Küçük bir gerçek üzerine batıl inançlarla örülü bir dünya kurmayı başarabilen biz insanların geçmişinden bir kesit. Okunmazsa olmaz eserlerden değil; ama okunmayacak bir kitap da değil.
Yazarın diğer eserlerine göre vasat seviyesinde kalmış ama yine de okunabilir bir kitap. ismine aldanıp, içeriğinde bu türden bir konu bekliyorsanız yanılırsınız.
Kitabın arka kapağını okuyunca çok merak uyandırdı bende uzun süredir okumak istiyordum. Bu tür konular hep ilgimi çekmiştir. Fakat kitapta aradığımı bulamadım evet güzel bir kitap ama mesela Semerkant ile kıyaslandığında bana daha zayıf geldi.. Sonu beklediğim gibi bitmedi yani daha doğrusu umduğumu bulamadım.. Yüzüncü Ad'la ilgili pek birsey olmaması da hayalkırıklığına uğrattı beni. Genel itibairyle güzel ama beklentiniz varsa hazırlıklı olun :)
Kitabı yıllar önce okudum..Sürükleyici, güzel bir eser..Özellikle tarih seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim..<br />Allah'ın Yüzüncü adının peşinde yapılan yolculuk...gerçekten güzel...10 üzerinden 7.5
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir şaheser değil ama genel olarak güzel bir kitap. Dönemin halkının yaşayışları ve yaşamak için yaptıkları batıl inancları genelenkleri kültürleri öğrenmek açısındada iyi bir eserdir. Ama...!<br />Kitabın ön adının Yüzüncü Ad olmasına karşın yüzüncü ada dair pek bişeyin olmaması ise eserin trajik yönü.
gerçekten bu yazarın eserlerini okumayı çok seviyorum ve bu kitabını da okuduğumda aynı tadı tekrar aldım. bence okunması ve tanıtılması gereken kitaplardan.
yıllar önce okuduğum bir seyahat romanı..yakın zamanda bir dostumla konuşurken tekrar hatırladığım da yüzüncü adın ne olduğunu bir kez daha düşündürdü...yüzüncü ad yüzüncü adı düşünen kim ise onun ismi olabilir miydi?
Amin Maalouf un bu kitabı okunmaya değer bir kitap Roman tarzında yazılmış olan eseri okurken etrafınızı baharat ve tütsü kokularının sardığını hissedeceksiniz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitabın konusu bana elimde olmadan Arturo Perez Reverte'nin Dumas Kulübü'nü anımsattı. mucizevi işlevi olan ve var olup olmadığından bir türlü emin olunamayan bir kitap ve bu kitabı aramak için yollara düşen bir seyyahın maceraları.Tabi arada Amin Maalouf'un müthiş anlatımının farkı var ama yine de konu olarak o kitaptan esinlendiği belli.
kitap genel olarak çok iyi ancak artık amin maalouf'un neler yaşayabileceğini hangi milleti nazik hangisini kaba göstereceğini kadınlara ilişkin düşüncelerini tahmin edebildiğimizden heyecanı kaçıyor ancak tarihi roman sevenler için çok güzel tavsiye ederim saygılar
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Esma-i Hüsna üzerine okumaya, yazmaya, anlatmaya çalışan biri olarak gözümün önünde dolaşan bu romanı okumadan duramadım. Allahın isimleri hakkında ne öğrendim bu kitaptan: Hiç.
Onun yerine 1665-1666-1667 yıllarında Osmanlı ve Avrupa coğrafyasında yaşayan milletlerin günlük hayatı, ticaret dünyası, siyasal işleyiş, dini ve batıl inançları, azınlıklar ve onların Osmanlı devlet ve toplum yapısına bakışları hakkında biraz bir şeyler okumuş oldum.
Ele aldığı dönemin yapısını, geniş bir coğrafya üzerinde anlatmak isteyen çoğu tarihi roman gibi Yüzüncü Ad’da da bol bol seyahat yapılıyor. “Ben Cyrus”u okuduğumda siyasetle uğraşanların kişilik yapıları ve insan ilişkilerindeki prensipleri hakkında malumat sahibi olmuştum, burada ise azınlıkların ve ticaretle uğraşanların ilişki biçimleri ve dünyayı algılamada durdukları yer hakkında bir şeyler öğrendim.
Arka planda ise, bir bibliyofilin, sadece bir tek kitaba, içindekilere inanmasa dahi, duyduğu tutku nedeniyle bütün yaşamını nasıl harcayabileceğini görebiliyorsunuz. (Bunu görmek, bibliyofiller üzerine okuduklarımdan sonra hiç şaşırtmadı beni.) Tutkunun nesnesinin önemli olmadığını, (bazen bir kitap, bazen bir kadın), tutkulu kişinin, tutku duyduğu her şeye dibine kadar gömüldüğünü görmek, benim gibiler için pek kolay anlaşılası olmasa da hayatı tanımak için önemli bir ayrıntı.
Yaşananları yazmanın, günlük tutmanın nasıl da düşünceyi berraklaştırmaya, doğru kararlar almaya, hayatın gidişatını tesadüflere bıraksak bile bunu bilinçle yapmaya ayrdım ettiğini de okuyoruz satır aralarında. Yazar (aslında kendisi olduğunu sık sık düşündüren) kahramana şunu dedirtiyor: “Her zaman her şeyi not ettim, öncelikle de sonradan unutabileceğim küçücük ayrıntıları.”
Anlattığı olaylar, bir kaynak kitabı kadar olmasa da tarihsel alıntıları bakımından iyi bir kitap, ancak kitaptaki anlatım tarzı-ki bu çevirisinden dolayı da olabilir-çok sıkıcı gibi geldi bana.Bitirmek için zorlandım ve en kötüsü okumak için harcamış olduğum zaman, kaybedilmiş bir zaman gibi geldi kitabı bitirdikten sonra...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lübnan'da yaşayan bir Cenevizlinin bir raslantı sonucu eline geçen kitabı aynı hızla elinden kaybetmesi ve o kitabın peşinden koşturması.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Günlük tarzında yazılmış bir gezi yazısı. Aynı zamanda sürükleyici ve akıcı bir dile sahip. Yalnızca sonu daha ilgi çekici bitebilirdi diye düşünüyorum.