Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İşlenen bir cinayetin aydınlanması üzerine bir çok edebi ve felsefi göndermeyle yazılmış bir eser. Eserde yer alan simgeler ve metaforlar yönüyle popüler cinayet- polisiye romanlarından ayrılıyor. Eserin yoğun bir anlatımı var bu nedenle yorgunken okumanızı tavsiye etmem. Ayrıca eseri okumaya başlamadan önce;
-Edgar Allan Poe'nun "Morgue Sokağı Cinayetleri" ve "Altın Böcek" hikayelerinin ne hakkında olduğunu bilmek
-"Sonsuz Orangutan Teorisi" nin ne olduğunu bilmek
-H.P. Lovecraft ve onun meşhur "Necronomicon" adlı kurgusal kitabı hakkında en azından yüzeysel bilgi edinmek eseri okurken anlamanızı kolaylaştırıp bağlantıları kurmanızı daha da kolaylaştıracaktır.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Duygusal yönü ağır basan, karakterlerinin psikolojisini iyi yansıtan bir kalem. Bütün Bir Ömür bir adamın hayatından bize sesleniyor. Belki de siz de yazın hayatınızı benimle birlikte diyor. Yalnız bir çocuk ama orada takılıp kalmadan yaşamayı seçen bir adam olarak büyüyüp, ömründe bir kere seviyor ve Alp dağlarında kaybettiği sevdiğini unutmadan soğukla arkadaş olarak yaşıyor geri kalan hayatını. Savaş da görüyor, yoklukta. Ama hep çalışıyor. Sonu herkesin sonuyla aynı. Çoğunluğun aksine o mutlu ve huzurlu kapatıyor gözlerini.
İyi bir anlatı, başarılı bir kitap.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikmet Hükümenoğlu’nun Körburun’u, İstanbul açıklarında hayalî bir adada geçiyor ama yazar anlatımıyla adayı gerçek kılıyor. Meral, Hayri, Neriman Abla ve adanın Türk-Rum halkı zamanla iç içe geçen hayatlar yaşıyor. 80’li, 90’lı yıllara uzanan romanda sadece bireylerin değil, Türkiye’nin de dönüşümüne tanık oluyoruz. 6-7 Eylül, 1964 Tehciri, darbeler… Her şey karakterlerin yaşamlarına dokunuyor.

Yetmişe yakın karakterin olduğu kitapta hiç kimse fazlalık değil. Yazarın da dediği gibi: “Rolleri ne kadar küçük olursa olsun, karton karakter olmasınlar diye çok uğraştım.” Seher’in, Niko’nun, Neriman Abla’nın, Meral’in ve daha nicelerinin hikâyeleri içimize işliyor.

Su gibi aktı, her satırına değdi. Atmosferi, dili, ruhuyla çok güçlüydü. Keşke dizisi ya da filmi çekilse…
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  8
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ayşe Hanım'ın Kadınlığın Keşfi'nden sonra hemen okumaya başladığım eseriydi. Bu kitabında da çeşitli "kadın hastalıklarından" dolayı tedavi olmaya gelen birbirinden farklı kadınların hikayelerine tanık oluyoruz. Geçmeyen rahim kanamalarını, rahmin gözyaşları olarak betimlemesi, alanında ne kadar değerli bir doktor olduğunu vurguluyor Ayşe Hanım. Her hanımın kendinden bir parça bulabileceği, sorularına cevap bulabileceği, aynı dertten mustarip hanımların da olduğunu görüp kaygılanmaması gerektiğini anlayabileceği terapi niteliğinde bir eser.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Stefan Zweig'ın usta kaleminden etkileyici bir novella.
Kısa fakat oldukça dokunaklı.
Taşradan Viyana' ya tıp okumaya gelen 18 yasındaki narin, hassas delikanlı Bertold, Viyana'daki yaşamın onun hayallerindeki gibi olmadığını ilk geldiği yağmurlu günde anlıyor.
Kitap kahramanımızın kendini arama yolculuğuna şahit ediyor bizi. Kiraladığı oda, diğer odadaki kalan öğrenci, ev sahibi ve hasta kızı arasında gelişen durumları ve kahramanın ruh halini çok başarı bir şekilde aktarmış. Ben beğendim, tavsiye ediyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
korkma o zaman...
Murat Uyurkulak demiş ya işte karnavalda katliam çıkması gibi bu kitap diye, öyle değil. Bu kitap karnavalın ta kendisi.

Murat Menteş'in söyleşilerini kıyısından köşesinden dinledim. Söylediği bir şey var, tamamen katılıyorum. Oyunlar oynamak lazım, bilerek ve isteyerek. Oulipovari. Uzun zamandır Perec'ten, Yaşam Kullanma Kılavuzu'ndan etkilenip etkilenmediğini düşünürdüm Menteş'in, bu romanda Perec Amca'ya rastlayarak doğruladım kendimi. Aynı şekilde reklam dünyasında yıllarca çalışıp en sonunda yeter diyerek sektörden ayrılan ve güzel güzel şeyler yazıp aklımızı alan Frédéric Beigbeder'den de bahsedebiliriz. Menteş için karnaval yaratıcısı diyebiliriz bu konuda; Beigbeder'nin reklam dünyasına giydirmeleri, ki Palahniuk da buna dahil, Perec'in yapboz parçaları olan hikâyecikleri ve insanları, Tarantino'nun Tarantinoluğu ve adı geçen geçmeyen bir sürü şey. Kolaj, postiş, ne derseniz deyin, bir yerlerde Murat Menteş de mevcut, bütün ağırlığıyla. Güldüğü şeylere başka insanların da gülmesini sevdiğini söylüyordu bir yerde. Ben gülüyorum, biri yumruk yedikten sonra, "Buna bayıldı" gibi bir cümle vardı. Güldüm, sonra akışa kaptırdım kendimi. Okuduktan sonra nasıl bir tat kalıyor biliyor musunuz, uzun bir yolculukta verilen molalardan birinde yenen lezzetli bir yiyeceğin yola tekrar çıkınca unutulmuş tadı. Çok hızlı, belki de bu yüzden Murat Menteş'in romanlarının kısmen unutulma eşiği daha düşük. Yani Dublörün Dilemması'nda Baudrillard'ı unutmadık, meyve suyu hadisesini unutmadık ama bunlar oyun olmalarıyla yer etti. Edebiyatın ne olduğunu tartışmak gibi bir niyetim yok, çağın isteklerine de olabildiğince kulak tıkamak istiyorum. Sadece şunu söyleyeceğim; Murat Menteş'in romanında insana dair bir şeyler varsa da hız yüzünden flulaşıyor. Kaos, reklamlar, hız... Bunların arasında biz ne kadar varız, ya da ne kadar var olmak istiyoruz, okur ne kadar var olmak istiyor, ya da karakterler ne kadar var olmak istiyor, sıkıntı burada. Ruhi Mücerret elimde, onu da okuyacağım kısa bir zamanda, umarım Menteş o romanda farklı bir şeyler denemiştir diye düşünüyorum, zira tüm insanların bu keşmekeşi yaşıyor olması mümkün değil. Günümüzün edebiyatı bir şey istemiyor, verileni alıyor sadece.

Murat Menteş hiç durmadan alıntılar yapıp derdini anlatmaya devam ediyor, bu dertlere de katılıp katılmayabilirsiniz. Diyeceğim; yazar ne söylerse söylesin, okur nasıl yaklaşırsa yaklaşsın, doğum günü pastasının içine konmuş bomba gibi bir kitap bu.

Roman içinde roman, ya da gerçek içinde roman, ya da tam tersi. Hayati Tehlike'yle Şebnem Şibumi tanışırken Şibumi kendini Dilara Dilemma diye tanıtıyor, Tehlike de bayanın çok nüktedan olduğunu, zira o romanı kendisinin de okuduğunu belirtiyor. Sonra bir de bakıyoruz, Müntekim işte liseden Nuh Tufan'ın arkadaşı, hatta Nafile Filinta olarak geçiyor. Kurgunun nerede bitip gerçeğin nerede başladığını ya da başlamadığını bulun da söyleyin bakalım.

Böyle. Birçok karakter sırayla anlatıcı rolüne bürünüyor. Üslubun dışına pek taşmamakla beraber yarattığı farklılıklar garipsetmiyor. Mesela Şibumi, tarih mezunu bir ablamız. Anlattığı gün tarihte neler olduğunu söyleyerek başlıyor lafa. Güzel bu, lakin en güzeli Hayati Tehlike'nin telekinetik evladı Gerçek Tehlike'nin anlattığı bölümler. O yaşlarda bir çocuk tam olarak öyle konuşur, birebir. Süper.

Böyle. Her karakter bir kurgu dünyasında bulunduğunu biliyormuş gibi, her birinin söyleyeceği erdemli, ağır bilgili sözleri var. Her biri küçük bir Ahmet Midhat Efendi. Her şeyi bir yana bıraktığımızda elimizde bir panayır var, okuyup keyfini çıkartalım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yeryüzünden kovulmuşların serüveni
Steinbeck, toprak işçilerinin arasında bulunmuş, onlarla zaman geçirmiş. Bu yüzden yaşadıkları zorlukları biliyor, onların gözünden görüyor her şeyi. Yüce bir anlatıyla baş başaymış duygusu uyanıyor okurda, bunun sebebini uzun süredir doğayla kaynaşık insanların kolay anlaşılmayacak sezgilerinin başarılı aktarımında, doğadan başka bir şey bilmedikleri için her şeyin yoluna gireceğine dair -kentliye göre cahilce, toprağı tanıyanlar için bilgece- sonsuz umudun kavranışında yatıyor.

İncil'i ve Tevrat'ı mutlaka okumak lazım, Edip Cansever de böyle dermiş. İmge zenginliği ve her duygunun arketipi bu metinlerde mevcut, göçler de. Hikâyesini takip edeceğimiz ailenin parça parça dökülüp yine de dağılmaması, yolda olmanın zorunlu birleştiriciliğinden kaynaklanıyor.

Kayıpları büyüktür; aileden kopmalar başlar. Ölümler, ayrılıklar araya girse de çekirdek korunur, hedeflerine varırlar ve kendilerine yabancı olan düzenin burayı da ele geçirdiğini görürler. Sıkıntıları biliyoruz, günümüzde de aynen devam ediyor. Üç otuz paraya çalışmak için ölü gibi yaşarlar, yerlerine kolaylıkla adam bulunabileceği için işi bırakıp gidemezler. Her şey tekelin elindedir; besin maddeleri, diğer ihtiyaçlar... Yaşam pahalı, aile bağları güçlü. Gitsin gidebildiği yere kadar.

Ailenin hikâyesinin yanında sosyoekonomik bir portre de çizilir. Araba satıcıları, araçlar, mekanik gürültü, makineleşen dünya... Traktör şoförleri makineden çıkmış gibi gözüken sandviçlerden yer, çocukların lapaları yağda kızartılır, dünyayı çürüten mazot kokusu her yere siner. İnsanlar hayatta kalabilmek için diğerlerinin enerjisini çalacak hale gelmiştir, büyük buhranın ülkesinde yaşam mücadelesi, diğer insanların omzuna basarak verilir.

Yeryüzünden kovulmuşların serüveni bu, her an bir benzeri yaşanıyor ve anlatılması gerek. Steinbeck, kutsal bir kitap yazarmış gibi yazmış. İlahi bir niteliği var kitabın, hoş.
Yanıtla
4
4
Destekliyorum  4
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
1988 yapımı, yönetmen Jean-Jacques Annaud'ın Cesar ödüllü L'ours filmi çok iyi bir filmdi. Yıllar sonra Avantür kitap bu filme konu olan Ayı romanını dilimize kazandırdı. Kitabı gördüğümde bir başyapıt okuyacağımı düşünmemiştim. Filmi çok iyiydi ama kitabı tam bir başyapıt. Thor ile Muskwa'nın destansı hikayesi. Yazarın kalemi çok güçlü,1916 yılında yazılan bu şaheser hem tam bir macera kitabı hem de tam bir edebi zevk veriyor okura. 100 yıl öncesinde insanın vahşiliğini, doğaya, hayvanlara bakış açısını çok güzel irdeliyor. Yazarın tarzı Jack London'a çok benziyor bu yüzden. Kurgu, atmosfer yaratma ve detaylar çok iyi. Elbette bunda otobiyografik bir kitap olması büyük katkı sağlıyor. Ve elbette çeviri muhteşem, soluksuz okunuyor kitap. Çeviriyi yapan Zeynep Şirin hanım çok iyi iş çıkarmış tebrik ediyorum. Bu güzel kitabı tüm okurlara tavsiye ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap tam anlamıyla bir iç döküş. Hani insan annesini kaybettikten sonra keşke demeye başlar ya Fournier bunu sayfalarca “keşke” demeden anlatıyor. Sessizce, sakin sakin ama insanın adeta burnunun direğini sızlatarak.

Annesine biraz sitemli, ama bir o kadar da sevgi dolu. O kuzeyli kadın, sert duruşunun arkasında kırılgan bir kalp taşıyor. Yazar da bunu fark etmiş ama geç kalmış, tıpkı çoğumuzun bazı şeyleri geç fark etmesi gibi.

Bölümlerden oluşuyor kitap, kısa kısa ama hepsi de bir o kadar anlam dolu. Tüm anılar bir kabulleniş ve sevgi dolu bir yüzleşme ile, tatlı bir hüzünle, pişmanlıklarla anlatılıyor.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Mayıs 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlkokul 5. sınıftayken öğretmenimizin tavsiyesiyle tanıştım Oz Büyücüsü ile. Babama söylediğimde, kütüphaneye gidip yaşımı sorarak bu kitabı almıştı. O andan itibaren kitaplarla kurduğum bağın ilk halkası oldu. Akıcı dili, renkli karakterleri ve sürükleyici hikâyesiyle çocukluğumda en çok iz bırakan kitap hâlâ bu. Yıllar sonra tekrar okumak istedim ve alanında en güvenilir yayınevlerinden biri olan İş Bankası Yayınları’ndan sipariş verdim. Bir solukta bitirdim. Her yaştan okuyucuya hitap eden bu klasik, hem eğlenceli hem de hayal gücünü besleyici. Oz Büyücüsü, kitap okumaya başlamak isteyen herkes için mükemmel bir ilk adım olabilir. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir