4934Yorum
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Çok derin bir anlamı var. Bu kadar az sayfada bu kadar derin bir kitap olabileceğini hayal dahi edemezdim.
beğenmedim. yani belki çevirisi beni tam manasıyla sarmadı, belki de konu beni kuşatamadı ama netice olarak beklediğimi bulamadım. tam olarak hangi özelliği ile ön plana çıkmış bilemeyeceğim.
absürdizmin en sağlam temsilcisi yaşam bocalamasının en güzide örneği,hepimizin zaman zaman hayat ne kadar da boş dememizin tam da denk düşüverdiği bir anlatım, ne kadar anlamlandırmaya çalışssa da hayatı boş bi çaba olduğunu meursault bize anlatıyor
Yabancılaşmayı işleyen bir başka 20. yüzyıl romancısı daha. Enteresan bir karakter yaratmış Camus, dönemi ve Batı toplumu anlamak için birebir.
Beklentiyle beğeni oranı düşük ancak Camus tarzını fazlasıyla yansıtıyor
yahu öyle güzel bir yere temas ediyor ki kitap, size farklı bir açı ve düşünce seansı armağan ediyor.
Fazla ses yapmış olmasından ötürü aldığım fakat pek tatmin olamadığım bi eser. Pek içine giremedim. Büyük beklentilerle okunmaması gereken bir kitap.
kitaba adapte olmam biraz zor oldu ama farklı güzel bir kitap
Okuduğum ilk kitabıydı bana nedense pek bir şey ifade etmedi.
Dünyayı, toplumsal dayatmaları sorgulayan ve olanı olduğu gibi kabul eden birinin yaşamı...bence çok iyiydi...
hayatı sorgulayan farklı bir kahramanı olan güzel bir kitap.
güzel bir kitap okuyun ,okutturun ..
Güzel bir kitap. Dünya edebiyatında da önemli bir yeri var. Ek olarak, birebir aynısı olmasa da (özellikle de kitabın 2.bölümü itibari ile farklılıklar beliriyor.) bir uyarlaması olan "Yazgı" filmi de son derece başarılıdır. İkisi de önerilir :)
Beğendim desem yalan olur. Yazarın bir kitabını daha okumayı düşünüyorum. Bu kitapla hatırlamak istemem.
Belki Herkes çok beğenmiş olabilir.. ama beklentimi karşılamayan bir eser..
Kitap süperdi ancak en etkilendiğim bölüm son bölümde papaz ile girdiği diyalogta beklenileni reddetmesi ve süper bir sonla bitirmesiydi.Kitapta müthiş bitmişti. Camus, varoluşçuluğu bu kitabında da başarılı yansıtmış. Tekrar tekrar okunması gerekli olan kitaplardan.
Kitapta, Meursault'un topluma, kendine, ölümü bile kabul edebilecek kadar hayata, kısacası tüm varoluşa yabancılaşması yalın bir dille anlatılır.
Özellikle son bölümü vurucu olmuş. Ölüm ile yaşam arasında birinin duygu geçişleri, neler hissedebileceği bunu yaşayan biri tarafından bile bu kadar iyi tarif edilemezdi. İnsanın topluma hatta kendine olan yabancılığını harikulade şekilde anlatmış.
Kitabın sonunda, esas oğlanın Cezaevi papazı ile girdiği diyalogun, kitabın 20. Yüzyılın en iyileri arasına girmesinde ve Nobel almasında büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Öncesi de bir solukta okunuyor. Tek kelimeyle "Başyapıt!"
dünyaya böyle bakabilmek... çok şaşırtıcı