Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle şunu söylemeliyim; okuduğum kitap gerçekten tam bir duygu seli. Süeda’yı okurken insan ister istemez o kasabanın puslu havasını ve köşkün o ağır, tozlu kokusunu burnunda hissediyor. Süeda karakteri o kadar bizden ama bir o kadar da yabancı ki... Dışarıya gülücükler saçarken içindeki o güç hırsı ve “annem gibi olmayacağım” inadı, aslında hepimizin hayatın zorluklarına karşı ördüğü o savunma duvarlarını hatırlatıyor.
Hele o Kahraman... Başta “acaba aşk onu iyileştirir mi?” diye umutlanırken, takıntısının nefrete dönüşüp Boranali gibi saf bir ruhu hayattan koparması beni gerçekten sarstı. Yazarın finalde attığı o “kurgu mu gerçek mi?” pası ise bence kitabın en vurucu yeri. Kısacası sevginin bazen kurtarmaya yetmediğini, aksine bazen en büyük yıkımlara sebep olabileceğini gösteren, okuduktan sonra insanı pencereden dışarı bakıp uzun uzun düşündüren bir eser olmuş.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu güzel kitabı bir öğretmen olarak okumak bana çok şey kazandırdı.Kitapta beş dakika kuralından bahsediyor. Hiç istemediğimiz bir ödev var. Ona sadece günde beş dakika zaman ayırsak ödevi zamanında teslim ederiz. Ayrıca bazen günde beş dakika oturunca belki bir saat ödev yaptığımız olur. Ayrıca bir de görev parçalama tekniğinden bahsediyor. Büyük projeleri küçük bölümlere ayırdığımızda kısım kısım proje yapılmış olur.
Cemil Bey başını onaylayarak salladı. “Çin'de bir atasözü vardır: ‘Bin millik bir yolculuk bile tek bir adımla başlar.’ Önemli olan o ilk adımı atmaktır. (50)
Nihal iç çekti. Daha önce Badem’in kum kabını hiç temizlememişti, tuhaf ve itici bir iş gibi geliyordu. Bir bahane bulup ertelemeyi düşündü, anne ve babası gelmeden hemen önce yapabilirdi. Ama sonra Emin’in sözleri aklına geldi: “Yarına bırakma, dün olsun.” Hemen ardından Cemil Bey'in sözleri: “İşleri ertelediğimizde onlar zihnimizin bir köşesinde durur ve bizi rahatsız eder.” (52)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zebercet karakteri edebiyatımızda anti-kahraman karakterlerin içinde en önemlilerinden biridir. On iki odalı Anayurt Oteli'nin katibi olan bu karakter, gecikmeli Ankara treniyle gelen kadının bir şekilde yaşamına dahil olmasıyla negatif manada bir değişim geçirir. Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın, bu romanda lietmotiv olarak kullanılmış olup yazarın hayatında da ayrıca bir önem taşımaktadır. Kitabı yazdığı dönemde Serpil Gence ile olan ilişkisi çıkmaza giren Yusuf Atılgan, gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın karakterini sevgilisinden ilhamla yazmıştır. Ayrıca metin boyunca devam eden kasvetli havanın ana kaynağı da yazarın özel hayatında yaşadığı bu çalkantıdır.

Bu roman, ilerleyen kısımlarında kullanılan bilinç akışı tekniği, "leitmotiv"lere yer verilmesi ve ayrıca kitabın ana karakterinin bir anti-kahraman olması sebebiyle edebiyatımızda geç modernist-postmodernist dönemindeki eserlerin başında gelmektedir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Engin Geçtan “Hayat” isimli kitabında zamanın akışına ve hayatın hızına karşı tecrübelerinden ve mesleğinden damıttığı gözlemlerini bize aktarıyor kendine has naif üslubuyla. Yer yer sizi bir durup düşünmeye sevk ediyor. Her bölüm başka insanların sözleriyle başlıyor ve genellikle o çerçevede ilerliyor. İçinde bazen yazarın başka kitaplarından alıntılar, film önerileri, psikiyatr tecrübeleri yer almakta. Kimi bölümler birkaç sayfa kimi bölümler daha fazla olsa da aslında birbirlerinden farkları yok, hepsi vurucu otantikliğe sahip. Altını çizdiğim bana hitap eden yerlerin tamamını paylaşmam mümkün değil ancak insan okurken “Ben bu olgunluğa bu farkındalığa erişebilecek miyim?” düşüncesini elinden bırakamıyor. En azından benim dünyamda öyle oldu. Ülkemizden böylesi bir değer çıktığı için şanslıyız aslında.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikâye daha ilk sayfalardan itibaren içine çekiyor ve özellikle eski bir dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte gerilim giderek artıyor. Bosch karakterini zaten seviyorum ama bu kitapta onun hem mesleki takıntılarını hem de iç dünyasını biraz daha derin hissettim.
En hoşuma giden şey, olay örgüsünün sadece bir suçun çözülmesinden ibaret olmamasıydı. Geçmişle hesaplaşma, adalet arayışı ve “geç kalınmış” duygusu çok güçlü işlenmiş. Çöl atmosferi de hikâyeye ayrı bir yalnızlık ve sertlik katıyor.
Yer yer klasik polisiyelere göre daha ağır ilerlediğini düşündüğüm anlar oldu ama bu detaylar aslında hikâyeyi daha inandırıcı kılıyor. Sonlara doğru tempo iyice yükseliyor ve merak duygusu hiç düşmüyor.
Genel olarak sürükleyici, karanlık ama bir o kadar da düşündüren bir kitaptı. Polisiye sevenler için oldukça tatmin edici, Bosch hayranları için ise kaçırılmaması gereken bir devam kitabı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üslubunu ve yazım tekniğini çok sevdiğim Türk yazarlardan Şermin Yaşar’ın bütün kitaplarını okumuşumdur. Sade, saf, akıcı ve samimi bir anlatımı ile çok kolayca okunan, 28 kısa hikâyeden oluşan bu kitabı da yine kitapseverlerin ilgisini çekecektir. Hikâyeler günümüzden ve öyle hayatın içinden ki okurken gülmekten ve bazen de hüzünlenmekten kendinizi alıkoyamayacaksınız. Bu hikâyelerin ortak noktası ise: hepsi bir şekilde yarım kalmışlık hissi taşıyor. Karakterler çok sıradan insanlar; toplumda, çevremizde sürekli görebileceğimiz türden insanlar. Özlem, sevgi, pişmanlık, kırgınlık gibi insan duygularına dair çok gerçekçi ve samimi bir anlatım var. İyi okumalar diliyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Merhaba, kitap arkeoloji ve arkeolojiyle ilişkili bilimlerin metodolojisi, nasıl çalıştıkları ile başlayıp, arkeoloji hakkında bilgiler verip, arkeolojik bilgilerle ve sahtekarlık örnekleriyle, yine mitolojikleştirilmiş hikayelerle (Maya kıyameti, uzaylılar gibi) arkeolojik bir bakış açısı sergileyerek ilgileniyor. Kitap birçok üniversitede ders kitabı olarakta kullanılıyor.

Öncelikle belirtmek istiyorum ki, yazar alanında en iyi isimlerden birisi. Kitabı okurken her satırında bunu hissediyorsunuz. 500 sayfalık bir kitabı, şakacı, yorumcu ve gayet güzel bir anlatımla okutuyor. Çevirisi de kaliteli. Neredeyse her satırının altını çizmek isteyeceğiniz denli de bilgi içerikli bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaralısın, teknik açıdan nevi şahsına münhasır bir eser. Konusu ilgi çekici, darbe dönemlerinde insanların fikirlerinden ötürü nasıl zorluklarla karşılaştığı anlatılıyor. Diğer tarafta ise zorbalaşan, insanlıktan çıkan insanları.. Olayları izlerken orada bulunup yeter artık, diyesi geliyor insanın. Anlatıcı olarak sen dili kullanılıyor. Bu kullanımı başka bir eserde görmedim. Birinci veya üçüncü kişi anlatımına aşinayız ama bu tercih kitabı benim gözümde başlı başına değerli kılıyor. Kahramanın yaşadıklarını bir başkasının ona hitaben anlatıyor oluşu, ilginç bir şekilde kahramana karşı bir yakınlık kurmanızı sağlıyor. Ama bu kesinlikle bir acıma değil, yazar bu tür bir ucuzluğa kaçmıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ali Ayçil, henüz tanıştığım; fakat bu kadar geç tanıdığıma üzüldüğüm bir yazar. Biz okurları, coğrafi bir mekâna değil, zamanın ve insanın iç kalelerine doğru zamansız bir yolculuğa çıkarıyor. Kitaptaki her bir hikâye, modern dünyanın gürültüsünden yorulmuş ruhlar için birer sığınak niteliğinde. Yazarın kelimeleri seçerken gösterdiği şairane titizlik, anlatıyı alelade bir öykü kitabı olmaktan çıkarıp adeta nesirle yazılmış birer şiire dönüştürmüş.
Ayrıca geleneksel anlatının sıcaklığıyla modern insanın yalnızlığını bu kadar pürüzsüz bir estetikle harmanlamak her yazarın harcı olmasa gerek. Okurken zamanın yavaşladığını, kelimelerin ruha dokunduğunu hissediyorsunuz. Kitap bittikten sonra bile Sur Kenti'nin sokaklarında yankılanan o sükûnet ve birbirinden hüzünlü sonlar içinizdeki ağırlığını korumaya devam ediyor. Kitaplığınızda sadece yer kaplamayacak, dönüp dönüp 'iyi ki alıp okumuşum' diyeceğiniz bir eser arıyorsanız, bu durağa mutlaka uğramalısınız.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Melanie Klein, Melanie Klein!
Cem Tunçer’i takip eden ve zihninin ne kadar ilginç çalıştığını bilen pek çok insan gibi yeni romanı Melanie Klein, Melanie Klein’ı çok merak ediyordum, umduğumu bulduğumu söyleyebilirim.

Küçürek öyküden küçürek romana, yani novellaya geçmiş yazar; 105 sayfada epeyce dokunaklı bir aşk hikayesi okuyoruz. Anlatıcımız bize sevdiği kadını ve ilişkilerini anlatıyor – bunu da son derece bu çağa ait bir dille yapıyor. Ben bu dille yazılmış metinleri çok seviyorum; anlattığını haddinden fazla önemsemeyen, büyük laflar etmeye, aforizmalar saçmaya heves duymayan, derdini sade ama kıvrak bir dille anlatan, aralardaki minicik cümlelerle okura dokunmayı başaran, konuşma dilini edebiyata katmaktan korkmayan bir metin bu.

Tanıtım metninde şöyle yazıyordu: “Kadın, kimsenin tam olarak ne iş yaptığını açıklayamadığı o insanlardan. Sesi güzel, piyano çalıyor, oyunculuk yapıyor ve ressam. Uzun boylu ve parlak sarı saçları var. Edebiyatı, Bach’ı ve Melanie Klein’ı seviyor. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, fakat… Göğsünde bir papatya dövmesi var. Çocuk, işsiz bir yazar. Fallara inanmaya devam ediyor ve kehanetin farkında: Bir gün kusursuz biriyle tanışacak, fakat…”
Bu metinden de anlaşılacağı üzere gayet kentli bir hikaye okuduğumuz. Kadın ve adam bir barda tanışıyorlar, ikisinin de ilişkiye dair çekinceleri var, etrafımızda bolca gördüğümüz bağlanma kaygılarını her ikisi de taşıyor, bir biçimde aşıp beraber oluyorlar, birbirlerinin evrenlerine girmekte yer yer zorlanıyorlar, aynı kentte ayrı dünyalarda yaşadıklarını fark ediyorlar, o dünyaları bir biçimde birleştirmeye çabalıyorlar. Bu metinden anlaşılan bir başka şey de tabii ilişkiyi bekleyen bir keder olduğu; kehanet ona işaret ediyor ki onu da kitabı okudukça anlıyoruz, spoiler vermeyeyim ama biraz yürek dağlıyor kitap sonlara doğru.

Ezcümle, ben severek okudum, değdi bu hikaye bana. Böyle tanıdık şeyler okumayı; kendi tecrübelerime yakınsayan şeyler görmeyi, bunların iddiasız biçimde anlatılmasını seviyorum. Bir oturuşta okunabilecek zarif bir minik metin.
Yanıtla
5
2
Destekliyorum  5
Bildir