Plastik = Kaos
Matt Simon’ın bu eseri, plastik krizine dair sahip olduğumuz o eski "doğada çözünmeyen atık" algısını yerle bir ederek bizi çok daha sinsi ve mikroskobik bir gerçekle tanıştırıyor. Kitabı okuduğunuzda, plastiğin sadece okyanusları kirleten bir çöp yığını değil, artık soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun ve hatta hücrelerimizin bir parçası haline geldiğini dehşetle fark ediyorsunuz. Simon, plastiğin dayanıklılığını modern dünyanın en büyük trajedisi olarak tanımlarken; yok olmayan, sadece sürekli küçülerek ekosistemin kılcal damarlarına sızan bu parçacıkların izini bir dedektif titizliğiyle sürüyor. Bilim insanlarının peşinden en yüksek dağ zirvelerinden okyanusun en derin çukurlarına kadar giderek, insanın kendi icadı olan bu mucizevi materyalin nasıl bir biyolojik işgale dönüştüğünü gözler önüne seriyor. "Ne var ki plastikle dünyanın her bir köşesini ve kendi bedenlerimizi kirlettik; bunun sonuçlarını anlamak için bilim insanları şu an çaresizce çabalıyorlar. İnsanlığı plastik tuzağından kurtarmak zor ama mümkün bir mücadeleyi tüm uygarlık boyunca yürütmeyi gerektiriyor." (s.13) Bu metin, sadece bir çevre felaketi raporu değil, aynı zamanda insanlığın kendi yarattığı yapay gerçekliğin içinde nasıl hapsolduğuna dair sarsıcı bir yüzleşme sunuyor. Kitabı bitirdiğinizde anlıyorsunuz ki mesele artık sadece dünyayı kurtarmak değil, kendi biyolojik varlığımızı bu görünmez istiladan nasıl koruyacağımızdır. "Böylece plastikten kurtulamasak bile onun geleceğimizi belirlemesini engelleyebiliriz." (s.169)