İki muhteşem eser... İmparatorluğa Veda ve İmparatorluğun Yağması... O başbelası Trablusgarp savaşı ve okuyunca-dinleyince gözyaşlarına garkolacağınız mel'un Balkan Savaşı yılları...İçiniz ürpererek,titreyerek okuyacağınıza eminim. Okunup ders çıkartılacak,Balkanlardaki varlığımızın yokluğa dönüşme yıllarını nasıl da akıcı bir üslupla anlatmış merhum İlhan Bardakçı. Okumayan çok şey kaybeder diyorum.
İlhan Bardakçı'nın sözleriyle; bu kitap, "ölürken bile güzel bir imparatorluğa" veda edişimizdeki buruk ve hüzünlü bir macerayı hikaye eder. İmparatorluğun son dönemindeki, bir cepheden bir cepheye koşturanların, var olmak ve vatan'ı kaybetmemek için son çırpınışlarını yapan insanların hazinli hikayesidir. Yükseliş dönemini ne kadar iyi biliyorsak, bu son dönemi ondan iki kat iyi bilmeliyiz. Abluhamid'in , Paşaların ve yabancı kaynakların anılarından yapılan alıntılar ile güzel bir çaprazlama tarih incelemesi diyebilirim. 19. asırın sonnda İngiliz ve Almanların, antik eser arama bahanesiyle gizliden gilziden petrol arama çabaları (bkz. S.138-139), onlarca yıl evvelden belirlenen hedeflerine varmak için yaptıkları planları , Fransızların ,demokratikleştirme ve medeniyet yayma adı altında Tunus'u işgali (bkz. S.144) ve dahası gibi olayları gözlemleyince , günümüzü ve geleceğimizi daha net süzgeçten geçirebiliyoruz.
O dönemi anlatan bir şiirle bitirmek isterim...
93 'tü senelerden, bir bir düşerken al sancağın, Sağdan soldan geliyordu düşman Bir cepheden bir cepheye, Niğbolu,Plevne, Tuna,Voyvodan Ne mümkündü durmak. Elinde kılıcın, parasız sefil ve yalınayak, Koş Mustafa, koş Sinan, Dayan Murat , Dur de düşmana Dur de yoksa gidiyor Vatan!
koskoca bir devletin birkaç gafil ve muhteris devlet adamları elinde nasıl ufule sürüklendiğini,buna karşı elinden geleni yapan memleket evlatlarını ve bugün insan hakları ve adalet çığırtkanlığı yapan büyük(!) devletlerin gizli emellerini görüyoruz bu eserle.. ve bu devlet içinde kardeş olarak kabullenilen,devletin yüksek kademelerine kadar yükselen ve devletin bu zayıf anında nasıl nankörlükle karşılık veren insanların yada insancıkların nasıl milliyetçilik rüzgarına kapılıp bu devleti sırtından bıcakladığını.. ve devleti kurtarmak adına yola çıkan ama devletin batışını hızlandıran devlet adamlarını.. görüyoruz bunların hepsini ama bugün hiçte ibret almış bir halimiz yok.. batılı devletlerin türkiyeye bakışı değişmediği gibi bizim batıyı hâlâ kurtarıcı ve hayranlık duyulacak bir medeniyet olarak görmemizde değişmedi.. ve tarih hâlâ okullarda okutulan ve sıkıcı bir ders olmaktan kurtulamadı.. ki tarih sadece okul yıllarında öğrenilen bir kronolojik olaylar zinciri değil bugünkü devletimizin dersler çıkaracağı milletimizin hafızasıdır.. bu olayların sadece kitapların iki kapağı arasında sıkışıp kalan bilgiler değil devletluların okuyup dersler çıkaracağı olaylar olması en büyük temennimiz...