Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cadılık konusuna klasik anlamda, yani “Avrupa’daki cadı avları” üzerinden bakmak yerine, olaya daha geniş bir yerden yaklaşmış: “cadı”yı aslında toplumun bastırdığı, sindirmeye çalıştığı kadın figürüyle özdeşleştirmiş.

Avrupa kısmında bildiğimiz o Ortaçağ Engizisyonu, cadı mahkemeleri, büyü suçlamaları gibi olaylar var ama detaylı tarihsel belgelerden çok, bunların arkasındaki zihniyet çözümlemesine odaklanıyor. “Kadın bilgeliği” diye adlandırdığı bir kavram var;

Osmanlı bölümü ise ilginçti çünkü genelde cadılık deyince akla hep Avrupa gelir. Osmanlı’da doğrudan Avrupa’daki gibi büyük cadı avları yoktu ama halk arasında büyü, tılsım, şifacı kadınlar gibi figürler vardı. Bu bölümde, Osmanlı’nın daha pragmatik bir tutum sergilediğini; büyücü ya da cinci kadınların kimi zaman şeyhülislam fetvalarında yer bulduğunu ama toplu kıyımların olmadığını öğreniyorsun. Yazar burada Osmanlı toplumunun farklı yaklaşımını vurguluyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Johann Hari’nin Kaybolan Bağlar kitabı, depresyon ve kaygıyı sadece beyin kimyasına indirgemek yerine, bunların arkasındaki toplumsal ve duygusal kopuklukları araştırmasıyla dikkat çekiyor. İlk başta biraz klasik “psikoloji kitabı” beklentisiyle başladım ama daha çok bir gazetecilik araştırması gibi ilerledi.
Johann Hari, farklı ülkelerde bilim insanlarıyla, terapistlerle ve depresyonu deneyimlemiş insanlarla görüşüyor. En çok etkileyen kısım, ilaçların bazı insanlarda işe yaradığını kabul ederken, bunun sorunu tamamen çözemediğini dürüstçe ortaya koyması oldu. “Bağ kayıpları” dediği şey — aidiyet, anlam, değerler, doğa, çocukluk deneyimleri ve güvenlik gibi — ruh sağlığında sandığımızdan çok daha büyük rol oynuyor.
Okurken kendime de çok soru sordum: Ben hangi bağlarımı kaybettim? Modern hayatın hızı, yalnızlık, sürekli daha fazlasını istemek… Bunların hepsi bana tanıdık geldi. Kitap ağır bir dil yerine oldukça anlaşılır bir üslup kullanıyor, bu yüzden hiç zorlanmadan ilerliyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bırindar yaralı demekmiş. Yazarın, ülkemizde kanayan, tedavi edilemeyen yaralarımızı göstermesi, vicdan kavramı çerçevesinde ele almasını kişiler üzerindeki etkilerini, yansıtmasını beğendim.
Gazetecilik yapan yazarların kitaplarını ayrı seviyorum çok yönlü bakış açılarının yanısıra diyaloglar daha gerçekçi oluyor yapay durmuyor akışın içinde. Ve çok fazla araştırma ürünü olduğu net görülürken kurgunun içine yedirilişini başarılı buluyorum. Hikaye içinde hikâye okumak da keyifliydi her ne kadar hüzünlü hikayeler olsa da..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan ruhunun derinliklerine inen, düşündüren ve modern dünyadaki yalnızlık, yabancılaşma ve iletişimsizlik gibi temaların şiirsel bir dille farklı hikayelerle anlatıldığı güzel bir eser. Bence kitabın en dikkat çeken yönlerinden biri, yazarın dilin gücünü ve anlatımın keskinliğini ustaca kullanarak yarattığı duygusal yoğunluk. Okurken, karakterlerin içsel dünyalarına dair derin izlenimler edinmek mümkün ve hatta "bu hikayeleri keşke tiyatroda canlı canlı izleyebilseydim" dedirtiyor. Hem duygusal hem de görsel anlamda etkiledi beni açıkçası. Sesini duyurabilmenin ve sessizlikle barış yapabilmenin ne kadar zorlayıcı olabileceği oldukça etkileyici bir şekilde vurgulanmış. Özetle herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her ne kadar bir çocuk kitabı olsa da, okurken tüylerinizin diken diken olmasına ve gözlerinizin dolmasına yol açabilir.

Kitap Çanakkale Savaşları’nı çocukların anlayabileceği bir dille ele alıyor. Ancak bununla birlikte eğitici yanı da oldukça güçlü. Kitabın sonunda savaşa dair bilgiler yer alırken, şehitlik ve savaşın gerçekleştiği alanların haritası da mevcut. Bu açıdan bence yetişkinler için bile, unuttukları bilgileri hatırlatma özelliğine sahip.

Kırmızı gelincik metaforu ise gerçekten çok iyi ve ustaca düşünülmüş. Gelincik hassas yapısının yanında saksıda yetiştirilememesiyle de özgürlüğü simgeliyor. Ve kırmızı rengini de şehitlerden alıyor.

Kitabın anlatımının yanında, çizimler ve kâğıdın yapısı da çok güzel.

Tüm çocukların kütüphanesinde yer alması gereken, başarılı bir eser.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Batık maliyet teorisi diye bir teori var. Belli bir şeye verdiğimiz emek, zaman veya beklentiler boşa gitmesin diye mantıksız hale gelse de o davranışı, durumu sürdürmek anlamına geliyor. Aslında bu konuda bir atasözümüz var: Zararın neresinden dönersen kârdır. Teori zarardan dönememeyi ifade ediyor.
İşte Tatar Çölü'nün temelinde bu teori yatıyor. Teğmen Drogo bazı amaçlarla kaleye ilk geldiğinde oradan ayrılmanın planlarını yapıyor. Fakat birtakım sebeplerle kaleye şans tanıyor, orada bir süre kalıyor. İşte o andan itibaren bir kısır döngünün içinde buluyor kendini. Artık ayrılmak istese de ayrılamıyor kaleden. Çünkü, madem o kadar beklemişti biraz daha bekleyiverseydi. Bekledikçe, beklenilen daha da değerleniyor. Bu kadar beklediği şey gün geçtikçe daha ve daha anlamlı oluyor. Bu anlayış "madem bu kadar bekledim, bunun bi anlamı olmalı" mantığını barındırıyor.
İşte böyle, bir şey olacak hissiyle koca bir kitap bitiyor ve Drogo yalnız beklentiyle ömrünün geçip gitmesine göz yumuyor.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okuduktan sonra keşke D. Cüceloğlu'nu sağken tanısaymışım dedim. Çok kıymetli bir eser Geliştiren Anne Baba. Her satırı önemli. Çize çize, notlar ala ala, sindire sindire okudum. Bu yüzden epeyce sürdü okumam. Fakat bitirdikten sonra şu sonuca ulaştım: Bu kitabı herkes okumalı. O nedenle 10- 15 tane alıp hediye etme fikri geldi aklıma. İnşallah yapacağım.
Kitabın temel anlatısı nasıl bir anne baba olmayı istiyoruz? Çocuğunu değerler kültürüyle yetiştiren, geliştiren, geliştirirken gelişen, bu yolla topluma ve insanlığa fayda sağlamış olan bir ebeveyn mi yoksa korku kültürüyle, dış baskı, utandırma yoluyla çocuk yetiştiren ve ne kendine ne çocuğuna ne de insanlığa fayda sağlamayan bir ebeveyn mi?
Çocuklar konusunda farkındalık sahibiyseniz yazarın anlattığı bazı örnekleri okudukça üzüleceksiniz. Zaten diğer çocuklar için değil de sadece kendi çocuğunuzu düşünüyorsanız henüz farkındalığınız oluşmamıştır. Kitaptaki önemli çıktılardan biri de buydu zaten.
Mutlaka okuyun.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lovecraft kozmik korku denilince akla gelen ve bu türe ismini veren (lovecraftvari korku da denilir) yazardır. Cthulhu evreni de kozmik korkunun öncülerindendir. Kozmik korku, klasik korku türlerinden oldukça farklıdır. Yazarın ifadesiyle en kadim ve güçlü korkudur bilinmeyenin korkusu.
Kozmik korku insanın evrendeki hiçliği ve önemsizliği, bilinmezlik, devasa kozmik varlıklar, delilik gibi temaları barındıran bir korku türü. Bir gece vakti küçük bir sandalda devasa dalgaların olduğu okyanusun ortasında olduğunuzu hayal edin.
Lovecraft kitap içindeki diğer hikayelerinde de kozmik korkunun çeşitli görünümlerini bize hissettirir. Karanlık, bilinmezlik, derin kuyular ve dehlizler, kadim yaratıklar, nereden geldiği belli olmayan sesler gibi unsurlarla korkuyu anlatır.
Görme, duyma veya hissetme gibi duyular olmadan korkunun hissedilmesi mümkün müdür? Elbette somut duyuların sebep olduğu kadar olmasa da ürperme ve tedirginliği hissediyorsunuz. Lovecraft bunu yalnızca yazarak başarıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle kitabın kapağında da yazdığı gibi unofficial olduğunu bilerek alın. Bir hayran tarafından yazılmış, Dumbledore için ayrı bir kitap değil. Bu tarz kitaplara biraz önyargıyla yaklaşılabilse de bana göre kötü bir kitap olmamış. Çocukluğumdan beri defalarca hem kitap serisini hem filmleri izlememe rağmen benim farketmediğim detaylar çıktı diyebilirim. Karaktere bakış açınızı biraz değiştirebilir. Her kitap için ayrı ayrı değerlendirme yapılmış, kitapta Dumbledore’un hangi hareketini neden yaptığını açıklamaya çalışmış yazar.
Fiyatı için tatmin edici buldum. Ayrıca referans olarak belirttiği bazı yazılar da var. İlgisi olanlar için o web siteler de hoş olabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kadınlar Ülkesi,“Tamamen kadınlardan oluşan bir dünya düzeni olsaydı nasıl olurdu?”sorusunu yanıtlıyor.Ülkeyi keşfeden üç Amerikalı erkek,kadınlardan oluşan bir toplumun kaotik, kıskançlıklarla dolu ve iş paylaşımının olmadığı bir yer olacağını düşünüyor.Oysa kitapta tam tersi bir düzenle karşılaşıyoruz.
Eleştirdiğim nokta ise,üç erkeğin Amerikalı olması nedeniyle dünyanın yalnızca Amerika’dan ibaretmiş gibi aktarılması. Toplumsal normlar ve değerler sürekli Amerika üzerinden açıklanıyor.Kadınlar sade giyiniyor,seksilik yok.Erkeklerin olmadığı bir dünyada kadınların çekici olma ihtiyacı ortadan kalkar mı? Yoksa kadınlar gerçekte de aslında hemcinsleri için mi süslenir? Erkeklerin olmadığı düzende kadınlar mı erkeksileşir?
Ayrıca kadınların,gelen üç erkekle birlikte çift cinsiyetli düzene dönme umudu taşımaları da bir soru işareti.Soyu sürdürebilen bir toplum bunu neden ister?
Ve elbette tıpkı Hollywood filmlerinde olduğu gibi, kurtarıcıların Amerikalı olmasına şaşırmıyoruz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir