Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sefile romanı, Mazlume’nin fakirlikten fuhuşa sürüklenen trajik hikâyesi üzerinden toplumun kadınlara biçtiği acımasız rolleri gözler önüne seriyor. Yoksulluk, çaresizlik ve aşkın yıkıcı gücü, kadının birey olma mücadelesini sürekli duvarlara çarpan bir yolculuğa dönüştürüyor. Benim için bu romanı çarpıcı kılan nokta, son günlerde okuduğum El Kızı ve Antabus gibi eserlerle aynı damarı taşıması: toplumda kadının yeri. Hep anlatılmış, hep gösterilmiş; ama çoğu okur “ah vah” deyip hayatına devam etmiş. Oysa bu hikâyeler yalnızca edebiyat değil, gerçek hayatın kanayan yaraları. Sefile, kadınların neden bu durumları yaşadığını sorgulatan bir metin; Mazlume’nin sesi, görmezden gelinen binlerce kadının sesi. Ve bu ses, okuru sadece üzmek için değil, harekete geçirmek için var. Çünkü kadınların yaşadığı bu sefalet, artık sadece bir romanın konusu değil; hepimizin yüzleşmesi gereken bir gerçek. Artık bu yaraları görmezden gelmek yerine, birlikte iyileştirmeyi öğrenmeliyiz.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Antabus öyle bir kitap ki, okuması kolay ama sindirmesi çok zor. Çünkü Leyla’nın hikâyesi sadece onun değil, bu ülkedeki pek çok kadının ortak yarası. Bir birey olmaya çalışıyor ama sürekli bir kimliğe indirgeniyor: birinin kızı, birinin karısı, birinin gölgesi. Konfeksiyon işçiliği, zorla evlilik, şiddet, yalnızlık… hepsi tanıdık çünkü kadınların gündelik hayatında sessizce yaşanan şeyler bunlar. En çarpıcı yanı ise Leyla’nın mizahı çünkü o mizahın arkasında aslında kan kusan bir kadın, acı dolu bir çığlık var. “Benim en büyük hayalim boşanmak” dediğinde, özgürlüğünün ne kadar uzağa itilmiş olduğunu hissediyoruz. Leyla sadece “düz Leyla” olmak istiyor, ne kutsal ne günahkâr, sadece kendisi. Ama baba, koca, patron, sevgili derken duvarlar hiç eksilmiyor. Üzerine bir de kadınların birbirine açtığı yaralar ekleniyor. İşte Antabus, bu duvarların arasında sıkışmış kadınların sesi. Leyla’nın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: sadece kendin olabilmek, aslında en büyük mücadeledir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bana göre El Kızı romanının en çarpıcı yanlardan biri, kadınların birbirine yönelttiği sertlik. Erkeklerin baskısı zaten toplumun görünür yüzü; ama kadınların birbirine yaptığı, daha keskin ve daha derin yaralar açıyor, erkeğin yaptığı zulme de alan tanıyor hatta buna teşvik ediyor. Kıskançlık, dedikodu, dışlama ve acımasız yargılar, romanın kadın karakterlerinin etrafında şekilleniyor. Bu durum, kadınlar arasında dayanışma yerine rekabetin öne çıktığı bir toplumsal düzenin acı sonucu. Orhan Kemal, kadının kadına yaptığı kötülüğü erkeğin bile yapamayacağı kadar keskin bir gerçeklikle işliyor. Böylece roman, sadece sınıfsal eşitsizlikleri değil, kadın dayanışmasının eksikliğini de sorgulatıyor ki beni en çok sinirlendiren buydu. Kadın kadının yurdu olamadığında, toplumun en derin yarasını kendi elleriyle açıyor. Ve bu yara kapanmadıkça, kadın özgürlüğünün yükünü ağırlaştıran yine kadınların birbirine yüklediği zincirler oluyor. Gerçekten çok üzücü.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
elime geçtiği gün okuyup bitirdim, tek gecede belki onlarca duyguyu tattırdı bana. gerçek oluşu üzücü, rahatsız edici ve empati kurmanızı kolaylaştırdığı için rahatsız edici. hele ki bir kadın olarak okursanız dediklerimi anlayacaksınız. hala benzer şeyler yaşayan kadınların olması çok yorucu ve üzücü gerçekten. feminist bir dille yazılıp çokça antifeminist hatta kadın düşmanlığı içeren olaylara da tanık oluyorsunuz. erkeklere ekstra tavsiye ederim çünkü böyle kitaplarla empati kurup daha iyi anlaşılacağız, umuyorum bir gün bu kitap gibi olan yaşamların tümü sadece kurgularda yer alır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Heyet" serisinin ikinci kitabı olan "Heyet II" kitabı ilk kitapta verilen genel Türk Tarihinin aksine yakın dönem tarihimizi konu alıyor ve ilk kitaptaki üslup ve sohbet akışkanlığı aynı şekilde devam ediyor. II. Abdülhamid Han'ın siyasi zekası ve gizli istihbarat teşkilatı; İstihbaratın Pîri Kuşçubaşı Eşref ile Lawrence'ın amansız mücadelesi; Adnan Menderes dönemi siyasi mücadeleleri ve Necmettin Erbakan Hocanın siyasi zekası ile devletler var eden hiç bilmediğimiz hamleleri; Derin Akıl'ın kırk yıllık diriliş planları; Kod adı Yeşil'in hikayesi; PKK, ASALA, FETÖ ve Mafya savaşları; Siyonistlerin faaliyetleri "Arz-ı Mevud" meselesi, medya ile verilen subliminal mesajlar ve daha fazlası...
Özetle: Bu kitap size davayı, öne atılmayı sadece kılıçla ya da savaşarak değil, fikirlerle düşüncelerle de öne atılabileceğini gösteriyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı 2 kere okudum. O kadar güzel dini ibadetlerin psikolojik yanlarını, bize, vücudumuza ve psikolojimize neden iyi geldiğini, bu sebeple Allah'ı teâlânın neden bizden bu ibadetleri istediğini anlıyor, tefekkür ediyor insan. Herkese tavsiyemdir. İbadetlerimi daha anlamlı kılması ve bunu da öğrencilerime aktarmam için bana yol göstermesi sebebi ile herkese tavsiyemdir. Bu zamanda maalesef huşu ne anlatılıyor ne hissediliyor. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki anca araştırmalar bir bilgiyi güvenilir kılıyor. Bu açıdan dini ibadetlerin psikolojik açısını öğrenmek dinimize sarılmamıza yol gösterebilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin en kalın kitabı olduğu için ilk 300 sayfa biraz yavaş ilerliyor ve Harry’nin ergenlik öfkesi bazen sabrınızı zorlayabiliyor. Başta nasıl bitecek diye çok tedirgindim. Ancak 400. sayfadan sonra, özellikle 'Dumbledore’un Ordusu' ve 'Esrar Dairesi' kısımlarıyla birlikte kitap bambaşka bir ivme kazanıyor. J.K. Rowling, karakterlerin psikolojik derinliğini ve Bakanlık baskısını o kadar iyi işlemiş ki, kendinizi Hogwarts koridorlarında bir direnişçi gibi hissediyorsunuz. Finali ise sarsıcı ve göz yaşartıcı. 978 sayfa gözünüzü korkutmasın, bittiğinde 'keşke daha uzun olsaydı' diyorsunuz. Mutlaka sabredip bitirin!
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı Türk edebiyatı klasiği kitaplar, beni gerçekten çok şaşırtıyor. Bu okuduğum kitap da gerek kurgusuyla, gerek farklı ve yaratıcı bakış açısıyla bunlardan bir oldu. Uyarlama olmasına rağmen, Türk edebiyatında yazılmış ilk “gotik” eser olması da oldukça önemli. Yazarın ilk defa bir eserini okudum. Dili sade anlaşılır ama konuyu çok uzatan cümleler biraz sıkıcı geldi.

Kitaba başlarken kendisinin bir ölü olduğunu söyleyen kahramanımız, okuyucuda bırakması gereken “merak” etkisini ta en başından vermeyi ustalıkla başarıyor. Mistik bir hikaye, doğaüstü olaylar, gerilim, korku, gizem, ölümsüzlük ve ille Türk edebiyatı ilginizi çekiyorsa, bu kitabı mutlaka kütüphanenize katın derim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap, küçük bir bakkal dükkânının kapısından içeri giren insanların hayatlarını anlatıyor.
Her rafta başka bir hikâye var:
biraz umut, biraz kırgınlık, biraz da sabır…
Mahalle kültürünün sıcaklığını, insan ilişkilerinin inceliğini ve hayatın küçük ama derin derslerini anlatan bir hikâye.
Bazen bir bakkal dükkânı sadece alışveriş yapılan yer değildir;
insanın yükünü bıraktığı, iki kelimeyle hafiflediği bir duraktır.
Benim için bu kitap:
Hayatın telaşı içinde unuttuğumuz o eski mahalle sıcaklığını hatırlatan, insanın kalbine dokunan bir hikâye.
Alıntı gibi bir düşünce:
“Bazı yaralar ilaçla değil, sabırla iyileşir.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçekten geçmişi mi taşıyoruz, yoksa ona yüklediğimiz anlamı mı?
Tam olarak “hadi değiş” demeden değişimin mümkün olduğunu anlatan bir metin. Kitabın merkezinde şu soru var: “Gerçekten geçmişi mi taşıyoruz, yoksa ona yüklediğimiz anlamı mı?”

Yazarımız Dilek Cesur, geçmişi inkâr etmeyi değil; onun üzerimizdeki ağırlığını dönüştürmeyi öneriyor. Travmaları, kırgınlıkları, pişmanlıkları romantize etmeden ve küçümsemeden ele alıyor. Geçmişin hayatımızdaki yerini kabul ediyor; fakat direksiyon başına geçmesine izin vermememiz gerektiğini hatırlatıyor. Klasik bir kişisel gelişim reçetesi sunmadan, maddeler halinde “şunu yap, bunu bırak” demeden, bir iç konuşma gibi ilerliyor. En güçlü tarafı da burada: samimi olması.

Kitabın ikinci yarısı umut üzerine kurulu. Ancak bu, pembe bir umut değil. “Her şey güzel olacak” saflığında değil; “Ben değişirsem bir şeyler değişir” gerçekliğinde bir umut. Geçmişle vedalaşmak bir unutma eylemi değil, bir yeniden konumlandırma süreci. En dikkat çekici yaklaşımı şu: Gelecek bir gün gelmeyecek, zaten her gün kuruluyor. Yani “bir gün başlayacağım” cümlesi, aslında başlamamak için kurulan bir erteleme biçimi. Yazar, büyük adımlar yerine küçük ama istikrarlı değişimlerin altını çiziyor. Bir sınır koymak, bir hayır demek, bir alışkanlığı bırakmak…

Dili sade, akıcı ve gündelik. Şunu söylüyor: Geçmiş seni tanımlar ama seni belirlemek zorunda değildir. Okura sert bir yüzleşme yaşatmıyor; daha çok şu soruyu sorduruyor: “Bu yükü taşımaya devam etmek bana ne kazandırıyor?”

"Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay Hay", insanın düşüncelerini sorgulamasına ve hayata daha pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmasına yardımcı oluyor. Kendini yeniden motive etmek isteyen, geçmişte takılı kaldığını hisseden ya da hayata daha umutlu bakmak isteyen herkesin okuyabileceği bir kitap olduğunu ifade etmek isterim. Kısa ama düşündüren bölümleriyle özellikle kişisel gelişim okumayı sevenlere tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir