Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Faşizm Kehanetleri
Ya valla bunlar çok güzel, Orwell’in eserlerindeki dünyanın arkasını anlamak isteyenler için birebir. “Edebiyat Üzerine”de yazarın ütopyalar ve distopyalara dair fikirleri, komünizm ve kapitalizme dair oldukça ilginç analizleri ve “sol edebiyat”la ilgili çok kafa açıcı analizleri var. “Faşizm Kehanetleri” yine ağırlıklı edebiyat eleştirilerinden oluşuyor, içindeki “Milliyetçilik Üzerine Görüşler”e bayıldım. “Neden Yazıyorum”, aslında daha önce okuduğum “Bir İdam” ile büyük ölçüde çakışıyordu, benzer bir derleme. Ama Orwell’in meşhur “Bir Fili Vurmak” öyküsü de bu kitapta. 7 sayfalık bir metin nasıl ciğerinizi sökebilir deneyimlemek isterseniz tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi
Ya valla bu Japonların acayiplikleri beni biraz geriyor ne yalan söyleyeyim. Taraflar razı olduğu müddetçe cinsellikte herhangi bir şeyin “sapkınlık” olarak nitelendirilemeyeceği kanaatindeyim ama bazısı da zorluyor açıkçası. Japon edebiyatından ne okusam aynı şey – çok acayip, tuhaf, sıradışı cinsel fanteziler ve/veya eylemler… Nitekim “Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi” bana Mişima’nın “Aşka Susamış”ını hatırlattı, hikâyeler çok benzer, gelinine ilgi duyan kayınpeder ve bu ilgiyi biraz besleyip biraz istismar eden genç kadınların öyküleri ikisi de. Bilemiyorum ‑ yaşlanan insanın kendiyle ilgili algısının gerçeklikte kopukluğuyla ilgili kısımları, Japon kültürü ve toplumundaki dönüşümler filan ilginç olmakla beraber çok da benlik değildi. Dilini de biraz kuru buldum. Daha önce okuduğum Tanizakilerden “Anahtar”ı daha çok beğenmiş (ki o da çok rahatsız ediciydi), “Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın”ı ise epeyce sevmiştim, bu pek hitap etmedi bana. Böyle, bilginize.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oswald Amcam
Ya çok seviyorum Roald Dahl seni, aşırı çok. En son bir Roald Dahl romanı okuduğumda 11 yaşında filandım sanırım. 20 küsur sene sonra yine aynı heyecan ve merakla okudum, Dev Şeftali’yi, Çarli’nin Çikolata Fabrikası’nı, Yaman Tilki’yi filan okurken aklı çıkan çocuk oluverdim yine. Dahl yine süper komik, hikâye inanılmaz zekice kurgulanmış ve çok absürt. Geçtiğimiz yıllarda okuduğum öykülerini de çok sevmiştim ama romanlarının lezzeti de bir başka gerçekten. İyi ki.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İkbal Vurucu’nun kaleme aldığı bu eser, akıcı dili sayesinde kendini rahat okutuyor. Kitap, farklı makalelerin bir araya getirilmiş hâli gibi ilerlediği için tempo hiç düşmüyor ve okuyucu sıkılmadan devam edebiliyor.

“Kürt sorunu” gibi cesur ve hassas bir konunun Türk milliyetçiliği perspektifinden ele alınması dikkat çekici olmuş. Yazar, meseleye yalnızca yüzeysel yaklaşmıyor; tarihî ve siyasi arka planı da detaylı şekilde incelemeye çalışıyor. Bunun yanında kitapta yer alan bazı bakış açıları, okuyucuya farklı değerlendirmeler yapma imkânı sunuyor.

Konuya ilgi duyanlar için okunabilecek, düşündüren bir çalışma.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Miss Sarajevo & Veya Kendinden Kaçan Bir Adam
Ya bu kitabı lütfen okuyun. Her kitap için bunu demem bakın. O kadar çok, o kadar çok sevdim ki. Asla böyle bir derinlik beklemiyordum, çok da şaşkınım açıkçası. 140 sayfalık kitapta nasıl bir yalın zarafet var, anlatamam. Nasıl içime işledi, özellikle yasa ve savaşa dair ne çok şey buldum içinde. Kurgu olarak da müthiş başarılı, çok akıcı, çok gizemli, çok çok iyi yani. Katman katman, ilmek ilmek örmüş yazar. Arkadaşım diye demiyorum, Özge Akkaya’nın çevirisi de harika. “Herkes ‘yas süreci’nden söz ediyor. ‘Yas süreci’ diye bir şey yok. Kapılardan oluşan bir sonsuzluğa açılan başka kapılardan oluşan bir sonsuzluk var. Hiçbir şeyi ayıklayamayan ve hiçbir şeyin süzülüp geçmesine izin vermeyen elekler var. Geri dönüşü olmayan olayların yarattığı uyuşmuşluk halinde, her biri bir diğerine benzeyen günler var: Bu kelime, bu sessizlik, bu hareket, bu müzik, yapılmamış bu çocuk, bastırılmış bu şefkat, yani yazılamayacak veya artık silinemeyecek her şey.”

Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhteşem. Bilimkurgu ağacının alt türlerinden oluşan dallarına tutuna tutuna ( askeri bilimkurgu, cyberpunk, bilimkurgu korku vb.) bilimkurgu konularının meyvelerini toplaya toplaya ( zaman yolculuğu, ışınlanma, uzak gezegenler vb.) bu edebiyat türünün zirvesine uzanan bir başyapıt.
Edebiyat tarihinden, bir şairin bir şiirinden ilhamla bir bilimkurgu eseri yazma fikrine ve ortaya çıkan bu müthiş, dopdolu romana şapka çıkarıyorum. Bilimkurgu severlerin mutlaka okuması gerekiyor bence.
Not: İthaki baskısında belirtilmemiş ama romanın merkezindeki Shrike karakteri adını, İngilizcesi shrike olan örümcek kuşundan alıyor. Bu kuş türü, avlarını ağaç dikenlerine ya da dikenli çalılara saplayarak depoluyormuş. Dikenlerle dolu vücudu nedeniyle romandaki o korkunç varlığa Shrike adı verilmiş muhtemelen Hyperion sakinleri tarafından.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gece ve Gündüz / Toplu Eserleri 10
Ya ben galiba Woolf’un erken dönem romanlarını daha çok seviyorum. Woolf’la ilişkim gitgide karmaşıklaşıyor, bakalım neler olacak tüm eserleri bitince. Neyse, bu kitabı sevdim epey. İleriki eserlerinde daha da derin irdelediğini göreceğimiz evlilik, kadın ve erkeğin toplumsal rolleri, aile kurumu gibi meselelere yavaştan giriyor kendisi bu ikinci romanında. Diğer eserlerine kıyasla görece konvansiyonel bir roman, hatta biraz tefrika romanları andırıyor, epey sürükleyici. Ancak Woolf’la temel derdim baki; söylemeye hala korkuyorum ama şu soruyu kafamdan atamıyorum: iyi bir yazarın temel niteliklerinden biri özgün karakterler yaratabilmesi değil midir? Ve Woolf’un tüm eserlerindeki tüm karakterleri birbirine benzememekte midir? Bu durumda ne yapmalıyız? Bir yazarın temel mevzuları olmasına ve onlar üzerine ısrarla yazmasına razıyım elbette ama bu kadarı da biraz fazla tekrar gibime geliyor. Neyse bakalım, devam.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İyi Akşamlar Bay Soares
Ya ben bu kitabı çok sevdim ama bu bence biraz benle ilgili bir durum oldu: Zira Mario Claudio'nun anlattığı öyküden çok, yaptığı işe bayıldım. İzah etmeye çalışayım.

Kitabımızın adı "İyi Akşamlar Bay Soares" - kim bu Bay Soares? Portekizli yazar Fernando Pessoa'nın heteronimlerinden biri, hatta aslında Huzursuzluğun Kitabı'nın yazarı. Pessoa'yı heteronimlerinden bağımsız düşünemeyiz; en bilinenleri Alberto Caeiro, Ricardo Reis ve Álvaro de Campos olmakla beraber, çok sayıda heteronimi var kendisinin. Bunların basbayağı hayat hikâyeleri, meslekleri vs. var, örneğin Ricardo Reis doktor ve Caerio hem Reis'in hem Campos'un hocası gibi bir pozisyonda.

Bunlar Pessoa'nın zihninde elbette. Yaşadığı sürece kendi ismiyle neredeyse hiçbir şey yayımlamayan yazarın ölümünden çok sonra bulunan sandıkla çözüldü bu heteronim meselesi. Avrupa edebiyatının kült metinlerinden olan Huzursuzluğun Kitabı'nın basım tarihi 1982 mesela, sandık sonrası! Başka isimler altındaki tüm o metinleri yazanın Pessoa olmasının anlaşılmasıyla beraber tarihi yeniden yazmak zorunda kaldık, Pessoa da edebiyat tarihinde hiç talep etmediği ama fazlasıyla hak ettiği o değerli yere yerleştirildi.

Tabii bu tuhaf adam, kelimeleriyle olduğu kadar heteronimleriyle de ardıllarını etkiledi. (Örneğin Saramago, Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl'ı, o heteronimlerden biri üzerine kurgulamıştı.) Bu kitap da işte bu konuyla meşgul oluyor. Bay Soares'in çevirmen ve muhasebeci olarak çalıştığı (Pessoa'nın, Soares'in ağzından yazdığı Huzursuzluğun Kitabı'ndan biliyoruz buraları) büroda çalışan bir çocuğun, bu tuhaf bay Soares'i anlama çabasının öyküsü. Çocuğun kendi hikâyesini de okuyoruz ama beni en çok Soares'i bir görünüp bir kaybolan arkadaşlarıyla (evet, onlar diğer heteronimler!) yakaladığı anlar çekti. Ne anlattığından bağımsız, Pessoa'ya çok güzel, iddiasız ve lezzetli bir saygı duruşu niteliğinde bence bu kitap.

Huzursuzluğun Kitabı'nı döne, döne, döne onlarca kez okumuş ve Pessoa'ya hiç doyamamış biri olarak, türlü heteronimlerini bir romanda karakterler olarak okumak, özlediğim arkadaşlarıma kavuşmak gibi oldu. Durmaksızın gülümsedim ve işte tam da bu yüzden sevdim bu minik tatlı kitabı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fransız Akademisi'ne Kabul Konuşması ve Jean-Christophe Rufin'in Yanıtı
Ya bayıldım, ben böyle şeylere çok duygulanıyorum. İnsanın tüm hayatını vakfettiği bir uğraşın meyvesini bu biçimde alması, böyle onurlandırılması ne kadar güzel. Amin Maalouf’un ünlü Fransız Akademisi’ne kabul konuşması ve aynı törende gelenekler uyarınca bir başka üyenin kendisini takdim konuşmasını içeriyor bu minik kitap, ama içinde Fransız diline, edebiyatına, geleneklerine dair de çok şey var. Maalouf gibi göçmen (ve hatta belki sürgün) bir yazar için bu törenin ne anlama gelmiş olabileceğini düşününce iyice hislendim okurken. Bazı gelenekler çok güzel bence. “Dinle anıların solumasını…”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üç Gine
Virginia Woolf’un, savaşı önlemek için yardım toplayan bir cemiyetten aldığı ve bağış yapmasını rica eden bir mektuba cevaben yazdığı üç makaleyi içeren bu kitabı çok çok sevdim. Woolf bağışı yapmayı reddediyor ve neden reddettiğini izah etmek üzere kaleme sarılıp muazzam bir sistem analizi ortaya koyuyor. Faşizmi bir aşırılık olarak değil, ataerkil sistemin içinde entegre olan kadın‑erkek eşitsizliğinin ürettiği bir şey olarak görmemiz gerektiğini anlatıyor ve bunu 1930larda faşizmi deneyimleyen ülkelere değil, tam aksine demokrasinin kalesi olma iddiasındaki İngiltere’ye bakarak yapıyor; cinsiyetler arasında kurulacak eşitliğin ırklar arasındaki eşitlikle nasıl paralel işleyeceğini izah ediyor. Beyaz üstünlükçü kapitalist ataerkiyi acımasızca yıkan nefis denemeler bu kitaptakiler. Bana “Kendine Ait Bir Oda”dan bile daha güçlü geldi. Eğer cevaplanan mektup gerçekse ve kurgu değilse, mektubu yazanın çok pişman olduğuna eminim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir