Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mehmet Kaplan, benim lise yıllarında Edebiyat Ders Kitabını okuduğum şahsiyet.

O dönemde, Edebiyat dersleri, onun sayesinde çok sıkıcı geçiyordu. Çünkü kendisi, objektif olmanın çok dışında, Cumhuriyet dönemi ilerici edebiyat akımlarına zerre yer vermeden, Osmanlı dönemi ağırlıklı bir Edebiyat ders kitabı hazırlamıştı.

Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı muhteşem romanını okuduktan sonra, bu kitabı da alıp okumak istedim; ama açıkçası hayal kırıklığına uğradım.

Mehmet Kaplan, romanın analizini yaparken, bazı konuları ve bölümleri göz ardı etmiş.
Bunlar arasında benim fark ettiklerim, Hayri İrdal'ın sevgilisiyle ilişkisi hiç ele alınmamış; daha da önemlisi, romanın belki de en önemli bölümlerinden biri olan Balo olayı, hiç konu edilmemiş.

Bu şekilde Tanpınar çözümlemesi olmaz, kanımca.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
babasını ararken çıktığı yolculukta, özlemi, sevgiyi ve umut etmeyi yumuşacık bir dille anlatıyor. Her sayfasında hem merak hem de sıcacık bir duygu var.

En çok da şu etkiledi beni: Bu hikâyenin bir çocuğun hayal gücünden doğmuş olması… Çizimlerdeki sadelik ve samimiyet o kadar gerçek ki, okurken kalbine dokunuyor.

Minik okurlar için güven duygusunu, aile bağlarını ve sevgiyi anlatan çok naif bir kitap. Okurken hem gülümsedim hem de içim ısındı

Çocuklarla yapılacak huzurlu bir okuma saati için kesinlikle çok güzel bir seçim
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan psikolojisini ele alan kitapları seviyorsanız kesinlikle kitaplığınızda bulunması gereken bir roman. Hesse’nin kendi yaşamından da izler görülen bu kitapta Harry’nin içsel çatışmaları, kendi kişiliğini oluşturan parçalarını keşfetmesi etkileyici bir anlatımla ele alınmış, öyle ki o bunalımlı ruh halini zaman zaman zirvede hissettim ve hatta huzursuz hissettim ki durup biraz bekleme ve sindirme ihtiyacı hissettim. Beni en son Dostoyevski’nin Öteki kitabı bu kadar etkilemişti, şimdi bir süre kitabın etkisinden çıkmayı bekleyeceğim ve yeni Herman Hesse kitapları ile kendimi ödüllendireceğim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İçerideki o dar hücreden, dışarıdaki o devasa infaz kalabalığına kadar her şey aslında tek bir saniyeye sığıyor. Mesele sadece bir adamın ölümü değil, adaletin o soğuk, paslı giyotin bıçağına dönüşmesi. Mahkumun işlediği suç ne kadar ağır, kurbanın acısı ne kadar derin olursa olsun, bir insanı saati saatine, planlı bir şekilde yok etmenin adına adalet demek bana ironik geliyor.
Eğer birini öldürdüğü için öldürüyorsak, devlet ile katil arasındaki fark sadece birinin elinde mühür, diğerinin elinde bıçak olması mı kalıyor? Victor Hugo, devletin kısasa kısas mantığıyla hareket ederek aslında katilin seviyesine indiğini savunuyor. Modern dünyada o giyotinler yok belki ama insan ruhunu ağır ağır asan sistemler hala yerli yerinde. Adalet, öç alma duygusundan arınmadığı sürece hep bir tarafı karanlık kalacaktır.

Mezar, ne pişmanlığı duyabilir ne de ıslahı görebilir.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken acı çektiğim halde elimden bırakamadığım bir eser oldu. Müslüman kardeşlerimizin çektiği sıkıntıları, gördüğü zulümleri okudukça kahroldum. Devlet olarak olaylara müdahil olmamamızı büyük bir eksiklik olarak görsem de Türkistan'da gavur eliyle yapılan uygulamaların ülkemde (kendi idarecilerimiz eliyle) nispeten vuku bulduğunu hatırlayınca dönem yöneticilerinden herhangi bir tepki beklenmesinin abesle iştigal olduğunu fark edip daha da kahroldum. Türkistan'ın yaşadığı, insanlığı utandıran zulüm dönemini kökenine inerek öğrenmek isteyen bu kitabı muhakkak okumalı. Halen bağımsızlığına kavuşamamış, garip kalmış bir bölge olması nedeniyle daha çok bilinçlenmemizi sağlayacağını düşündüğüm bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İki arkadaşın hayatlarından kesitler sunan çok sıradışı bir kitap. Açıkçası anlamakta çok zorlandım. Bir tarafta yaşam amacını kaybetmiş ve günlerinin önemli bir kısmını bir oyun makesinde oyun oynayarak ziyan eden insanlar… diğer tarafta yaşamaya devam eden, çalışan, yazan, konuşan, seven, sevilen başka insanlar…

Aslında hayatımızı nelerle neden doldurduğumuza odaklanan Murakami güzel bir mantıkla yola çıksa da, ilk dönem eserlerinden olan bu kitapta sıkıcı bir dil kullanmış. Kitap beni çok yordu. Yazarın dilini geliştirmesi ve tarzının oturması oldukça uzun bir zaman almış anlaşılan.

Bir dipnot eklemek gerekirse kitabın kahramanlarından biri olan Fare karakterini Murakami son kitaplarından bir kaçında da kullanıyor.

Murakami’nin yazınsal gelişimini görmek adına önemli fakat okunması çok zor bir kitaptı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
2008 tarihli. Aşağı yukarı 125’inci kitabı Enis Batur’un. En sevdiğim 5 yazar arasında bile değil ama Suya Seng’de yüzerken fark ettim, belki Bukowski’yle birlikte en çok eserini okuduğum usta. Öte yandan, 2000’lerden beri birkaç yıl arayla sindiriyorum 3-5 kitabını. Bazı denemelerini anlamıyorum, bazılarını hızlı geçiyorum ama Batur bu ülke için önemli bir değer, üstelik okuması her daim zevkli. Papağanlardan, edebiyatımızda terliğin yerinden, stand-up’ın kurucusu saydığı Lenny Bruce’dan, Kill Bill filminden, elbette şiirden, okurdan, yazardan bahsediyor. Kimi yerde güldürüyor, kimi yerde kaş zıplattırıyor. Kitabın sonuna doğru şöyle yazmış, hislere tercüman: “Paralel okur en tehlikelisidir. Değişimi, gelişimi, genellikle iri tepkilerle göğüsler, şairi, hem de el üstünde tuttuğu şairi bir kitabıyla, bir dönemiyle, kilitlemeye nasıl yatkındır. “Bir daha o doruk noktasına erişemedi” derken, rakım hesabını tek kendisinin yapabildiğinden, yapabileceğinden neredeyse şüphe duymaz.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçekçi aynı zamanda absürt. Hayatın içinden ama metafiziğe uzanan bir akıcı anlatım. On dokuz öykü; hep bir şeyler denenmiş ve bence başarılı da okunmuş. Karakterlerin özlem duyduğu (baba, oğul) hissettiği ağır özlem, ölümün acımasız yüzü çok iyi anlatılmış. Hatta bir yerinde dedim ki Gospodinov eğer böyle devam ederse ciğerimizi alıp gidecek.

Gospodinov ‘un lirik şiirsel bir üslubu var ki o duygunun okura geçmesinde ve yakın hissetmesinde büyük rol oynuyor. Öyküler kafamızda dönüp duruyor ( ki benim de en sevdiğim tarz).

Oyuna katılmayı sahne değişirken rol değiştirmeyi becerebilirsen ; bazen hikayeyi anlamak yerine hissedersen on dokuz öyküden aldığın farklı lezzetten başın dönebilir.

Okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu Hikâye Senden Uzun Osman, ilk bakışta sade ama derinliği zamanla hissedilen bir kitap. Hikâye Osman üzerinden ilerlese de aslında hepimizin içinde sakladığı duygulara, yarım kalmışlıklara ve söylenemeyenlere dokunuyor. İnsan ilişkileri, geçmişle yüzleşme ve içsel sorgulamalar kitabın merkezinde yer alıyor.

Yazarın dili yalın ama etkisi güçlü. Okurken bazı cümlelerde durup düşünmek, hatta kendi hayatına dönüp bakmak istiyorsunuz. Olaylar sakin bir akışta ilerlese de duygusu oldukça yoğun. Abartıdan uzak, gerçek ve samimi bir anlatımı var.

Ben bu kitabı okurken şunu hissettim: Bazı hikâyeler gerçekten bir insandan daha büyük oluyor. Bu yüzden kitap bitse de etkisi devam ediyor. Sessiz ama derin bir okuma deneyimi arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
04 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı bitirdiğinizde elinizde sadece bir başarı hikâyesi değil, bir sorumluluk listesi tutuyorsunuz. Petrov, Johan Vilhelm Snellman önderliğinde Finlandiya halkının cehalete karşı verdiği savaşı öyle etkileyici anlatıyor ki; kendinizi 'Ben ülkem ve toplumum için ne yapıyorum?' diye sorgularken buluyorsunuz.

Atatürk’ün askeri okullarda okutulmasını neden zorunlu kıldığını anlamak zor değil. Kalkınmanın sadece ekonomik değil, ahlaki ve kültürel bir mesele olduğunu hatırlatan muazzam bir eser. Her öğretmenin, her askerin ve her gencin mutlaka altını çizerek okuması gereken bir yol haritası.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir