Yabancı'yı düşündükçe yanında dingilliği taşıyan bir tembellik çöküyor içime, tam da romanın kahramanı gibi oluyorum. <br />Camus'yü tanımaya başlamak için güzel bir adım Yabancı. Mutlaka diyorum, mutlaka okumalısınız!
Bazıların aksine kitabı okumak ve anlamak "bir çırpıda bitirverdim valla" geyiği yapmayan ya da gerçekten bunu alışkanlık haline getirmeyen insanlar için zamanın da olumlu katkısıyla yeterince kolay! Kütüphanenizde Alber Camus'ye yer açmayı unutmayın! Okuyalı 3 sene oldu ve dün gibi hatırlıyorum o kısa gibi duran kitap o kadar derindiki okurken dış dünyadan kendimi soyutlama ihtiyacı duymuştum, her şey çok yeni çok taze gelmişti. Yabancı beni sarsmıştı! Ve artık her şey çok saçmaydı:)
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bu kıtapla ılgılı bır fılım cekmısız tv.da onu ızlemıstım ve cok etkılenmıstım ve kıtabını alarak merakımı gıderdım..harıka bı eser,zaten 1957 nobel odulu almıs..yasadıgı herseyı sacma goren ve sacmalıklardan olusan bır hayat oldugunu dusunen bı adamın hayatı anlatılıyor,oylekı annesının olumune bıle uzulme ıle sevınme ve hıc bırsey hıssetmeme arasında kalıyor..tavsıye ederım...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sürükleyici güzel bir roman. Yazarin ilk romani yanilmiyorsam. Tanismak icin güzel bir eser diye düsünüyorum. Okurken aklima sik sik gercekten böyle bir insan varmidir diye düsündüm ve etrafimdaki insanlari süzmeye basladim. Okunmasini tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu romanın dünya görüşü, yaşamın anlamsızlığından, saçmalığından kaynaklanan bir anlayıştan ortaya çıkmaktadır. Yazarın ana kahramanı günlük hayattaki olaylara bizim kafamızdaki kalıplara hiç de uygun olmayan bir biçimde karışılık vermektedir. Zaten eserdeki çatışma da bu tem üzerinden süregelmektedir. Çevresine ve kendine yabancı düşmüş bir kişinin romanıdır Albert Camus'un yazdığı. Tercüme cok iyi yapılmış, sevilerek okunacak ve belleğinizin sınırlarını zorlayacak bir kitap...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bir insanın ruh hali, düşünceleri, hissettiklerini mükemmel anlatan bir solukta okunan kitap. Kitap okumayı seven her insanın mutlaka okuması gereken bir başyapıt.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Camus bu eserinde kendi felsefesinin sağlam bir anıtını Mersault karakteriyle inşa ediyor.Albert Camus'nun yaşamı absürdlüğün sahnesi olarak gören bakış açısı ve Sartre'ın yadsımacılığına yakın tarzı Mersault karakterinin iskeletini oluşturuyor.Benim için ilginç olan Ethan Cohen'in yönetmenliğini yaptığı ''The Man Who Wasn't There'' ( Orada Olmayan Adam)filmindeki Billy Bob Thornton'un canlandırdığı Ed Crane karakterini Mersault'ya benzetiyor olmam.
okunması gereken bir yazarın kesinlikle okunması gereken bir romanı. "insanın zamanla alışamayacagı hiç bir düşünce yoktur" diye bir cümle var kitapta. kitabı çok güzel özetliyor. kendi iradesini adeta reddeden, hiçbir şeyi önemsemeyen, sadece alışkanlıkları çerçevesinde yaşayan biri roman kahramanı.
romanda mahkemede geçen bir bölüm var. kahramanımız avukat, savcı ve yargıç konuşurlarken itiraz etmek ister ama başaramaz, susar bir şekilde, konuşamaz, müdahele edemez. sanırım yazar burada imgeleme yoluna giderek mahkemeyi insan hayatına, kahrmanımızın tavırlarını da insan iradesine benzetmiş ve irademizin hayatımızdaki yerini sorgulamış. okumak gerek...
Saçmacılığa inanan bir insanın böylesine saçma olmayan bir kitap yazması gerçekten şaşırtıcı. Kitabın insanı ürküten bir akıcılığı var. Özellikle sonlara doğru, yabancının ölümüne yaklaştığı o zamanlardaki edebiyat insanın içini ürpertiyor.
Sokrates "sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez" der. Hayatla bağınızı kopardığınız, yaşamdan zevk almadığınız, dünyaya kayıtsız davrandığınız, hatta annenizi kaybetmenizin sizin için bir şey ifade etmediği anlarınız oldu mu? Böyle iseniz siz ya depresyondasınız yada nihilist oldunuz. Nihilist edebiyatın baş yapıtlarından biri "Babalar ve Oğullar" ise diğeri de Camus'un "Yabancı"sıdır. Acaba yaşamın değerini en iyi anladığımız zaman artık öleceğimizi öğrendiğimiz zaman olabilir mi? Camus'un kahramanı için öyle.
beni etkileyen kitaplardan biridir yabancı.Burada roman kahramanı cinayeti nedern işlediğini kendi bile bilmemektedir,öylesine kayıtsızdırki hayata hiç birşey onu şaşırtmamaktadır, aslında bu durum hayatımızdaki çok küçük bir ayrıntı gibi görünen heyecan duygusunu yitirmemiz karşısında hayata boş gözlerle bakan içi boşaltılmış bir insanın dramı gözlenmektedir.Özetle içindeki çocuğu kaybeden için yaşamda bitmiş sayılır...
Yabancı'yı okurken bir sessizlik kaplıyor insanın etrafını sanki.
Kişisel algım sonucu ara sıra Yann Tiersen'in Monochrome'u ile bozulan bu sessizlik, Christian Bale'ın The Machinist filmindeki halini hatırlattı çoğu kez. ne şarkıyla, ne de filmle aslında doğrudan bir bağlantısı olmayan kitabın ilginç bir şekilde "uyandırdığı his" buydu, üslup buydu, ve esir ediciydi.
Camus'nün neden varoluşçuluğun en güçlü temsilcilerinden sayıldığını anlamanız için yeterli ve hatta Camus'ye hayran bırakıp diğer bütün kitaplarını okumak istemenize sebep olacak bir eser Yabancı. Yazarın ilk meşhur kitabı olması itibariyle de aslında tanışmak için ideal seçenek.
"Bence bunların hepsi birdi."
"Ruhu üzerine eğildim, sayın jüri üyeleri, ama bir şey bulamadım."
Çok korkutucu bir kitap. Her şeye boş vermiş bir karakter olan M.Mersault annesinin ölümüne duyarsız hatta kendi idam kararına bile olağan bir şekilde karşılayan bir profil çiziyor. Kitabı okurken ne diyor bu adam diyorsunuz. Yazar A.Camus her şeyi saçma bulan bir karakter çizerken siz yazarın düşüncelerini saçma buluyorsunuz. Fakat gözünüzü açıp dışarı baktığınızda insanları incelediğinizde aslında bir çok yabancı ile hayatı paylaştığımızı fark ediyorsunuz. O kadar uçta olmasalar bile yabancılar hayata. Örnek olarak ipodunu kulağına takmış bir metro camına kafasına dayamış bedenen orada olup fakat ruhen başka yerlerde olan tüm dünyaya kendini yabancılaştıran işe yada okula giden o kadar M.Mersaultlar var ki.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
20.yy'ın şüphesiz en büyük filozoflarından bşrş olarak kabul edilen Albert Camus, "yabancı" adlı eserinde bir memurun hayata olan bakış açısını anlatmakta. romanın kahramanı Mersault, hayat ile arasına kalın bir duvar örmüş, hiç kimsenin kendisini ilgilendirmediği bir dünyada son derece kısıtlı bie çevrede yaşamaktadır. zaten çok az sayıda dostu olan kahramanımız, Raymond isimli arkadaşına bir arabın zarar vermesi üzerine olsa gerek -kendisini kontrol edemeyerek- gidip o kişiyi öldürür. mahkemeye çıkarılan Mersault, birtakım haksız ve alakasız suçlamalara maruz kalsa da kendisini savunmaz. Çünkü tüm bu olup bitenler onu ilgilendirmemektedir kendi dünyasında. Giyotin ile ölüme mahkum edilen kahramanımız, hayatının son demlerinde derin düşüncelere dalar ve aslında hayatı çok sevdiğini keşfeder ve yaşama karşı örmüş olduğu duvarları yıkmaya karar verir. Lakin, artık çok geçtir. Bir çırpıda okuyabileceğiniz, Vedat Günyol'un başarılı çevirisiyle beğenimize sunulmakta.
Kitabı bitirdiğimde anlam veremediğim bir nedenle elimden fırlatıp attım. Sanırım yazarın düşünceleri çok ürkütücüydü. Bunu da kitabın sonunda anlıyorsunuz. <br /><br />Kitapta insan düşüncesinin ne kadar derinlere ulaşabilceğini görünce şaşıracaksınız. <br /><br />Bir çırpıda, ara verilmeden okunmasını öneririm.<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yalın ve basit bir kurgu ile karşılaşıyorsunuz ilk bakışta. Sonra bu basitliğin içinde varoluşçu felsefenin ne kadar güzel şekil bulduğunu farkediyorsunuz. Kendi varlığımızın farkına vardığımız, daha doğrusu kendi küçük dünyamızda öz niteliklerimizi dışa vurduğumuz, basit ama kendimizin olan ile mutluluğu yakaladığımız anda toplumsal aklın çoğu zaman pörsümüş bir dogmayla bireylerin özgürlüğüne müdahale ettiğini görüyoruz.
Üslubu nedeniyle okumaya doyamadığım bir kitap.Meursault'un felsefesiyle olayların aktarılış tarzı o kadar uyuşuyor ki hayran kalmamak mümkün değil.Cümleler olay kurgusu içinde güçlü vurgularla kısa kısa verilmiş.Sanki bir an evvel olayı bitirip gitmek var Meursault'un aklında.Hayata karşı öyle kayıtsız ki sadece iş yapmak iş yapıyor.Bir nevi günü kurtarmaya çalışıyor.Hayatı neden sonuç ilkesine dayanmayan bir biçimde olabildiğine boş ve anlamsız.Hayatımız boyunca tanıma fırsatımız olamayacak bi karakter sunmuş Camus bu kitabında bize.Bize de bu ilginç karakter üzerinden kendimize yeni bir bakış açısı katmak ve kitabın felsefesini anlamak düşüyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fransa'da Exsiztantialist akımının öncülerinden olan Albert Camus'un en karakteristik eserlerinden birisi "Yabancı"dır.Eserin özü yazarın "Saçma" fikrine dayanır.Yani, dünya saçma, boş ve anlamsızdır.Çevre baştan başa saçmalıklarla doludur.Bu durumda insan bitip tükenmek bilmeyen bir usanç içindedir.Makinalaşmış dünyada kendini de makinaların bir parçası farzeder.İsyan edip, bütün anlamsızlıklara son vermek, yani intahar etmek istediği zaman da bunun gereksiz bir şey olduğunu anlar.Tek çıkar yol olarak, bütün saçmalıklara katlanarak, boşvericilik içinde bir görev yerine getiriyormuş gibi hayatı yaşamaktır.Camus'u tanıyan bir okuyucu "Yabancı"yı eline aldığı zaman belki bu yabancı sözünden ilham alarak romantik düşüncelere dalabilir.Ama kitabı okuyunca, gittikçe artan bir şaşkınlık duyar.Çünkü, romanın kahramanı M.Meursault alışkın olduğumuz insan tiplerinden farklıdır; herkese benzemeyen bir yabancıdır o!Tabi bu farklılık ruhi durumda, olaylar karşısında gösterdiği tepkide, hayatı anlayışında ve yorumlayışındadır.Tipik bir existantialist kahramandır.Ama Camus'un kahramanı Sartre'nin kahramanları gibi bunalım ve gerilim içinde kıvranıp durmaz.M.Meursault'un en belirgin özelliği hayat ve olaylara karşı kayıtsızlığı ve boşverciliğidir.Annesinin ölümünde bile sakin ve soğukkanlı hali herkesin dikkatini çeker.Cenaze töreninden bir gün sonra sevgilisiyle bir komedi filmi seyretmeye gider.Dünü aklına bile getirmeden sevişmeye dalar.Bir rastlantı sonucu, kendisinin de kesinlikle tayin edemediği nedenler yüzünden tanımadığı bir insanı öldürür.Soruşturma sırasında pek soğukkanlı davranır.Yaptığından pişmanlık duymaz, sadece canı sıkılır.Hapise atılır.Bir kaç günlük tedirginlikten sonra, bu yeni hayat tarzına da alışır.İdama mahkum edilişini soğukkanlılıkla karşılar.Tanrı'ya inanmadığı için kendisini ziyarete gelen papazı kovar.Ölüme boyun eğer.
Sadece olayların kaba çizgilerini verdiğim bu felsefi romanı gerektiği şekilde anlamak için, bütünüyle ve dikkatli okumak şarttır.İnsanın ve toplumların kurtuluşu için karakter yaratmanın zorunluluğu her zaman söz konusudur.Camus'un ortaya sürdüğü bu tip; M.Meursault, gerçek, sağlıklı ve ümit verici bir karakter midir?Olan mıdır, yoksa olması gereken midir?Bir şeyi kabul veya reddetmeden önce, üzerinde uzun uzun düşünmeli, gerekli ayıklamalar yapılmalı, sebepleri bulup çıkarmalı, pürüzleri ortaya sermelidir.Yeni iddialar, gayeler, bunalımlar ve fikirlerle ortaya çıkan bir kimse ne büsbütün haklıdır, ne de büsbütün haksız...Genellemelere dalmadan konumuza döneyim.
Anlaşıldığı gibi M.Meursault, bütün sorumluluklardan, duygulanmalardan, bağlardan elini ayağını çekmiş bir insandır; hayatın boşluğunu, herşeyin saçmalığını, insanın zavallı robotluğunu kabul etmiş.Öyle bir anlamsızlık çukuruna saplanıp kalmış ki, olaylar normal tepkilerini yapmıyor onun üzerinde."Olamaz!Olmamalı!.." gibi kesin iddiaları yok.
Gaye ve ideal nedir unutmuş, mutluluğu bir devrim gibi bekleyen içi boşalmış ruhu anlamsızlıklar kusan bir yaratık!Bu, başkaldırışı bir koz olarak kullanan düşüncenin yarattığı mıdır yoksa, insanın içinde her zaman gizli olan olumsuz bir ikinci Ben'in birinci plana geçmesi midir?Omuz silkmeden veya hemen taklide geçmeden önce üzerinde düşünülmesi gereken bir konu...
Okuduğum romanların kahramanlarında okuyucunun yer yer kendini bulup gevşemesi klasik bir zevklenmedir.Ama M.Meursault'da hiç mi bulmaz insan kendisini?Normal durumlarda alışımış olanı yaparken veya yapmak gerekliyken aykırı istekler ve isyanlar içinde kıvranan bir yönümüzün varlığı bizi şaşkınlığa düşürüp paniğe kaptırmamış mıdır?Söz gelişi, can sıkıcı bir gevezeyi nezaket kuralları gereğince dinlerken öfkeden kudurduğumuz olmamış mıdır?Bütün itirazlar bir yana, tabiatın en karmaşık yaratığı şu insanoğlu!Çözdükçe düğümleniyor...İçimizde bir yön var ki bize büsbütün yabancı!..
M.Meursault, herkesin tanıması gereken, ibret dolu bir karakter...
Edebiyatçılar 'roman' kavramını tanımlarken genellikle olayların kişi, zaman ve mekan kavramları ile birlikte anlatıldığı uzun edebi türlerdir diye görüş bildirirler. Albert Camus'un "Yabancı" adlı bu eseri tanımlara pek uymuyor. Yaklaşık 118 sayfa olmasına rağmen roman türünün en güzel örneklerinden birisi oysa. Romanda çok basit bir olay örgüsü dikkati çekiyor. Annesini kimsesizler yurduna bırakan Mersault, üç yıl sonra ölüm haberini alır ve oraya gider. Burada ilginç kişi ve olaylarla karşılaşır. Kendisini bir anda anlamsız bir cinayetin içinde bulur. Mahkemede ise kendisini savunmak bile istemez. Romanda verilmek istenilen mesaj sanırım hayatın anlamsızlığı karşısında insanın yalnızlığıdır. Bunu kahramanın çok kısa konuşmalarından da çıkarmak mümkündür. Karşısındakilere verdiği cevaplar bir kaç kelimeden ibaret. Konuşmaktan kaçınan bir tip çizmiş yazar. Gerçekten okunmaya değer bir eser.