilayet yöneticilerin ülkenin dört bir yanına okul, mektep, yol ve iş alanı vs.gibi halka hizmet etmek, halkın refah seviyesini yükseltecek görevlerini yapmak yerine; heykel dikme yarışına girmesi ve tüm bu yarışın maliyetini bir millete ağır bir yaptırım ile ödetmesi... Ve erkek egemenliğinin ağır bastığı, kadının bastırıldığı bir toplumda tüm bu olumsuzluklara ve haksızlıklara yaşlı bir kadının başkaldırışı gerçekten iyi bir vurgu ve mükemmel bir ters köşe olmuş. "Çünkü toplumu kadın yetiştirir!" Özetle, yazar her çağda olduğu gibi kendi döneminde de memleket meselelerini akıcı bir dille kaleme almış ve okura sunmuş.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir