Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her bir öyküde, duyguların oldukça gerçekçi işlenmesi başarısıyla ya boğazınız düğümlenecek ya da adım adım ilerleyen örgünün sonuyla şaşırarak yazarın hayal dünyasını takdir edeceksiniz. Eserin içindeki birkaç öyküden söz edecek olursam, "Döngü" adlı öyküde, yaşantıya dair iç daralmasını görüyor ve sürpriz bir şekilde ilerleyen kurguyu okuyup sonunda yine hüznü yaşıyorsunuz; "Kırmızı Toka" adlı öyküde yine hüznü ve ters köşeyi aynı anda yaşıyorsunuz; "Akıl Tutulması" ve "Gölgesiz Pencere" öykülerinde ise ruhsal betimlemelerin incelikli örneklerini görebiliyorsunuz. Ruhsal betimlemeye oldukça önem veren ve ters köşeleri seven okurlara bu eseri mutlaka tavsiye ederim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gazi hoca, kitabın büyük bir bölümünü beynin sadece kafatasımızın içinde çalışan biyolojik bir et parçası olmadığını kanıtlamaya ayırmış. Kitap aslında bildiğimiz tıp algısını yıkıyor. Beynimizin bir 'kuantum alıcı-verici' olduğunu söylüyor. Beyindeki düşünceler ve niyetler, bio-elektriksel dalgalar (frekanslar) yayar. Gazi hoca kitapta , Kur'an'daki 'gökler ve yerdeki her şey Allah'ı tesbih eder' ayetini kuantum fiziğiyle açıklıyor: Evrendeki her şey bir titreşim halindedir. Biz iyi niyetlerle, dua ve zikirle beynimizin frekansını yükselttiğimizde, evrendeki yüksek frekanslı enerjilerle (yani ilahi rahmetle) rezonansa gireriz. Kötü düşünce ve niyet ise beynin frekansını düşürür ve insanı evrenin ritminden koparır. Kitapta acayip bir DNA yorumu var. Dindeki 'Levh-i Mahfuz' yani her şeyin yazılı olduğu ilahi kader levhasının, insanın kendi bedenindeki karşılığının DNA ve genetik kodlar olduğunu savunuyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir evlâdın babaya olan mektubu gibi…Roman dediklerine bakmayın basbayağı mektup gibi işte…Hattâ anı! Evet daha çok anı gibi bir kitap bu.
Kitabın sonu kitabın her yerinde var.Babanın yakalandığı kanser hastalığı ile mücadelesi gibi görünse de hastalığın hem yazarın babasında hem de yazarda oluşturduğu etkileri ve nihâi olarak babanın ölümü ile yazarın gerçekle yüzleşmesini okuyacaksınız. Bulgar bir edebiyatçı olan yazarın,ülkemizle neredeyse benzer kültürde yetiştiğini de hissedeceksiniz aynı zamanda.
Kitap,oldukça sade ve güzel anlatımı olan bir eser.Şiirsel bir dili var. Ama başlangıçtan sona doğru evrilen bir kitap tanımlamasına uymayan değişik bir tür bana göre.Çok yoğun psikolojik tahliller ve kültürel temalar,belki çok az felsefe ile güzel bir dram var kitapta.
“Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz!” Diyor babası,
“Büyümek uzaklaştırır ve küçültür! Çocukluk dikeydir, yaşlılık yatay!” diye de ekliyor yazar!
Sâhi kaçımız kıymetini biliyoruz?
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Freida McFadden yine beni ilk sayfadan itibaren hikâyenin içine çekmeyi başardı. Kitap boyunca kime güveneceğimi bilemedim ve sürekli tahmin yürüttüm ama yazar her seferinde beni ters köşeye yatırdı. Nora karakteri, geçmişinin yükünü taşımaya çalışırken hem ona üzüldüm hem de zaman zaman ondan şüphelendim. Bu ikilemi okura hissettirebilmesi bence kitabın en güçlü yanıydı.
Konu oldukça sürükleyici. Babasının korkunç geçmişiyle yaşamaya çalışan bir kadının, kendisini yeniden aynı karanlığın içinde bulması merak duygusunu hiç düşürmüyor. Bölümler kısa olduğu için "bir bölüm daha" derken kitap hızla akıp gidiyor. Gerilim dozu yerinde, tempo ise son sayfalara doğru iyice yükseliyor.
Final kısmında gelen açıklamalar beni gerçekten şaşırttı. Bazı ipuçları gözümün önündeymiş ama yazar bunları öyle ustaca gizlemiş ki fark edemedim. Freida McFadden'ın en sevdiğim yönlerinden biri de tam olarak bu; okuru sürekli yanlış yöne yönlendirmeyi çok iyi biliyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitapların kapağından anlıyorum seveceğimi, bu kitap da onlardan biriydi:)
Meltem hanım o kadar incelikli bir yandan da o kadar yalın anlatmış ki İrlanda'ya zaten olan ilgim kat kat arttı. Gündelik yaşamdan, tarihine, insanından kültürüne çok güzel bilgiler paylaşmış. İrlanda edebiyatından önerdiği isimler ise çok kıymetli.
Irish pubda karşılıklı bira içip sohbet ediyormuşuz gibi hissettim:)
"Burada iki kişi arasındaki mesafe bunaltmayacak kadar ferah ama yalnız hissettirmeyecek kadar da yakın." cümlesi ayrıca hoşuma gitti.
Kırmızı Kazak kitabıyla devam edeceğim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk sayfalardan itibaren ağır ama bir o kadar da zarif bir hüzün hissettirdi. Yazarın dili son derece sade olmasına rağmen duyguları okura çok güçlü bir şekilde geçiriyor.
Kitabın en etkileyici yanı, ağır bir yaşam hikâyesini gözyaşı sömürüsüne başvurmadan anlatabilmesi oldu. Engelli bir çocuğun doğumuyla birlikte sadece anne ve babanın değil, kardeşlerin de hayatının nasıl geri dönülmez biçimde değiştiğini okumak oldukça sarsıcıydı. Özellikle her kardeşin aynı olaya bambaşka duygularla yaklaşması bana çok gerçekçi geldi. Birinin koşulsuz sevgisi, diğerinin öfkesi ve kıskançlığı... Hepsi son derece insaniydi.
Roman boyunca taşların sessiz tanıklığı ise hikâyeye farklı ve şiirsel bir hava katmış. Başta bu anlatım tarzına alışmak biraz zaman alsa da ilerledikçe taşların hafızası üzerinden anlatılan bu öykünün ne kadar özgün olduğunu düşündüm. Doğa, ev ve insanlar birbirinden kopuk değil; sanki hepsi aynı acıyı birlikte yaşıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
30 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İmam Maturidi hazretlerinin hayatını kaynaklara dayandırarak anlatan, tarihi olayları içinde yaşıyormuşcasına hissettiren kıymetli bir eser. Roman olmasına rağmen genis kaynakçasıyıla adeta ilmi bir eser okunmuş hissi oluşturuyor. Özelde İmam Maturidi okuması yapmak isteyenlerin, genelde ise alimlerin hayatını merak edenlerin, alim nasıl olunur, alim nasıl yaşar,duruşu, kişiliği nasıl olmalıdır sorularına cevap arayanların mutlaka okuması gereken bir eser. Ben çok sevdim ve tavsiye ediyorum. Ayrıca aynı yazarın Müderris kitabını da tavsiye ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Rıdvan Bayat hocamın Royan Kızıl Prenses'i büyük bir ilgiyle okudum. Kitabın sürükleyici kurgusu, olayların akıcı ilerleyişi ve merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutması gerçekten etkileyiciydi. Yazarın kalemi güçlü ve anlatımı oldukça başarılı. Karakterler özenle işlenmiş, olay örgüsü ise okuyucuyu içine çeken bir yapıya sahip.

Okurken hem heyecanlandım hem de hikâyenin atmosferini derinden hissettim. Emek verilerek yazıldığı belli olan bu eser, keyifle okunabilecek nitelikli bir roman olmuş. Yazarı gönülden tebrik ediyor, yeni eserlerini de merakla bekliyorum. Kitap okumayı seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  38
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Herta Müller, Romanya'da Alman azınlığa mensup bir yazar. 2. Dünya Savaşı'nın akabinde Sovyetler Birliği Stalin adına Romanya yönetiminden savaşta tahrip olan Sovyetler Birliği'nin yeniden inşası için Romanya'da yaşayan 17 ile 45 yaş arası insanları çalıştırmak üzere Sovyet çalışma kamplarına almış. Bu eserde de Sovyet kamplarında yaşatılanlar anlatılıyor. Bu kamplardaki açlığı, soğuğu, giysi eksikliğini, bitleri, tahta kurularını, yalnızlığı, insanlık dışı muameleleri metaforlarla şiirsel bir dille aktarıyor yazar.

Aslında eserde başkarakter Leopold'un iki trajedisini okuyoruz romanda. Kamp trajedisi dışında ikinci trajedi eşcinsel olması nedeniyle Leopold'ün kendini gizlemek zorunda kalması.

Eseri sindire sindire okumak lazım. Alt metinleri kuvvetli. Savaş ve savaş sonrası anlatılarının ağırlığını anlattıkları dışında anlatım diliyle de desteklemiş yazar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
29 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kül Adam bende en çok finalindeki o mutsuzluk hissiyle kaldı. Derya Karagence hikâye boyunca zaten ağır bir atmosfer kuruyor, karakterlerin iç dünyası da oldukça karanlık. O yüzden aslında sona gelince “her şey toparlanacak” gibi bir beklenti oluşsa da, yazar bunu özellikle kırmayı seçmiş gibi hissettim.
Finalin mutsuz bitmesi bana göre biraz da hikâyenin ruhuyla uyumlu. Karakterlerin yaşadıkları, yaptıkları seçimler ve taşıdıkları yükler öyle kolayca çözülecek şeyler değil. Bu yüzden klasik bir “iyi son” yerine daha gerçekçi, hatta biraz sert bir kapanış tercih edilmiş gibi geldi.
Ama açıkçası bu durum beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Daha dengeli ya da en azından biraz umut veren bir son olabilirdi diye düşündüm. Yine de bu haliyle akılda kalıcı; çünkü insanı rahatsız eden, düşündüren bir final bırakıyor. Herkese hitap etmeyebilir ama duygusal olarak iz bıraktığı kesin.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir