Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İçerideki o dar hücreden, dışarıdaki o devasa infaz kalabalığına kadar her şey aslında tek bir saniyeye sığıyor. Mesele sadece bir adamın ölümü değil, adaletin o soğuk, paslı giyotin bıçağına dönüşmesi. Mahkumun işlediği suç ne kadar ağır, kurbanın acısı ne kadar derin olursa olsun, bir insanı saati saatine, planlı bir şekilde yok etmenin adına adalet demek bana ironik geliyor.
Eğer birini öldürdüğü için öldürüyorsak, devlet ile katil arasındaki fark sadece birinin elinde mühür, diğerinin elinde bıçak olması mı kalıyor? Victor Hugo, devletin kısasa kısas mantığıyla hareket ederek aslında katilin seviyesine indiğini savunuyor. Modern dünyada o giyotinler yok belki ama insan ruhunu ağır ağır asan sistemler hala yerli yerinde. Adalet, öç alma duygusundan arınmadığı sürece hep bir tarafı karanlık kalacaktır.

Mezar, ne pişmanlığı duyabilir ne de ıslahı görebilir.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken acı çektiğim halde elimden bırakamadığım bir eser oldu. Müslüman kardeşlerimizin çektiği sıkıntıları, gördüğü zulümleri okudukça kahroldum. Devlet olarak olaylara müdahil olmamamızı büyük bir eksiklik olarak görsem de Türkistan'da gavur eliyle yapılan uygulamaların ülkemde (kendi idarecilerimiz eliyle) nispeten vuku bulduğunu hatırlayınca dönem yöneticilerinden herhangi bir tepki beklenmesinin abesle iştigal olduğunu fark edip daha da kahroldum. Türkistan'ın yaşadığı, insanlığı utandıran zulüm dönemini kökenine inerek öğrenmek isteyen bu kitabı muhakkak okumalı. Halen bağımsızlığına kavuşamamış, garip kalmış bir bölge olması nedeniyle daha çok bilinçlenmemizi sağlayacağını düşündüğüm bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İki arkadaşın hayatlarından kesitler sunan çok sıradışı bir kitap. Açıkçası anlamakta çok zorlandım. Bir tarafta yaşam amacını kaybetmiş ve günlerinin önemli bir kısmını bir oyun makesinde oyun oynayarak ziyan eden insanlar… diğer tarafta yaşamaya devam eden, çalışan, yazan, konuşan, seven, sevilen başka insanlar…

Aslında hayatımızı nelerle neden doldurduğumuza odaklanan Murakami güzel bir mantıkla yola çıksa da, ilk dönem eserlerinden olan bu kitapta sıkıcı bir dil kullanmış. Kitap beni çok yordu. Yazarın dilini geliştirmesi ve tarzının oturması oldukça uzun bir zaman almış anlaşılan.

Bir dipnot eklemek gerekirse kitabın kahramanlarından biri olan Fare karakterini Murakami son kitaplarından bir kaçında da kullanıyor.

Murakami’nin yazınsal gelişimini görmek adına önemli fakat okunması çok zor bir kitaptı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
2008 tarihli. Aşağı yukarı 125’inci kitabı Enis Batur’un. En sevdiğim 5 yazar arasında bile değil ama Suya Seng’de yüzerken fark ettim, belki Bukowski’yle birlikte en çok eserini okuduğum usta. Öte yandan, 2000’lerden beri birkaç yıl arayla sindiriyorum 3-5 kitabını. Bazı denemelerini anlamıyorum, bazılarını hızlı geçiyorum ama Batur bu ülke için önemli bir değer, üstelik okuması her daim zevkli. Papağanlardan, edebiyatımızda terliğin yerinden, stand-up’ın kurucusu saydığı Lenny Bruce’dan, Kill Bill filminden, elbette şiirden, okurdan, yazardan bahsediyor. Kimi yerde güldürüyor, kimi yerde kaş zıplattırıyor. Kitabın sonuna doğru şöyle yazmış, hislere tercüman: “Paralel okur en tehlikelisidir. Değişimi, gelişimi, genellikle iri tepkilerle göğüsler, şairi, hem de el üstünde tuttuğu şairi bir kitabıyla, bir dönemiyle, kilitlemeye nasıl yatkındır. “Bir daha o doruk noktasına erişemedi” derken, rakım hesabını tek kendisinin yapabildiğinden, yapabileceğinden neredeyse şüphe duymaz.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçekçi aynı zamanda absürt. Hayatın içinden ama metafiziğe uzanan bir akıcı anlatım. On dokuz öykü; hep bir şeyler denenmiş ve bence başarılı da okunmuş. Karakterlerin özlem duyduğu (baba, oğul) hissettiği ağır özlem, ölümün acımasız yüzü çok iyi anlatılmış. Hatta bir yerinde dedim ki Gospodinov eğer böyle devam ederse ciğerimizi alıp gidecek.

Gospodinov ‘un lirik şiirsel bir üslubu var ki o duygunun okura geçmesinde ve yakın hissetmesinde büyük rol oynuyor. Öyküler kafamızda dönüp duruyor ( ki benim de en sevdiğim tarz).

Oyuna katılmayı sahne değişirken rol değiştirmeyi becerebilirsen ; bazen hikayeyi anlamak yerine hissedersen on dokuz öyküden aldığın farklı lezzetten başın dönebilir.

Okunmalı.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu Hikâye Senden Uzun Osman, ilk bakışta sade ama derinliği zamanla hissedilen bir kitap. Hikâye Osman üzerinden ilerlese de aslında hepimizin içinde sakladığı duygulara, yarım kalmışlıklara ve söylenemeyenlere dokunuyor. İnsan ilişkileri, geçmişle yüzleşme ve içsel sorgulamalar kitabın merkezinde yer alıyor.

Yazarın dili yalın ama etkisi güçlü. Okurken bazı cümlelerde durup düşünmek, hatta kendi hayatına dönüp bakmak istiyorsunuz. Olaylar sakin bir akışta ilerlese de duygusu oldukça yoğun. Abartıdan uzak, gerçek ve samimi bir anlatımı var.

Ben bu kitabı okurken şunu hissettim: Bazı hikâyeler gerçekten bir insandan daha büyük oluyor. Bu yüzden kitap bitse de etkisi devam ediyor. Sessiz ama derin bir okuma deneyimi arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı bitirdiğinizde elinizde sadece bir başarı hikâyesi değil, bir sorumluluk listesi tutuyorsunuz. Petrov, Johan Vilhelm Snellman önderliğinde Finlandiya halkının cehalete karşı verdiği savaşı öyle etkileyici anlatıyor ki; kendinizi 'Ben ülkem ve toplumum için ne yapıyorum?' diye sorgularken buluyorsunuz.

Atatürk’ün askeri okullarda okutulmasını neden zorunlu kıldığını anlamak zor değil. Kalkınmanın sadece ekonomik değil, ahlaki ve kültürel bir mesele olduğunu hatırlatan muazzam bir eser. Her öğretmenin, her askerin ve her gencin mutlaka altını çizerek okuması gereken bir yol haritası.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir günde bitirdiğim akıcı, hüzünlü, bir o kadar da etkileyici bir kitaptı.

Halim'in mutlu ve umutlu olan dünyası nasıl oldu da birdenbire tersine döndü?
Komşularının ölümüyle Halim 'in dünyası neden alt üst oldu?
Halim'in çok sevdiği çocukluk arkadaşı ona yalan mı söylüyordu?
Ya canından çok sevdiği kız kardeşi Seda ne saklıyordu abisinden?
Örnek aldığı anne, babası yanlış yaparlar mıydı acaba?

Bu soruların cevabını merak ediyorsanız bir an önce okumalısınız bu kitabı. Çünkü kitapta Halim'in sıradan hayatının nasıl değiştiğine, sırların nasıl açığa çıktığına ve bir ailenin çöküşüne tanık oluyoruz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce Han Kang’ın Veda Etmiyorum kitabını okumuş ve kendine has, insanı içine çeken anlatımından çok etkilenmiştim. Bu etkileyici üslubuna ek olarak yazarın Nobel ödülü alması, beni Çocuk Geliyor’u da okumaya itti. Ancak kitap, bir katliamı konu alması nedeniyle son derece depresif bir atmosfere sahip. Han Kang bunu nasıl başarıyor bilmiyorum ama o anları gerçekten siz yaşıyormuşsunuz gibi hissettiren, insanın içini fazlasıyla sıkan bir anlatımı var.
Açıkçası, dünyanın neden bu kadar vahşet dolu olduğunu sorgulamaya mecalimin olmadığı, ruhsal olarak yorgun bir dönemden geçtiğim için kitabı 84. sayfada bırakmak zorunda kaldım. Okuyup da karalar bağlamayacak kadar güçlü hissedenler devam etmeli.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dilek Karaaslan'ın ikinci öykü kitabı Hayatımızın En Uzun Kışı on iki öyküden oluşan bir eser. Dili temiz, anlatılmak istenenin eli ayağı düzgün şekilde hikâye edildiği metinlerden oluşuyor. Bu nedenle Sait Faik Hikâye Armağanı'nda kısa listeye kalması şaşırtıcı değil. Öykü içeriklerine geldiğimizdeyse kendi açımdan iş değişiyor. Özellikle şiddet ve tecavüz sarmalıyla meydana getirilmiş öyküler yer yer rahatsız edici seviyeye gelebiliyor. Örnek vermek gerekirse "Havuz" öyküsündeki canlı tecavüz anlatımı ve klişeye bulanan olay örgüsü, ilgili metin için kötü öyküdür, dememe neden oldu. Hemen bu metnin ardından gelen "Adil" öyküsüyse ne yazık ki diğerinin ve ondan öncekilerin arkasında kalan, her unsuruyla iyi bir öykü örneği. Genel olarak kitabı değerlendirdiğimde, çoğunlukla teknik anlamda pek sorunu bulunmayan ama anlattıkları ve anlatış şekilleri itibarıyla problemli öykülerden meydana geldiğini söyleyebilirim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir