Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Emine Işınsu’nun kaleme aldığı Hacı Bektaş, tarihi bir şahsiyeti roman kurgusu içinde anlatan, akıcı ve etkileyici bir eser. Kitap sayesinde yalnızca bir evliya değil, aynı zamanda bir dönemin kültürel ve dini yapısı hakkında da derinlemesine bilgi edindim. Tasavvufa ilgisi olanlar ya da Alevilik-Bektaşilik gibi konuları merak edenler için çok değerli bir kaynak olabilir.

Roman, Hacı Bektaş Veli’nin hacca gidip bu ismi alması, ibadetlerini titizlikle yerine getirmesi ve insanları dinin esaslarını yaşama yönünde teşvik etmesi gibi pek çok önemli detayı sade bir dille aktarıyor. Ayrıca toplumda yanlış bilinen bazı inançların da aslında tarihi dayanağı olmadığını görmek çok aydınlatıcıydı.

Her ne kadar Ahi Evran’ın zehirlenmesi, Kadıncık Ana ile evliliği ve Timurtaş gibi olaylar kurgu yönüyle öne çıksa da, bu eseri tasavvufla ilgilenenler, Türk milliyetçileri ve Alevi inanç sistemine yakınlık duyan herkesin mutlaka okuması gerektiğini gönülden düşünüyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sosyal medyada takip ettiğim ve çoğu sohbetlerde adından bahsedilen Aidin SALİH hocamızın Gerçek Tıp kitabını aylar önce okudum.
Ve gerçekten çok yararlı ve faideli bilgiler edindim. Hocamızında kitapta anlattığı gibi yıllarca sağlığımızla oynadılar ve bizleri ilaçlara bağımlı hale getirdiler.
Ben normal sağlıklı biri iken sadece hafif göğüs ağrım var diye özel hastanede 2016 yılında acilen ameliyat olmam gerektiğini ve ByPass ameliyatı olmuş ilaçlara bağlı kılınmış biri olundum.
Bu kitabı okuduktan sonra doğal olarak ve hocamızın verdiği bilgiler doğrultusunda sağlıklı beslendim ve aralıklı olarak oruç tutmaya başladım. Altı aydır tüm ilaçlarımı bıraktım. Eskisinden çok daha sağlıklıyım merdivenleri koşarak çıkıyorum. Geçen hafta kan değerlerime baktırdım hepsi çok güzel normal değerlerde.
Rabbim Aidin Salih hocamız ve insanların sağlıklarıyla ciddi olarak ilgilenen duyarlı Doktorlarımızdan razı olsun.
Bu kitabı herkesin okumasını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yanıtla
4
10
Destekliyorum  6
Bildir
Yanıtları Göster
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yate'in Satır Aralarında Afganistan Türkistanı
Charles Edward Yate’in Afgan Türkistanı’nda Rus-İngiliz Rekabeti adlı kitabı, ilk bakışta tarih ya da siyaset bilimiyle profesyonel olarak ilgilenenlere hitap ediyor gibi görünse de, aslında dikkatli bir okurun elinde zamanlar ötesine seslenen çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Kitap, 1880’lerde Rusya ve İngiltere’nin Orta Asya üzerindeki nüfuz mücadelesi sırasında görev yapan Yate’in sınır komisyonu sürecinde yazdığı mektuplardan oluşuyor. Ama bu mektuplar kuru ve resmî değil; tam tersine hem gözlem gücü yüksek hem de neredeyse edebi bir anlatımla örülmüş.

Yate, Afganistan’ın kuzeyinden, Türkistan sınırındaki dağlardan, ovalardan ve insanlardan söz ederken, sadece harita çizen bir görevli değil, bulunduğu coğrafyayı anlamaya çalışan bir anlatıcı gibi davranıyor. Yerel halkların yaşamları, aşiret ilişkileri, kıtlık ve yoksullukla başa çıkma biçimleri, hatta yolculuklardaki küçük detaylar bile mektuplarda yer buluyor. Bazen bir tabiat tasviriyle, bazen bir köyde yaşadığı küçük bir olayla insanı tarihin soğuk yüzünden çıkarıp hayatın içinden bir kesite götürüyor.

Bu kitap sadece tarihi olayları öğrenmek için değil, aynı zamanda geçmişte bir insanın gözünden bugünün sınırlarının nasıl şekillendiğini anlamak için de okunabilir. “Büyük Oyun” denen emperyal rekabetin, haritada ince bir çizgiyle bitmediği; kültürlere, halklara ve hayatlara nasıl dokunduğu edebi bir dille anlatılmış. Meraklısı için yavaş okunması gereken ama çok şey anlatan bir kitap. Resul Şahsi'nin çevirisi de kitabın okunma zevkini yükselten bir diğer etken.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın.
Kitap, Irvin Yalom'un psikoterapi deneyimlerini konu alan, on öyküden oluşan bir derleme. Her öyküde ölüm, çözülememiş pişmanlık duygusu, duyarsızlaşma, gerçeklik algısı, kelimelerin insan üzerindeki etkisi ve kalıplaşmış bir dünyada özgün olma gibi temalar ele alınmış. Bu kitabı okumadan önce çok fazla erteledim ve bir türlü okumaya fırsat bulamadım. Fakat okuduktan sonra daha erken okumuş olmayı istedim ve kitap, ilk satırlarından itibaren kendine bağladı.

“Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.”

Yalom burada, danışanlarının hayatlarından çoğunun bastırmaya çalışarak geçirdikleri varoluşsal gerçeklerle yüzleşmelerine odaklanıyor ve her zamanki gibi, bu sayfalarda yer alan iç görüler son derece anlamlı ve hayatın içinden. Kitaptaki karakterler, geleneksel sınıflandırmaların ötesinde sorunlarla boğuşuyor. Genç bir adam, cinsel ilişki yoluyla ölümün dehşetini bastırmaya çalışıyor. Acımasız zamanın getirdiği sınırlamalar altında ezilen yaşlı bir adam, gençliğin verdiği doğallığa ve bunun verdiği sınırsız umut hissine özlem duyuyor. Ölmekte olan bir hasta anlam arayışına giriyor. Bir hemşire başkalarını önemsiyor ama kendisi için hiç teselli bulamıyor. Biri daha iyi bir geçmiş özlemi çekerken, diğeri eksik kimliğini başka birinin imajına yerleştirerek telafi etmeye çalışıyor. Yalom, hayatın bir fırsat, ölümün ise son olduğunu apaçık ortaya koyuyor ve ancak ölümü anlarsak, hayatımızın potansiyel olarak yoğun ve bütünsel hale gelebileceği, mesajını veriyor.

Irvin Yalom, son birkaç yıldır en saygı duyulan yazarlardan da biri ve bence en saygı duyulan psikoterapistlerden de biri, ama yine de değerinin yeterince bilinmediğini düşünüyorum. Dr. Yalom'un kalemi umut, güven ve rahatlık hissettirir. Karakterleri, güzellik, acı, gerçeklik ve sayfaların ötesinde yaşatan bir anlatımı vardır. Benim için gerçekten bir deha ve ilham kaynağıdır. Yalom'un hiçbir kitabını okuyup da keyif almadığımı hatırlamam. Ancak burada ilgi, odak ve tür konusunda da bir iştahınızın olması gereklidir. Varoluşçu terapiye ve bunun tipik hastalarda nasıl ortaya çıktığına dair ilginiz varsa daha fazla bilgi edinmek isteyenler, bu kitabı ve yazarın diğer kitaplarını da denemeliler. Yalom'un her eserini tavsiye ettiğim gibi, çoğunlukla sevileceğini düşünerek bu kitabını da tavsiye ediyorum.
Yanıtla
8
4
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Postmodern anlatı türünde değerlendirilebilecek bu metin pek çok katmandan oluşmaktadır. Postmodernizmin tarihi arka fon olarak kullanıp kurmacaya başvurması bu metinde de görülmektedir. Anlatıcımız dedesiyle 1. Dünya Savaşı, babasıyla 2. Dünya Savaşı ve kendisiyle de sosyalist Bulgaristan rejiminin yıkılış dönemine bizi tanık etmektedir. Fakat metinde bu tarihsel dönemlerin dışında bir de Yunan mitolojisinin önemli mitlerinden biri olan Mirotor'u ve onun yaşadığı labirentin de hikayesine konuk oluyoruz. Yazar metinde bizi labirentin çıkışsız yapısı içine hapsediyor. Çizgisel zamanın olmadığı bu metin anlattığı tarihsel ve mitolojik hikayelerin dışında da pek çok mikro hikayeyi de barındırmaktadır. Dokuz bölümden oluşan bu eser katmanlı yapısıyla okura pek çok alan açmaktadır. Çağdaş edebiyatın önemli romanları arasındadır Hüznün Fiziği. Özellikle yakın tarihle mitolojinin buluşturulması çok başarılı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hatalı akıl yürütmeler / yanlış çıkarımlar (safsata) üzerine, tarihsel süreci de anlatan güzel bir eser. Ülkemizde hala felsefe ve mantıkta ortak bir terminoloji kurulamaması sorunu var. İslam felsefesinin kadim terimleri sürdürülmeli mi, yoksa direnmeyip Türkçeleştirilmeli mi? Özellikle yaygın kabul görmüş Türkçe kelimeler varken eskilerinde ısrar etmeli mi? Bazı çevirmen / yazar hocalarımız da mevcut yerleşmiş terimler varken doğrudan çeviri başka kelimeler kullanıyor ısrarla. Bu tür tutumlar ortak bir felsefe Türkçemizin olmasının önüne geçiyor. Bu eleştiriyi bir kenara koyarsak mantığa ilgi duyanların başvurabilecekleri, özellikle ikinci yarısı biraz daha zevkli bu kitaba başvurabileceklerini düşünüyorum. Hocanın emeğine sağlık.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kadının kitaplarına bayılıyorum. Önce arkadaşı suçlamak kitabını okumuştum, sonra bunu okudum. Hayatımda hiç bir kitap karakteri beni manipüle etmemişti sanırım, ancak bu kadar yetenekli bir yazar buna sebep olabilir. Psikolojik veya polisiye tarzı şeyler okurken zevk alıyorsanız bayılırsınız. Gerçekten başarılı bir kitap. Tek oturuşta bitirirseniz daha bile güzel olur. Tamamıyla sürükleyici diyemem, ama insana kendini okutturuyor. Yani, paranız boşa gitmez üstüne yatırım yapmış gibi hissedersiniz. Ben bu yazardan daha çok kitap bekliyorum şahsen. Fazlasıyla tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle kitap akıcı, karakterler güzel işlenmiş.
Kitap diyaloglar ve ara sıra da baş karakterin köpeğiyle olan monologları şeklinde geçiyor. Hikaye de güzel; aşk, dostluk, anne ve babanın olmamasının kişi üzerindeki etkileri, aldatma, saflık gibi bir çok duygu güzel işlenmiş, okuyucuyu çekiyor. Ancak baş karakterin başına gelen olay adına okuyucu olarak romana müdahale etmek 'şunu yapsana' gibi bir duruma da giriyorsunuz ama hikaye öyle gitmiyor ve sonu da tuhaf bitiyor. Yazarın böyle bir duruma girmesini beklemiyordum, kendi deyimiyle 'nivola' durumuna.
Özetle genele bakınca güzel, keyifli bir kitap, tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ereb Şemo ve Dımdım Kalesi..
Dışarıdan bakan biri için bir kaleyi ölümü pahasına teslim etmemek anlamsız gelir belki. Ama bu kaleyi teslim etmek Kürtlerin; şereflerini, onurlarını, haklarını, varlıklarını teslim etmek gibi.
Xano'nun komutanlığına, adaletine, merhametine, cesaretine, hele ki gözü karanlığına hayran kalmamak mümkün değildi benim için. Ve onun gibi diğerlerine de.
Kitapta Kürtlerin hayatına ilişkin çok belirgin anekdotlar var. Bunları örneklendirmek gerekirse; kıyafetleri, yaşam tarzları, birbirleriyle yardımlaşmaları(imece usulü), avcılıkları, askeri bakımdan hünerleri, hayvancılıktaki yaşamları. Bunun dışında, sözlü edebiyattaki dengbejleri, atasözü ve deyimleri. Ben çok beğendim mutlaka okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Temmuz 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Açıkçası kitabı okurken kırıldım. Richard Dawkins'in 1976 Selfish Gen kitabında kavramlaştırdığı global ''Mem'' yani ''Kültürel Bellek'' kavramını Jan Assmann benimseyerek ve Susan Blackmore ile Daniel Dennett gibi ''Mem'' kavramı geliştiricilerini de bir kez bile anmadan kavramı kendisine atfetme çabası bir tür ''Ego'' veya ''Kıskançlığın Zirvesi'' gibi görülebilir. Günümüzde ''Mem'' resmen bir bilimsel ''Kültürel Bellek'' kavramı iken bu kavramı 1997'lerde yazılmış bir kitapta kendisine atfetmeye çalışan bir akademisyene hiç yakıştıramadım. Lakin kitap kesinlikle okumaya değer ve ciddi akademik seviye taşıyor. Kavramın gerçek dikkat çekici yaratıcılarını ve geliştiricilerini daha bilimsel açıdan okumak isteyenler için Sigmund Freud ''Uygarlık Toplum ve Din'' ile Richard Dawkins'in bütün külliyatı; Susan Blackmore ''Mem Makinesi'' ve Daniel Dennett'in bütün külliyatını okumasını öneririm.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir