Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üniversite okuyan Nergis' in trajik olaylar yaşaması ile roman İstanbul' da başlıyor. Nergis Firuz Dede ile tanışıyor ve dünyası değişiyor.
Masal içinde masal, zaman içinde zaman. Firuz ve Ayvaz'ın hikayesi başlıyor. Roman şimdiki zamandan 2. Dünya Savaşına ve Bakü' ye geçiyor. İki gencin dostluğu, edebi sohbetleri, tiyatroları, savaş, Cengiz Han, Stalin, Hacivat ve Karagöz, Tolstoy, Dostoyevski ve daha nice olaylar. Kitabın içinde resmen edebiyat şarkısı dinledim. Firuz ve Ayvaz'ın gönül yoldaşlığı hem güldürdü hem gözlerimi doldurdu. O kadar sürükleyici ki sürekli merak ettim. Diyardan diyara, zamandan zaman gezdim enfes bir yolculuktu. Bence okumalısınız.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Plastik = Kaos
Matt Simon’ın bu eseri, plastik krizine dair sahip olduğumuz o eski "doğada çözünmeyen atık" algısını yerle bir ederek bizi çok daha sinsi ve mikroskobik bir gerçekle tanıştırıyor. Kitabı okuduğunuzda, plastiğin sadece okyanusları kirleten bir çöp yığını değil, artık soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun ve hatta hücrelerimizin bir parçası haline geldiğini dehşetle fark ediyorsunuz. Simon, plastiğin dayanıklılığını modern dünyanın en büyük trajedisi olarak tanımlarken; yok olmayan, sadece sürekli küçülerek ekosistemin kılcal damarlarına sızan bu parçacıkların izini bir dedektif titizliğiyle sürüyor. Bilim insanlarının peşinden en yüksek dağ zirvelerinden okyanusun en derin çukurlarına kadar giderek, insanın kendi icadı olan bu mucizevi materyalin nasıl bir biyolojik işgale dönüştüğünü gözler önüne seriyor. "Ne var ki plastikle dünyanın her bir köşesini ve kendi bedenlerimizi kirlettik; bunun sonuçlarını anlamak için bilim insanları şu an çaresizce çabalıyorlar. İnsanlığı plastik tuzağından kurtarmak zor ama mümkün bir mücadeleyi tüm uygarlık boyunca yürütmeyi gerektiriyor." (s.13) Bu metin, sadece bir çevre felaketi raporu değil, aynı zamanda insanlığın kendi yarattığı yapay gerçekliğin içinde nasıl hapsolduğuna dair sarsıcı bir yüzleşme sunuyor. Kitabı bitirdiğinizde anlıyorsunuz ki mesele artık sadece dünyayı kurtarmak değil, kendi biyolojik varlığımızı bu görünmez istiladan nasıl koruyacağımızdır. "Böylece plastikten kurtulamasak bile onun geleceğimizi belirlemesini engelleyebiliriz." (s.169)
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap öncelikle çocukları analitik düşünmeye yönlendiriyor. Dedektif Zebra ve yardımcısı Nokta kurabiyelerin ortadan nasıl kaybolduğunu, ipuçlarını takip ederek bulmaya çalışıyorlar. Sonunda bir sürprizle karşılaşıyorlar. Yazar yapılan yanlış karşısında alınan tavrın ne kadar önemli olduğunu, yanlış yapanlara doğruyu öğretmenin çok farklı yollarının olduğunu anlatmak istiyor. Yanlışın neden yapıldığının anlaşılması ve yanlışın sorumluluğunun üzerine almanın önemini anlatılıyor. Bunları yaparken merak uyandırıyor, güldürüyor. Sonunda okuyucuları bekleyen güzel bir sürpriz daha var. Bence çok güzel bir kitap tavsiye ederim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Macera, doğa ve gerçeklik türünde kitapla Yorumum: Bir hayvanın yaşamının anlatıldığı bir dizi olaylar zinciri etrafında şekillenen romanda Beyaz Diş kurt köpeğidir ve okudukça onun yaşadığı her deneyimin tıpkı biz insanlardaki gibi onu nasıl sertleştirdiğini gördüm. Özellikle insanların elinde gördüğü zulüm, doğada karşılaştığı tehlikelerden çok daha iz bırakıcıydı ve Beyaz Diş’in kötüleşmesi kendi seçimi değil, maruz kaldığı vahşetin sonucuydu. Kitap bir hayvanın hayatta kalma mücadelesini anlatan bir roman değil; insan doğasının, şiddetin ve sevginin dönüştürücü gücünün çok güçlü bir alegorisi bence. Nitekim kitabın sonunda Beyaz Diş uysallaşarak bunu gösterdi. Yazar, doğanın acımasızlığı ile insanın yarattığı acımasızlığı yan yana koyarak hangisinin daha yıkıcı olabileceğini üzücü bir şekilde sorgulatıyor bize. Son bölümde Beyaz Diş’in yavaş yavaş güvenmeyi öğrenmesi, bana güvenin ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar güçlü bir duygu olduğunu hissettirdi. Kitapla kalın.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaba belli bir beklentiyle başlamıştım, beklentimi bu kadar karşılayacağını ise açıkçası beklemiyordum.
Kadın ve erkek perspektifinden bu kadar gerçekçi bakabilen, adeta onların ayakkabılarıyla yürüyen çok büyük bir kalemle karşılaştım. Tabii burada çevirmenin de hakkını teslim etmek lazım, bağlamın içinde o kadar yerli yerinde kelimeler kullanmış ki okurken bu kelime yerine başkasını kullansa olmazmış diyerek onun da büyüklüğünü anlıyorsun.
Cinsiyet rollerinin farklılığının yanı sıra, burjuva ve yoksul zihninin işleyişini de çarpıcı şekilde kaleme almış Marai. O “son Macar burjuva efendilerinin” buruk ve trajik hallerini çok iyi yansıtmış. Ve tabii ilişkiler… Kaygan zeminde, gerçekliği ve samimiyetini sorgulanan kadın-erkek, arkadaş ilişkileri… Satırlar arasında sosyoloji ve psikolojiyi örtük veren çok lezzetli bir okuma vadediyor Marai. Artık sen benim en sevdiğim Macar yazarsın.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En son söylemem gerekeni başta söyleyeceğim ama ilk kitabın (Denklanşör) biraz gölgesinde kalmış.

Gizemle psikolojik gerilimi ustaca birleştiren romanda yazarımız fotoğraf metaforu üzerinden geçmişin sabitlenemeyen doğasını ve gerçeğin tek bir açıdan görülemeyeceğini sorguluyor. Hikâye, bir anın dondurulmasının aslında gerçeği korumak değil, onu yeniden inşa etmek anlamına gelebileceğini gösteriyor.

Roman boyunca karakterler, hem kendi geçmişleriyle hem de başkalarının sakladığı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor. Görülenle saklanan arasındaki gerilim, okuyucuyu sürekli tetikte tutuyor.

Poz, sadece bir gizemin peşinden gitmekle kalmıyor; insan zihninin travmalar karşısında nasıl savunma mekanizmaları geliştirdiğini ve hafızanın ne kadar kırılgan olduğunu da derinlemesine işliyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın Kendinden Kaçamadığı Bir Gece

Yeşil Peri Gecesini okurken şunu hissettim:Bu kitap okuru rahatlatmak için yazılmamış.Ayfer Tunç, insanın karanlık yanlarını saklamıyor,süslemiyor.Okurken sık sık durup kendime sordum: “Ben olsaydım, gerçekten daha farklı mı olurdum?”
Roman,karakterlerin iç dünyasındaki sessiz çatışmaları anlatıyor. Söylenmeyenler,ertelenen yüzleşmeler ve bastırılan duygular metnin merkezinde.Her şey olduğu gibi duruyor ve tam da bu yüzden sarsıcı.

Merkezdeki karakterle bağ kurmak kolay değil.Ama onu zorlayan da bu.Yargılamakla anlamaya çalışmak arasında gidip geldim.Kitap bana şunu düşündürdü:İnsan, kendinden kaçtığını sandığı yerde aslında kendisiyle yüzleşiyor.

Kolay bir okuma olmadı. Yer yer ağırdı ama bittiğinde bıraktığı etki uzun süre geçmedi. Çünkü bazı kitaplar iyi hissettirmek için değil, insanı kendisiyle baş başa bırakmak için yazılır. Psikolojik derinliği olan, karakter odaklı romanları sevenler için Yeşil Peri Gecesi kesinlikle okunmalı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Böyle incecik bir kitapta; acındırma olmadan hastalığı, en derinden aşkı ve onun ellerinden kayışını adım adım okudum. Bıraktığı izlekten geriye bakınca böyle cümleler nasıl kuruluyor dedim. Duru, keskin, içten, kelimelerin kavga etmeden yan yana durduğu cümleler olayları uzakta değil insanın içinde başlatıp bitiriyor. Ara ara okunursa farklı güzellikler bulunacak edebi bir eser. Peyami Safa'nın tarzı neden sevilmeli sorusunun bu kitaptaki karşılığı diğer kitaplarındakiler gibi olmayabilir. Onun için herkesi bu kitabı okumaya davet ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Melike Koçak'ın ilk kitabı Hiçkuşu hakkında ne dediysem, onun ikinci öykü kitabı Çıplak Kalabiliriz için de benzerlerini söyleyebilirim. Öykülerinde ritmin hiç eksilmediği, meselesini yekten ifade eden, sesini şairlerden alan, biçime kafa yormuş bir yazar var karşımızda. Bu sefer küçürekleri de eklemiş kitabına. En sevdiklerim de sanırım bunlar oldu. Özellikle, tek sayfalık "Velhasıl" ile son öykü "Uydurukçuluk"u ayrıca sevdim. Bu sefer beş bölüm ve sadece 86 sayfada pek çok öykü görüyoruz. "Düş/Üm/Müş" adlı son bölümde yazar iyice deneyselliğe kaymış. Doğaya, hayvanlara ve bilcümle ezilenlere yapılanları kendi bakış açısı ve yer yer şiir diliyle nefis anlatmış Melike Koçak. Dilin ritmine yine hayran kaldım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ocak 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuyucu için faydalı bir çalışma olmuş bence. Genel olarak Türkiye'de sürekli bir argüman olarak sunulan Batı'nın orta çağ bataklığında savrulduğu yıllarda İslam coğrafyasında yaşanan bilimsel ve sosyo-kültürel gelişimlerin hat safhada olduğu bilinir. Çalışmayı bu bağlamdan ayıran özgünlük ise Arap yarımadası veya İberya dışındaki gelişmelere, isimlere ve tartışmalara Orta Asya özelinde yer veriyor olması. Bu açıdan kitap Türkler için ayrıca bir önem kazandığı söylenebilir. Dil olarak anlaşılabilir ve akıcı olduğunu da söyleyebilirim
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir