Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap bana Kur’an’ı aslında ne kadar uzaktan okuduğumu fark ettirdi. Harfler dilimden dökülürken kalbimin çoğu zaman geride kaldığını görmek biraz mahcup etti beni. İmam Gazâlî, Kur’an ile aramdaki mesafeyi gösterirken bunu sert bir dille değil, insanın içine işleyen bir merhametle yapıyor. Sayfalar ilerledikçe şunu hissettim: Kur’an okumak bir görev değil, bir davet. Ve ben çoğu zaman bu davete aceleyle icabet etmişim. Oysa Gazâlî, her ayetin insanın kalbinde bir kapı aralamasını istiyor. Durmayı, düşünmeyi, kendine dönmeyi öğretiyor. Kur’an’ı anlamak, aslında kendini anlamaya cesaret etmektir.
Çünkü ayetler sadece bilgi vermiyor; insanın içindeki kibri, korkuyu, sevgiyi, niyeti gösteren bir ayna tutuyor.
Bu eser bittikten sonra Kur’an’ı artık daha yavaş, daha mahcup, daha çok kendime bakarak okuyacağım. Belki daha az sayfa ilerleyeceğim ama daha çok yol alacağım.
Benim için bu kitap, Kur’an okumayı bir alışkanlıktan çıkarıp kalple yapılan bir yolculuğa dönüştürdü.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap ilerledikçe Atay’ın karakterlerini anlayabilmekten çok, onların iç sesi olmaya başladım. Çünkü bence bu öykülerde anlatılan şey korkunun kendisinden ziyade insanın kendi zihnine hapsolmasıydı. Oğuz Atay insanın veya kendisinin en derin zaafını yazmak istemiş. Düşünen ama harekete geçemeyen, fark eden ama karar alamayan insanı. Atay’ın dili bilerek dağınık, bilerek huzursuz. Çünkü zihnin kendisi de öyle. Bence mantık arayan okuru özellikle yarı yolda bırakıyor. Netlikten kaçıyor, kesinlikten şüphe ediyor. Bu yüzden kahramanlar çoğu zaman eksik, kararsız ya da tuhaf görünüyor. Aslında sanki Atay normal olanın ne kadar yapay olduğunu göstermeye çalışmış. Toplumun makul dediği şeylerle bizim iç dünyamız arasındaki uçurumu büyüterek yazmış, tabi ki anlayana. Korku, dışarıdan gelen bir tehditten ziyade içimizde biriken ama bir türlü adını koyamadığımız düşünceler. Atay, bu düşünceleri konuşturup bizi kendimizle baş başa bırakıyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın daha önce okuma fırsatını bulduğum Cengiz han, kuşatma 1453, devlerin savaşı ve Selahaddin Eyyubi kitaplarında olay örgüsü, yazım dili daha sert ve gotik havanın hakim olduğu bir döngü içinde ilerlerken, şuan bitirdiğim "Yavuz" kitabında aynı havadan uzak kalınmış. Aslına bakarsanız ben bu havayı daha çok beğendim. Daha akıcı ve yazım dili yalın... Cümle bitişleri daha yumuşak, sonraki cümleye başlarken olay devamlılığı sizi sürükleyiciliğine çekiyor.
Yavuz Sultan Selim
Hadimul Haremeyn Şerifeyn
Halife-i Ruy-i Zemin
Kitapta zalimlik derecesine varan eylemlerinden bahsedilse de, bunların neden ve nasıl yapıldığı detayları ile anlatılmış. Bu beni fazlasıyla celbetti. Çok uzun olmayan padişahlık sürecinde inanılmaz icraatlerde bulunmuş. Osmanlı toprağını iki katından daha fazla büyütmüş ve İslam birliğini sağlamıştır. ALLAH gani gani rahmet eylesin...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ulusların zengin ya da yoksul olmasını belirleyen şey coğrafya, kültür ya da cehalet değil; ekonomik ve siyasal kurumların kapsayıcı mı (demokratik mi) yoksa sömürücü mü olduğudur. Gücün geniş kesimlere dağıtıldığı, hukukun üstünlüğünün sağlandığı ve mülkiyet haklarının korunduğu rekabete açık kapsayıcı sistemler yeniliğe ve yaratıcı yıkıma, yani gelişmeyi köstekleyen güçlerin tasfiyesine izin vererek sürdürülebilir refah üretirken; gücün dar bir elitin elinde toplandığı sömürücü yapılar kısa vadeli büyüme sağlasa bile uzun vadede toplumsal enerjiyi bastırır ve yoksulluğu yeniden üretir. Kitabın yazarları dünyanın dört bir yanından onlarca örnek olay vererek tezlerini pekiştirmiş. Kesinlikle okunmalı.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tek kelimeyle mükemmel bir kitap. Günümüzde çok sayıda virüs, hastalık, insanlığın sonunu anlatan kitap ve hatta film ve diziler varken bu kitabın günümüzden 100 küsür yıl önce bu kadar çok gerçekçi bir şekilde yazılmış olması, günümüzde ortaya çıkan salgınlara bu kadar yakın yaklaşımlarda bulunması son derece büyüleyici. Yazarın bu kitabı yazdığı yıllarda daha öncesinde böyle bir salgın başlamamış olması ve bu konuyla alakalı ilk yazılan kitaplardan olmasına rağmen bilgilerin bu kadar doğru olması da takdiri hak ediyor.
Jack London' dan okuduğum ne ilk kitap ne de son kitap olucak. Yazar favori yazarım olma yolunda hızla ilerliyor.
Kısa, sürükleyici ve muhteşem bir kitap. Bütün sevdiklerinize okuyun okutturun.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın öykü serisinden yine çok güzel bir derlemeydi. Hepsi çok güzel hikayelerdi, hiç bitmesin istedim. 1950-1960 yılları arasında yazdığı öyküler. Artık cumhuriyet ilan edilmiş, zorlu yıllar geride kalmış ve toparlanmaya çalışan bir toplum hissi uyandı bende. Çoğu kısa ve çok akıcı olan bu öykülerde sıklıkla valiler, baş müfettişler, eski müdürler, yeni müdürler, bakanlar, bakan yardımcıları, kalem müdürleri, hizmetliler vs. konu oluyor. Arka planda, toplumun aksak yönleri, dürüst olmayan işler, bürokrasideki mantığa sığmayan ama hiç değişmeyen günlük vakalar, koltuk sevdası gibi konular mizahi bir dille anlatılıyor. Giden müdürün arkasından konuşulanlar, yeni müdürü çekemeyenler, hala eskisine dedikodu taşıyanlar... Bir bakarsınız ki zaman ne kadar değişse de insan aynı insan.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Râbiatü’l Adeviyye Hazretleri’ni anlatan bu eser kadınların manevî yolculuğuna ışık tutan çok kıymetli bir çalışma olmuş. Hep erkek evliyaların hayatlarını okumaya alışmışız oysa kadın evliyaların hayatı biz kadınlar için ayrı bir rehber ve rol model niteliğinde. Râbia validemizin Allah’a olan teslimiyeti, zühdü ve ihlâsı kalbe dokunuyor. Kadınların da tasavvuf tarihinde ne kadar derin izler bıraktığını görmek çok etkileyici. Özellikle kız çocuklarımız için böyle güçlü kadın örneklerini tanımak büyük bir kazanç. Bu tür eserlerin artmasını temenni ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçekten etkileyici bir eser. Time'ın seçtiği 1923-2005 arası yayımlanan en iyi İngilizce 100 romanından biri ve 2007 yılı Man Booker Uluslararası Ödülü kazananı olmak kolay değil. Eser bu ödül ve tespitleri sonuna kadar hak etmiş. Yazar özellikle Batı'nın, Afrika'yı nasıl kolonileştirdiğini, misyonerler aracılığıyla Afrika'ya nasıl müdahale edildiğini , karakterler ve evrensel meselelere derinden dokunuşlar ile çok güzel anlatmış. Saf, bilgisiz, masum ve dolayısıyla her türlü gerek dini gerekse sosyal konularda manüple edilmeye açık Afrika halkının belki kısa ama çarpıcı bir hikayesi bu eser...Okuyalım, okumak sağlıktır....
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Lösemi hastası Mira iyileşme sürecine girerek okuluna geri döner. Fakat herkesin tatsız bakışları, kendini turuncu bir kirpiye benzeten Mira'nın üzerindedir. Bu durumdan çok rahatsız olan Mira, çözümü kendisini yeniden Kelkız yapıp, saçlarına resimler çizmekte bulur. Bu çözüm ona kendisini çok iyi hissettirecektir. Hatta bu durumu sosyal medyaya bile taşıyacaktır.
Gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazılmış şahane bir kitap.
Hassas bir konunun böyle hoş bir örnekle işlenmesi ve emsallerine harika bir motivasyon sağlaması açısından harika bir hikaye.
Empati duygusunun günümüzde can çekişiyor olmasının yarattığı üzücü bir durumu muhteşem bir yaratıcılıkla birleştiren mükemmel bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öyle güzel bir kitap ki.. Her satırını yavaş yavaş, sindire sindire, bitmese keşke diyerek okudum.
Her kitabında bana farklı bir bakış açısı gösteren Hatice hocama çok şey borçlu hissediyorum kendimi.
Sanki kalbimde derinden hissettiğim ama dile dökemediğim cümleleri yazıyor / söylüyor bana..
Farkında olamadığım / göremediğim / akıl edemediğim yerlere öyle güzel dokunuyor ki bambaşka bir pencere açılıyor hayatıma.
Sevgi dili çok ön planda, okurken o şefkati de derinden hissediyorum.
Her kitabından çokça istifade ettim ama ille de bir kitabını seçecek olsam sanırım Kur an Psikolojisi kitabını seçerdim, öyle derin öyle kalbime dokundu satırları..
İnşallah seri seri olur, devamı gelir.

Özetle; almayı düşünen varsa hemen sipariş etsin ve zaman kaybetmeden okusun diyorum :)
Yanıtla
3
3
Destekliyorum  2
Bildir