Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerek köyde kalan gerekse de köyden kente göç etmiş, yoklukta var olma çabasını temayüz etmiş karakterleri okuyoruz. Bütün bu hallerde insanlar birbirine yoldaş olduğu kadar, verdikleri mücadeleleri de keskin bir bıçak hüviyetindedir. Mazinin yetersizlikleri ve zorlukları yanında diğerkâmlığa, sabra, sevgiye, imeceye yönelmiş güzel bir anış hali kendisine yer buluyor. Yani yazarın rotası hep kalbe çevrili bir duyarlılıktadır diyebiliriz. Geleneğimizin, göreneğimizin izlerini taşıyan, belleğini oluşturan güzel hikâyeler bunlar. Daha genel anlamda insan yüzlü hikâyeler desek yeridir. Yazarın çocukluğunu da içine alacak şekilde günümüze değin yaşanılan bir ömürlük serüven olsa gerek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jane Eyre'yi bitirdiğimde insanın boğazında o meşhur İngiliz sisinden ziyade, modern bir başkaldırının hissi kalıyor. Charlotte Bronte, dönemin o porselen bebek gibi kadın karakterlerini elinin tersiyle itip karşımıza fakir, silik ama ruhu devasa bir kadın çıkarmış. Jane, sistemin, sınıfların ve hatta aşkın karşısında bile kendi benliğini ön olanda tutan bir savaşçı. Kitabı okurken Thornfield'in o tekinsiz koridorlarında Jane'in hür biriyim ve bağımsız bir iradem var diyen sesini resmen kulaklarımla duymuş gibi hissettim. Kırmızı odadaki o korkmuş çocuktan, sevdiği adamı sırf ilkeleri uğruna terk edebilecek kadar çelikleşmiş o kadına dönüşüm hikayesi, bugünün dünyasında bile insanın omurgasını dikleştiriyor. Kendi iç sesine bu kadar sadık kalan bir karakterle tanışınca, insanın ''ben olsam ne yapardım?'' diye sormaması imkansız..

Açlık geçer, yalnızlık diner. Fakat insanın kendi ruhuna ihanetinden doğan o sızı, hiçbir cennette şifa bulmaz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Leylek Halife, okurken beni hem düşündüren hem de içten içe huzursuz eden bir kitap oldu. Mihály Babits’in dili ilk başta sade gibi görünse de aslında satır aralarında derin bir psikolojik çözümleme var. Bu yüzden kitap ilerledikçe olaylardan çok karakterin iç dünyasına odaklandığımı fark ettim.
Romanın merkezinde gerçeklik ile hayal arasında gidip gelen bir ruh hali var. Baş karakterin yaşadığı iç çatışmalar, kimlik arayışı ve zaman zaman gerçekle bağının zayıflaması beni en çok etkileyen kısımlardı. Özellikle rüya ile gerçek arasındaki geçişler o kadar ustaca yazılmış ki bazen ben de karakterle birlikte hangisinin gerçek olduğunu sorguladım. Bu belirsizlik kitaba ayrı bir atmosfer katmış.
Kitabı okurken insanın kendi iç dünyasının ne kadar karmaşık olabileceğini düşündüm. Bazen insanın en büyük savaşı dış dünyayla değil, kendi zihniyle oluyor. Yazar bunu çok başarılı bir şekilde aktarmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken en çok hissettiğim şey, içime çöken o hüzünlü ve gizemli atmosfer oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren hikâyenin içinde saklı bir acı ve geçmişin izleri olduğunu hissediyorsunuz. Kitap ilerledikçe o “duman” metaforu gerçekten anlam kazanıyor; çünkü karakterlerin yaşadıkları da tıpkı duman gibi dağılmış ama kokusu hâlâ üzerlerinde kalmış gibiydi.
Yazarın dili akıcı ve duyguları aktarma konusunda oldukça başarılı. Özellikle karakterlerin iç dünyasını okurken onların kırgınlıklarını, pişmanlıklarını ve umutlarını çok net hissettim. Bazı sahnelerde durup düşündüğüm oldu; çünkü anlatılan duygular bana gerçek ve tanıdık geldi.
Hikâyede en sevdiğim şey, geçmiş ve şimdi arasında kurulan bağ oldu. Olaylar yavaş yavaş açılıyor ve her yeni detay, karakterlere bakış açımı değiştiriyor. Ancak bazı bölümlerde temponun biraz düştüğünü hissettim; yine de genel atmosfer o kadar etkileyiciydi ki kopmadım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı hikâyeler vardır…
bittiğinde kapağını kapatamazsın.

Çünkü aslında bitmez, içinde kalır.

Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan tam olarak böyle bir kitap.

Daha ilk sayfalarda 1983’te kaybolan itfaiyecilerle başlayan o gizem, seni içine çekiyor ve bir daha bırakmıyor.

Jason’ın hikâyesi ise sadece bir karakterin yaşadıkları değil; bir insanın ne kadar dayanabileceğinin, ne kadar kırılıp yine de ayakta kalabileceğinin hikâyesi.

Yetimlik, kayıp, acı, intikam… Ama en çok da “neden?” sorusu.

Yazarın sahne sahne ilerleyen anlatımı sayesinde okurken bir kitabı değil, adeta bir filmi izliyormuş gibi hissediyorsun.

Her detay, her diyalog seni biraz daha derine çekiyor.

Bu kitapta “süper güçler” yok.

Ama insanı değiştiren, hatta bazen yok eden çok güçlü acılar var.

En sevdiğim şey:
Merak duygusunu son sayfaya kadar koruması.

Kitap bittikten sonra:

Uzun süre düşündüm…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Henüz küçük bir çocukken okumuştum. Hala da okuyunca çocukluğuma dönerim, hayallere dalarım. Bir eser nasıl böyle bir etki yaratır insanın üstünde gerçekten anlayabilmek çok zor. Ama asıl mesele böyle derin bir konusu olan bir kitabı nasıl oluyor da çocuklukla ilişkilendirmiş beynim. Jules Verne, İngiliz centilmeni Phileas Fogg'un zamana karşı giriştiği bu amansız yarışı anlatırken, aslında sanayi devrimiyle küçülen dünyanın ve insan azminin teknik imkansızlıkları nasıl alt ettiğinin büyüleyici bir panoramasını sunuyor. Çok enteresan gerçektende. Bu bence yazarın en büyük başarısı işte. Çocuk da yetişkin de kendine göre bir şeyler bulabiliyor demek ki...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kez anne olduğumdan ötürü bebeğime yetebiliyor muyum sorusunu kafamda susturmak için aldığım sonrasında da bırakamadığım baş ucu kitabım. Yeni anneler bilhassa bunu okumalı. Toplum ve çevre baskısına, söylentilere inat ve şahsen yakın zamanda yaşadığım benim de "o kendini çıkmazda hisseden ruh hali "hissiyatını bildiğimden ben de haykırarak söylemek istiyorum bunu; korkma sevgili anne, sen bebeğin için çok iyi bir annesin. Biliyorum şu an bunu duymaya çok ihtiyacın var, yalnız değilsin bu kaosun içinde. Lütfen kulaklarını kapat ve kendine iyi bak. Çünkü sen gerçekten iyi isen, bebeğin de gayet iyi. :)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Collins’in yazarlığı bence gerçekten büyüleyici. Aytaşı ile polisiye türüne yön vermesi zaten başlı başına bir başarı, ama Beyazlı Kadın ve Lanetli Otel gibi eserlerinde de aynı derinliği görmek mümkün. Hikayeyi farkı seslerden okumak, okuru olayların içine çekiyor; sanki her biri kendi küçük dünyasını açıyor bize. Mizahi dokunuşları sayesinde hikâyeler ağırlaşmadan ilerliyor, arka planda sınıf farkları, ahlaki ikilemler ve toplumsal eleştiriler hissediliyor. Collins’in kalemi hem sürükleyici hem düşündürücü; okur bir yandan merakla sayfaları çevirirken, bir yandan da dönemin kültürel gerilimlerini fark ediyor. Buna rağmen, bence hak ettiği değeri göremeyen bir yazar olarak kalmış; belki de Dickens gibi devlerin gölgesinde unutulmuş. Oysa eserleri, polisiye edebiyatın temel taşlarını döşemekle kalmıyor, aynı zamanda edebiyatın güzelliğini ve çok sesliliğini de ortaya koyuyor. Onu okurken hem keyif alıyor hem de edebiyatın derinliğini hissediyorum bana iyi gelen bir yazar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ömer Erdem'i gazetelerdeki köşe yazılarından tanıyorum daha çok. Birçok kitabı olmasına rağmen bu vakte kadar hiçbirini okumamıştım. Bu kitabı ise severek okudum. Yazar, kendi çocukluğundan hareketle çocukluğunun onu bir yazar olmaya giden yoldaki rolünü irdeliyor kitap boyunca. Yazarın bu şahsi çocukluk anılarında her okurun kendinden çok şey bulması mümkün. Anne babaların, eğitimcilerin , çocuklar için politika üreten bürokratların ezcümle bir şekilde çocukla temas kuran ve bunu dert eden herkesin okuması gerekiyor. Elimde olsa şehirlerde çocuklar için park yapmayan, çocukların yürüyeceği kaldırımı, nefes alacağı bahçeyi dert etmeyen belediye başkanlarına okuturum önce.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
22 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cicero’nun felsefi bir diyalog; siyaset ve hukuk felsefesi türündeki kitabıyla Yorumum: Platon’un Yasalar’ının Devlet’in devamı olması gibi Cicero’nun bu kitabı da Devlet üzerinden devamı niteliğinde olduğunu farkettim.️Cicero’nun hukuk devlet ve ahlak arasındaki ilişkiyi nasıl gördüğünü anlamak için önemli bir metin. Ona göre yasalar yalnızca devletin koyduğu kurallar değildir; evrensel akla ve doğaya da uygun olmalıdır bence en güçlü yanı bu Yani bununla “doğal hukuk” fikrini savunması dikkatimi çekti. Yazar ayrıca iyi bir yasanın ancak Erdemli bir toplum ve akılcı bir anlayışıyla mümkün olduğunu savunur ki günümüz olaylarına bakılınca hak vermemek elde değil. Bu nedenle sadece hukukçular için değil toplum ve siyaset felsefesine ilgi duyanlar içinde çok anlamlı. Yazarın idealize ettiği devlet yapısı, aristokratik ve seçkinci bir çerçevede yeralıyor. Yani halkın doğrudan katılımı çok güçlü değil. Hukukun felsefi temellerini arayan bir düşünce metni gibi kesinlikle tavsiyemdir
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir