Onaylı Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Masumiyetin içinden doğan bir direniş.
Ferenc Molnár’ın Pal Sokağı Çocukları adlı eseri, ilk bakışta çocuklar arasında geçen basit bir oyun mücadelesini anlatıyor gibi görünse de, derinlerinde insanın aidiyet ihtiyacını, adalet arayışını ve fedakarlığın sessiz gücünü ele alan güçlü bir romandır. Molnár, çocuk dünyasının masum sınırları içinde yetişkin dünyasına ait çatışmaları ustalıkla gösterir. Romanın merkezinde yer alan boş arsa, çocuklar için yalnızca bir oyun alanı değildir. Burası, onların kendilerini güçlü, değerli ve “bir yere ait” hissettikleri tek alandır. Bu nedenle verilen mücadele, bir toprağı değil, kimliklerini koruma mücadelesini temsil ediyor. Molnár, çocukların bu arsaya yüklediği anlam üzerinden, insanın sahip olduğu değerleri kaybetme korkusunu sade ama etkili bir dille anlatır.

Karakterler net iyi–kötü ayrımından çok, insani zaaflarıyla ele alınır. Boka’nın liderliği; otorite kurmaktan ziyade sorumluluk almayı temsil ederken, Nemecsek karakteri romanın vicdanını oluşturur. Fiziksel olarak zayıf, sosyal olarak arka planda kalan Nemecsek’in cesareti, güç kavramını ters yüz eder. Onun fedakarlığı, gerçek kahramanlığın görünürlükle değil, sessiz bir sadakatle var olduğunu gösterir.

Molnár’ın anlatımı duygusaldır ancak abartıya kaçmaz. Olaylar dramatik bir yapı sunsa da, anlatımın yalınlığı romanın samimiyetini artırır. Özellikle çocukların kendi aralarında kurdukları düzen, yasalar ve rütbeler; yetişkin dünyasının küçük bir yansıması gibidir. Bu durum, okura şu soruyu düşündürür: İnsan büyüdükçe mi sertleşir, yoksa bu sertlik en başından mı vardı? Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, adaletin her zaman kazanan tarafta yer almamasıdır. Hikaye, okuyanlara mutlu bir zaferden çok, hayatın gerçeklerine yakın bir yüzleşme sunar. Bu yönüyle Pal Sokağı Çocukları, çocuk edebiyatının sınırlarını aşarak her yaşa hitap eden evrensel bir anlatıya dönüşür.

Sonuç olarak Pal Sokağı Çocukları, yalnızca geçmişte kalan bir çocukluk hikayesi değil; bugün hâlâ geçerliliğini koruyan dostluk, sadakat ve bedel ödeme kavramları üzerine düşünmeye davet eden zamansız bir romandır. Okur, kitabı bitirdiğinde sadece bir hikâye okumamış; aynı zamanda kendi değerleriyle sessiz bir hesaplaşma yaşamış olur. Pal Sokağı Çocukları, çocukluğun sadece oyunlardan ibaret olmadığını; kaybetmenin, susmanın ve vazgeçmeden direnmenin de bu dünyaya ait olduğunu hatırlatır. Sayfalar ilerledikçe, bir arsayı savunan çocuklardan çok, değerlerini korumaya çalışan insanları görürsünüz. Roman bittiğinde geriye kalan şey zaferin sevinci değil; sessiz bir hüzün ve “gerçek cesaret nedir?” sorusudur. Belki de bu yüzden Pal Sokağı, yalnızca bir sokak değil, insanın kalbinde ömür boyu sakladığı bir çocukluk köşesidir.

Pal Sokağı Çocukları, yaş farkı gözetmeden herkese dokunabilen nadir eserlerden biridir. Dostluğun, sadakatin ve sessiz fedakârlığın ne anlama geldiğini hatırlatır. Hayatın her döneminde yeniden okunabilecek bu roman, insana kaybettiklerini değil, aslında neyi koruması gerektiğini gösterir. Bu yüzden bence Pal Sokağı Çocukları sadece okunacak bir kitap değil, mutlaka okunması gereken bir hikayedir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sözler çok iyiydi.
Bazı kitapların üzerinde "aforizma" yazmasına rağmen içindeki birtakım sözler aforizmadan ziyade bir şiir kitabından hatayla oraya girmiş bir/iki dize gibi hissettiriyor. Elbette şiiri de severim ancak "aforizma" kitabında aforizma/vecize okumak isterim.

İşte bu kitap, bu açıdan beklentilerimi hakkıyla karşıladı. Her sayfada bir "aforizma" ve toplam 100 aforizma... Gerçekten güzel bir kitap, başarılı bir çalışma.

Aforizma/vecize/özdeyiş seven insanlar severek okuyacaklar.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanı dönüştüren ve bilinçlendiren bir deneyim olarak ele alan derinlikli bir kitap olmuş.

Kitapta acı, kaçınılması gereken bir durumdan ziyade, insanın kendini ve dünyayı yeniden anlamlandırmasına imkân tanıyan bir eşik olarak sunulmuş. Yazarın dili yer yer şiirsel, yer yer sert; bu da anlatılan duyguların bizde daha güçlü bir etki bırakmasını sağlıyor. Kitap boyunca umut ile umutsuzluk, direniş ile kabulleniş iç içe ilerliyor.

Acının Ütopyası, kolay okunan bir metin olmaktan çok, sindirilerek okunması gereken bir kitap. Beni rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren sorular sordu.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mizahi hicivli türünde realist ve toplumcu bir romana yorumum: Hayatlarını ipek iplik eğirerek geçindiren iki Ermeni gencin sihir,tılsım,büyü,muska gibi işlerle uğraşan Ebulfazl Enveri Efendi ile aralarında geçen olayların mizahi ders niteliğindeki anlatımını, beğenerek gülerek düşünerek zevkle okudum ve anlatılan bu hurafelere hala inananları gördüm.Kitapta Efsuncu Baba doğaüstü güçlere sahip biri olmaktan çok insanların inanma ihtiyacını kullanan fırsatçı olarak anlatılıyor,ancak asıl eleştirilmesi gereken O değil, sorgulamadan O’na teslim olan toplum.Bu nedenle roman bireysel akıldan çok toplumsal bir eleştiri oluyor.Yazarın dili akıcı sade ve yer yer alaycı;özellikle diyalogların halk ağzıyla olması karakterleri gerçekçi gösteriyor.Bende bıraktığı en güçlü etki ise “Cehalet sadece bilgisizlik değil, sorgulamayı reddetmektir.” oldu.Eğlenceli görünmesine rağmen oldukça ciddi mesajlar veren;batıl inanç,din istismarı ve akılcılık konularında düşündüren bu roman.Tavsiyemdir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nev-i şahsına münhasır, aykırı bir tip var kitapta, Lübnan'lı bir kadın. Onun hayatını dinliyoruz kendisinden. Kadın çocukluğundan itibaren aile, toplum tarafından nasıl sindirilip silikleştirildiğini anlatıyor. Sürekli nesneleştirilmek ve hayatın kenarına itilmek: erken yaşta bunun farkındalığında Aliye.Kitapçıda çalışıyor, üç ayrı dilde çok kitap okuyor, her yıl bir kitap çevirmeyi kendine âdet ediniyor. Bir özne olarak dışlandığı gerçeklikten, edebiyatla dolu bir sanal aleme sığınıyor. Elbette Lübnan'da uzun süren iç savaş yılları, böyle bir coğrafyada boşanmış bir dul olmak da onu bu noktaya itiyor. Eliyle kurduğu bu hayata sahip çıkıyor. Mavi saçlarıyla Aliye evine, kitaplarına gömülü, insanlarla etkileşimden kaçınarak var oluyor. Olay ve olguları ancak kitaplardaki hikayeler, kahramanlar, yazar cümleleriyle karşılaştırarak anlamlandırıyor. Biraz varoluşçu;dini, siyasi, toplumsal eleştiri ağırlıklı. Bol kitap adı, müzik parçası not alacağınız bir kitap.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sessiz Bir Medeniyetin Hatırası
İbrahim Efendi Konağı’nı okurken sadece bir ailenin değil, yavaş yavaş değişen bir medeniyetin hikâyesine tanıklık ettiğimi hissettim. Samiha Ayverdi, bu romanda bir konağı merkez alarak geçmişin değerlerini, insan ilişkilerini ve kaybolan bir yaşam biçimini büyük bir incelikle anlatıyor. Okur olarak ben, satır aralarında hem bir hüzün hem de derin bir sükûnet buldum.
Kitap, kuşaklar arası çatışmaları, gelenekle modern hayat arasındaki kırılmayı sakin ama etkileyici bir dille ele alıyor. Karakterler, sadece bir dönemin insanları değil; aynı zamanda bir anlayışın, bir ahlakın ve bir bakış açısının temsilcileri gibi.
Samiha Ayverdi’nin edebi kimliği, bu romanda açıkça hissediliyor. Dili ağır ama samimi, anlatımı öğretici olmadan derin. Okuru yormayan fakat düşünmeye davet eden bir üslubu var. İbrahim Efendi Konağı, geçmişle bağ kurmak, kökleri anlamak ve edebiyatın dingin gücünü hissetmek isteyenler için gönülden tavsiye edeceğim bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Derin Tarih dergisinin Aralık 2025 sayısını oldukça nitelikli buldum. Bu sayı, tarihî olayları sadece kronolojik bilgi olarak sunmak yerine arka planlarıyla, sebepleri ve sonuçlarıyla ele alıyor. Yazılar akademik bir titizlik taşısa da, dil genel okur için anlaşılır ve akıcı.

Özellikle Osmanlı dönemi ve İslam tarihine dair dosya yazıları dikkat çekici. Tarihi şahsiyetler idealleştirilmeden, ama hakkı da teslim edilerek anlatılmış. Bu yaklaşım dergiyi benzerlerinden ayıran en güçlü yönlerinden biri. Belgeler ve kaynaklara dayalı anlatım, okurken güven duygusu oluşturuyor.

Derginin baskı kalitesi, görselleri ve arşiv fotoğrafları da oldukça başarılı. Hem okumalık hem de saklanacak, dönüp tekrar bakılacak bir sayı olduğunu düşünüyorum. Tarihe ilgi duyan, yüzeysel anlatımlardan sıkılmış okurlar için kesinlikle tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cins dergisinin Aralık sayısını dikkatle okudum ve genel olarak oldukça doyurucu buldum. Bu sayıda özellikle modern insanın iç dünyası, özlem, zaman ve hafıza kavramları etrafında kurulan metinler dikkat çekiyor. Yazılar aceleci değil; okuru yavaşlamaya, düşünmeye ve metnin içine girmeye davet ediyor.

Derginin dili yer yer ağır ama bu ağırlık rahatsız edici değil, aksine metinlere derinlik kazandırıyor. Günümüzün hızlı ve yüzeysel içeriklerine alışmış okur için bu sayı bir duraklama hissi veriyor. Özellikle deneme yazıları, modern hayatın insanı nasıl duygusal olarak eksilttiğini iyi bir şekilde tartışıyor.

Baskı kalitesi ve kağıt seçimi de derginin ruhuna uygun. Koleksiyonluk sayılardan biri olduğunu düşünüyorum. Kültür, edebiyat ve düşünce dergilerini takip edenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir sayı. Cins’i düzenli okuyanlar bu sayıda da aradıklarını bulacaktır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
️ Bir Uçurtmanın Ardından Kalan Umut

Uçurtmayı Vurmasınlar’ı okurken içimde derin bir hüzünle birlikte yumuşacık bir umut oluştu. Barış’ın dünyaya bakışı, bana masumiyetin en sert duvarlar arasında bile kaybolmadığını gösterdi. Onun küçük hayalleri, uçurtmaya tutunan kalbi ve saf sevgisi beni çok etkiledi. Bu kitabı okurken bir çocuğun özgürlüğe ne kadar yakın ama aynı zamanda ne kadar uzak olabileceğini hissettim.

Ben bu kitabı sadece bir cezaevi hikâyesi olarak görmedim. Daha çok, insanın içindeki iyiliğin ve merhametin her koşulda var olabileceğini anlatan güçlü bir metin olarak okudum. Barış ile İnci arasındaki bağ, bana sevginin ve güvenin ne kadar iyileştirici olduğunu hatırlattı. Kitabı bitirdiğimde içim burkuldu ama kalbimde derin bir iz kaldı. Bence bu kitap, insanın vicdanına sessizce dokunan çok özel bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Ayfer Tunç klasiği daha...
Kalemini, güçlü kurgusunu ortaya koymuş yazarımız yeniden. Baş karakterimiz Şehnaz "Annemin ilk uyurgezer gecesinde söylediği bir cümleyle hayatım alt üst oldu." diyerek kitabın daha en başından şüphe tohumunu ekiyor zihnimize. Bizlere de sayfaları art arda çevirmek düşüyor. Baş karakterle annesinin aynı adama aşık olduğunu düşündürüyor başta, sonra içe içe açılan gül yaprakları gibi hikaye yeni yeni güzergahlar yeni yeni yollar açıyor önümüze. İlk şüphelenilen hiçbir zaman gerçekleşmiyor Ayfer Tunç kitaplarında ve ikinci kadın olan yani bir metresin ağzından dinliyoruz hikayeyi. Bu zaman zaman sinirlendiriyor okuru, hak ettin sen bunları dedirtiyor ,kendi tabiriyle bipolar hastalıklı aşkının içine çekiyor bizi de ister istemez empati kurduruyor. En güzel kısım olarak da 4 kuşak kadının hikayesinin labirent gibi dönüp dolaşıp benzer yerlere çıkmasının bağlantısını kurduruyor. Enfesti, meraklılarına iyi okumalar dilerim.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  3
Bildir