Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın? Yani...
Öykünün kahramanı Holden başarısızlıkları sebebiyle okuldan atılıyor. 16 yaşındaki kahramanımız Holden hikayenin başında çocukluğundan ve hayatından genel olarak bahsetmek istemediğini belirtse de hikayesini, yaşadığı karmaşık duyguları anlamlandıramayarak oradan buraya savruluşunu, ergenlik sancıları ile ortaya koyduğu davranışlar üzerinden ele veriyor. Zeki ve duyarlı bir genç olan Holden’ın en çok dikkat çeken özelliği hikayesinin sonuna kadar takındığı alaycı tarzı. Yetişkinlerin kendi lehlerine kurduğu samimiyetsizliklerinden hoşnut değil. Kendi eksiklerinin de farkında fakat bunları düzeltmeye gerek görmüyor ve kendi hikayesinde de anlattığı birçok olumsuz davranışı uyguluyor. Ailesinin yaşadığı travmatik olaylar ve bu olayların getirdiği manevi yoksunlukları da onun bu davranışlarını sürdürmesinde tuz biber oluyor. Holden’in bu tavırları ailesinin ilgisizliğinden ziyade, Holden’in kardeşini kaybetmiş olması ve bu kayıpla gelen acının ergenlik çağındaki her çocuk gibi onun da hayata karşı olumsuz davranışlarını pekiştirerek yer bulamaya çalışması gibi görünüyor. İnsanın gelişim sürecindeki hallerini, ikilemlerini, sorgulamalarını bir ergenin gözünden güzelleme yapmadan, şeffaf bir şekilde ince ince çok güzel anlatıyor. Ve hatta kitabın dili ve saflığı, ergenlik döneminden yolu geçen herkesin hayatında olan tüm insanlara söylemek istediği cümlelerin sadeliği ile dile getiriliyor. Özellikle hem bu dönemi yaşamış bir yetişkin olarak hem de ergenlik çağındaki gençlere eğitim veren biri olarak bu dilden hiç uzaklaşmadığım için kitabın dili bana hiç yabancı gelmedi.
1951'de yayınlanan roman, ilk etapta eleştirmenler tarafından beğenilmemişse de kitap, okuyucuların büyük beğenisini kazanmış ve yayınlandığı döneme ciddi etkiler yaptığı gibi, okuyucuda da unutulmaz izler bırakmış. Ayrıca kitabın 1967’de ülkemizde basılan ilk çevirisi, önce Gönülçelen ismiyle yayınlanmış. Bir sonraki çevirisi bugün aynı adla bildiğimiz, Çavdar Tarlasında Çocuklar olarak basılmış. Yazarın kitabı ilgi gördükten sonra hayatı da çok ilgi toplamış ve yaşadığı bir takım olaylar yeni bir hikaye yaratacak kadar ilginç. Yazarı araştıranlar arkasında çok güzel bir eser bırakmasının yanında, kırık bir aşk hikayesi ve ruh sağlığını koruyamadığı dönemler hakkında ilgi çekici başka hikayeler de bulacaklardır. Kitap yazarın yaşadığı döneme ve evrensel olarak yetişkinlerin samimiyetsiz dünyasında, okulların işlevsizleşmiş dayatmalarına ve modern toplumun yozlaşmış ahlaki ayrıntılarına da vurgu yaptığı bir eleştiri niteliğinde. Açıkçası genelde roman hakkında yorumlar iyi veya kötü olarak değişse de her kitabın bir okunma zamanı ve sempati duyulduğu zamanı olduğunu da düşünürsek kitabı çok sevdim. Okumayı planlayan tüm kitapseverlere iyi okumalar dilerim.