Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap benim için tam anlamıyla 10/10’luktu. Okurken saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım, elimden bırakmak istemedim. Gerilim hissini sonuna kadar yaşatan, sürekli merak duygusunu diri tutan bir kitaptı. Hele finalde yaşattığı ters köşe… Gerçekten şok oldum ve asla böyle bir son beklemiyordum.

Alice ile birlikte ben de herkesten şüphelendim. Hatta bir noktadan sonra Alice’in gerçekte psikolojik olarak bir şeyler yaşadığını, belki de bazı olayların yaşanmadığını bile düşünmeye başladım. Kitap sizi karakterin zihnine öyle güzel çekiyor ki onun karmaşasını siz de hissediyorsunuz.

Yazarla ilk kez bu kitap sayesinde tanıştım ve anlatımındaki akıcılığa bayıldım. Kesinlikle diğer kitaplarını da en kısa zamanda okuyacağım. Gerilim ve akıcı kitap sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken, nasıl bittiğini anlamadan okuyacağınız bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Aklını yenemeyenler" resmi geçidi diye özetleyeyim. Dahilik ve delilik arası gidip gelme manzaraları beni şok etti. Kitapta çağından ilerde olan çok büyük bilim insanlarının birbiriyle kesişen, bazen de ardışık hayatları var. Bilim tarihinde büyük kalın harflerle ismini okuduğunuz, kelli felli resmini gördüğünüz bu insanların ortaya koydukları o teorilerin doğum sancılarını ve bazıları için sonrasında yaşanan hayal kırıklığını okuyorsunuz. İşe kurgu karışmış, o yüzden roman kategorisinde. Anlaşılıyor ki; zeka başarının garantisi değil; mutluluğun da değil, ahlak ve erdemin hiç değil. Sıradanlık, normallik zannettiğinizden daha büyük nimet olabilir. Sanırım dehanın dezavantaj olduğu söylenebilir, çünkü hakikaten aklını yönetmek diye bir mesele var. Teorik fizik, kuantum fiziği yoğunluklu bölümleri ben tam anlayamadım. Fiziği bilenler daha bir keyif alarak okur. Ben kendi heybeme başka kazanımlar kattım.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zweig’ın psikolojik derinliğine saygım sonsuz ancak bu hikaye benim için edebi başarı ile gerçeklik dışı bir melankoli arasında gidip geldi.

"Sana, beni asla tanımamış olan sana..." hitabıyla başlayan mektup muazzam bir akıcılığa sahip olsa da, kadının bir ömür süren sessiz sadakati aşkın sınırlarını zorlayıp marazi bir saplantıya dönüşüyor.

Bir yanda her şeyi unutan vurdumduymaz bir adam, diğer yanda tek bir bakıştan koca bir hayat inşa eden bir kadın... Bu duygusal uçurum ve karakterin kendi varlığını hiçe sayışı, hikayeyle arama mesafe koymama neden oldu. Zweig’ın ustalığı sizi bu çaresizliğe ikna etse de duygulardaki bu aşırılık yer yer zorlama bir abartı hissi yaratıyor.

Özetle; psikolojik tahlilleri güçlü ama duygusal anlamda fazla "abartılı" bulduğum bir klasik. Edebi lezzeti için okunmalı ancak karakterle bağ kurmak herkes için mümkün olmayabilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanrı Küçük Günahları Affeder, sadece olay örgüsüyle değil bakış açısıyla da beni etkileyen bir kitap oldu. John Hart’ın anlatımı hem akıcı hem de karakterlerin iç dünyasını hissettirecek kadar güçlüydü. Polisiye tarafı merak uyandırsa da bence kitabın en başarılı yanı insanların suç, vicdan ve geçmişle olan ilişkisini anlatış biçimiydi.
Özellikle olayların tek düze ilerlememesi ve karakterlerin farklı yönlerini göstermesi kitabı daha gerçekçi hissettirdi. Kurgu zaten sürükleyiciydi ama benim en sevdiğim şey yazarın olaylara yaklaşımı oldu. İyi-kötü ayrımını net çizgilerle vermemesi ve herkesin kendi yükünü taşıması hikâyeye derinlik katmış.
Yer yer ağırlaşan bölümler olsa da genel olarak düşündüren, atmosferi güçlü ve karakter odaklı başarılı bir polisiye roman olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kırk bir yıl sonra gerçekleşen bir yüzleşme… Márai, neredeyse tek bir gecede geçen bu romanda dostluk, ihanet ve zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri büyük bir incelikle anlatıyor. General Henrik’in eski dostu Konrad’ı şatosuna davet etmesiyle başlayan gece, geçmişin kapanmamış hesaplarını yavaş yavaş ortaya çıkarıyor. Söylenmeyenler, söylenenlerden daha ağır hissediliyor.

Romanın gücü olaylardan değil, duyguların sessiz yoğunluğundan geliyor. Márai’nin dili zarif, sakin ve düşünsel. Uzun monologlar aracılığıyla sadakat, tutku, kıskançlık ve insan doğası üzerine derin sorgulamalar yapıyor. Her cümlede geçmişin gölgesi hissediliyor.

Mumlar Sonuna Kadar Yanar, zamanın hiçbir şeyi tamamen silemediğini anlatan melankolik bir roman. İnsan gerçekten bir başkasını anlayabilir mi, yoksa yıllar geçtikçe geriye sadece suskunluk mu kalır? Uzun süre zihinde kalan, ağır ama etkileyici bir okuma deneyimi. Kesinlikle okuyunuz efendim...
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsrail askerlerini kahramanlaştıran yazılar kaleme alan ve kariyerinin zirvesindeki başarılı bir gazeteci olan Dinah, yeni bir haber için girdiği enkazda kırık camlı bir gözlük bulur. O gözlüğü taktığında ise bugüne dek gördüğü ve inandığı her şeyin büyük bir yalandan ibaret olduğunu fark eder. Filistin halkına ve Filistin’i savunan herkese uygulanan acımasız zulme tanıklık ettikçe, artık yalanların değil vicdanının peşinden gitmeye karar verir. Tek amacı, insanların da gerçekleri görmesini sağlamaktır.

Gözyaşları içinde okuyacağınız, etkileyici ve sarsıcı bir roman. Yazarın da dediği gibi, keşke bu zulüm hiç yaşanmasaydı da bu kitap hiç yazılmak zorunda kalmasaydı. Ama ne yazık ki yaşandı ve bu kitap ortaya çıktı. Bize düşen ise böylesine güçlü bir anlatıma sahip bu eseri okumak oldu.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Glenn Meade’in Sakkara’nın Kumları kitabı, tarih ve macerayı bir araya getiren sürükleyici romanlardan biriydi benim için.Özellikle Antik Mısır atmosferini bu kadar canlı hissettirmesi kitabın en güçlü yanlarından biri olmuş. Daha ilk sayfalardan itibaren kendimi çölün ortasında, gizemli mezarların ve saklı sırların peşindeymiş gibi hissettim.Tarihle harmanlanan gizem duygusu kitabın temposunu sürekli canlı tutuyor.
Romanın en sevdiğim tarafı, arkeoloji ve tarih unsurlarını kuru bilgiye boğmadan anlatabilmesi oldu.Antik mezarlar,eski lanetler, keşifler ve geçmişin sırları zaten ilgimi çeken konular ama Glenn Meade bunları aksiyonla birleştirince ortaya oldukça akıcı bir hikâye çıkmış.Özellikle Sakkara’daki keşif sahneleri gerçekten heyecanlıydı.Okurken sürekli “Bir sonraki sayfada ne çıkacak?” hissi oluşuyor.
Kitapta sadece tarihî gizem yok,aynı zamanda insan hırsı,güç arzusu ve geçmişin bugünü nasıl etkileyebileceği de işleniyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çöl ve Tohumu
Zihnen çok yorgun olduğum bir haftada okuduğumdan mıdır bilemiyorum, başlangıçta kitabın içine girmekte epeyce zorlandığımı söylemem lazım. Oldukça yoğun, sembolik bir anlatısı var kitabın (sis, bıçak, çıplaklık, sarhoşluk gibi tekrarlayan alegoriler ve tabii kitabın üzerinde yükseldiği bacaklardan biri olan Oedipus kompleksi meselelerine dikkat ederek okumak lazım) – hikâye hem kişisel, hem toplumsal olarak büyük meselelere odaklanıyor ve büyük şeyler söylüyor. Müthiş iyi yazılmış, çok sağlam bir çatısı olan, maalesef her cümlesine de ayrı bir trajedi sinmiş bir kitaptı Çöl ve Tohumu. Bu aşırı trajik öykünün yazarın gerçek hayat hikâyesi olduğunu bilmekse epeyce sarsıcıydı. Bence bu, üzerine çok fazla yorum / analiz okumadan okunması gereken bir kitap. Herkesi başka bir yerinden tutacağını düşünüyorum çünkü. “Mezarlar değişiyor. İnsanlar ne kadar az anlarlarsa ölümü, mezarlarda o kadar çok sembole ihtiyaç duyuyorlar.”
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Düşün Sonu & Milan Kundera Üzerine Bir İnceleme
Zekiye Antakyalıoğlu'nun Kundera incelemesini seneler önce almış, karıştırmış ama baştan sona okumamıştım. Kundera semineri öncesi hem Kundera'nın dünyasına biraz daha derinlemesine dalmak, hem de bilgilerimi zenginleştirmek üzere sıfırdan okudum kitabı - ve bayıldım. Böyle bir inceleme metni dilimizde yazıldığı için bence çok şanslıyız. Zekiye Hanım'ın ellerine, emeğine, aklına sağlık diyerek başlayayım sözlerime.

Kitabı bence Kundera külliyatını tamamladıktan sonra okumak gerekiyor, Kundera'nın edebiyatının tamamı üzerine bir inceleme olduğu için romanlara aşina olmak lazım, aksi halde epeyce spoilera maruz kalırsınız. Ama benim gibi bitirdikten sonra okuyunca ortaya çıkan resme bakmak ve parçaları birleştirmek açısından çok faydalı olduğu muhakkak.

"Estetik" ana başlığı üzerinden ilerliyor Antakyalıoğlu; Şakanın Estetiği, Zıtlıkların Estetiği ve Estetiğe Veda başlıklı üç ana bölümden oluşuyor metin. Son derece derinlikli ve kapsamlı bir inceleme bu ve teorik altyapısı da ziyadesiyle güçlü ama yazar bir akademik dil kullanmak yerine çok daha anlaşılır, yalın bir biçimde yazmış. Kundera'nın edebiyata dair denemelerinde de en sevdiğim yan budur, edebiyata dair edebi metinler üretir; okuru kavrama, teoriye boğmaz, neredeyse bir hikâye anlatır gibi anlatır derdini, bu metin de bu açıdan Kundera'nın izinde yürüyor diyebiliriz.

Girişteki "Anti-modern modernizm" başlıklı deneme sanırım içlerinde en sevdiklerimden biri oldu, Kundera'nın tanımlanması güç edebiyatına dair okuduğum en aydınlatıcı tanımlamaları okudum. Bütün bir Kundera edebiyatının göbeğinde yer alan "kitsch" kavramına dair olan bölüm ve bellek meselesine dair denemeler de yine çok lezzetliydi. Ve Kundera'nın son kitabı olan ve genelde çok da sevilmeyen Kayıtsızlık Şenliği'ne dair sunduğu perspektifi de yine çok büyük zevkle okudum.

Tek eleştirim şu olabilir; bence bu kitapta "Kundera ve Avrupa" diye bir bölüm de olmalıydı zira hep söylediğim gibi, "Avrupa", Kundera edebiyatının temel meselelerinden biri hatta bence her romanının baş kahramanı Avrupa, Zekiye Hanım bu konuda da yazsa şahane bir şeyler çıkardı eminim ortaya.

Ama çok sevdim, iyi ki okudum.

Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Noel Hikayesi
Zambra’dan yine nefis bir minik metin Bir Noel Hikâyesi. Biraz böyle matruşka gibi bir küçük kitap bu, şöyle: Gris Tormante yayınevi, “Editörün Koleksiyonu” adlı bir dizi yayınlıyor, bir kitap yayınlanıp rafta yerini almadan önce yazar ve editör arasında ne yaşanıyor, o ilişkinin dinamikleri nedir bunları ortaya koymak üzere düşünülmüş bir iş bu; bir nevi işin kulisine çağırıyor okuru. Bu kitap da o dizi çerçevesinde yayımlanmış. Zambra, yazarlığa başladığı dönemde beraber çalıştığı ilk editörü David Tightwad ile tanışma ve birlikte çalışma öyküsünü anlatıyor, son yıllarda birlikte çalıştığı editörü Andres Braithwaite de bu öykünün editörlüğünü üstleniyor, bir de kitaba önsöz yazıyor - hatta bu önsözü yazmak için ön koşuluymuş metnin editörlüğünü yapmak.

Sonuçta Zambra anlatıyor, Braithwaite de dipnotlar aracılığıyla editörlüğünü konuşturuyor ve metne dahil oluyor. Ama ne dipnotlar! Basbayağı sohbet ediyorlar, teknik düzeltme ve önerilerin yanısıra “Santiago’nun yaz sıcaklarının biraz katlanılır olduğu o saatlerde...” gibi bir cümleye “hayır, katlanılır filan olmuyor” diye bir dipnot da düşüyor mesela Braithwate - bazı dipnotlara çok güldüm.

Metnin “düzeltilmiş”, nihaî halini görmüyoruz - yahut belki nihaî hali budur, bilmiyoruz. Kimi düzeltmeleri kabul etmiş ve kabul etmediklerini de bu şekilde bırakmış olabilir Zambra. Yani aslında bir anlamda okuru da bu “metni pişirme” sürecine dahil ediyor ve beraber akıl yürütmeye çağırıyor. Ben en azından bunu bir davet olarak kabul edip editörün düzeltmeleri üzerine düşünürken buldum kendimi.

Kısacık olsa da uzun yıllara yayılan bir öykü bu, Zambra’nın evlenip boşanmasını ve yeniden evlenmesini, Meksika’ya göç etmesini okuyoruz, bir yandan Şili edebiyatının dönemeçlerine de şahit oluyoruz, mesela Bolano ölüyor, ardından muazzam metni 2666 yayınlanıyor, bu kitap Zambra’yla editörünün ilişkisinde belirleyici rol üstleniyor vs.

Yazmanın doğasına ve arka planda olup bitenlere dair düşünen herkesin severek okuyacağı, son derece tatlı bir metin bence. Saliha Nilüfer çevirisi her zamanki gibi çok iyi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir