Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhteşem bir kitap. Uzunca bir yaşamın anlatımı ancak bu kadar profesyonel ve böylesine içten yazılabilirdi. Annie Ernaux‘un okuduğum ilk kitabı. Başlarda biraz zorlandım. Ancak okudukça kitabın aslında ne anlatmak istediğini tam olarak anladım; bizi anlatmak istiyordu, hepimizi, insanlığı. Kitap isim seçimi çok yerinde; Seneler. Hani bazı filmler vardır ya bir çocuğun küçüklüğünden ölümüne kadar anlatan, uzunca bir ömrü detaylı detaylı işleyen filmler. İşte bu kitap belirli bir tarih aralığını tüm ayrıntısıyla ve tüm duygularla sunuyor okura. Kitabın ortalarında sanki sürekli konuşan bir kadını dinliyormuş gibi hissettim. Hep anlatacak bir şeyleri var ama hiç dinlemeye zamanı yok gibi. Kitabın sayfalarını ardışık okuduğunuzda hafiften bir baş ağrısı yapıyor gibi. Dinleyici konumunda siz varsınız ve aralara giremiyor olmak kötü. Çok farklı bir kalem, çok farklı bir anlatı, yeterince dolu bir içerik. Çok beğendim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
genç bir şaire mektuplar; rilke'nin, kendisine yazılarını gönderen franz kappus isimli genç bir şaire yazdığı mektuplardan başlıyor, rilke'nin biyografisiyle nihayetleniyor. mektuplar edebi anlamda bir eleştiriden ziyade yaşam hakkında basit ama bilgece öğütlerle dolu. okuyucusuna sabırlı olmayı, doğayı derin bir duyumsayışla kavramayı, insanın gözlerini kendi içine çevirmesini, birtakım cevaplar peşinde koşmadan sorularla yaşamayı öğütlüyor ve sorularla yaşayan insanın bir gün kendisini cevapları yaşarken bulacağını söylüyor. rilke büyük bir sanatçı ve kitabı okurken sanki bilge bir kişinin dizinin dibindeymişim ve yaşamın çeşitli konuları hakkında başımı okşayarak bana öğütler veriyormuş gibi hissettim. rilke; bir şair olmanın hakkını vererek büyük bir söyleyiş güzelliğiyle veriyor nasihatlerini, kamuran şipal de dile usta bir hakimiyetle bu cümleleri türkçeleştirmiş. bu sayfa sayısı bakımından hacimsiz ama hacimli bir yaşamın izlerini taşıyan kitabı tekrar okuyacağım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı üniversitede ders kaynağı olarak kullandım ve gerçekten sistematik yapısından çok faydalandım. İslam Tarihi 1, konuları kronolojik bir düzen içinde ele alırken olayların arka planını da açıklıyor; bu da benim için ezber yapmaktan ziyade anlamaya dayalı bir öğrenme süreci oluşturdu.

Adnan Demircan’ın anlatım tarzı gayet dengeli, akademik bir dil kullanmasına rağmen metin gereksiz derecede ağır değil. Özellikle sebep-sonuç ilişkilerine yaptığı vurgu, olayların arka planı, tarihi sadece olaylar silsilesi olarak değil, bir süreç olarak görmemi sağladı.
Sınavlara hazırlanırken de konu başlıklarının açık ve düzenli oluşu büyük kolaylık sağladı. Bu eser, yalnızca bir ders kitabı değil; İslam tarihini dört başı mamur bir temele oturtan sağlam ve güvenilir bir başvuru kaynağı gibi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir zaman yolculuğu öyküsünü okuduğumuz bu kitapta 1800lü yıllarda yaşayan anlatıcımız, kendini bir anda 2071 yılında buluyor.
Yazar gelecekle ilgili tahminlerini ve bazı konularda olması gerekenleri kurgulaştırarak okuyucuya aktarmış. O yıllardan günümüzle ilgili pek çok şeyi doğru öngörmesi ayrı bir başarı. Zorunlu eğitime geçilmesinden bahsetmesi, telefonun gelecekte alacağı hali, yani şu andaki konumunu gerçeğe yakın bir şekilde bilmesi, mıknatıslama yöntemi ile balon yolculuğunu düşünmesi ve daha birçok konudaki öngörüsü muhteşem.
Savaşla ilgili ise bence bir ironi yapmış veya olumlama yaparak savaşın tamamen bittiği bir gelecek hayali ile bırakmış biz okurlarını. Hele hele o yıllarda yaşamış birisinin savaşın biteceğini söylemesi, temennisinden ibaret bir düşüncedir. O da savaşların bitmesinin bir hayal olduğunun farkında bence.
Sizi kısa bir gelecek yolculuğuna çıkaran, ama bunu yaparken bir düşünce gezisine çıkaran kısa ve okuması gereken bir kitap.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nadir Şah ve İran
İran, coğrafyası ve tarihiyle Anadolu sahasına hep yakın bir pozisyonda yer alır. Efsanelerde Farsların bulunduğu ülke İran ile Türklerin bulunduğu ülke Turan arasındaki sınır bir nehir (Ceyhun) ile çizilmişse de aslında zamanla bu hat pek çok kez kaybolmuştur. Öyle ki İranlılar uzun süreler boyunca Türk yöneticiler tarafından idare edilmiş, iki kadim halk aynı topraklar üzerinde beraberce yaşamıştır. Nadir Şah-ı Avşar da İran tahtına geçen Türklerden birisidir. 1736 ile 1747 yılları arasında İran’a hükmeden Avşar Türkü Nadir Şah dönemi İran tarihi için birçok önemli sosyal kırılmanın yaşandığı bir dönemdir. Her ne kadar bilim dünyasında bu dönemin ehemmiyetine tam manasıyla uygun hareket edilmese de M. R. Arunova ve K. Z. Eşrefyan gibi alimlerin çalışmaları Nadir Şah dönemine ışık tutar.

Nadir Şah dönemi İran’ın idari ve sosyal yapısının iyi analiz edilebilmesi için örnek kabilinden bazı verileri talibine sunar. İlk aşamada göze gelmeyen bazı meseleler araştırmalar derinleştikçe açığa çıkar. Nadir Şah döneminin detaylarına inildiğinde ortaya çıkan ayrıntılar ise sadece tarih ilmi açısından önemli olmakla kalmayıp; İran, İslam, Türk ve dünya tarihi açısından benzer sosyal kodları tanıyabilme olanağını okura sunar. Araştırmacılarda bunu fark etmiş olacaklar ki Nadir Şah döneminin pek rastlanmayan bilgilerine kitaplarında yer verirler.

“Nadir Şah-ı Avşar” kitabı her ne kadar bir biyografi hüviyetiyle ortaya çıkıp, okurda bu yönde bir izlenim oluştursa da aslında Nadir Şah döneminin detaylı tahlil edildiği bir eser olarak kendisini gösterir. Bu nedenle 1688 yılında dünyaya gelen Nadir Şah’ın hayatının önemli bir kesimine eserde yer verilmeyip saltanatı süresince (1736-1747) gerçekleşen olaylar aktarılır. Belki de saltanat öncesi hayatına dair fazla bilginin olmaması araştırmacıları buna yöneltmiş olabilir. Ama eserin girişinde yer alan Ahsen Batur takdiminde daha detaylı ve akılda kalıcı biyografik bir sunumun olduğu, Nadir Şah’a dair eserde olmayan bilgilerin paylaşıldığı görülür. Üstelik Nadir Şah figürü Batur tarafından öylesine ilgi çekici bir istikamete oturtulur ki meselenin bilinmeyenlerine dair spekülatif bazı konulara da vakıf olunur.

Ahsen Batur’un kıymetli takdiminden sonra, beş bölüm halinde tasarlanmış eserin birinci bölümüne geçilir. Birçok akademik eserde olduğu gibi çalışmanın kaleme alınmasında istifade edilen kaynakların genel bir değerlendirilmesi yapılıp, sonrasında gruplandırılan kaynaklar detaylı değerlendirilir. Burada eserin en güçlü yönü ortaya çıkar ki Nadir Şah dönemi ile ilgili Kafkas sahasına dair kaynaklarla beraber Rusça ve Farsça ana kaynaklar, Avrupalı seyyah ve tacirlerin notları, diplomatik belgeler, devlet arşivlerine ait kayıtlar yazarlar tarafından takdim edilir. Eserin ne kadar sağlam bir zemin üzerine bina edildiği böylelikle daha iyi anlaşılır.

Kaynaklarla ilgili altı çizilmesi gereken bir husus da vardır ki belirtmeden geçilemez. Nadir Şah’ın 1739 yılında yürürlüğe koyduğu ve kimden ne kadar vergi alınacağını gösteren ferman eserle bilim dünyasına ifşa edilir. Eserin en özgün yönünü gösteren ve ilmi kuvvetini arttıran bu belgenin ayrıntılı tahlilinin birçok ekonomi tarihine kaynaklık edeceğine şüphe yoktur. Zaten eserde Nadir Şah döneminin sosyal, idari ve mali politikalarının derinlemesine analiz edilmesi, her zaman ulaşılamayacak bilgilerin derli toplu bir biçimde sunulması araştırmacıların işini kolaylaştıracak bir unsurdur.

Bu şekilde zengin kaynakça sunumundan sonra eserin ikinci bölümüne geçilir. Bu kısım “Safevi Devletinin Tarihine Kısa Bir Bakış” başlığıyla yer verilir. Ama Safevi Devleti’nin tarihine ilişkin genel bir tablo okurun aklında oluşmaz. Zira araştırmacıların ihtisas alanından mı kaynaklanıyor bilinmez toprak sisteminin yoğun bir anlatısı okurun karşısına çıkar. Üstelik Safevilerin iki yüz küsur yılı aşan tarihleri, her devlette olduğu gibi, birçok unsurun etkisi altındadır. Sosyo-ekonomik yapıya dair bu güçlü değinilerin başka alanlarda da kendisini göstermesi gerekir. Örneğin Nadir Şah’ı iktidara taşıyan siyasi yapı çok iyi yansıtılmasına rağmen öncesine dair pek bilgi verilmez. Zaten eserin genelinde de siyasi tarih anlatısı biraz baskılanmış gibidir.

Eserin üçüncü ve dördüncü bölümde ise Nadir Şah politikaları sayfalara taşınır. Şah’ın tarım politikası, bürokratik ve askeri yapıyı nasıl oluşturduğu, meydana gelen feodal sistem üzerindeki etkisi detaylı anlatılır. Bu bölümler kaleme alınırken yoğun olarak Rus diplomatların raporlarına yer verilir. Şah’ın himaye ettiği yazarlar tarafından kaleme alınan kaynaklardaki taraflı anlatım bu raporlarda görülmediği için daha objektif bir sunum dikkat çeker. Zaten ele alınan tarihi bir karakter ise okuru yanıltan bu tuzakların belirgin gösterilmesi tarafsızlığı layıkıyla besler. Eserin genelinde yergi ve övgüden ziyade salt malumat aktarımının belirgin olması okurda güveni temin eder.

Eserin son bölümü beşinci bölüm ise; bir önceki iki bölümün sonucu gibidir. Bu bölümde Nadir Şah’ın vergi politikalarına bağlı olarak ortaya çıkan ve ülke geneline yayılan isyanlar ele alınır. Bölüm o kadar ayrıntılı çalışılmıştır ki sanki eser ilk olarak Nadir Şah dönemi isyanları olarak yazılmış diğer kısımlar sonra bu esere eklenmiş gibidir. Her isyanın ortaya çıkışı, gelişimi ve nihayete nasıl erdiği satır satır anlatılır. Zengin kaynakça kullanımı sosyal açıdan okuru döneme götürecek düzeydedir. Çünkü görgü tanıklarının ifadeleri birbirini tamamlayacak şekilde aktarılırken, okur adeta isyan ikliminin ortasına götürülür.

İyi kaleme alınmış sonuç kısmıyla sona eren eserin Türkçeye anlaşılır, açık ve yalın bir dille aktarıldığı barizdir. Ayrıca Nadir Şah’la ilgili resimlerin paylaşılmasının eseri zenginleştirdiğine şüphe yoktur. Bununla birlikte eserin 2026 yılında ikinci baskısının yapılmasına karşın yazar biyografileri yoktur. Oysaki bu kıymetli eseri vücuda getiren yazarların kısa biyografik bilgilerle de olsa tanınmasında ve tanıtılmasında fayda vardır. Yine coğrafyayla bu kadar haşır neşir olan anlatı için kullanılan harita sayısı yetersizdir. Bol miktarda harita kullanımının konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı bir gerçektir.

Sonuçta; Türk tarihi büyük lider, komutan ve yöneticilerin arzı endam ettiği büyük bir sahnedir. Bu sahneye çıkan ve ismi tarihe kazınan her bir aktörünün iyi tanınıp bilinmesi gerekir. Çünkü milletler yetiştirdikleri değerlerle dünya tarihinde yer ederler. Nadir Şah-ı Avşar Türk tarihinin İran sahasında kaldığı için az bilinen bir lideridir. Sünnilerle Şiileri birleştirmeye çalışan İran’ı ve Anadolu’yu birbirine bağlamaya çalışan Nadir Şah’ın Türkiye kamuoyunda sahiplenilmemesi bazen bilgisizlikten ya da yanlış algılardan kaynaklanmaktadır. Olumsuz algıların kırılması, hem İran coğrafyasının hem de İran coğrafyasında hüküm süren yerleşen, yaşayan ve halen yaşamakta olan Türklerin iyi bilinmesi etnik duyarlılık için gereklidir. Eser bu manada İran’ın Türk yönüne vurgu yapmaktadır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Platon’un karşılıklı diyalog şeklinde ki tartışma kitabıyla yorumum: Diyalogta Sokrates doğrudan yer almıyor Theodorus, Theaitetos ve bir Eleatik yabancı aracılığıyla “sofist” tanımlanıp analitik olarak inceleniyor. Özellikle doğru ve yanlış söylem, varlık ve yokluk, bilgi ve görünüş gibi temalar etrafında ilerliyor. Bence kitap düşünce laboratuvarı gibi Platon’un en “zihinsel olarak yorucu” ama en olgun metinlerinden biri; okurken ilerlemediğimi hissettim, çünkü Platon bir kavramı tanımlıyor, sonra o tanımı bozuyor, sonra yeniden kuruyor ve bu da kitabın gücünü gösteriyor. Ana temalar Sofist kimdir? Filozof ile sofist arasındaki fark, doğru ve yanlış söylem, varlık ve yokluk, bilgi ve görünüş etrafında ilerliyor. Retorik ve felsefe arasındaki farkı tartışmak, günümüz eleştirel düşüncesi için hâlâ geçerli. Felsefeye yeni başlayanlar için akıcı bir kitap değil. Diyalogdan çok teknik bir felsefi çözümleme hissi veriyor. Ama düşünsel derinlik arayan biz felsefeciler için doyurucu.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kintsugi aslında bir Japon felsefesi. Kırılan bir nesneyi altın tozu kullanılarak öncekinden daha değerli hale getirmeyi amaçlıyor. Yazar kitabın ismini rüyasında görüyor ve o yüzden bu ismi veriyor. Hikayeler ise hayli ilginç. Aslında hiçbirimizin hikayesine benzemiyor, ama aslında hepimizin hikayesi. Şu acımasız dünyada hepimizin kendisini değersiz, bir sığıntı gibi hissettiği zamanlar mutlaka olmuştur. Kimi zaman bir kral suretinde, kimi zaman bir yetim çocuk suretinde, bazense bir köpek oluyor sadece kahramanlar. Kitabın bende bıraktığı duygu, "var oluşumuzun ve elimizdeki nimetlerin kıymetini bilelim." Kim bilir biz de uzun zaman içinde bir yokluğun pençesinde kıvranıp kemik tozu olduktan sonra mahşer sabahında uyanmayı bekleyeceğiz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İhsan Öğretmenim,
Kitabınızı okurken sanki satırları sizin sesinizden dinliyormuşum gibi hissettim. Öğretmenlik mesleğinde yaşadıklarınızı o kadar samimi ve etkileyici bir şekilde aktarmışsınız ki her sayfada sizi daha da yakından tanıdım.
“Her şey bir öğretmeni sevmekle başlar” düşüncenizi kitabınızda öyle güzel yansıtmışsınız ki, kitabınızı büyük bir mutlulukla okudum. Hatta bu kitaptan sonra okuduğum diğer kitaplar bana biraz eksik ve sıradan gelmeye başladı.
“Öğretmenim Buradayım” kitabınızı okurken duygularımın tamamı harekete geçti. Özellikle başlangıç kısmında çok duygulandım.
Ben de Adıyaman Üniversitesi’nde Okul öncesi öğretmenliği 4. sınıf öğrencisiyim. Sizi burada da ağırlamayı çok isteriz; burada da sizi seven, sizi örnek alan çok kişi var.
İyi ki varsınız İhsan Öğretmenim, emeğinize sağlık.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sezgin Kaymaz kalemi ile bu kitap tanıştırdı beni.
Eğlenerek hatta kahkaha atarak okuduğum kısımları, ince ince derinden hissettirdiği hüzünleri ile benim tavsiye kitaplarımdan biri oldu. Sıcacık, günümüzün Yeşilçam filmi gibi sanki. Hatta son öyküsü o filmlerdeki önermeler gibi insanın gözlerini doldurarak huzurla bitiyor.
Kitap sekiz öyküden oluşuyor. Her öykü birbiri ile bağlantılı. Sezgin Kaymaz'ın hayatından izler taşıyor öyküler. Özellikle hayvan sevgisi o kadar güzel ki. Can dostlarına karşı hissettiği duyguları o kadar doğallıkla ve içten anlatması sizi etkiliyor.
Kalemi sade, samimi hayat gibi. Günlük hayatın argo kelimeleri de var içerisinde hatta başlarda yadırganabiliyor ama beni hiç rahatsız etmedi. Uzun kurgular arasında bunaldıysanız ya da okumanız durağanlaştıysa hemen okumanızı öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ali Lidar’ ın ilk defa bir eserini okudum ve geç olsun güç olmasın diyerek üzülmeyip tadını çıkara çıkara okudum. Şu birkaç günümü güzelleştiren Tesirsiz Parçalar’ın tesirli kafa karışıklığıyla hislerimi yazıyorum. Ayrıca bir alıntı ile size soru sordum. Gündelik hayatın içinden, bizler gibi hisleri, yaşanmışlıkları zevkle okuyacağınız bir eser. Tesirli bulursanız bakmanızı ve cevap vermenizi çok isterim. Dolu dolu ama doğal, kısa kısa ama içten, güldüren ama dokunan tam da bu şekilde tarif edebilirim. Diğer eserlerini de en kısa sürede okuyacağım. Tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir