Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eşkaniler’in tarih sahnesinde yükselişi, Partların çözülüşü ve Sasani iktidarının yükselişi bağlamında okunması gereken bir dönem analizi sunuyor. Şirin Beyani, dönemin siyasi, kültürel ve sosyo-ekonomik dinamiklerini ayrıntılı biçimde ele alıyor; Partların çöküş sebeplerini, Sasanilerin stratejik hamlelerini ve bölgedeki güç dengelerinin nasıl değiştiğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Selenge Yayınları’nın titiz yayımcılığıyla sunulan bu çalışma, tarih meraklıları için hem bilgilendirici hem de dönemin karmaşık ilişkilerini anlaşılır kılan bir rehber niteliğinde. Özellikle Eşkaniler ve Sasani ilişkilerini kronolojik ve analitik bir bakışla incelemesi, eseri klasik tarih monografilerinden ayırıyor. Karakter analizi ve belgelerin özgün yorumlarıyla zenginleşen metin, bölgesel tarih çalışmaları için önemli bir referans oluşturuyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanpınar'ın okuduğum ilk kitabı. Bu kitabın methini çok duymuş ancak okunması çok dikkat istediği için de hep mesafeli durmuştum. Aldığım ve hemen okumaya başladığım nasir kitaplardan biridir desem yeridir.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ismiyle değil de olay örgüsü ve kalitesiyle anılacak bir eser bana göre. Üslubu oldukça zor ve bol anlatım içeren, konuşma metinlerine çok fazla yer verilmeyen bir kitap. Ama buna rağmen sizi içinde sürükleyen belki zaman zaman sıktığı halde bir türlü bırakmanıza izin vermeyen bir yapısı var.
Zamanı ile önceki yılları kıyaslayan, insâni özelliklerin giderek çarpıklaşmasını enteresan bir şekilde kara mizahla ustalıkla sunmuş Tanpınar. 1894'e benzer distopya özelliklerini de taşıyan kitabın ana karakterinin saçmasapan önerilerle ikna edilip içinde bulunduğu çarpık topluma doğru zorla nasıl sürüklendiğini okuyacaksınız. Oldukça fazla zaman harcadım ama damağımda ciddi bir lezzet bıraktığı âşikar. Her kitaplıkta baş köşede olması gereken bir eser.
Yanıtla
3
2
Destekliyorum  38
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
26 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatıcı Şehnaz ekonomi profesörü, delicesine aşık olduğu Bay E. öğretmen annesi, paşa kızı anneannesi ile üç nesil kadın üzerinden  aile sırlarıyla  örülmüş  hikâye mi  okuyoruz yoksa  bir illüzyonun içinde miyiz farklı bir resim mi var yanılsamalarıyla okunuyor, bolca durup düşünmeye, sorgulamaya itiyor kitap yapboz yapar hissiyle. Parçaları birleştirip yapbozun bütününü gördüğümü düşündüğümde vay be dedim. Biraz daha büyüdü gözümde Ayfer Tunç, hangisini söylesem bilemedim. Hayal gücünü, zekasını mı anlatımındaki duruluğu mu, kelime oyunlarıyla merakla okutan sürükleyiciliğini mi, betimlemeler yaparken bilinç akışı tekniğiyle peş peşe sıraladığı sıfatlar, pekiştirmelerin hiç bunaltmamasını mı..
Karakterlerin her biri ete kemiğe bürünmüş halleriyle film izler gibi zihninizde canlanan çevremizden tanıdık kişiler.
Yanıtla
35
3
Destekliyorum  52
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Roman ve hikayeden uzak, tam anlamıyla bilgi içerikli hatta şuana kadar bilmediğimiz bilgileri içeren muhteşem eser. Dünya genelinde barbar gaddar diye bilinen Moğolların aslında medeniyet basamaklarını hazırlamaları. Bizim ülkemizde de Moğollar a kötü gözle bakılıyor maalesef. Kitabın son kısımlarında Kubilay hanı anlatıyor. Ve en bilgi içerikli kısmı da burası. Ticaret sağlık eğitim sosyal düzenlemeler din özgürlüğünü gibi toplumu ulusal refah seviyesine çıkaran bir millet olan moğolları yıllarca bize yanlış öğretmişler. Mutlaka bu kitabı okuyun. Şimdi ise yazarın diğer kitabı Kubilay Han. Okuma sırası onda. Tavsiye kesinlikle edilir...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Geleceğe Doğru Bir Analiz
Modernleşme kuramlarının tarihsel gelişiminden çağdaş toplumların yapısal dönüşümüne kadar uzanan geniş bir çerçevede, modern toplumun dinamiklerini inceleyen eser, yalnızca modernliğin bugününü izah etmekle kalmayıp, aynı zamanda modern dünyanın geleceğine ilişkin kuramsal açılımlar da sunuyor.

Canatan, modern toplum kavramının analizini yaparken, hem klasik hem çağdaş sosyoloji kuramlarından da besleniyor. İki ana bölümden oluşan eser, sistematik yapısıyla hem evrensel modernleşme süreçlerini hem de Türkiye'nin geleceğine ilişkin özgün ve sosyolojik öngörüleri de bir araya getiriyor. İlk bölümde, modern toplumun geleceğini kavramak amacıyla farklı kuramsal perspektifleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alıyor. Canatan, sanayi-sonrası toplum modellerinin ortaya çıkışını dört temel dönüşüm süreci üzerinden tartışır:

1- Post-Endüstriyel Toplumun Doğuşu: Bu bölümde Bell gibi endüstriyel toplum kuramcısının yaklaşımları ışığında üretim ilişkilerinin maddi emek yerine bilgiye, teknolojiye ve hizmet sektörüne yöneldiğine vurgu yaparken, Bell'in analizlerine de eleştiri getiriyor. Mesela,

"... kendisinin tek etmenli açıklamalarına karşı olmasına rağmen bilgi ve teknolojiyi merkeze alarak toplumun gidişatını değerlendirmesi kendisiyle bir çelişme olarak değerlendirilmiştir." (s.23)

2- Üçüncü Dalga Toplumu: Bu kısımda Alvin Toffler'ın "Üçüncü Dalga" metaforuna referansla, modernleşme tarihinin dalgalar halinde ilerlediği ve günümüz toplumunun bu dönüşümün hızlanmış bir aşamasında yer aldığından söz edilir.

"... bugüne kadar insanlık iki büyük değişim dalgası geçirdi. Bunlardan her biri önceki kültürleri ve uygarlıkları yok edip yerlerine, daha öncekilerin akıllarına bile getiremeyecekleri yeni yaşam türleri koydu. Birinci değişim dalgası Tarım Devrimi olup, ancak bin yılda ortaya çıkabildi. İkinci dalga Sanayi Devrimi için üç yüzyıl bekledik. Bugün tarih daha da hızlanmış bulunuyor. Üçüncü dalganın getirdiği değişimler çok daha az bir zaman içinde tamamlanacak ve bütün gücünü hayatımız üzerinde hissedeceğiz." (s.30)

3- Enformasyon Toplumu: Naisbitt'in ağ toplumuna ilişkin yaklaşımlarının işlendiği "enformasyon toplumu" bölümü, teknolojinin toplumsal örgütlenme üzerindeki belirleyici rolünü analiz ediyor. "Naisbitt'e göre, trendler atlara benzemektedir. Bu atlar toplumun gidişatı hakkında bir şeyler söylemektedir. Eğer bu trendlere uyarsanız, bu trendler sizi belirli bir yöne doğru götürür. Yok eğer bu trendlere karşı durursanız, eylemlerinizi gerçekleştirme imkanı azalır." (s. 48)

4- "Tarihin Sonu"nda Toplum ve İnsan: Bu kısımda Fukuyama'nın "Tarihin Sonu" tezi çerçevesinde liberal-demokratik modernliğin nihai toplum modeli olup olmadığı üzerinde durulur. Modernliğin krizleri ve gelecekteki olası yönelimleri üzerinden analizler yapılır.

5- Tanrılaşan İnsan (Homo-Deus) ve Geleceğin Toplumu: Harari'nin Homo-Deus yaklaşımına benzer şekilde biyoteknoloji, yapay zeka ve insan-sonrası (post-human) gelecek tartışmaları inceleniyor.

"Harari'ye göre, bilim-kurgu filmlerinde hep zeka ile bilinç karıştırılmıştır. Bir başka şey, hep makine ile insanlar arasında kavga çıkacağı varsayılmıştır. ... Hep birilerinin bize hükmedeceğini düşünen akıl, bir gün gelip robotların da kendisine hükmedeceğine inanmıştır. Oysa robotlar zekalı varlıklardır ama bilinçli varlıklar değildirler." (s. 107-108)

İkinci bölümde ise, ele alınan demografik, etnik, dini, ailevi, siyasal, ekonomik, sınıfsal ve kültürel eğilimler, Türkiye toplumunun geleceğinin çok boyutlu bir dönüşüm süreci içinde şekillendiğini göstermektedir. Bu bölümde verilen Türkiye örneği, hem küresel modernliğin gerektirdiği dönüşümlere uyum sağlamaya çalışmakta, hem de tarihsel ve kültürel mirasından beslenen özgün dinamiklerini korumaktadır. Bu durum, toplumu ne tamamen geleneksel ne de bütünüyle modern-küresel bir forma indirger; bunun aksine melez ve esnek bir toplumsal yapıya işaret eder.

Canatan, eserinde modern toplumun geleceğine dair küresel kuramsal tartışmalarla Türkiye'nin sosyolojik gerçekliğini bir araya getiren kapsamlı bir analiz sunuyor. Bilhassa ikinci bölümde ortaya koyduğu analizler ile Türkiye geleceğinin tek bir senaryoya indirgenemeyecek kadar karmaşık, çok boyutlu ve aynı zamanda potansiyel açısından zengin olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Canatan, bütünsel yaklaşımıyla eserini Türkiye'de sosyoloji ve modernlik tartışmaları arasında özgün ve önemli bir yere taşımaktadır. İnceleme vesilesiyle, bu değerli eseri kaleme alan Kadir Canatan'a teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Dün Bugün Yarın Yayınları’na.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nasıl vurucu bir kitap okudum! Türümüzü tahmin edebildiğimiz en eski devirlerden, taş devri civarından günümüze kadar akıcı ve yakıcı bir dille anlatmış Harari. Hatta sonumuzu da ufak bir tahminle bitirmiş ya da bize bitirtmiş diyebilirim. Kendinden o kadar emin bir anlatımı var ki, çoğu yerde sorgulamadan okuyor okur ve diyor ki böyle mi? Sonuçta %99 una hak verdiğim ve birçok şey öğrendiğim bir kitap oldu. Ülkemizde pek okunup beğenileceğini sanmıyorum ve hatta dünya üzerinde de. Sonuçta önyargılarımızda boğulan bir türüz diyeyim artık. Saydam bir kafa ile yargılamadan sadece bilgilenmek ve bilinçlenmek için okunması gereken bir kitap. Devrimlerin parçalı şekilde ve anlaşılır olarak anlatılması, bir tarihçi yazıyor beni dedirtiyor. Din, milliyetçilik kavramı, ekonomi gibi hassas ve dokunulması güç konulara çekinmeden değinmiş yazar. Ben kitabı çok başarılı buldum. Okunması gereken kitaplardan diye düşünüyorum.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aynı sorunla büyümüş biri olarak, yaşadığım zorlukları Jamie'nin hayatında bir daha okuyarak hissetmek beni çok etkiledi. Şimdi birçok insan bunun bir özenti ve bahane üretme çabası olduğunu düşünse de ancak bu sorunlarla mücadele ederek yaşayanlar anlayabilir. Ve hiçbir hastalık ne özentiliktir ne de bahane için bir arayıştır. Zaten genel olarak insanların bir şeyleri kabul etmeyişleri ve alaycı yaklaşımları insanı en çok yoran şeyler. Bu kitapta da en etkili şekilde anlatılmış. Umarım bu kitabı, bu sorunları yaşamamış insanların daha çok okumasıyla birlikte başkalarının yaşadıklarına karşı hassasiyetleri gelişir ve ekstradan sorun olarak hayatlarında yer almaktan vazgeçerler.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle kitabın kompakt bir bilgi kaynağı olduğunu düşünüyorum. Fromm kitabı dört bölüme ayırmış. İlk bölümde itaatsizliğin aslında özgürleşmeni kaynağı ve insanca gereklilik olduğundan bahseder. Otoriteye olan itaatin insanlığın gelişimini engellediğini söyler. Zira yazarın dediğine göre tarihte her büyük ilerleme, otoriteye karşı bir tür başkaldırıyla başlamıştır. Bu yüzden itaatsizlik bir “ahlaki sorun” değil, tam tersine ahlaki bir zorunluluk olabilir. Otoriteyi ikiye ayırır rasyonel ve irrasyonel olmak üzere. Rasyonel olan bilgi ve uzmanlığa dayanırken irrasyonel olan güce ve korkuya dayanır. 2. bölümde mutlak otorite ve iman kavramlarına değinilmiştir. 3. bölüm, ideal devletin ve kurumların nasıl olması gerektiği üzerine. 4. bölüm ise bir ders niteliğinde olup yazar kendi deneyimlerini ve bilgilerini aktarmış. Fromm‘u çok beğenerek okuyorum ve bunun başlıca sebeplerinden birisi de anlaşılır olması.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hegel’in felsefi anlamda ziplenmiş kitabı. Kitap düşünür ışık olmuş, kimi zaman eleştirilmiş kimi zaman karşıt cevaplar verilmiş. Ancak sanat tarihinin temellerini attığı bir gerçek. Açıkçası bana okuması zor geldi çünkü ilk kez Hegel ve bu konu üzerine felsefi bir kitap okuyorum. Hegel kitabı üç bölüm altında ele almış; birincisi estetik ve güzel sanat, ikincisi doğa güzelliği, üçüncüsü romantik sanat ve modernlik. Hegel’e göre sanat İdea’nın duyusal görünümü olarak ortaya çıkıyor. Bunları ise çeşitli sanat dallarını açıklayarak yazmış. Derinlik, içsel duyunun dışa vurumu, ifade biçimleri zaman geçtikçe tarihsel süreçte azalıyor bu da sanatı bir nevi bitiriyor diyor Hegel. Bu ifadeyi katılıyorum ancak hiçbir bilgi birikimimle değil sadece kendi gözlemimle. Sanki eski kitaplar, eski filmler daha derin eski müzikler ya da resimlerse daha dokunaklı gibi geliyor. Benim için zor bir okumaydı ancak bu alana ilgisi olanlar için güzel kısaltılmış bir kitap denebilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aslında uyarmakta fayda var, bu bir okul öncesi kitap değil. Tabii okunabilir ama öyle olacaksa birkaç gün sürer. Bu aslında iyi okuyan birinci sınıfların, ardından ikinci sınıfların kalemine göre bir kitap daha çok. İşe geç kaldığını fark eden bir karıncanın koşuşturma halinde etrafına bakmazken bir ayıya toslamasıyla kendinden geçmesi üzerine hikâye başlıyor. Ayıyla karınca çok farklı iki karakter elbette, normalde arkadaş olmaları olasılık dahilinde değil belki ama bu olay ikisinin de hayatını değiştiriyor. Kurgu harika diyemesem de yazarın üslupta yer verdiği benzetmeler, empati ve vicdan konusunu irdelemesi, karıncanın sadece çalışmaktan ibaret olan yaşamını okurun bam telinde hissettirmesi çok çok başarılı. Bu kitapta mucizevi bir olay yok belki ama hayatın o adlandırmakta zorlandığımız kadersel gücü var ve oldukça gerçekçi ve doğal bir yönden yansıtılmış.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir