Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bitti... Bittiğinde bir şaşkınlık bıraktı yüzümde. Sonu sürpriz geldi bana. Geçmiş, hâl, gelecek...Farklı zamanlar, farklı kişilerle iki ayrı zamanda ilerliyor roman. Özellikle biraz ilerleyince heyecan, merak yanınızdan hiç ayrılmıyor ve eşlikçileri hüzün ve şaşkınlık oluyor zaman zaman azıcık da mutluluk. Katmanlı gelişen olaylarda sıkıcı, yeknesak olaylarla geçmişte yavaş başlayıp zirve yapan heyecan, dorukta nihayet buluyor. Çöllerde kayboluyorsunuz kahramanımızla. Dil geçmişte o döneme uygun ağır, kibar. Biraz mitoloji, biraz tarih, kurgu içiçe geçmiş. Film olsa izlenir. Kitaba eklenen fotoğraflar ve notlar ikilemde bıraktı beni. Okuduğum kurgu mu, gerçek mi? Okunur mu, bence okunur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
"Bir emir bu sessiz kişileri bizim düşmanımız yaptı. Bir emir onları dostumuz yapabilirdi. Hiçbirimizi tanımayan birkaç kişi, herhangi bir masanın çevresinde toplanıp bir yazıyı imzaladılar. Başka zaman olsa bütün dünyanın hakaretini ve cezasını üstüne çekecek olan bu yazı, bizler için yıllarca en yüksek amaç yerine geçecek. Karşımızda duran bu çocuk yüzlü, kilise uluslarına özgü sakallı sessiz insanları birbirinden kim ayırt edebilir?"

Yazılmış en büyük savaş romanlarından biri kabul edilen "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok"u geç de olsa sonunda okudum. Ne kadar, ne kadar büyük bir kitap bu hakikaten. Yukarıdaki pasajı okurken aklıma İlyada geldi, şuna benzer bir cümle vardır orada: "Savaş, yaşlıların konuşması ve gençlerin ölmesinden ibarettir." Homeros'un bunu yazmasının üzerinden 2500 yıldan fazla zaman geçti ve işte hala o aynı yerdeyiz: ne trajik.

I. Dünya Savaşı'ndan bir cephe öyküsü anlatıyor Remarque, kendi cephe deneyiminden yola çıkarak çırılçıplak, son derece gerçek ve olduğu gibi yazmış her şeyi. İçinde Almanya'ya karşı hiçbir şey olmamasına rağmen bu kitabın Hitler döneminde yasaklanmasına şaşırmamalı: çünkü Nazilerin o ihtişamlı laflarla örtüp gizlemeye çalıştıkları her şey var bu kitapta: savaşın kan, çamur, açlık, şiddet, çaresizlik ve yalnızlıktan ibaret çıplak yüzü. Remarque'ın bir röportajında "benim yakından tanıdığım ve 'kişilerim' yaptığım Almanlar, çetin durumlarda yaşayan Almanlardır; militarist Almanya'nın 'böğürenleri' değil" demesi tam da buna işaret ediyor.

Savaş öncesine dair doğru düzgün hatırası olmayan, savaştan sonra da -şayet hayatta kalırlarsa- asla sıradan insanlar olamayacak 19 yaşında çocukların öyküsü bu, yahut bir neslin yok edilişinin öyküsü demeli belki.

Bu kitaba dair söylenecek her şey söylendi bugüne dek, o nedenle uzatmıyorum. Burnumuzun dibinde, Ukrayna'da burada yazan kabusların aynıları yaşanmaktayken belki de hepimiz şimdi bu kitabı okumalı ve hatırlamalıyız.
"Bırakılmış çocuklar gibiyiz, ama yaşlı başlılar kadar deneyimimiz var. Kaba saba, kederli ve yalnızız; bizler mahvolduk."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
"Bir emir bu sessiz kişileri bizim düşmanımız yaptı. Bir emir onları dostumuz yapabilirdi. Hiçbirimizi tanımayan birkaç kişi, herhangi bir masanın çevresinde toplanıp bir yazıyı imzaladılar. Başka zaman olsa bütün dünyanın hakaretini ve cezasını üstüne çekecek olan bu yazı, bizler için yıllarca en yüksek amaç yerine geçecek. Karşımızda duran bu çocuk yüzlü, kilise uluslarına özgü sakallı sessiz insanları birbirinden kim ayırt edebilir?"

Yazılmış en büyük savaş romanlarından biri kabul edilen "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok"u geç de olsa sonunda okudum. Ne kadar, ne kadar büyük bir kitap bu hakikaten. Yukarıdaki pasajı okurken aklıma İlyada geldi, şuna benzer bir cümle vardır orada: "Savaş, yaşlıların konuşması ve gençlerin ölmesinden ibarettir." Homeros'un bunu yazmasının üzerinden 2500 yıldan fazla zaman geçti ve işte hala o aynı yerdeyiz: ne trajik.

I. Dünya Savaşı'ndan bir cephe öyküsü anlatıyor Remarque, kendi cephe deneyiminden yola çıkarak çırılçıplak, son derece gerçek ve olduğu gibi yazmış her şeyi. İçinde Almanya'ya karşı hiçbir şey olmamasına rağmen bu kitabın Hitler döneminde yasaklanmasına şaşırmamalı: çünkü Nazilerin o ihtişamlı laflarla örtüp gizlemeye çalıştıkları her şey var bu kitapta: savaşın kan, çamur, açlık, şiddet, çaresizlik ve yalnızlıktan ibaret çıplak yüzü. Remarque'ın bir röportajında "benim yakından tanıdığım ve 'kişilerim' yaptığım Almanlar, çetin durumlarda yaşayan Almanlardır; militarist Almanya'nın 'böğürenleri' değil" demesi tam da buna işaret ediyor.

Savaş öncesine dair doğru düzgün hatırası olmayan, savaştan sonra da -şayet hayatta kalırlarsa- asla sıradan insanlar olamayacak 19 yaşında çocukların öyküsü bu, yahut bir neslin yok edilişinin öyküsü demeli belki.

Bu kitaba dair söylenecek her şey söylendi bugüne dek, o nedenle uzatmıyorum. Burnumuzun dibinde, Ukrayna'da burada yazan kabusların aynıları yaşanmaktayken belki de hepimiz şimdi bu kitabı okumalı ve hatırlamalıyız.
"Bırakılmış çocuklar gibiyiz, ama yaşlı başlılar kadar deneyimimiz var. Kaba saba, kederli ve yalnızız; bizler mahvolduk."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk polisiyesinin ilk örneklerini okumayı gerçekten seviyorum. Bugünün tempolu polisiye romanlarından oldukça farklı bir yapısı var ama bu farklılık benim için kitabın en keyifli taraflarından biri oldu.
Vedat Örfi Bengü'nün anlatımı dönemin ruhunu çok güzel yansıtıyor. Olaylar hızlı ilerlemekten çok, diyaloglar ve kurulan tuzaklar üzerinden şekilleniyor. Özellikle Ceymis Peen ile Lort Lister arasındaki zeka mücadelesini okumak oldukça keyifliydi. Bir tarafın hamlesine diğer tarafın karşılık vermesi, klasik polisiye sevenler için tatmin edici bir atmosfer oluşturuyor.
Kitapta günümüz polisiyelerinde alışık olduğumuz sert aksiyon ya da kanlı sahneler yerine, planlar, ipuçları ve mantık yürütme ön planda. Bu yüzden okurken zaman zaman eski Yeşilçam polisiye filmlerini izliyormuş hissine kapıldım. Dili de dönemine göre oldukça akıcıydı. Elbette günümüz okuruna bazı ifadeler ve olayların gelişimi biraz eski gelebilir ama bunu kitabın yazıldığı dönemi düşünerek değerlendirmek gerekiyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. Gerçek ile kurmaca, geçmiş ile bugün, yaşayanlarla ölüler arasındaki sınırları bilinçli olarak ortadan kaldırıyor. Mozambik Adası’nda mahsur kalan yazarlar üzerinden yalnızca bir hikaye anlatmıyor aynı zamanda “Gerçekliği kim kurar? Yaşananlar mı, yoksa anlatılanlar mı?” sorusunun peşine düşüyor.

Romanın fantastik ve yer yer şaşırtıcı dünyasının altında sömürgecilik, savaş, tarih ve toplumsal hafıza da güçlü biçimde hissediliyor. Özellikle ölümün bir son olmaktan çıkıp hafızalarda, hikayelerde ve yazıda yaşamaya devam etmesi dikkat çekici. Yer yer olayları takip etmek zorlaşsa da bu da romanın bilinçli oyunlarından biri. Unutmanın Genel Teorisinden sonra okuduğum bu kitap, Agualusa’nın hafıza, kimlik ve gerçeklik meselelerine duyduğu ilgiyi daha da görünür kıldı. Şimdiden iyi okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap yalın ve sade bir dille yazılmış. Hz. Adem’den başlayarak Hz. İsa’ya kadar (efendimiz hariç) Kur’an’da adı geçen 24 peygamberi sırası ile anlatmış. Temel bilgi edinmek, olayların oluş sırasını ve peygamberler arasındaki bağlantıları anlamak için bence çok güzel bir kitap. Ortaokul-Lise düzeyindeki gençlere peygamberlerin hayatlarını özetlemek için bence çok güzel kitap. Ben sıkılmadan biraz şaşırıp biraz üzülerek okudum hayatlarını. Her okuyucuya aynı etkiyi yaratacağına eminim. Özet tadında okunacak güzel kitap…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oldukça hareketli, bol bol olay örgüsü olan kitapta karakterler olabildiğince tanımlanmış, çevreleri, aileleri, geçmişleri okuyucuya aktarılarak anlatı ağır ağır ilerlemiş olarak yazılmış. Kitap sürekli okuyabildiğim, neler olacağını hemen her zaman merak ettiren bir kitap oldu. Bazen artık her şeyi daha hızlı anlatmasını dilediğim de oldu.
Dili yalın ve sade olan kitabın çevirisi de anlaşılır görünüyor lakin kitapta çok fazla yazım yanlışı olmuş, harfler sıklıkla yanlış yahut eksik olmuş. Okuyucu bunları hemen anlayarak doğrusunu da idrak edebiliyor zannediyorum ama yine de bu yazım yanlışları olmazsa biraz daha keyifli bir okuma olacağını düşünüyorum.
Macera, entrika, sahtekarlık öyküleri sevenlere ayrıca önerilir. İyi okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tıp fakültesinden her şey çıkar, arada bir de doktor çıkar demiş ya Cenap Şehabettin, işte Ercan Kesal da bu doktorlardan biri. Hemen hepinizin filmlerden tanıdığı oyuncu ve yazar Ercan Kesal, bu kez hekim kimliğiyle Anadolu’nun çeşitli köşelerinde çalıştığı yerlerdeki insan manzaralarından; kendi hayatının çocukluk, gençlik günlerinden anekdotlar paylaşmış. O kadar sıcak ve samimi bir dili var ki kitap bitmesin istedim. Yazarın toplumsal gözlemleri, ülkenin dönemsel siyasi yapısıyla iç içe geçmiş sanki. Diğer yandan hastalarından bahsederken toplumumuzdaki patriarkal yapıyı da tüm şeffaflığıyla görebiliyorsunuz. Bu kitabın bende uyandırdığı temel duygu, Ercan Kesal’ın insanı, insan olarak; insanca anlattığıdır.
Son olarak değerli psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş’ın bir röportajında, Ercan Kesal’ın Peri Gazozu kitabını, mutlaka okunacak kitaplar arasında tavsiye ettiğini belirtmek isterim..

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Verda’nın Ölümü kitabıyla, 2025 yılı 49.Sedat Simavi ödülüne layık görülen usta yazar İnci Aral’ın kalemini çok seviyorum. Bu kitabında sadece toplumumuzun değil tüm dünyanın kanayan yarası kadın cinayeti konusu ele alınmış. Eserde; eğitimli, varlıklı ve üst düzey mevkideki (bakan) bir erkeğin kıskançlık hezeyanıyla sanatçı eşini öldürüşü ve sonrasındaki iç hesaplaşması var. Yazarın kitapta erkeği eğitimli kesimden seçmesini son derece anlamlı buluyorum çünkü ataerkil sistemin bilinçaltı yürütülmesi sadece bir eğitimlilik eğitimsizlik meselesi değil daha derin kemikleşmiş bir anlayış meselesi ve yasalarla önü alınmadıkça dünyanın her yerinde kanayan bir yara olmaya devam edecek gibi görünüyor. Hiçbir bahaneyle bir insanın canına kast edilmesi cezasız bırakılamaz. Bu ilkellik hiçbir koşulda kabul edilemez. Özellikle kadın yazarlarımızın kadın sorunlarına duyarlılık göstermesi son derece önemli ve anlamlı buluyorum. Böyle kitapların artması dileğimle..

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vergi İmparatorluğu, bizi alışılmış bilimkurgu dünyalarının çok ötesine taşıyan; hukuk, adalet, bürokrasi, felsefe ve bilimkurguyu aynı evrende buluşturan sıra dışı bir roman. Hikâyede yıldızların enerjisinin dahi vergilendirildiği, hayatın rakamlara ve hesaplara indirgenmeye çalışıldığı galaktik bir düzenle karşılaşıyoruz.
Romanın merkezinde Mavera Tan bulunuyor. Sümbül-3 adlı yıldızın gizemli biçimde sönmeye başlaması, onu sıradan bir gözlemden çok daha büyük bir gerçeğin peşine düşürüyor. Araştırmaları, Vergi Çarkı, geçmişten kalan kayıtlar, 047-K numaralı mühür ve yıllar önce ölen babasının yarım kalmış hesabıyla bağlantılı bir sırlar zincirine uzanıyor. Bu yolculukta Mavera’ya, makinelerin duyamadığı sesleri duyabilen yedi yaşındaki oğlu Çağan ve geçmişi yanlış kayıtlara gömülmüş Kayra Solak eşlik ediyor.
Kitabın en dikkat çekici taraflarından biri ise “vergi” kavramını yalnızca ekonomik bir mesele olarak ele almaması.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir