Dişi Kurdun Rüyaları
Dişi Kurdun Rüyaları
34Yorum
yasin79
04.03.2009
Üslubuna hayran olduğum, evrensel mesajlar veren yazardan, üzerinde çok düşünülmesi gereken bir kitap daha. Hemen hemen bütün kitaplarını okudum ancak Dişi Kurdun Rüyaları çok daha farklı.. Kesinlikle okuyun..
Abdurrahman Sayar
20.02.2009
KİTABI DEMİN BİTİRDİM.HALA ETKİSİNDEYİM.KİTAP BENİ İÇİNE ALDI İSTEDİĞİ GİBİ GEZDİRDİ,YANİ KISACASI KONTROL KENDİSİNDE İDİ.ÇOK BEĞENEREK OKUDUM.KİTABA İYİ DESEM BU İYİ BU KİTAP İÇİN AZ OLUR,DİĞER MEVCUT İYİLER İLE YAZSAM YER KALMAZ,İYİSİMİ SİZ BU KİTABI KISA YOLDAN BİRAN ÖNCE OKUYUN.SAYGILARIMLA.....
g-05
23.01.2009
ben cengiz aytmatov hayranı bir insanım onu ilk defa toprak ana ile tanıdım kitabını çok beğendim ama sonra dişi kurdun rüyalarına başlayınca biraz hayal kırıkığına uğradım cengiz aytmatov dan böyle birşey daha doğrusu böyle övülen kitaptan böyle birşey beklemiyordum.kitap öncelikle hiç akıcı değil aslında konu çok güzel ama ben kitabı akıcı bulmadım ve ben akıcı olmayan bir kitabı.
sanemcan07
21.01.2009
Gün olur asra bedelden sonra en çok beğendiğim kitabı.sonu aynı Türk filmleri gibi acıklı bitiyor. gerçekten mükemmel. Tavsiye ederim
osmanov
15.01.2009
Akbar ve Taşçıynar, iki kurdun avcılarca yuvadan kaçırılan yavrularını kurtarma mücadelesini anlatır. Akıl ile hayvan azmin kesintisiz bir mücadelesi.
bayk
Kitapkurdu
30.12.2008
merhaba . <br />Cengiz aytmatovun bu kitabı biraz karışık hele bazı yerlerinde okurken insan zorlanıyor. Romandan kopuyor <br />. ama genel olarak okunmaya değer güzel bir roman . Beyaz gemi kadar olamaz ama yinede okunmasını tavsiye ederim..
3kağıt
16.06.2008
romanda iyilik ve kötülük kavramları sorgulanmakta. roman akbara adlı bir kürt ve ailesinin oldukça ayrıntılı ve sürükleyici bir tasviri ile başlar. <br />
golge29
21.11.2007
Yazar kitabında dişi kurdun gözünden yaşadıklarını aktarıyor . Ve insanların ona yaptıklarına karşılık aldığı intikamı anlatıyor.
KY-33759
28.03.2007
aytmatovun okuduğum ilk kitabı. iyiki de okumuşum. etkileyici tasvirleri ve akıcı anlatımıyla kısa sürede sizi etkisine alıyor. insan kültürü ve psikolojisini , doğal yaşam ve tabiatla paralel bir şekilde anlatarak , çoğu zaman gözümüzden kaçan veya görmezden geldiğimiz olumsuzlukları sorgulamamızı sağlıyor.
ylcnakgn
06.03.2007
bu kitapta belki hıristiyanlığın gerçek yüzünü ortaya koyuyor tıpkı davinci şifresinde ki gibi burada anlatılanlar bir yaşam hikayesi ve doğanın bir biriyle etkileşimi yazarın yine süper betimlemeleri ve öykülemesi ile dolu bir kitap
Nebi Dönmez
10.02.2007
Cengiz Aytmatov bu kitabında akbar be taşçaynar adlı iki kurdun doğakoşulları ve insanların bu koşulları daha da zorlaştırması sonucu yaşadıklarını anlatmakta ve beni en çok etkileyende bu iki kurdun sürekli olarak sahip oldukları yavrularının ölmesive en sonunda meydana gelen yavruları ile herşeye yeniden başlamışiken sarhoş bir insanınn yavrularını yuvadan kaçırması sonucu çok acı günler yaşamalrı ve çektikleri acılar beni çok etkiledi.
Çepni55
Kitapkurdu
03.04.2006
Ülkemizde de ciddi tartışmalara sebebiyet veren Dişi Kurdun Rüyaları isimli romanın ilk cümlesi ise; “Gündüz hava, dağların güneşe dönük yamaçlarında, bir çocuk nefesi kadar yumuşak ve güzeldi.“ Aslında bu cümle klasik bir girizgâh olarak kabul edilebilir. Ancak romanı okuyanlar şöyle de düşünebilir. Evet, hava bir çocuk nefesi kadar yumuşak ve güzeldir ama gündüz ve üstelik yalnızca dağların güneşe dönük yamaçlarında! Ancak roman kahramanları daha ziyade geceyi ve dulda yamaçları görecekler. Yani, insanlar için her daim gündüzden ve güneşe dönük olmaktan bahsedemeyiz.
yesevihan
Kitapkurdu
19.08.2005
Cengiz Aytmatov'un Gün Uzar Yüzyıl Olur adlı şaheserinden sonra okuduğum bu kitab Türkçe'den önce orijinalindeki "KIYAMET" adı ile Almanca'ya çevrilmişti. Almanca çevirisi ile ilgili bir kritikte eserin günah,suç,ilahi adalet gibi insanın manevi hayatını ilgilendiren temalar etrafında kurgulandığını okumuş ve heyecanla Türkçe'ye de çevrilmesini beklemiştim. Nihayet Ötüken Yayınları "Dişi Kurdun Rüyaları" adı ile Fransızca tercümesinden yapılan bir çeviri ile kitabı okumamızı sağladı. Ancak Gün Uzar Yüzyıl Olur'dan sonra Aytmatov'dab beklediğim derinliğin çok yüzeyinde bir eserle karşılaştım. İlk andaki hayalkırıklığından sonra biraz daha sakin olarak düşününce Aytmatov'u anladığımı sanıyorum. Kırgız kültüründen alabileceği materyali işlemekte tüm kapasitesini kullanmış olan yazarın insana dair yeni, şeyler söyleyebilmesi için artık mutlaka İslam tasavvufu ile tanışması gerekiyordu. Bu ise O'nun yetiştiği ve zihni donanımının oluştuğu yıllar ve ortam düşünüldüğünde reel hayatta mümkün olamayacak bir şeydi. Keşke hala hayatta olan yazar İslam tasavvufunun evren tasavvurunu anlatan ve yaşayan örneklere erişebilse... Mevlana Celaleddin Rumi'nin Mesnevi'nin Ötüken Yayınları'nda Şefik Can kaleminden yapılan çevirisini bir himmet sahibi Cengiz Aytmatov'a ulaştırabilse ve O'nun Mevlana okyanusuna açılabilmesine vesile olsa...
Kimbilir ne güzel sonuçları olurdu ve iki denizin birbirine kavuşmasının...
Maalesef bu kavuşma gerçekleşememiş görünüyor. Aytmatov bu eserinden sonra yayınladığı "Kassandra Damgası" adlı eserinde artık kendisini zorlayan metafizik açılımı "dünya insanlığının ortak kaderi" eksenine yöneltmeğe çalışıyor; ancak başaramıyor... Ulusaldan evrensele ulaşma yolunda mutlaka amma mutlaka "ruh ve din" durağından geçmesi zorunlu olan ancak bu konuda donanımı bildiğimiz nedenlerle yetersiz kalan Aytmatov hala Gün Uzar Yüzyıl Olur şaheserindeki çıtayı aşamamış durumda. Bunu Aytmatov'y Türkiye okuruna tanıtmakta payı olan birisi olarak üzülerek de olsa kaydetmem gerekiyor.
torlak
20.03.2005
klasik bir aytmatov kitabıdır.bu konuları nereden düşündüğünü ve böyle şeylerin nasıl hayal adilebildiğini hala aklım almıyor.ismine bakıpta kimse aldanmasın.insan ve hayvanların birbirine ne kadar yakın olduklarını anlamaktadır. bir dişi kurdun yavrularını kaybedişini geriye kalan yavrusununda bie insan tarafından kaçırılması ve sonra gelişen olaylar...sonunda ise bir babanın kendi yavrusunu istemeyerekte olsa öldürmesi.cengiz aytmatovun bütün kitapları gibi bunu da herkese öneriyorum.
1 2