Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir babanın kaybı üzerinden yükselen ama derinleştikçe insan hafızası, zamanın akışı ve varoluşun kırılganlığı üzerine odaklanan sarsıcı bir anlatı!

"Bahçıvan ve Ölüm", aceleyle okunacak bir roman değil; aksine her cümlenin sindirilmesi gereken edebi bir yolculuktur. Gospodinov, büyük felsefi soruları (Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz?) son derece yalın ve gündelik detaylar üzerinden sormayı başarıyor.
Özellikle babasının sessizliğini ve onun geride bıraktığı boşluğu anlatırken sergilediği dürüstlük, kitabı sadece bir kurgu olmaktan çıkarıp okuyucunun kendi kayıplarıyla yüzleştiği bir aynaya dönüştürüyor. Eğer modern edebiyatta parçalı anlatımları, metaforik derinliği ve nostaljinin dokusunu seviyorsanız, bu kitap kütüphanenizin en kıymetli parçalarından biri olabilir.
Kısacası; bu kitap, toprağa, köklere ve insanın en sonunda döneceği yer olan "hiçliğe" dair yazılmış zarif bir ağıttır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap her şeyden önce bir roman ama aynı zamanda din, tarih ve felsefe kitabı da. Konu; 18. Yüzyılda kendini dinin baskıcı kuralları altında ezilmiş hisseden ve kurtarıcı, mesih umudu içinde olan bir Yahudi cemaatinin ve bu arayış ortamında tanıştıkları, tam anlamıyla bu ihtiyaca uygun olan Yakup Frank'ın uzun yolculuğu. Yahudilik, İslamiyet ve Hristiyanlık arasında gidip gelen bir hikaye. Yazarın tarzı şimdiye kadar okuduğum diğer yazarlardan çok farklı geldi bana. Kitapta ilerlerken ister istemez sürekli bir sorgulama durumu içinde oluyorsunuz. Bunun yanında kitap bilinçli oluşturulmuş bir zaman-mekan kopukluğu içerisinde ilerliyor. Bu durum ilk bölümlerde okumayı zorlaştırsa da, hikayeyi anlamak için bunun gerekli olduğunu okudukça anlıyorsunuz.Benim için doyurucu bir kitaptı diyebilirim. Din ve felsefeye ilgisi olanlara tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa ve oldukça sade anlatımı olan bir kitap. Yazarın kendi hayatından bir kesit. Diğer soykırım hikayeleri gibi değildi. Yazar ailesini kamplarda kaybetmiş, kendisi kaçarak, saklanarak hayatta kalmış. Bir bakıma acıyı çekenlerin değil tanık olanın hikayesi denilebilir.
Yahudi soykırımına ait kitaplar okuduğumda hep düşündüğüm şu oluyor; "Böylesi bir acıyı yaşamış olanlar nasıl şimdi bu kadar acımasız olabiliyorlar?" Canı yanan daha mı çok can yakmak istiyor? ...
O dönem yaşananlara farklı bir bakış açısıyla bakmak ya da ifade uygun olur mu bilmiyorum ama daha yumuşak bir anlatım istiyorsanız tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tokarczuk’un kitapları benim için her zaman farklı bir okuma deneyimi oluyor. Yazarla ilk olarak Yakup' un Kitapları ile tanışmıştım. Bu kitabı ise farklı bir yolculuk oldu. 
Kitap, hayvanlar, doğa ve insanlar üzerinden ilerleyen bir olay örgüsüne sahip. Polisiye ile felsefenin iç içe geçtiği, ara ara astronomi ve doğaya dair bilgilerin de yer aldığı zengin bir anlatım sunuyor. Başlangıçta durağan ve zaman zaman karanlık bir atmosfer hakim olsa da, ilerledikçe hikâye derinleşiyor ve finalde “iyi ki okumuşum” hissini veriyor.
Tokarczuk’un anlatımının kolay ve bir solukta okunabilir bir tarzda olmadığını düşünüyorum. Sabır ve dikkat gerektiren bir yazar; ancak bunun karşılığında size alışılmışın dışında, düşündüren ve farklı bir bakış açısı kazandıran bir okuma deneyimi sunuyor. Bu yönüyle, farklı ve derinlikli metinler okumayı sevenler için oldukça etkileyici bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Elime aldığım gibi yaklaşık 2 saat içinde bitirdiğim, etkisi de kolay kolay geçmeyen bir roman oldu. 15 yaşında, kemik veremiyle mücadele eden bir gencin hem hastalıkla hem de iç dünyasıyla verdiği savaş öyle gerçekçi anlatılmış ki, ister istemez sizi de psikolojik bir buhranın içine çekiyor.

Nüzhet’e duyduğu yoğun aşk, onun başkasıyla –üstelik kendisinden çok daha büyük bir doktorla– evlenmesi ve bu süreçte yaşadığı çaresizlik oldukça sarsıcı. Bir yandan bacağının kesilme ihtimali, diğer yandan duygusal çöküş… Tüm bunlar o kadar iç içe geçiyor ki karakterin acısını hissediyorsunuz.

Romanın sonunda “hasta olmadan hastanın hâlinden anlayamazsınız” vurgusu ise gerçekten çarpıcı. Kısa ama derin, psikolojik yönü güçlü bir eser arayanların kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Saygın bir moleküler biyolog ve gastronomi yazarı J. M. Mulet'in bu kitabı iyi ki Türkçe'ye çevrilmiş. Kitap, hem tarih boyunca insanlığın beslenme ve yemek kültürünün geçirdiği evrimi çok güzel anlatıyor. Özellikle, bugün sofralarımızın vazgeçilmezi haline gelmiş pek çok yiyeceğin fetihler, göçler ve sömürgeciler sayesinde tüm dünyaya nasıl yayıldığını; "yeşil devrim" sayesinde kitlesel açlığın üstesinden nasıl gelindiğini, bilimsel gerçeklikten kopmadan, bazen de ciddi bir tarihçi edasıyla gözler önüne seriyor. Keyifle okunan bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın kapağını açtığınız an, bildiğiniz tüm kavramları; zamanı, inançları, isimleri ve coğrafyayı kapının dışında bırakmanız gerekiyor. Çünkü Esera adlı puslu bir şehirde, yazarın ilmek ilmek sıfırdan yarattığı bir evrendeyiz. Başkarakterimiz Astan'ın çalıştığı inşaatta bulduğu tuhaf, altın yaldızlı bir eşya ile başlayan hikaye, bizi sadece fiziksel bir koşturmacanın içine değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal uyanışın tam ortasına bırakıyor.
Özellikle hikayedeki direniş figürü ve halkı uyandırmaya çalışan o gizemli karakterin felsefesi, aklın katı sınırlarıyla kalbin sezgileri arasındaki o kadim çatışmayı harika bir şekilde işliyor. Yazarın çevirmen geçmişinden gelen o kelime işçiliği ve edebiyat bilgisi, metne inanılmaz masalsı ama bir o kadar da derin bir tat katmış.
Kendi dünyanızı hep güzelleştirdiğiniz, hayal gücü yüksek okumalar dilerim!
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Toplumun ve ailesinin "uyumsuz" bulduğu bir kadının, itibar uğruna 60 yıl boyunca bir akıl hastanesine kapatılması... Esme, bir hiç uğruna yok edilmiş. Üstelik en yakını olan ablası Kitty’nin yüzünden. Ablasının Esme'nin bebeğini çalmasıyla da bu trajedi katmerlenmiş... Esme sadece özgürlüğünü değil; bebeğini, gençliğini ve hayallerini de kaybetmiş. Esme’nin ilk çıktığında kumsala gidişi hüzünlü bir veda gibi olsa da, finaldeki tek amacı Kitty’den intikam almaktı ve bunu da sonunda sarsıcı bir şekilde yaptı.
​(Kitabın anlatım tekniği hikayenin gücünü baltalıyor. Zaman geçişleri ve anlatıcı değişimleri o kadar belirsiz ki, kimin dilinden okuduğunuzu anlamaya çalışırken konu arka planda kalıyor. Sürekli "kimdi, neydi, hangi zamandaydı" stresiyle kitap okumak çok yorucu. Konu çok derin ve çarpıcı ama yazarın karmaşık üslubu nedeniyle okuma süreci maalesef keyifsiz ve stresli bir deneyime dönüştü.)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlam mı arayacağız yoksa hissedecek miyiz?
Konu bütünlüğü mü yoksa parçalar mı yol gösterecek?
Okur yolunu nasıl bulacak ?

Hangi karakterin peşinde hangi dünyada ve hangi adalet sistemiyle? Saf ( benlik ) canavar (alt benlik) ???

Karmaşık ve silik bir dış dünyaya açılan bir pencerenin yanında kendi içindeki yoğun ve rahatsız edici bir duygu; hangisinin baskın olduğu çok belli. (Belki de kitaptaki asıl “hal” bu)

Bir sürü soru sordum değil mi? Kelleden dişe yeniden dirilim , kimerik kardeşlik ; her şeyi kardeşinden alırken unutmadığı ? ( spoiler yok)

Yazılmamış ; yazılmış da unutulmuş (mecburen) söylenmemiş ya da söylenmesi yasaklanmış derken öyle kalmak okumak, anlamak değil hissetmek ; huzura kapılmak değil , sakince okumak, hepsi bu eserde mevcut!

Peki alt benliğinizin sizi alt etmesine “canavarın” sizi ele geçirmesine izin vermeyi düşündüğünüz zamanlar olmadı mı hiç? Ya da siz bıraktınız benliğiniz en saf hali mi yönetti sizi hep.

Selametle …
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı elime aldığımda ilk hissettiğim şey “sıcaklık” oldu. Yaren’in uzun yolculuğu ve Adem Amca’ya ulaşma isteği bana umut verici geldi. Çünkü aslında hepimizin hayatında böyle “gideceğimiz bir yer”, “güven duyduğumuz bir kişi” ihtiyacı var. Çocuklar için yazılmış olsa da, yetişkin bir okur olarak ben de kendimden çok şey buldum.
Resimler çok renkli ve canlı; hikâyeyi adeta masal gibi taşıyor. Bence okul öncesi yaş grubuna hitap etse de, yetişkinlerin de çocuklarıyla beraber okuyup paylaşabileceği bir kitap. En güzeli de şu: doğayı, göç eden kuşları ve dostluğu çok sade ama etkileyici bir şekilde anlatıyor.
Benim için Yaren ile Adem, “yolculuğun sonunda güven dolu bir dostlukla buluşmak” demek. Ve bu duyguyu çocuklara böylesine yalın ve sevgi dolu aktarması çok değerli. Bu kitabı okurken içimde huzur ve umut duygusu uyandı.
Kısacası Yaren ile Adem, sadece bir dostluk hikâyesi değil; çocuklara hayatı, sabrı, sevgiyi ve doğayla uyum içinde yaşamayı öğreten bir değerler kitabı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir