Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar metafizik,soyutlama,sanat,sanatçı gibi kavramları zihne yerleştirdikten sonra şairin ahlakını,şiirin ne olup olmadığı ve ne olması gerektiğini anlatıyor.Sezai Karakoç'un da şair olduğunu hatırda tutarak yazıları okuyunca anlattığı şeyler daha anlamlı hâle geliyor.Şair olanlara ve şair olmaya aday olanlara yol gösteriyor. Yazarın her eserinde İslam medeniyeti, hakikat, diriliş gibi kavramlara rastlıyoruz. Şiir felsefesi okumak isteyenlere tavsiye edilir.
"Şairi olmayan bir millet, yok demektir. Şairlerini görmeyen millet, kendini görmüyor, şairlerini yaşamayan millet, yaşamıyor demektir."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romanı okurken Anthony Quinn'in Zorba karakteri aklımdan hiç çıkmadı. İlkel, yalın ve olağan yaşayan bir karakter olarak Zorba sanki yazarın diğer yanı gibiydi. Hani hep dersin ya şöyle olmak vardı diye. İşte olmak istediğin bir karakterin hikayesi bu. Yer yer kişisel gelişim tarzı bölümlerle bezeli bir dünya tasviri. Benzersiz bir dostluğun hikayesi. Anlatıcının adının roman boyunca hiç geçmemesi yazarın kendi hikayesini anlatmış olabileceği izlenimi uyandırdı ben de. Ara ara geçen diyaloglarla karakterin bugünkü haline gelme sürecini öğrenmek oldukça keyifli oldu. Bu süreçte dünya üzerinde adı geçen bir çok kavramın aslında içi boşaltılan birer hayalet gibi dolaştığını ve gücün elinde birer oyuncak haline geldiğini görmek ürkütücüydü. Sonuna kadar gelmeyi başardığınızda sizin de dudaklarınızdan "Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm." sözcükleri istemsizce dökülecektir diye düşünüyorum. Keyifli okumalar....
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Felsefe dersinde öğrencilerime okumalarını önerdiğim “1984” ve “Hayvan Çiftliği” gibi eserleriyle tanınan İngiliz yazar George Orwell’in toplumsal psikolojik roman türüyle Yorumum: Kitap bireyin iç dünyasına ve modern hayatın bunaltıcılığına odaklanıyor. Karakterimiz George Bowling’in geçmişine duyduğu özlem üzerinden ilerliyor. Çocukluğunun geçtiği kasabaya giderek geçmişteki huzuru yeniden bulmak ister.Ancak kasabaya vardığında her şeyin değiştiğini görür. Doğallık yerini modernleşmeye bırakmıştır. Sonunda George, hayallerinin gerçek olmadığını kabul ederek eski hayatına geri döner. Okurken en çok hissettiğim şey, insanın bazen kendi hayatının içinde sıkışıp kaldığı duygusuydu.Yazar karakter üzerinden aslında hepimizin zaman zaman yaşadığı “kaçıp gitme” isteğini çok gerçekçi bir şekilde yansıtmış.Bence kitap, geçmişe duyulan özlemi oldukça etkileyici anlatıyor. Okurken bende kendi geçmişimi düşündüm ve bazı şeylerin aslında sadece hatıralarda güzel kaldığını fark ettim. Tavsiyemdir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ebu’l Vefâ hazretlerinin verdiği esere puan biçmek haddim değil, estağfirullah.
Puanım ve yorumum yalnız yayıncıya; eserlerin Farsça veya Arapça’sını da paylaşabilirdiniz böylece hem karşılaştırmalı ve eşsiz bir eser olurdu hem de inanılmaz kağıt israfı yapmak zorunda kalmazdınız. Sayfalar bomboş, israfın bu kadarına yazık cidden. Eseri kitaplaştırmak zor idiyse sayfaları dediğim gibi aslı ve çevirisi şeklinde de hazırlayabilirdiniz.
Yahut Alvarlı Efe hazretlerinin Nazlı Niyazlar kitapçığı gibi cep boy, motiflerle süslenmiş şahane ve her an el altında taşınabilecek bir kitapçık olarak hazırlayabilirdiniz. Yine de emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Vefa Sultan dizisiyle birlikte artan ilgiyi karşılamak adına hayırlı ve inşallah Rabbimiz katında makbul olmasını umduğumuz bir iş. Eyvallah, Ebu’l Vefa hzlerinin himmet-i âliyyesi emek veren her birinizin üstünde sâyebân ola erenler.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın başı oldukça merak uyandırıcıydı. James Dashner’ın kurduğu dünya ve gizem duygusu insanı sayfaları hızlı hızlı çevirmeye zorluyor. Özellikle ilk bölümlerdeki gerilim ve bilinmezlik hissi oldukça başarılıydı. Ancak hikâye ilerledikçe bazı noktalar fazla karmaşık hale geliyor. Olayların ve kuralların tam olarak oturmaması zaman zaman kafamı karıştırdı.
En çok da final kısmı beni hayal kırıklığına uğrattı. Sanki yazar bütün düğümleri hızlıca çözmek istemiş gibi; olaylar çok kısa sürede olup bitiyor ve bazı sorular tam anlamıyla cevaplanmadan kalıyor. Bu yüzden final aceleye getirilmiş hissi uyandırdı.
Genel olarak fikir ve atmosfer ilgi çekici olsa da, daha derli toplu bir anlatım ve daha güçlü bir finalle çok daha etkileyici bir kitap olabilirdi. Okurken merak duygusunu yaşadım ama kitabı kapattığımda kafamda hâlâ birçok soru vardı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okurken en çok hissettiğim şey “gerçeklik” oldu. Karakterler öyle süslü ya da abartılı değil; sanki etrafımızda görebileceğimiz, hatta kendimizden parçalar bulabileceğimiz insanlar. Bu da hikâyeyi çok daha samimi yapıyor. Özellikle geçmişle yüzleşme, kırgınlıklar ve insanın içindeki yüklerle baş etme süreci çok sade ama etkileyici bir şekilde anlatılmış.
Bazı bölümlerde içim daraldı, bazı yerlerde durup düşündüm. Kitap öyle yüksek sesle bağırmıyor ama alttan alta derin bir şeyler söylüyor. Zeytin ağacı metaforu da çok güçlüydü; hem kök salmayı hem de yanmışlığı aynı anda hissettirdi.
Genel olarak bu kitap bana hafif bir hüzünle birlikte bir tür kabulleniş duygusu bıraktı. Bitirdiğimde “iyileşmek her zaman güzel bir süreç değil ama gerekli” hissi kaldı içimde. Eğer duygusal derinliği olan, sakin ama etkili kitapları seviyorsanız seni kesinlikle yakalayacak bir hikâye.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gücümün yetmediği ama ısrarla okuduğum bir eser. Baroja ‘nın bir yazar ve insan olarak, tarzı, Caneja’nın sanatındaki tutarlılık ve değiştirmediği tavrı, baskıcı rejime karşı duruşunu okura öyle anlatıyor ki hissediyor ve aynı zamanda yaşıyorsunuz.

Eloy’un Madrid’i kent tasviri ile birlikte genel bir durum, kentin atmosferi ile karakterin kişiliğinin kesişmesi; Kafka’nın Prag’ı ile doğrusal bağlantısı üzerinden anlatımı ve Madrid’in gölgeli hali.. Franco İspanya’sı bile olsa nefesi yetenlerin , ayakta durabilenlerin öyküsü şehirle özleşerek anlatıyı şölene çeviriyor …

Santos’un andacı; yaşamı, hayatının dönüm noktası ve çok merak ettiğim kitabı Sessizlik zamanı ile hafızama kazınıyor. ( hemen sepete ekledim)

Belki bir gün hakkını vererek tekrar okurum…

Vesselam…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kelebek Etkisi kitabını çok ama çok beğendim. Fikir ve içerik oldukça zengin, dolu dolu. Kitap, bir baba ayının yavrusuna verdiği görevi yerine getiremediği için ona kızmasıyla başlıyor. Ardından yavru ayı başka bir hayvanın moralini bozuyor. Böylece her biri kendisinden daha küçük bir hayvan bulup ona olumsuz davranıyor; bu durum zincirleme şekilde devam ediyor.

Sonunda bir kelebek olayın yönünü değiştiriyor. Her birinin yaptığı güzel davranışları fark edip onları tebrik ediyor. Her biri mutlu oldukça, bu mutluluğu yaymak istiyor. En sonunda da ayı mutluluğunu kelebek ile paylaşıyor. yani iyiliği dönüp dolaşıp kendisinin de ayrıyetten mutlu olmasına sebep oluyor. Bu kitabı alın okuyun, o kadar mesajı var ki, hepsini aktaramadım. Yazarın en sevdiğim kitabı oldu hatta yayınevinin de...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tek başına bir fidan, bozkır gibi bir yerde büyüyor. Büyüdükçe de sorgulamaya başlıyor: “Ben buraya nasıl geldim? Neden tek başınayım?”

Daha sonra hayvanlar tek tek gelip onunla konuşuyor. Meğer bir keçi armut yerken ağzından düşen bir çekirdek toprağa düşmüş; bir karınca da onu yuvasına taşımış… Hikaye böyle başlıyor. Devamında hayvanların ona yuva yapması, arkadaşlık etmesi gibi olaylar anlatılıyor.

Hikaye biraz uzun olsa da genel olarak beğendim. Ancak o fidanın oraya bilinçli bir şekilde, bir niyetle dikilmiş olması bana daha hoş gelirdi. Kimse olmasa da bir hayvan istifade etsin, faydalansın diye düşünülmesi… Mesela bir yolcu geçerken onu ekseydi ve hikaye böyle başlasaydı, bence daha anlamlı ve hoş olurdu.
Yanıtla
0
3
Destekliyorum 
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Nisan 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İstanbul’un ortasında, betonla doğanın iç içe geçtiği bir fabrika sahasında geçen bu hikâye; sadece bir kedinin değil, aslında hepimizin hikâyesi…

Tozlu yollar, yorulmuş işçiler, kümeste dolaşan hayvanlar ve o karmaşanın içinde kendi düzenini kurmaya çalışan bir yaşam…

Ve o düzeni bozan bir isim: Hoyrat.

Hoyrat’ı sevmek kolay değil ama anlamamak da mümkün değil.

Çünkü o, hayatta kalmaya çalışan, içgüdüleriyle yaşayan bir canlı.

Belki de bu yüzden kitap boyunca ona kızmak yerine içten içe hak veriyorsunuz.

Sürgün edilmesiyle birlikte hikâye sadece bir “ceza” anlatısından çıkıyor; aidiyet, vicdan ve terk edilmenin ağırlığına dönüşüyor. Ve geri dönüşü…

İşte tam kalbe dokunan o an.

Yazarın samimi ve ironik dili, fabrikanın sert gerçekliğiyle doğanın kırılgan huzuru arasında çok güçlü bir denge kuruyor.

Okurken sadece bir olay örgüsünü değil; iş hayatını, insan ilişkilerini ve görünmeyen bağları da hissediyorsunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir