Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Gençlik
Yani… 3. Modiano’m oldu bu ve sevenleri kızmasın, hala kendisine neden Nobel verilmiş olduğunu çözebilmiş değilim. Bir Gençlik, yazarın görece erken dönem eserlerinden. Daha önce okuduğum iki kitabında da (Karanlık Dükkanlar Sokağı ve En Uzağından Unutuşun) en çok aynı şeyi sevmiştim: yazarın atmosfer yaratma becerisi. Olaylardan çok Modiano’nun mekân kurgulama kabiliyeti ve insanı adeta Paris’e ışınlayan tasvirleri kalmıştı bana. Bu kitapta onun izlerini görüyoruz ama diğer eserlerindeki kadar ustalıklı biçimde yapamamış bence. (Ki aslında Karanlık Dükkanlar Sokağı’nı bundan önce yazmış, ilginç.)

Bir Gençlik, yolları Paris’te kesişen Odile ve Louis’in biraz karanlık işlere bulaşarak hayatta kendilerine yer ve yurt bulmaya çalışma hikâyelerini anlatıyor. Ama bence bu kadar küçük bir kitap için gereksiz sayıda çok olay ve karakter yığmış Modiano esere. Epey akıcı, sürükleyici bir kitap, şıp diye okunuyor ama bana 1 ay sonra sorduğunuzda muhtemelen pek bir şey hatırlamıyor olacağım kendisine dair. Yazar bu hikâyeyi niye yazmış, aralara serpiştirdiği ve pek de açıklığa kavuşmayan gizemler ne işe yarıyor, bu öyküden bize ne kalmalı filan… Bu soruların cevabı bende yok.

Yazarın genel olarak kimlik, hafıza, geçmiş ve benlik meselelerini eserlerinin merkezine koyduğunu biliyorum, burada da yine buralarda dolaşıyor ama bu da Bir Gençlik’i iyi bir kitap yapmaya yetmiyor. Bu defa biraz keyifsiz ayrılıyoruz Modiano. Olur öyle bazen.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Artemio Cruz'un Ölümü
Yani, ne diyeyim şimdi ben bu kitap için? Fuentes’e boşuna dâhi demiyoruz, bence az bile diyoruz. Nasıl olabiliyor, böyle yazmak nasıl mümkündür, bu kelimeler nasıl bulunur, nasıl bir araya getirilir, bir insanın yazdığı her şey nasıl aynı zamanda bu kadar lirik ve bu kadar epik olabilir? Böyle kitaplar okuduğumda resmen kendimi büyük bir güce teslim etmiş gibi hissediyorum, harfler gelip her yerime sızıyor, beni ele geçiriyor gibi bir hâl – ve bu hâle nasıl bayılıyorum! Seni çok sevdim Artemio Cruz. Kusurlarını, zavallılığını, acımasızlığını, kötücüllüğünü, pişmanlıklarını, öfkeni, âşık hallerini, gerçekliğini – hepsini çok sevdim. Ölümünle başlayan, doğumunla tamamlanan çemberinden müteşekkil bu kitabı çok sevdim. Terra Nostra denen kutsal kitabın ayak seslerini, ilk izlerini gördüm bazı bölümlerde, iyice bağlandım kitaba. Bir de her Fuentes kitabından sonra söylediğimi söylemeden edemeyeceğim: bence kendisi edebiyatta bugüne dek yazılmış en olağanüstü sevişme sahnelerinin yazarıdır. İnsan bedenlerinin tutkulu ve mahrem anlarını; pornografik olanla erotik olanı öyle bir acayip harmanlayıp öyle hisli ve öyle gerçek yazıyor ki; her seferinde hayranlıktan ne yapacağımı şaşırıyorum. Carlos Fuentes, sana duyduğum tutkuyu tarif edecek kelimeler bende yok. Yok.

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Işık Bahçeleri
Yani, evet. Maalouf çok iyi bir hikâye anlatıcısı şüphesiz, okurken masal dinler gibi yumuşuyorum, her anlattığında bir mistik hal var, bunlar tamam. Ama yine de bu kitabında mesela Tanios Kayası’ndaki mesela Doğudan Uzakta’daki lezzeti bulamadım. Bir de sanırım ben bu kitabı 15 sene önce filan okumuşum, hatırlar gibi oldum. Okuduğum bir kitabı okuduğum çok vaki değildir, unuttuğuma göre demek ki çok da izi kalmamış. (Kendi unutmuş gitmiş yazara ve kitaba suç atıyor.) Neyse, kolay okunan, kendi halinde bir kitabımızdı diyelim. “Bazen merak ediyorum, sırf Tanrı’yı kötü göstermek için, acaba Şeytan mı yolluyor dinleri yeryüzüne?”

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sonsuzluğun Tarihi
Yani bazen imkanım olsa da Borges'i karşıma alıp "dedeciğim seni çok seviyorum ama biz senin bildiklerinin binde birini bilen zavallı fanileriz, Allah aşkına bunu gözeterek yaz" diye ağlayarak yalvarabilsem diyorum. Resmen dövdü beni bu kitap ya. Borges'in kısa öyküleri ve şiirleri tamam ama denemeleri sahiden çok zorlayıcı oluyor, her bir cümlede beynimin tüm kıvrımlarını devreye sokmam gerekiyor anlayabilmek için.

"Edebiyatın, felsefenin ve çevirinin kadim sorunlarını Borges bilgeliğinin süzgecinden geçiren çarpıcı bir anlatı" diyor arka kapakta, tam öyle sahiden. Çarptı beni de güzelce. Tamamını anlayamadığım kesin, özellikle kitaba adını da veren Sonsuzluğun Tarihi isimli deneme maşallah doktora tezi gibi bir şey. Platon'un arketiplerinden girip Plotinus'a uzanıyor Borges ve zamanı kavrayışımıza dair acayip karmaşık ve fakat bir o kadar da lezzetli bir resim çiziyor.

İlerleyen bölümlerde burada ortaya koyduğu temel üzerine başka fikirler inşa ediyor; zamanın döngüselliğine dair olan deneme, yaşanan bir şeyin hangi zamanda, hangi yerde, aynı biçimde mi yaşandığına dair yaptığı sorgulamalar ve Nietzsche'nin meşhur bengidönüş teorisi üzerine olan bölümler görece daha anlaşılırdı ve nefisti.

Kitabın geri kalanında ise dilbilim ve çeviriye dair denemeler var, hayatımda ilk kez duyduğum, İzlanda edebiyatının alamet-i farikası Kenning Şiirler bölümünü ve Binbir Gece'nin Avrupa'da yapılmış türlü çevirilerini hem linguistik açıdan hem de kültürel anlamda karşılaştırdığı 2 bölümü çok çok sevdim.

Sonuçta beynimi yaka yaka bir dolu şey öğrendiğim bir kitap oldu Sonsuzluğun Tarihi. Kurmacalarındaki kadar olmasa da Borges'in dili yine pek akışkan, pek eğlenceli elbette.

Şaka maka Borges külliyatını bitirmeme de az kaldı - CV'me filan yazarım artık, zira sahiden 6 senelik Tıp Fakültesi bitirmek gibi bir şey bence. Zor, baya zor. Ama işte seviyoruz ya, çok seviyoruz. Canım Borges.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Csutora & Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikayesi
Yaklaşık 2 yıllık bir aranın ardından, sonunda, yeni bir Sándor Márai geçti elime - ne mutluluk! Dilimize bu kitap dahil çevrilmiş toplam 7 kitabı var kendisinin ve pek çoğunun baskısı dahi bulunmuyor (şükür ki vaktiyle hepsini edinebilmiş ve okumuştum) - oysaki müthiş üretken bir yazar kendisi, keşke diğer metinlerini de dilimizde okuyabilsek, umarım bu çeviri yenilerinin de yolda olduğunun habercisidir diyeyim.

Çok uzun bir giriş oldu, neye. “Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi” alt başlığını taşıyor Marai’nin Csutora romanı. Bir adam (ki kendisi yazar ve insan zaman zaman Marai’nin kendisi mi bu kişi diye düşünüyor zira yazar yazar olduğunu sık sık yineliyor ve okura da sorular soruyor, birlikte düşünmeye davet ediyor) eşine Noel hediyesi olarak bir yavru köpek alıyor. Cins bir köpek olduğu söylenen bu minik yavrunun aslında cins değil melez olduğu zamanla ortaya çıkıyor ve “burjuva” ailemiz bu durumdan hiç hoşlanmıyor. Üstelik de köpeğin evcilleştirilmeye karşı gösterdiği direnç, özgürlüğüne düşkünlüğü ve kaytısızlığı işleri iyice karmaşık hale getiriyor.

Marai’nin her metnine sinmiştir sınıf perspektifi ve eleştirisi, bu metinde de öyle: aslında bir köpekle kuramadıkları ilişki üzerinden koca bir sınıfı yerin dibine batırıyor yazar. (Cins takıntısı, o sıra yeni moda olmuş “psikanaliz”le ilgili diyaloglar ve köpeği psikanalize götürme önerileri, dışarıdaki algılarına duydukları büyük saplantı vd.) İnsanların Csutora ile yaşadıkları üzerinden insan doğasına, iktidarla ilişkimize, hükmetme arzumuza, egolarımıza, komplekslerimize dair öyle çok şey anlatıyor ki. Aslında bir köpeği anlatıyor gibi gözükürken insanın karanlık yanına dair bir şeyler söyleyen bir roman bu ve Marai’nin bu işte ne kadar mâhir olduğunu önceki romanlarından da biliyoruz.

Ha ama köpeği de çok iyi anlatıyor, orası muhakkak. Kendini bir türlü o eve ait hissedemeyen Csutora’nın duygularını anlattığı bazı yerlerde çok fena oldum, içim parçalandı.

Marai’nin diğer romanları kadar ihtişamlı olmasa da yine de çok güçlü bir metin Csutora. Bitirirken: İnsanları sevmek çok zor sahiden. Keşke sadece köpekleri severek yaşayabilmek mümkün olsa!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Perde Arası / Toplu Eserleri 8
Ya valla salak gibi gözükmek pahasına söylüyorum: Woolf’un bu kitapta ne anlatmak istediğini kesinlikle anlamadım. Kitabın sonunda konuşma yapan rahip karakteri gibi “tam ne amaçladınız” diye sormak istiyorum. İntiharından önce yazdığı son romanı, muhtemelen yeterince düzeltememiş, o nedenle bazı kısımlar havada kalmış gibi geldi. (Belki de hiç yayınlanmamalıydı ama Leonard Woolf benden iyi biliyordur muhtemelen tabii ki.) Evet, nesir her zamanki gibi çok güçlü, bu arada epey de akıcı kitap, okunuyor, akıyor, ama Woolf’un genel kuvvetinde değil kesinlikle. Herhalde şu cümle miydi meselesi: değişik roller oynuyoruz ama aslında hepimiz aynıyız? Bilemiyorum. Neyse. Vaziyet budur.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Kadın Bir Ev Bir Roman
Ya valla kimi öykücülerimiz romancılarımız okusun da sıradan bir hikâyeden nasıl edebiyat devşirilir, her cümlenin sonuna ünlem koymadan, kendini ve yazdığını çok da ciddiye almadan nasıl kitap yazılır görsün istiyorum. Üstelik de bunu çok sevdiğim Alman yazar Wilhelm Genazino'nun diğer kitaplarına kıyasla epey zayıf bulduğum "Bir Kadın Bir Ev Bir Roman" kitabı söyletiyor bana.

Genazino'yu genelde orta yaşlı ve yaşı itibariyle geriye dönüp o güne dek yaptıklarını sorgulayan, kafası karışık anlatıcılarıyla biliriz. Bu defaki anlatıcımız 18 yaşında - ancak bir yandan da değil sanki. 18 yaşında birinin ağzından yazmayı pek de başaramamış gibi yazar; o yaşta biri için fazla derinlikli düşünüyor anlatıcı, bir ergenin sahip olabileceğinden çok daha fazla bütünlüklü bakma, çerçeveleme ve analiz etme yeteneğine sahip ve bir süre sonra ikna edici olmamaya başlıyor.

Karakterimiz liseyi yarım bırakmış ve yarı zamanlı olarak işçilik ve gazetecilik yapan bir genç. Aslında bir roman yazmak istiyor, "bir kadına, bir eve ve bir romana" ihtiyacı olduğunu tespit etmiş, kitabın adı da buradan geliyor. Yaptığı işler sayesinde yeni insanlarla tanışmasını, hayatta kendisine neyin iyi neyin kötü geldiğini keşfetme sürecini, kibir ve vicdanla ilk ilişkilenmelerini okuyoruz. (Buralar bence çok güzeldi.) Genazino'nun diğer kitaplarından bildiğimiz gözlemciliğini bu kitapta da görmek mümkün ama diğer eserlerindeki kadar etkileyici biçimde bakamıyor bence karakterlerinin türlü hallerine.

Tatlı, iddiasız, yer yer anlatımı epey doyurucu olan, yer yer biraz yavan kalan bir metin bu ama başta söylediğime geleyim; iddiasızlığıyla barışıklığı bence çok lezzetli; bizim edebiyatımızda arayıp da bulamadığım şey tam da bu işte. Ben severek okudum zira Genazino'yu özlemiştim ama Aşk Aptallığı, O Gün İçin Bir Şemsiye yahut Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk'un tadını bulamadığımı belirtmem lazım. Yine de Genazino candır bence, canımızdır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşamak
Ya valla huysuz damgası yemeyi göze alarak yazıyorum: bu kitabı niye bu kadar çok sevdiğinizi hiç anlamadım. Epey, hatta baya vasat bir kitap bence kendisi. Hikâye bildiğiniz melodram. Dünyanın tüm felaketleri başına gelmiş bir insanın hayatını dinliyoruz. Dil ve anlatım son derece kötü, arka arkaya olayları sıralayıp duruyor yazar, hâl böyle olunca karakterler de son derece tek boyutlu kalıyor. Ve tüm bu olaylar büyük bir yüzeysellikle geçilmiş. (Aklıma Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık geliyor, orada da üst üste olaylar okuyup duruyoruz evet, ama nasıl nefis bir dille ve aralara serpiştirilmiş küçük bilge cümlecikler ne çok şeyi değiştiriyor.) Yalın anlatıya her zaman varım (Zambra da yalın mesela ama derinliksiz değil!) fakat bu basbayağı kötü yazılmış bir kitap. Saymadım ama en az 25 kere “bir felaket olacağını kim bilebilirdi ki / hastalanacağı kimin aklına gelirdi ki / onu bir daha görmeyeceğimi kim tahmin edebilirdi ki” cümlesi geçiyor, her olayı anlatmaya aynı cümleyle başlıyor yazar, bu ne tekdüzeliktir yahu, 7 yaşında bir çocuk bile daha zengin bir dil konuşmayı becerebiliyor. Üzülerek söylüyorum ki bu kitabın özellikle Batıda bunca alkışlanması hatta filme çekilmesi filan bence epey siyasi saiklerle olmuş. Yazar Çin Kültür Devrimi’ni sertçe eleştiriyor, ardından yaşadıkları fakirliği ve parti politikalarındaki acımasızlığı açıkça ortaya koyuyor, bana sorarsanız biraz işlevsel bulunup araçsallaştırılarak göklere çıkartılmış, malum Batı sever böyle şeyleri. Sanırım sadece ilk ve son 5’er sayfasını sevebildim ben. Olmadı valla, hiç olmadı.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  17
Bildir
Yanıtları Göster
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Neden Yazıyorum
Ya valla bunlar çok güzel, Orwell’in eserlerindeki dünyanın arkasını anlamak isteyenler için birebir. “Edebiyat Üzerine”de yazarın ütopyalar ve distopyalara dair fikirleri, komünizm ve kapitalizme dair oldukça ilginç analizleri ve “sol edebiyat”la ilgili çok kafa açıcı analizleri var. “Faşizm Kehanetleri” yine ağırlıklı edebiyat eleştirilerinden oluşuyor, içindeki “Milliyetçilik Üzerine Görüşler”e bayıldım. “Neden Yazıyorum”, aslında daha önce okuduğum “Bir İdam” ile büyük ölçüde çakışıyordu, benzer bir derleme. Ama Orwell’in meşhur “Bir Fili Vurmak” öyküsü de bu kitapta. 7 sayfalık bir metin nasıl ciğerinizi sökebilir deneyimlemek isterseniz tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Edebiyat Üzerine
Ya valla bunlar çok güzel, Orwell’in eserlerindeki dünyanın arkasını anlamak isteyenler için birebir. “Edebiyat Üzerine”de yazarın ütopyalar ve distopyalara dair fikirleri, komünizm ve kapitalizme dair oldukça ilginç analizleri ve “sol edebiyat”la ilgili çok kafa açıcı analizleri var. “Faşizm Kehanetleri” yine ağırlıklı edebiyat eleştirilerinden oluşuyor, içindeki “Milliyetçilik Üzerine Görüşler”e bayıldım. “Neden Yazıyorum”, aslında daha önce okuduğum “Bir İdam” ile büyük ölçüde çakışıyordu, benzer bir derleme. Ama Orwell’in meşhur “Bir Fili Vurmak” öyküsü de bu kitapta. 7 sayfalık bir metin nasıl ciğerinizi sökebilir deneyimlemek isterseniz tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir