Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevgili yazarımız Mehmet İnan hocamızın Karacadağ Canım Siverek kitabını bitirdim.
Bu kitap, sadece bir coğrafyanın tasviri değil; Karacadağ'ın sisli zirvelerinden Siverek’in kadim sokaklarına uzanan, adeta mühürlenmiş bir hafızanın kapılarını aralayan bir yolculuk. Mehmet İnan, satır aralarına gizlediği o yoğun yaşanmışlık hissiyle okuyucuyu tekinsiz bir merakın içine çekerken, aynı zamanda Anadolu’nun o sert ama dürüst gerçekliğiyle yüzleştiriyor.
​Mehmet Bey’in sakin ve çözümleyici tavrıyla bakıldığında ise; kitaptaki nasihatler ve şiirler, havada asılı kalan boş sözler değil, toprağa kök salmış bir aidiyetin kanıtları olarak karşımıza çıkıyor. Okurken her sayfada sanki bir sırrı çözüyormuşçasına derinleşen, Karacadağ’ın o kadim fısıltılarını evinize taşıyan, melankolik olduğu kadar bilgece bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yine Cengiz Aytmatov'dan harika bir eser daha. Roman okuyucusunu iki farklı konuyla karşılıyor. Fakat kitabın sonlarına doğru bu iki olay birbirine o kadar güzel bağlanıyor ki, okuyucusuna işte kitabın can alıcı noktası tam olarak burası dedirtiyor... Sürükleyici ilerlemesi, her sayfada acaba şimdi ne olacak duygusunu uyandırması muhteşem...

Gerçekte yaşadığı savaş dönemini eserlerine ustalıkla işleyen yazarımız, bu eserinde de savaşı ve kenarda kalmış hayatı gözler önüne seriyor. Okumanızı tavsiye ettiğim bu eseri kütüphanenizde bulundurmanız dileğiyle şimdiden keyifli okumalar...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Eve Dönüş" aslında koskoca Türk dünyasının fikir sistemini içinde barındıran kısa ama dopdolu bir ideoloji romanı.

Demir Ali'nin vücudunda simgelenmiş esir Türklerin kurtuluş yolunun reçetesini içinde barındıran bir kaynak.

İçinde bulunduğumuz şu zor günlerde bize ışık olabilecek yüzyıl öncesinden yakılmış bir kandil.

1. Dünya Savaşı yıllarında Kafkasya'da Rus esaretinde Türklerle savaşan Türklerin uyanışını konu alan -ya da bu temenni eden- Ayaz İshaki'nin zamansız mesajlarını okuyacaksınız bu eserde. Bu eseri okurken aslında bir yandan Enver Paşa'yı, Ziya Gökalp'i vb. daha iyi anlayacaksınız.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gizem gerilim temasını kitap ilk andan aşılıyor ve sonlara doğru özellikle gerilim çıtasını yükseltiyor.Kitap akıcı ve betimlemeler abartıya kaçmadan tekrara düşmeden yapılmış.Konu ilgi çekici ve olay örgüsü ise ana başlıktan kopmadan kendini takip ettiriyor.En önemlisi kitap İskoçya gibi doğa harikası bir ülkenin çevresindeki adada geçiyor.(Ada hikayelerinin yeri her zaman ayrıdır.Yaşar Kemale selam olsun)
Ancak eleştirim kitabın sonuna;yazar sanki kitabın sonunu oldu bittiye getirmiş, satır aralarında hiç ipucu vermemiş.Sorun ufacıkta olsa hissedilse okuyucu zaten çıkarımlarda bulunabilir.Yani gizemin ana sebebi konudan hiç haberimizin olmaması.Nihayetinde son sayfalara sorun, bilmediğimiz yaşananlar,karakterlerin asıl hikayesi ve neden böyle olduğu sıkıştırılmış.Böyle olunca merakla başlanan kitap, son sayfalarda bumuymuş duygusu yaşatıyor.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uçurum, ilk bakışta tarihsel arka planı güçlü bir politik roman gibi görünüyor ama özünde insan psikolojisinin derinliklerine inen bir karakter çözümlemesini de beraberinde sunuyor. Romanın en çarpıcı tarafı, dramatik bir noktadan, sanki bir sinema filminin final sahnesinden geriye doğru, adım adım açılan yapısı. Yazarın bu tercihi, hikâyeyi sıradan bir kronolojik anlatının ötesine taşımış. Sürgün, kayıp ve ideolojik şiddet yalnızca dışsal olaylar olarak anlatılmamış; karakterin kimliğini parçalayan dinamikler olarak işlenmiş. Zaten öyle olmasa, çok takdir ettiğim Zülfü Livaneli gibi bir büyük ismin, "bu neslin en iyilerinden" diyerek işaret ettiği bir yazar olarak anılamazdı Serhat Kaya. Yaşı artık 70’e yaklaşan emekli bir öğretmen olarak, kitabı merak edenler için şunu söyleyebilirim, Uçurum, sadece bir tarihi dönemi ya da yaşanmış olayları öğrenmek için değil; insanın içindeki karanlıkla yüzleşmek için okunacak ve bence kült olarak kalabilecek kadar iyi bir roman.
Yanıtla
405
0
Destekliyorum  26
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sarsıcı hatta bir nebze rahatsız edici ama gerçek…
Gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış olan bu romanında yazar olayları Faik irfan,Yalçın ve Melek’in ağzından üç bölüme ayrılarak farklı perspektiflerden yaşananları dile getirmekte.Ayrıca her bir bölüm kahramanlarımızın karakter yapılarını sembolize eden bir anlatım tekniği ile yazılmış.Özellikle Melek’in anlatımında bilinç akımı tekniğine ek olarak şive de eklenmiş.Bu durum okuyucuya karakteri hissetmesi için avantaj ancak akıcılık anlamında dezavantaj olabiliyor bence.Yazarın da savunmasında bahsettiği gibi tek bir sözcük anlam bütünlüğünü etkilemekte.Meseleyi sadece baş karakterin, yani kadının başına gelenler açısından değerlendirmek eksik kalır,burada toplumsal sınıf farkının bir çocuğun dünyayı algılayış biçimindeki ve dolayısıyla değer ve adalet yargılarındaki onarılmaz etkisine şahit olduğumuz ilk bölüm en çok üzerine düşünülmesi gereken bölüm oldu benim açımdan. Melek tanıdık,Yalçın da…Ama en çok Faik İrfan tanıdık…
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aristoteles’in felsefi inceleme türünde sanat kuramı konulu eseriyle ilgili yorumum:Sadece şiiri anlatan bir kitap değil; aslında sanatın insan üzerindeki etkisini anlamaya çalışan bir düşünce metni. Aristoteles’in tragedya,olay örgüsü ve karakter üzerine yaptığı analizler oldukça sistemli.Arınma kavramı kitabın en güçlü fikirlerinden biri bence.Tragedyanın seyircide korku ve acıma duyguları uyandırarak bir tür duygusal arınma sağladığını söylüyor ve evet sanat sadece eğlendirmemeli,insanın iç dünyasını da etkilemeli.Ayrıca “mimesis (taklit)” fikri dikkat çekici.Ona göre sanat, gerçekliğin birebir kopyası değil;insanın dünyayı anlamlandırma biçimi.Aristoteles’e göre iyi bir tragedyanın temel gücü karakterlerden çok olayların düzeninden gelir.Bu düşünce günümüz romanlarında, filmlerinde ve dizilerinde bile hâlâ geçerli görünüyor. Eser yoğun ve teorik gelebilir.Aristoteles çoğu zaman örnekleri açıklamadan,kısa ve akademik bir dil kullanır o nedenle biz felsefecilere ve ilgilenene uygun.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Saatin sanat yönüyle ilgilenen bir kitap. Sadece saat meraklılarına değil, nesnelerin ardındaki düşünceyi, şiiri görmeyi önceleyen bir özgün eser. Saati estetiği ve kültürüyle; insanlık tarihiyle iç içe geçmiş düşünsel nesneler olarak yorumluyor. Bu kitap, zamana ve saate, insanla var oluşuna odaklanarak şiirsel bir yorum getiriyor. Saat edebidir. Mekanik bir varlık olarak görmek doğru değil. Zamanın insanla var oluşu, saatin insanın teniyle ısınıp bir hikâyesi oluşu; oldukça önemli. Bir mimarın saati makine olarak görmeyip sanatsal bir estetikle incelemesi okuru kışkırtıyor. Saat meraklılarını da kendi mimarlık disiplininden gelen bakışıyla derine çekiyor. Mekanik saatlerin önemi, koleksiyonculuğun psikolojisi ve eşyanın hafızasının oluşu içerisindeki saatin kapladığı büyük yer… Her biri ilgi çekici bir üslupla incelenmiş, değerlendirilmiş. Saat, hafızadır. Bellektir. Ve insanın kolunda ısınarak, insanla beraber var olabildiği için önemlidir. Onu hissetmek, zamanı hissetmektir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir kitap hem bu kadar ince olup hem de bu kadar dolu nasıl olur anlaması gerçekten çok zor. Hayatımda okuduğum en iyi felsefe kitaplarının başında olacağı kesin. Dopdolu ve mükemmel bir anlatımı olmasının yanında oldukça da sade bir çevirisi var. Baskı kalitesi de mükemmel.
Kitapta, toplumun gönüllü kölelere ya da kullara nasıl dönüştürüldüğü işlenirken tiranların yani yöneticilerin onları yönetmek ve bir nevi tasma takmak için hangi yollara başvurduğuna değiniliyor. Kul ve köle arasındaki temel farklılık anlatılırken toplumun zaten topluma ait olan zenginliklerin kendisine yeniden tiranlar tarafından verilmesi ile nasıl köleye dönüştüğü anlatılıyor.
Kitabın anlatımı çok güzel. Bence bugünü de oldukça iyi anlamak için yazılmış gibi duran bu eseri muhakkak almalı ve okumalısınız. Altını çizerek okuyacağınızı garanti ediyorum. Bu nedenle kaleminizi de yanınıza almayı sakın unutmayın.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
08 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kitaptan itibaren heyecan, ilgi, merak, imrenme, hüzün, hayret, şaşkınlık... onlarca duygu eşliğinde okuduğum maceranın sonuna gelmek buruk bir hüzne boğdu beni. Bir son olduğunu bilerek bitmesini istemeden bitirdim. Çaylak ve Filozof bundan sonra yeni kitaplarla bizimle olmasa da sohbetlerini bir yerlerde sürdürüyor olmalı diye umuyorum. Her birini çıkar çıkmaz alıp okuduğum ama içim titreyerek herkes bu ikiliyi tanımalı diye düşünerek ödünç verdiğim ve bana dönmeyen eksik parçaları tamamlayıp ara ara okuyacağım, okudukça yeni noktalar fark edip düşüneceğim bu seri; kitaplığımda ulaşılır bir yerde var olacak. Müstesna şahsiyetler, sizi tanıdığıma sizinle düşündüğüme, sizinle hayatın ve ötesinin anlamını sorguladığıma memnun oldum.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir