Çeşitli şairlerin gazellerinin açıklanması şeklinde geçiyor kitap. Ama o kadar güzel açıklanıyor ki hiç sıkılmadan büyük bir zevkle okunuyor. Beyitlerle ilgili hikayeler, tarihi olaylar felan anlatılıyor. Hatta bir beyit açıklanırken başka beyitlere göndermeler yapılıyor. Ben çok beğendim kitabı, herkese tavsiye ederim.
Kitaptan hoşuma giden bir alıntı :
"Burada yanış can cevheridir. Rişte-i can;bir mum düşünün. Mumun içinde fitil vardır,buna can ipi derler. O iplik, başında bir alev, bir ateş taşır. Ateş,arıtıcı özelliğinden dolayı başta taşınacak kadar kutsaldır. Başında taşıdığı o ateş,o can ipliğini yakar. Can ipliği yanarken mum,onu söndürebilmek için gözyaşı döker. İlginç olan budur ki,ateş ile su birbirini söndürmesi yahut da birbirini yok etmesi gereken şeyler iken, mumda bunun tam tersi olur. Alev suyu çoğaltır,su alevi çoğaltır. Mum yanmaya başlayınca ve ateşi devam ettikçe, mum erimeye başlar. Eridikçe mumum gözyaşları,mumun kenarından akmaya başlar. Aktıkça ayağını gözyaşlarıyla doldurur ve bir an gelir ki mum,bir aşık gibi kendi gözyaşlarında boğulur. Nitekim bir aşık öyle ağlar ki,sonunda kendi gözyaşları içinde kalıp boğulur."
“Peri-şan Güzeller, peri kızları gibi şan alıp nam vererek, uzunca bir tarih macerasının tam merkezinde, altın işlemeli duvarların arasında yaşamışlardı. Yüzyıllardır o terkedilmiş, o sahipsiz kalmış, hatta dışlanmış mekanları bekleyip durmaları, belki de yeniden kendilerine merhaba diyecek o muhteşem aşıkı beklediklerindendir. Kitapta yer alan şiirlerde güzeller ve güzellikler yorumlandığı için peri-şan (peri gibi güzel olan şanı pericesine yüksekte bulunan) sıfatıyla andık onları ve adlarına Peri-şan Güzeller dedik. Peri-şan Güzeller, bir görünüp bir kayboluveren peri kızlarının izinde eski bir masalı yeniden yaşamak üzere derlendiler ve şimdi, bir medeniyetin kaybolduğu yerde, size bütün olup biteni yavaş yavaş anlatacaklar. Bu kitabı okurken her dizeden ayrı bir hatıranın tüllendiğini görürseniz nedeni budur...” denmiş kitabın arka kapağında ve bu cümleler gerçekten güzel tanıtmış kitabı. Bir medeniyetin kaybolmuş hazineleri; güzeller ve güzellikler. İskender Pala Hocamızın o enfes üslubuyla önce konferansta ses olmuş kelimeler uçuşmuş salonda dinleyicilerinin beş duyularına hitap etmiş; sonra da yine gönül ve kelam erbabı Cihan Okuyucu Hocamızın bu bant kayıtlarının çözümü ile yazıya çekilmesini öğrencisi Nurhan Erdem’e bitirme tezi olarak vermesiyle kağıtlara nakşolmuş. Böylece ortaya büyük bir metin çıkmış. Bu metinlerden ise Perî-şan Güzeller ve Perişan Gazeller adıyla iki güzel kitapçık oluşmuş. İşte Perî-şan Güzeller bu iki güzel kitapçıktan birisi. Peki, Perî-şan Güzeller kimler, hangileri, diye soracak olursanız; kitabın içindekileri şöylece belirtebilirim: Yoluna Harcadık Bütün Varımız Bin Güzeller Bulunur Yusuf’a Mânend Amma Yok Bu Şehr İçre Senin Vasfettiğin Dilber Nedîm Beni Candan Usandırdı Cefâdan Yâr Usanmaz mı? Hidayete Erdiren Aşk Kanadını Aşk Mumuna Yandıran Pervane