Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mehmet Kaplan, benim lise yıllarında Edebiyat Ders Kitabını okuduğum şahsiyet.

O dönemde, Edebiyat dersleri, onun sayesinde çok sıkıcı geçiyordu. Çünkü kendisi, objektif olmanın çok dışında, Cumhuriyet dönemi ilerici edebiyat akımlarına zerre yer vermeden, Osmanlı dönemi ağırlıklı bir Edebiyat ders kitabı hazırlamıştı.

Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı muhteşem romanını okuduktan sonra, bu kitabı da alıp okumak istedim; ama açıkçası hayal kırıklığına uğradım.

Mehmet Kaplan, romanın analizini yaparken, bazı konuları ve bölümleri göz ardı etmiş.
Bunlar arasında benim fark ettiklerim, Hayri İrdal'ın sevgilisiyle ilişkisi hiç ele alınmamış; daha da önemlisi, romanın belki de en önemli bölümlerinden biri olan Balo olayı, hiç konu edilmemiş.

Bu şekilde Tanpınar çözümlemesi olmaz, kanımca.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
insana çok iyi gelen bir metin...
"Bir başkasına yardım etmedikten sonra yaşamanın bir mânâsı var mı diye düşündü Furlong."

Ay seni nasıl çok sevdim Bill Furlong, nasıl. İrlandalı yazar Claire Keegan'la ilişkim derinleştikçe kendisine duyduğum hayranlık daha da artıyor. Minicik kitaplar (bu mesela 86 sayfa) yazıp içlerine bunca duygu yoğunluğunu sığdırmayı nasıl başarıyor bilmiyorum. 2022 Booker Ödülü'nün kısa listesinde yer alan "Böyle Küçük Şeyler"i acayip sevdim.

Bir kitabı "şefkatli" olarak tanımlamak saçma mı olur bilmiyorum ama bence bu kitap öyle hakikaten, anlattığı öykü insanın kalbini okşuyor. Aslında oldukça sert bir hikâye anlatıyor olmasına rağmen hem de, böyle tuhaf bir naiflik sinmiş gibi metne.

Babasız büyüyen Bill Furlong'un kendisi bir aile kurduktan sonraki hayatındaki 1 haftaya göz atıyoruz bu kısa kitapta. Eşi ve kızları ile oldukça huzurlu, dingin, mutlu bir hayata sahip kendisi ama bir yandan da bu yeterli mi diye soruyor, sorguluyor. İnsan sadece kendine iyi gelerek iyi ve mutlu olabilir mi, çevremizdeki kötülüğe, acımasızlığa ne kadar göz yummalıyız, o denge nasıl kurulur?

Keegan'ın eserlerinde güçlü ve yoğun duygular yaratan insan hikâyeleri ön planda olsa da, arkaya da nefis bir toplumsal panorama çizmeyi ihmal etmiyor, burada da aynı şey olmuş. Sonuncusu 1996'da kapatılan ve anladığımız kadarıyla korkunç yerler olan, evsiz kadınların kaldığı Magdalen Çamaşırhaneleri'nin varlığından da bu kitapla haberdar oldum. Avrupa'nın göbeğinde böyle bir kabus yaşanabilmiş olmasını pek acayip ve pek düşündürücü buldum.

Kitap bir Noel döneminde geçiyor. Dolayısıyla tam şu sıralar okunmalık sanki. Karlar altında, soğuğun içinden seslenen ama insana çok iyi gelen bu metni şu sıra okumak iyice içine girmenizi mümkün kılacaktır bence.

Claire Keegan ile yolculuğumuz devam edecek muhakkak.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor...
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor...
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor...
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor...
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor...
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor.

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor...
"Bir at! Bir at verin bana! Bir ata, krallığım feda!"

Shakespeare'in erken dönem eserlerinden olan bu dörtlemeyi sonunda tamamladım. Hikâyeden kopmamak için hepsini peş peşe okudum, okumaya niyeti olan varsa öyle yapmasını öneririm zira çok sayıda karakter var ve arka arkaya okuyunca bile insan karıştırabiliyor, hele ki isimler tekrarlayınca.

Valla duygudan duyguya sürüklendim. İlk kitap olan VI. Henry I fena değildi, VI. Henry II epeyce iyiydi, VI. Henry III'ü sanırım "bitse de gitsek" duygusuyla yazmış Shakespeare, herkesin birbirini bıçakladığı fragmanlardan ibaret bir metin, tüm bunların sonunda vardığım III. Richard ise "iyi ki okumuşum hepsini" dedirtti zira Özdemir Nutku'nun önsözde söylediğine tamamen katılıyorum: "İnsana öyle geliyor ki, sanki Shakespeare, karakter yaratmada üstün yaratışın kilidini Richard'la açmıştır."

İngiltere'nin meşhur Güller Savaşı dönemini (1455-1485) anlatıyor bu dörtleme. York ve Lancaster ailelerinin bitmek bilmez bir taht kavgasına tutuştuğu, aileleri destekleyen lordların sürekli taraf değiştirmesiyle bir türlü bitmeyen ve sonunda da kimsenin kazanamadığı, Tudor hanedanının önünü açan o karanlık iç savaş yılları.

İlk üç kitap sanki III. Richard'a varmak için yazılmış gibi sahiden, zira ancak onu okurken "hah, işte şimdi Shakespeare okuyorum" duygusu geldi. Önceki üç kitapta yazarın alışık olduğumuz şiirli cümleleri ve insana dair incelikli gözlemleri maalesef pek yoktu. Fakat III. Richard'la beraber iktidar hırsını ve iktidar hedefinin yaratabileceği sonsuz suçlar zincirini öyle güzel anlatmış ki, ben tatmin oldum. Malum, Shakespeare'in çok zamansız yazdığı, bu nedenle hala çok okunduğu söylenir, öyle sahiden, insana içkin şeyleri çok keskin görüp aktarıyor; sahne değişiyor ama yazdıkları hala geçerliliğini koruyor. (O kadar ki - III. Richard'ın tahta çıktığı bölümde durmaksızın Kemal Kılıçdaroğlu'nu düşündüm, tabii keşke düşünmeseydim ama işte Türkiye siyaseti kitap okurken bile peşimizi bırakmıyor...)

Ezcümle, epey genç yaşında yazdığı için teknik açıdan sorunlu ve zayıf başlamış da olsa, finaliyle beni çok mutlu eden bir dörtleme oldu. Külliyatı tamamlama yolculuğum sürecek.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın üslubu nefis, yer yer epey masalsı...
"Bir akşam çocuk okuldan eve dönüş yolunda annesine sordu: 'babam kim?' Annesi herkesin, çocukların bile gerçeği bilmeye hakkı olduğunu düşündü. Dolayısıyla büyük bir dürüstlükle cevap verdi: 'benim.'"

Yarı Fransız-yarı Şilili genç yazar Miguel Bonnefoy'un bir ailenin 150 yıllık geçmişi üzerinden aslında Şili'nin tarihini anlattığı romanı Miras beni şaşırttı zira uzun zamandır Latin Amerikalı genç yazarların büyülü gerçekçilikten uzak durduğunu, hatta üzerlerine giydirilen bu gömlekten biraz sıkılıp başka türlerde eserler vermeye çabaladıklarını biliyoruz. Oysaki Miras düpedüz bir büyülü gerçekçi roman, hatta gerek bir ailenin öyküsünü kuşak kuşak anlatışı, gerekse de bunu yapış biçiminde tercih ettiği dil ile epeyce Yüzyıllık Yalnızlık'ı andırıyor.

Fransa'dan California'ya gitmek için yola çıkıp kendini Şili'de bulan büyük dedenin öyküsüyle başlıyor anlatı ve Pinochet darbesinden sonra işkence görüp ülkeden kaçmak zorunda kalan son kuşak temsilcisine dek uzanıyor.

Kitabı okurken kesinlikle keyif aldım, özlediğim bir tadı buldum, kendimi edebi açıdan tanıdık bir yerde hissettim. Yazarın üslubu nefis, yer yer epey masalsı. Bireysel bir öykünün arka planına kanlı siyasi tarihi oturtmayı da gayet iyi becermiş ki zaten malumunuz bu iş iyi büyülü gerçekçiliğin alamet-i farikalarındandır.

Ancak... Bir şey eksik sanki, bilemiyorum. Kitabın başındaki karakterler nefis çizilmişti (özellikle aynı küvette yıkanan Lazare ve Therese'nin birbirlerine aşkları müthiş hoştu) ancak ilerledikçe zayıflıyor bence metin. Olaylara odaklanır oluyor yazar ve anlattığı karakterler gitgide daha tek boyutlu hale geliyor, hatta sanki o olayı aktarmak için metne eklenmişler gibi bir his yaratıyor insanda. Örneğin ailenin son kuşak temsilcisi Ilario Da'nın nasıl biri olduğuna dair çok az fikrim var - gördüğü işkenceleri anımsayacağım şüphesiz ama karakterin kendisine dair pek az şey kaldı bana.

Neyse, sonuçta akıp giden, okuması lezzetli bir kitap Miras ama bu bahsettiğim problemin kitabın değerinden ve insanda iz bırakma gücünden çok şey eksilttiği kanaatindeyim naçizane.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir