Sula
Toni Morrison külliyatını tamamlama yolculuğuma yazarın ikinci kitabı Sula ile devam ettim. İncelemeleri pek olumlu olan bu kitaba pek de bayılmadım, sorun bende mi ya acaba derken Banu Yıldıran'ın değerlendirmesini okudum ve tamam dedim, sorun bende değilmiş, söylediği her şeye tamamen katılıyorum.
İki Dünya Savaşı arasında geçen bir hikâye okuyoruz; ana odağı kitaba da adını veren Sula adlı küçük kız ile en yakın arkadaşı Nel’in büyüme hikâyeleri. Dört kadın üzerine kurulu olan metindeki diğer iki kadın ise Sula’nın annesi Hannah ve anneannesi Eva. Ancak Morrsion’un bu kadınları ne kadar iyi çizebildiği konusu bence tartışmalı. Kitaba adını veren Sula’yı bile tam olarak anlayamıyoruz bence, Morrison karakterlerini bir türlü tam derinleştiremiyor, tek boyutlu kalıyorlar. Sanki kafasında vermek istediği bir mesaj varmış (ki var, seneler sonra yazdığı ön sözde söylüyor) ve karakterlerini de bu mesajı vermek için icat etmiş gibi, dolayısıyla tüm karakterler tek boyutlu, hikâyede üstlendikleri işlevi vurgulayan o tek yönleriyle var oluyorlar. Belki büyükanne Eva’yı hariç tutabiliriz, o içlerinde en iyi yazılmış, en iz bırakan karakterdi bence.
Morrison, yüzyıl başında siyah bir kadın olarak normları reddedip kendine başka bir hayat kuran Sula’nın öyküsü üzerinden bir özgürleşme hikâyesi anlatmaya çalışıyor. Ancak sanki kendi de anlattığına ikna olmamış gibi, Sula’nın davranışlarını sık sık izah etmeye çabalıyor ve bu izahlar da pek ikna edici değil. Sula’nın kötüyü ve iyiyi ilk anda göründüğü gibi siyah-beyaz tanımlamaması, sahiplenmek / paylaşmak arasında aldığı pozisyon vs ilginç olsa da, genel olarak çizgileri belirsiz, tuhaf bir yerde kalıyor bence yaklaşımı.
Hızla canavarlaşmakta olan kapitalizmin insanlara ama özellikle siyahlara ettiklerini, yarattığı korkunç baskıyı gayet iyi çiziyor olsa da, dediğim gibi genel olarak kurgu ham kalmış gibi hissettiriyor. Kitabın en güzel kısmı ise olayların geçtiği Medallion kasabası. O kasabanın duygusunu, geçirdiği dönüşümü, insanlarının kasabayla kurduğu ilişkiyi çok güzel aktarmış.
Ezcümle; Morrison’un diğer romanları kadar güçlü olmayan, ortalama bir metin Sula. Sevilen üçlemesine doğru yola devam madem.