Kitabı karakter tasvirlerine geniş ölçüde yer vermesi, hikayenin birkaç saatte geçmesi gibi nedenlerden ötürü James Joyce'un Ulysses kitabına benzetebiliriz. Ancak içinde geçmişten günümüze uzanan birkaç hikayeyi birden barındırdığından, akıcı ve çabuk okunması nedeniyle sıkıcı olmayan güzel bir günümüz romanı. okuyanlara tavsiyem özellikle yolculuk esnasında okumaları. hem kitapla daha çok empati kurmak, hem de sıkıcı geçen yolculuk saatlerine biraz eğlence katmak açısından.<br />
Buket Uzuner gene harika bir yapıtla okurlarının karşısına çıkmış. Bütün gösterişi ile hala dünyanın en güzel şehri diyenlerin İstanbul’u mu, yoksa bitti bu şehir diyenlerin İstanbul’u mu? Bu kitabı okumakla dostluk kavramını bir kez daha tanımlama fırsatı bulacağız. Belgin ve Ayhan aşkı kaçırılmaması gereken bir Uzuner klasiği...
Mekan aynı ama hayatlar farklı... Tıpkı dünya üzerinde yaşayan her insanın farklı olduğu gibi! Buket Uzuner aynı mekanda farklı hayatları yansıtıyor bu kitapta. Çoğu zaman yanından geçip gittiğimiz bir tuvalet temizleyicisinin de değerli bir yaşamı olduğunu fark etmemizi, etrafımızdaki insanlara daha bir özverili yaklaşmamızı sağlıyor bu kitap. Elbette Buket Uzener' in kitaplarının olmazsa olmazı "aşk" da var bu kitapta!
Ne çok farklı kültür ne çok farklı inanç ve ne çok farklı sosyo-ekonomik seviyeyi içinde barındırırmış güzel İstanbul.. Hep bilirdik ama bu kadar gerçek hissederek, karakterlerin içine bu kadar girip onları hayatımızın bir parçasıymış gibi anlayarak yorumlamamışız hiç. Romanın hepsi de birbiriyle habersiz ancak ilişkili 15-20 karakteri de, düşünce yapıları da, kalabalık telaş ve debdebesiyle her ayrıntısı İstanbul'a ait İstanbul kokan bir roman. Yazar huzurlu bir aşkın sorgulamasını yaparken aslında , türban sorunundan aleviliğe, eşcinsellikten besleme bir yaşama, birçok azınlık durumunu ve insanların bu durumdaki kişilere bakış açısı altında neler hissederek nasıl bir yaşam sürdüklerini de sorguluyor. Oturup düşünerek,dinlenerek okuma ihtiyacı hissediyor insan. Bitince de insan şöyle bir nefes alıp "İşte İstanbul bu" diyor.. Mutlaka okunmalı :)
Sevgili Buket Uzuner'in kaleminin en üst, en derin yerlere uzandığı bir roman olmuş İstanbullular. Yazar kaleminde çığır açmış desem yeridir! İstanbullular yazarın okumuş olduğum dokuzuncu kitabı oldu. Açıkcası kitabın dili anlaşılır ve akıcı da olsa bir çırpıda okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. İnsan okurken karakterlerle öyle bütünleşip, eş-dost oluyor iç dünyalarından bir türlü çıkamıyorsunuz, çıksanızda aklınız hep romanda kalıyor. Yazar aslında sadece insanları anlatmakla da kalmıyor, gündemi, sosyal-kültürel, siyasi birçok durumu kendince başarılı bir şekilde dillendiriyor. Özellikle karakterleri ve İstanbul'u unutmak benim için pek mümkün değil. Gerek isimleri, gerek bırakmış olduğu imgeler her şey zinhimde çok üzün süre sahici kalacak diye umud ediyorum. Herkese de mutlaka tavsiye edip, hediye olarak alabileceğim bir roman İstanbullular. Son olarak İstanbullular kitabının kendi içinde oldukça bereketli bir kitap. Aynı kitaptan esinlenerek Benim Adım İstanbul ve de İstanbullular çizgi romanı çıktı. Onlarıda biran önce okumamız gerek diye düşünüyorum..
bir şehrin karakter analizi bu denli başarılı yapılıyorsa yazarı alkışlamaktan başka yapacak bir şey kalmıyor biz okurlar için.Türkiye'nin kozmopolit yapısını İstanbulluluk perspektifinden değerlendiren Buket Uzuner oldukça başarılı bir yapıt ortaya koymuş.Şu sıralar ikinci kez okuduğum kitap her zaman kütüphanemin vazgeçilmezleri arasında olacak.
yeşilköyde (atatürk havaalanında)geçen 5 saati anlatıyor.kitapda geçen karakterlerin kişilik analizlerinin yapılması ve geçmişten kesitler vermesi güzel,ayrıca havaalnında kişilerin bir şekilde birbirleriyle olan ilişkileri ve bağlantılarıda hoşuma.istanbul tarihini çok ustaca kitaba serpiştirmiş.ama kitapda kurgu eksiklikgi var.dar mekanda,5 saatde geçen zamanı anlatılıyor.belli bir zaman sonra sıkılıyorsunuz.yani kalem güçlü olsada kurgu eksik bence....
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kısa bir zaman ve dar bir mekana yaklaşık yirmi kişinin kalekter analizini toplumsal ve etnik yapılarını analiz ederek yerleştirdiği akıcı bir eser. Eserdeki kalekterler genelde toplumun marjinel kesimini oluşturmakta, ve durumları hakkında enterasan tespitler yapılmasına rağmen toplumun daha alt kesimlerini oluşturan kalekterler hakkındaki yorumların farklı bir açıdan ve sığ olduğunu düşünüyorum. Romanın akışının içerisine özellikle tarihsel perspektif ağırlıklı olarak konulan istanbul tasvirleri çok ustalıkla yerleştirilmiş. Ve bu anlatımlar detaylara inmeden zevkli bir şekilde yerleştirilmiş. Fakat İstanbulun uzun tarihi sürecinde son 700 dönem daha öncesi dönemler içerinde eritilmeye çalışılmış. Bence eserde verilen en önemli mesajlardan biri; toplumun farklı kesimlerine ait değişik kalekterlerin kendilerine toplumun geneli tarfından "diğerleri / iyi ama" bakışın, ve bu bakışın oluşturduğu bütünleşememe, kabullenememenin kişisel ezikliğinin çok kaliteli tasvir edilmesi. Fakat kabullenilmeyen bu kişisel farkındalığın, aynı kişiler tarafından diğer farklı kişilere uygulanması ise iyi yansıtılmış uç bir ironi. Birçok düşünsel ve etnik gruba dozajı araştırılmış mesajlarla sülenmiş fakat kanaatimce mekan ve pencere açısından eserin isminin içerisini doldurması açısından uzak bir eser.
Kurgu muhteşem din,dil,ırk,renk ayırımı yapmadan herkesi bir çatı altında toplayabilen farklı etnik yapıdaki insanları bir yerde birleştirebilen usta bir yazarın kaleminden çıkmış harikulade bir eser,kesinlikle tavsiye ederim.
Çok ama çok sıkıcı bir kitap. İlginç başlıyor, karakter tanıtımları falan gerçekten hoş ama koskoca kitapta sadece dört saat anlatılıyor, sürekli geçmişe dönülüyor o öyleydi bu böyleydi derken insan sıkılıyor. Bölümler arasında İstanbul konuşturulmuş, ben böyleyim ben şöyleyim diye, bence hiç güzel olmamış ne yazık ki. Konu güzeldi, ama kitap gereğinden çok fazla uzundu, o nedenle kimseye tavsiye etmiyorum.
Kitabı çok beğendim. Geçmişle kalan bir kitap. İstanbul'un geçmişi, Belgin' in geçmişi, Ayhan' ın geçmişi, Kete' nin geçmişi... daha saymadığım bir sürü karakterin geçmişini öğrenerek İstanbul' da bekledikleri geleceği anlamaya çalışıyoruz. Kitap çok güzel bir tat bırakıyor.
en sevdiğim yerli yazarlardan biri olan Buket Uzuner in bu kitabında da anlatımı oldukça güçlü ve gerçekçi.. ancak tüm kitabın hava alanında geçmesi insanı boğuyor ama sonucu merak ettiğiniz için devam ediyorsunuz.. sonuç ise insanı yarım bırakıyor malesef.. devamı tamamen sizin hayal gücünüze kalmış..
bir havaalanında bu kadar karşılaşma daha görülemezdi herhalde.<br />olgun bir kadının ömrünü gözden geçirmesi için mekan farketmiyor demekki..<br />su gibi akıp giden bir kitap tavsiyemdir.
istanbuldan uzakta olanlar için istanbulu yaşamak, hissetmek için kesinlikle okunması gerekiyor...sürükleyici ve çok akıcı... sürekli bir heyecan içinde sayfaları çeviriyorsunuz. herkese tavsiye ediyorum.
Buket Uzuner'in mükemmel eserlerinden biri. Kitap her karakteri çok güzel anlatmış. Aslında İstanbullu olmanın ne anlama geldiğini anlayacaksınız bu kitapla. Farklı kesimden insanlara hoşgörüyle bakmayı öğreneceksiniz. Özellikle İstanbul'un kendini anlatmasına bayıldım.
Buket Uzuner´in Kumral Ada Mavi Tuna ve Gelibolu Uzun Beyaz Bulut kitaplarını okumasam; kitabın acemi bir yazar tarafından yazıldığını düşünürdüm. Yeni olarak söylediği hemen hiçbir şey yok. Aksine bütün karakterleri sanki önce bir şablona oturttmuş, ardında da sanki bunlar için ne gibi orta-karar şeyler yazabilirim diye düşünmüs olmalı gibi geldi bana. "Türbanım, özgürlüğümdür", " Benim adım İstanbul" gibi çokca kullanılan ibareleri de harmanlayıp yeniden önümüze koymaktan çekinmemiş. Özellikle beni en çok üzen ve saşırtan da, örneğin; Belgin´in (diplomat kızı, Bebek´te dadılarla büyümüş), Ayhan´ın (Adana´dan İstanbul´a göç etmiş Kürt asıllı heykeltraş ustası), Kete´nin (Belgin´in dadısı), Amerikali turistlerin, Yannis Seferis´in (Kurtuluş´da büyümüş, Boğaziçinde ögretim görevlisi Yunan asıllı bir İstanbullunun), havaalanındaki temizlikçi kadının aynı -kabaca sayılabilecek- argo dili kullanmaları oldu. Kitabın sonuna kadar yazar ne zaman bu "be" yi bırakıp, çizdiği profillere uygun bir üslupla konuşmaya geçicek diye umutsuzca okudum. Kahramanların birebir benzeyen üslublarıyla karakterlerin inandırıcılıkları da böylece yok olup gidiyor. Birde İstanbulluları anlatıcam diye mutfakta ne varsa kullanması da, ayrı bir sevimsizlik katmış hikayeye. Herşeyi işlemek istemiş sanki yazar. Eşcinsellerden, gayrimüslümlere, Anadolu´dan göçenlerden, türbanlılara, Kürt meselesinden, burjuvazi sınıfına kadar herşeyi..Kitap, yer yer çok çocukca gelen önermelerle de bütünleşince; sanki yeteri kadar iyi bir gözlemin ürünü olarak yazılmamış gibi geldi bana. Yazarın olayı karakterler üzerinden değil de, olaylar üzerinden karakterlere yön verdiğinde çok daha başarılı olduğu hissi doğdu içime. Ama yine de bütün iyi niyetimle İstanbullular´ı bir iş kazası olarak değerlendiriyorum ve en kısa zamanda Buket Uzuner´i eski üslubuna kavuşmuş, o buram buram nostalji kokan, lezzetli üslubuna kavuşmuş görmek istiyorum.