Jared Diamond'u Tüfek Mikrop ve Çelik adlı muhteşem şaheseriyle tanıma fırsatım olmuştu. Çöküş adlı bu eserinde ise bazı toplumların neden çok iyi durumda ve neden bazılarının açlıktan ölme durumunda kaldığını açıklayan bir eseridir.
Merhaba, Jared Diamond'ın 2. kitabı olan bu kitabı okumadan önce ilk kitabı olan Tüfek, mikrop çelik adlı kitabını okumanızı öneriyorum. Daha sonra bu kitabı okumalısınız, konu bütünlüğü açısından. Yazar bu kitabında da bize dünyamızı daha iyi hale getirmek için geçmişten ve günümüzden bize yapılan hataları düzeltmek için ip uçları veriyor. Kitabın dili biraz daha ağır gibi geldi bana. Öyle roman gibi okuyup geçemiyorsunuz. O nedenle sakin bir yerde okumanızı öneriyorum. Yazar ayrıca bize ilettiği bilgileri desteklemek için fotoğraflar da kullanmış ve bu anlatıklarıyla çok uyumlu olmuş. Yazar ortaya başarılı bir yapıt daha çıkarmış. Yine ilk kitapta olduğu gibi objektifliğini korumuş. Tüm olumsuzluklara rağmen dünyamızın düzeleceğinden umutlu olması gerçekten çok önemli. Özetle kitabın konusunu belirtmek gerekirse; bugün ve geçmişte yaşayan toplumların çevre problemlerini çözerken nasıl başarılı veya başarısız olduklarıdır. Çevreye duyarlı tüm okurların okumaları gereken bir kitap. Saygılarımla.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir medeniyetin çökmesinden –Angkor Wat’ın terkedilmiş tapınakları, orman içinde kalmış Maya şehirleri ya da Easter Adası’nın heykellerinin kasvet verici görüntüsü gibi- daha korkunç ne olabilir? Bu yıkıntıları görüp aynı şey bizim başımıza gelmez diyecek biri var mıdır? Jared Diamond Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında Batı medeniyetlerinin dünyanın önemli bir kısmında hâkimiyet kurmalarını sağlayan teknoloji ve dokunulmazlıkları nasıl ve niçin geliştirdiğini inceliyordu. Çöküş kitabında ise madalyonun diğer tarafına bakıyor. Geçmişteki büyük medeniyetlerden bazılarının çöküş sebepleri nelerdir ve onların başlarına gelenlerden ne gibi dersler almalıyız?
Diamond, Easter Adası’ndaki Polonezya kültüründen yerli Amerikan medeniyetleri Anasazi ve Mayalara, Grönland’da hüküm sürmüş ortaçağdaki Viking kolonisinden günümüz dünyasına felaket senaryoları hakkındaki bakış açılarını ortaya koyuyor. Kaynaklarımızı israf edersek, doğamızın bize verdiği tehlike işaretlerini önemsemezsek, gereksiz yere ağaçları kesersek başımıza neler geleceğini anlatıyor. Doğal afetler, iklim değişikliği, hızlı nüfus artışı, istikrarsız işler ve tabii ki savaşlar eski medeniyetlerin çöküşünde önemli faktörlerdi. Ama bazı toplumlar aynı problemlere çözümler buldular ve bu çözümlerde ısrar ettiler.
Bir çevreyi diğerine göre daha kırılgan yapan şey nedir? Niçin bazı toplumlar kendilerini düşünmeden yıkıma götürürken, diğerleri aynı hatayı yapmıyor? Bugün benzer problemlerle biz karşılaşıyoruz; Ruanda ve Haiti’nin başına bazı felaketler geldi bile. Hatta Çin ve Avustralya bu sorunlara yenilikçi tedbirler almaya çalışıyorlar. Her ne kadar bizim toplumumuz (Amerika) açık bir şekilde ekonomik olarak zengin ve siyasi olarak rakipsiz görünse de, meşum ikazlar Montana gibi ekolojik olarak sağlam bölgelerde belirmeye başladı. Benzer bir sonla karşılaşmamak için sosyal, ekonomik ve politik ne gibi tedbirler alabiliriz?
Derin içeriği, anlaşılır ve açık üslubuyla Çöküş cevaplanması gereken şu soruyu sorarak günümüzün en önemli kitaplarından biri haline geldi: Dünyamızın çöküşünü nasıl engelleyebiliriz?