Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ortaokul 5. ve 6. sınıf öğrencileri ile okuduk. Beğendiler, sıkılmadılar. Renkli karakterler var. Kaçış kovalamaca, plan ve proje çalma gibi aksiyon var. Yazar, bir dünya yaratmış onu diyebilirim.
Uzay gemisi, uzay korsanları, bilimsel deneyler, bilimsel bildiri ve üstün teknoloji kurumları... vd.
Öğretici bir kitap, daha evvel bir kitapta da dedim: çocuklara gerek bilimsel gerek tarihî bilgiyi direkt vermek ezberletmek yerine; bunu, bir kurgu ve macera içine serpmek adeta çocukların önüne ufak ufak bilgi kırıntıları koymak, bu metod kesinlikle daha kalıcı daha basit bir yöntem. Melek Hoca, bu kitapta bunu başarmış. Evren, uzay, geometri ve daha birkaç alanda... Okuyan her çocuk bu bilgi kırıntılarından bulacaktır. Çocuk edebiyatı yazarlarımız işte bunu başarmalı.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üniversite öğrencisi, İspanya' da bir sunum, Elhamra'nin bilinmeyen dehlizleri, dondurulmuş bir mumya, usturlap, portal ve zaman geçişleri, Endülüs'un ilim, fen ve sosyal hayatı, uzun bir coğrafyadan geçen yolculuk, Mısır ve İskenderiye, nihayet Anadolu, Yağıbasan Medresesi, Tersine bir portal,... evet güzel, sürükleyici, fantastik, öğretici, tanıtıcı bir kitap. Rana Demiriz'in kitaplarından en sevdiğim bu oldu. Rana Hoca'dan daha mükemmelini ve çıtayı daha da yükseltmesini sabırsızlıkla bekliyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Savaş sırasında İsviçre'ye kaçmış bir ressamın, bir gün ülkesinden gelen bir mektupla askere dönmesi gerektiği bildirilir.

Dili akıcı, hacmi ince olan bu hikayeyi okurken özgürlük, sorumluluk, vicdan gibi kavramlar durmadan terazinin bir kefesinden bir diğerine geçiyor. Kendini korumak ile inandıklarını savunmak, dış dünyanın baskısı ile kendi vicdanı arasında o sıkıştıkça siz de sıkışıyorsunuz. Zaten kitap boyunca fiziksel eylemlerden çok ruhsal gerilim ön planda. Seçme şansı var, ama bu seçim her durumda sonuçlarıyla gelecek. Bonus olarak, bu kitap, eş seçiminin önemini düşündürmekle kalmayıp yol arkadaşlığından daha fazlası; sevgi ve sabırla gerektiğinde yön veren bir pusula olabilmeyi gösterdi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kesinlikle bir başucu kitabı olmuş. Aydınlanma yaşadım resmen. Çocuk yetiştiren ebeveynlerin, ergenlerin, öğretmenlerin, bu ülkenin eğitimine yön veren yetkililerin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Ergenlerle yetişkinler arasındaki gerilimin biyolojik sebeplerini ve yaşananların aslında yaşamın rutinine gayet uygun olduğunu kanıtlayan hem ergenler için hem ergen sahibi ebeveynler için hem de ergenleri yetiştirmeye çalışan eğitimciler için kılavuz niteliğinde bir eser olmuş. Serkan hocanın bilgisine kalemine emeğine sağlık.
Yanıtla
10
1
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anadolu neresidir? İnsanlar olarak bütünü biz, siz, onlar diye algılamaya ne zaman başladık ve bu bize ne getirdi? Toplumsal dinamiklerin ve haliyle dilin kaygan zemininde coğrafi, etnik ve kültürel bir incelemeye tam da doğru yerden isabetle başlamış desem haksızlık etmiş olmam sanıyorum. Rumi kelimesinin çağlar içindeki evrimi, modernite öncesi ve sonrası işaret ettiği olgular, ESG nin deyimiyle beylikdüzü metrosu misali bizim dilimizle anadolunun birbiri üzerine binen halklarının, bir zamanlar Diyar i rum'un, helenlerin asia minor'unun zengin bir çözümlemesi. Hocamızın diğer kitabına atıfla kim var imiş biz burda yoğ iken? Biz geldiğimiz halimizle miyiz veya biz kimiz? Bizim biz olma kriterlerimizi kim belirlemiş? Sorulara cevaptan çok, daha fazla soru sormaya düşünmeye hazır olanları Cemal Hocamızın güzel sahnesine davet edelim. Esenlikler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şaşırtıcı... başlangıcı çarpıcı. merakla devam ediyorsunuz. birden Yusuf un kuyusuna düşüyorsunuz. kuyudan çıkmak mı, nafile bir çaba. iğne ile kazılmış bir kuyu iplik iplik örülmüş taşları yazar mı deli kahraman mı...velhasıl Mısır a vali olamadım ama, kitabı bitirdim. Korin e aşık oldum. bilseydim girer miydim bu labirentlere. yaşam bir arapsaçı kabul. savaş ve savaş her daim. korin çözüyor zannediyor ya, barış için savaşmak ve savaşmamak için kaçmak gerek. satır aralarındaki mistisizmi görmedim değil. varoluş ateşinin olduğu yerde bir ağaç gölgesine sığınmak gibi. her üstadın yoluna çıkan... sözün özü kendimi içine içine çekilerek okudum kitabı. farklı bir teknik ve zor okunacak sanır insan. oysa Korin işi kolaylaştırıyor. kitabı ve yazarı tanımaya değer.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk kitabı olan bu şiir kitabını beğendim. İçten samimi yazılan şiirler çok güzel bir tarzda yazılmış serbest ölçüsü ile yazılan bu şiirler insanın içindeki duyguları dışa yansımasını anlatan bu şiir kitabı sayfa sayısı olarak az olabilir. Ama içi duygu yüklü şiirler var olduğunu söyleyebilirim. Okuduğumuz zaman bizi yansıtan şiirler var. Okuduğum beğendiğim güzel şiirleri barındıran bu kitabı tüm şiir sevenlere ve şiir yazmaya çalışanlara tavsiye ederim. Bu güzel eseri tavsiye ederim.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  26
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu muhteşem kitapta Gabo'nun gazeteci yönüyle hemhal olduk. O aslında öncelikle bir gazeteci ve ömrü boyunca gazetecilik onun için  aslında bir adım önde olmuş. 

Bütün Latin Amerika ülkelerinin diktatörlük boyunduruğu altında olduğu dönemde yazar kaldığı üniversite yurdunun yanmasıyla ilk aşkı olan gazeteciliğe ilk adımı atar. 

Marquez'in 1950-1984 yılları arasında kaleme aldığı ,gazete ve dergilerde yayımlanan 50 metin bu muhteşem seçkide bizlerle buluştu. 

Yazarın kurgu kitaplarına hayran olan biz okuyucular, eserlerine temel oluşturan yazılarıyla tanışmış olduk. 

Seçkiyi meydana getiren metinler arasında haber makaleleri, köşe yazıları, yorumlar, kronikler, röportajlar, görüş yazıları ve profiller bulunmaktadır. Ayrıca paralel olarak gazetelerde ya da edebiyat dergilerinde yayınlanan kimi edebi metinlerde  bu okuma şöleninde biz okurlara leziz bir okuma deneyimi yaşattı. 
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gürcü edebiyatından ilk okuduğum ve hayran kaldığım bir eser. Zuriko'nun ninesi Olga ve komşuları İlarion ve İliko'yla olan ilişkilerinin anlatıldığı şahane bir başyapıt. Eserde, Zuriko'nun çocukluğundan başlayarak gençliğine kadar uzanan serüvende yaşanan olayları kahkahalar ile okuyorsunuz. En son "Aslan Asker Şvayk" okurken bu kadar güldüğümü hatırlıyorum. Nodar Dumbadze, eseri, o kadar yalın ve güzel bir dille yazmış ki eminim herkes kitabı okurken benim gibi çocukluğumuz aklımıza gelmiştir. O sıcak komşulukları, aile bağlarını, bir ninenin torununa olan sevgisini ve afacan bir çocuğun hayata atılma hikayesi ancak bu kadar anlatılabilirdi. Ve kitabı okurken aklımın bir köşesinde Gürcü sinemasının büyük filmlerinden olan "Mandalina Bahçesi" geçti, durdu. Herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Kasım 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Tarihinde Türkmenler
Türk tarihi üzerine yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında önemli bir kısmının makalelerden mürekkep olduğu görülür. Bu bilimsel külliyatın mühim bir bölümünün ise yabancılar tarafından kaleme alındığı yadsınamaz. Fakat bu birbirinden önemli çalışmaların çok az bir oranının dilimize çevrildiği gözden kaçmaz. Uzun yıllar akademik olarak belirli bir konu üzerinde dirsek çürütenler dahi çalışmalarını nihayete erdirirken Türkçeye kısmen çevirdikleri makaleleri bilim dünyasıyla paylaşmazlar. Ama bunun istisnası yok denilemez. Resul Kürşat Şahsi Türkmenler üzerine çalışırken literatürde önemli yer kaplayan makaleleri dilimize çevirerek, tarih disiplini için önemli bir eseri dilimize kazandırır.

Türk tarihi üzerine kısa bakış atıldığında Türkmenlerin tarihimizdeki ehemmiyetli yeri ilk bakışta anlaşılır. Çin Seddi’nden Anadolu’ya kadar uzanan farklı boy ve kabile isimleriyle tarihte yer eden bu kalabalık insan grubunun siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi vb. etkileri ise halen tam manasıyla deşifre edilmiş değildir. Bazen emsaline az rastlanır, alanında tek ve özgün olarak nitelendirilebilecek çalışmaların dahi dilimize tercüme edilmediği bir dönemde kaleme alınmış mühim makaleleri fark eden müellif bu yöndeki eksikliği gidermek kastıyla Türkmenler hakkındaki on makaleyi dilimize kazandırmıştır.

Makalelere ana hatlarıyla bakıldığında spesifik konulara yönelimin olduğu fark edilir. Özel bilgi konusunda detaylı açılım beklentisinde olanların bilimsel ihtiyacına bazı makalelerin değil; daha detaylı tasarlanmış kitapların bile cevap verdiğini söylemek mümkün değildir. Bu açıdan düşünüldüğünde belirli konular üzerine yoğunlaşmış ve fazla ayrıntı barındıran makaleler daha ufuk açıcıdır. İlmi kaygısı olan okuru doyuran bu spesifik odaklanmayla birlikte ortaya koyulan özgün yapının tekraren ulaşılabilecek bir unsur olduğu da şüphelidir. Bilim dünyasına ifşa edilen ve yeni bir teorik söylemi ön plana çıkaran bu yaklaşımın da birçok çalışmayı çağının ötesine taşıdığı görülür. Bu nedenle eserde tercüme edilen bazı makalelerin yazımından bu yana onlarca yıl geçmesine karşın taşıdığı kıymetin azalmadığı fark edilir.

Özgünlüğün öncelendiği, emsallerinin oluşturulmasının belirli bir güçlüğü de beraberinde getirdiği bazı makalelerin bu nedenle yüksek önemi haizdir. Misal geçmişteki kabile ve boy yapısının ya da sosyal özelliklerin zamanla aşındığı, ekseriyetle metamorfoza uğradığı bir dönem düşünülürse araştırmacıların başarısı daha iyi anlaşılır. Kırsal yaşamın şehirleşmeyle etkisini yitirmesiyle beraber bazı insan gruplarını geçmişteki özellikleriyle değerlendirmek artık pek mümkün değildir. Farklılaşan boy ve kabile yapılarıyla beraber kendine has karakterleri bulunan bazı insan gruplarının günümüzde tamamen kaybolduğu hesap edilirse, çalışmaların müstesnalığı daha iyi anlaşılır.

Sosyal özelliklerden bahsetmişken makalelerin içtimai merkezin çevresine yerleşen konulardan seçildiği dikkatten kaçmaz. Asya denildiği zaman ilk akla gelen göçebelik mevzuu ise Türkmenlerin özelinde detaylı bir biçimde makalelere konu edilir. Asya menşeili Türkmen gruplarının göçebe ve yerleşiklik mevzusunun sosyal yönüne ilişkin anlatım ise birçok yeni bilginin temayüz etmesinin önünü açar. Misal kendi siyasi örgütlenmeleri içinde anlamlı bir düzenle yerleşen Yomut Türkmen boylarının organizasyonuna dair anlatılanları her yerde bulmaya imkan yoktur. Yine bozkır yaşamını deşifre edecek tespitlerin ehil ellerle yetkin bir biçimde yapılması, günümüze değin uzanan yanlış algıların yıkılmasını sağlar. Bozkır yaşamına ve kültürüne hor bakışları çürüten bu satırların sosyal açıdan küçümsenen bir topluluğun gerçek manada ne kadar güçlü olduğu gerçeğini okurun karşına çıkarır.

Bir sosyal grup üzerinde tespitler yapılacaksa bunun dışarıdan sadece eldeki yazılı kaynaklar üzerinden etütle yapılması, değerlendirmeleri kimi zaman geçersiz ve mesnetsiz hale getirir. Oysaki Türkmenler üzerinde kalem oynatan makale yazarları uzun süre Türkmenler arasında kalarak gözlemlerini yansıtırlar. Gözlemle birleşen ilmi tespitin tarih disiplininin laboratuvarına yapılan ziyaret olduğunu kabul etmek gerekir. Böylelikle sadece tarih için değil, sosyoloji için de önemli bilgiler ortaya çıkar ki eserin akademik kapsamı bu sayede daha da genişler. Üstelik eldeki deliller kanıtlanabilirlik açısından daha güçlü bir referans statüsüne yükselir.

Göçebelik ve yerleşiklik, bilim camiasında çok işlenen bir konu olmakla birlikte bu konunun alt başlıkları altına girebilecek bazı mevzular vardır ki öyle her zaman araştırmacıların ilgisini çekmez. Bazen tek satır ve paragrafla geçilen bazı bilgilendirmeler kendi içinde açımlandığında başka bir dünya okur önünde arzı endam eder. Misal P. A. Andrews’in “ Horasan’ın Beyaz Evleri” makalesinde görülen budur. Göçebelerin barınakları olan çadırların Türkçede derme-çatma ikilemesiyle ifade edildiği malumdur. Fakat Türkmen çadırının dışarıdan görüldüğü gibi derme-çatma basit bir barınak olmadığı Andrews’in detaylı makalesi sayesinde açığa çıkar. Ayrıntılı bilgilendirmeler sayesinde mimari bir şaheser seviyesine yükselen bu çadırlar hakkındaki emsalsiz bilgilendirmeler ile göçebe kültürünün üstün yönleri görünür kılınır. Böylelikle eski kaynaklarda geçen göçebelerin yerleşikleri yerdiği anlatılar manidar hale gelir. Zira çadır yapmak ve onun transferini sağlamak altından kalkılması zor işlerdir. Ayrıca ilgili makalenin resimlerle desteklenmesi çadır yapımının aşamalarını adeta seyirlik bir belgesele dönüştürür.

Her ne kadar ağırlıkla sosyal meseleleri içeren makaleler çevirmen tarafından derlenmişse de bölgenin siyasi yapısının ahvalini gösteren çalışmalar da eserdeki yerini alır. Bölgenin İngiltere ve Rusya arasında emperyal paylaşım alanı olmasından mütevellit ortaya çıkan sorunlarla beraber, bölgeyi sömürmeye hazırlanan güçlü siyasi yapılara karşı Türkmenlerin gösterdiği direnç farklı makalelerle ele alınır. Türkmenlerin bağımsızlık anlayışının baskın olmasına karşın tüfeğin kılıca galip gelmesinin hikayesi ise Hernan Cortes’in Meksika işgalini akla getirir. Misal Ron Sela’nın “Rusların Hive’yi İşgali ve Yomut Türkmenlerinin Katliamı” makalesinde, tanıklıklara da yer verdiği için, emperyalizmin maskesinin indirildiği görülür. Misal Yomut Türkmenlerinin bu söylemi durumu izah etmeye muktedirdir: “Eğer Ruslarla karşılaşacak olursak onları kılıçlarımızla karşılamamız evladır. Yaşlı kadınlarımız ve çocuklarımız boğazlandıktan sonra Rusya'ya isyan etmek bizim için mecburiyettir. Dünyada böyle bir hayat sürmektense ölmek daha iyidir." (s.268)

Günümüzde yüzünü Türk tarihinin doğusuna yani Türkistan’a çeviren araştırmacıların ilk aşamada oryantalistlerin yazdığı kaynaklara yöneldiğine şüphe yoktur. Çağın gerisinde kalan bu kaynaklar her ne kadar eskidiyse de değerlerinden bir şey kaybettikleri tartışılır. Bu tarz kaynaklar ilk başvuru kaynağı hükmünde olmalarına rağmen tamamının Türkçeye kazandırıldığı söylenemez. Bununla birlikte geçtiğimiz yüzyıl içinde birçok bilim adamı 18. yüzyılda hız kazanan Şark’ı çözümleme işini devam ettirerek durmaksızın bölgeye dair birçok çalışma kaleme alırlar. Öyle ki bunların Türkçeye kazandırılması için enstitülerin kurulması bile düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında her türlü çeviri faaliyetinin Türk tarihinin aydınlatılmasında önemli bir aşama olacağı aşikardır. Ayrıca makalelerin tercümesinin onların referans olarak kullanımlarını arttırmakla birlikte benzer çalışmaların yapılması hususunda Türk araştırmacıları da motive eder.

Sonuçta, Türklerin büyük bir tarihi ve geniş coğrafyaları olduğu malumdur. Ama bu büyük coğrafya ve tarihin hakkının tam manasıyla verildiği şaibelidir. Asya’nın en doğusundan batısına doğru uzanan bu hikayenin gerçekleştiği kompartımanlardan biri terkedilip batıya doğru her geçildiğinde doğuda kalan unutulmuş gibi bir algıyla tarihe yaklaşmak köklerin unutulmasına ve kurumasına neden olur. Yabancılaşmanın önüne geçmek için dönemin tüm kaynaklarına hakimiyet ve bütüncül bir değerlendirme şarttır. Bu nedenle Türk coğrafyasındaki her birim tam tekmil bütün unsurlarıyla beraber irdelenmeli kayda alınmalıdır. Bu minvalde bizi bize anlatma iddiasına sahip her yabancı metin dilimize kazandırmalıdır. Oluşan külliyata ne kadar hakim olursak, bu yönde ne kadar çaba sarf edersek, Türk tarihine ve kültürüne o oranda hizmet etmiş oluruz. Şahsi’nin çevirdiği on makale bu yüzden dikkatten kaçırılmamalıdır.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir