Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kore edebiyatından çok fazla okuma yapmamıştım.Bir tek Han Kang diyebilirim hatta.Ona da epey zaman olmuş ara vermiştim.Bu yaza girerken bir Kore edebiyatı yolculuğuna çıkmak istedim. İlk durağım bu kitap oldu.Aynı zamanda yayıneviyle de ilk defa tanıştım.
Konusu her yerde karşınıza çıkacaktır zaten ama bende bıraktığı hissiyat daha kıymetli.Altını çizdiğim tek bir cümle yok ama kitaptaki her bir karakterin iç sıkıntısını derinden hissettim.Akademisyen değilim ama öğretmen olarak da çok fazla şey buldum kendimden.Öğrencilerle yaşadığımız sorunlar,eğitimcilerin birbirlerine olan psikolojik şiddetleri,bir yerde bir insanda bir işte tutunma çabası ve kaygısı... Öğretmenliğin yedi yirmidört devam eden bir iş olması ve bunun verdiği tüm hayatına yayılan geniş kaygı.Yazar bunları yine de o kadar naif iletmiş ki...İlk kitap için çıtayı yükseğe koyduğunu düşünüyorum.Lotus yayınevinden 4 tane daha Kore edebiyatı kitabım beklemede.Yazarla bizleri buluşturdukları için çok teşekkürler.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Düyşen öğretmen ve öğrencisi Altınay… Düyşen, Lenin’i çok seven ilk ve gerçek komünistlerden. Bu yüzden köyüne gelip okul yapmaya köyde daha önce hiç okul görmemiş çocuklara okuma yazma öğretmeye başlıyor. Cehalet ve kötü kalplilik ise her devirde, her durumda, güzel olan her şeyin tam karşısında duruyor. Aynen bu hikayede de olduğu gibi. Bir öğretmen ise asla sadece bir öğretmen değildir. Bir öğretmen, bir öğrencinin hayatını tepeden tırnağa değiştirebilir. Bunun sayısız örnekleri var. Öğretmeniniz yaptığınız bir resme, yazdığınız güzel bir yazıya veya bir şiire aferin demişse yaşınız kaç olursa olsun bunu unutmazsınız mesela.
Çok kısa olmasına rağmen güzel ve sarsıcı bir kitaptı. Gerek olay örgüsü gerekse verdiği mesajlar bakımından çok kıymetli. Tüm öğretmen meslektaşlarımın okuması gerektiğine inanıyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  13
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın doğasında dokunmanın, göz göze iletişim bağ kurmanın yerinin ne kadar önemli olduğunu çok enteresan vakalar ile anlatan etkileyici bir kitap. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren çoğunlukla anne ile kurulan ilişkinin içeriği aslında ileri dönemde karakterimizi davranışlarımızı nasıl etkiliyor nasıl yönlendiriyor, birebir gerçek kişilikler üzerinden gözler önüne seriyor eser. Aslında dünyaya geldiğimiz an itibarı ile ebeveynleriniz size dokunarak, kucağına alarak, konuşarak, şarkı söyleyerek, koynuna sokup kokunuzu içine çekerek, ihtiyaç olan her anda yanınızda olarak ilerde meydana gelebilecek travmaları nasıl engelliyormuş analiz etme şansı sunuyor eser aynı zamanda geniş ailelerde daha çok kişi ile iletişim ve bağ kurarak duygusal olarak nasıl pekiştiğimizi ve hayata daha hazırlıklı olduğumuzu anlıyoruz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Gördüklerini görmezden gelmek bu toplumda erdem sayılan bir alışkanlık"

Adı olmayan bir ülkede bilinmeyen bir zamanda meydana gelen patlamalar etrafta bulunan silahlar ve mermiler... Bu durum yazarın dikkatini çeker ve farkındalığı arttırmak adına bu konu üzerinde kitap yazmaya başlar. Ancak kitabını sonlandıramadan ortadan kaybolur. Kitabın ortasına kadar aynı karakteri ikinci kez okumuyoruz. Hatta sonra o karakterlerden bir daha bahsedilmiyor bile. Ve karakterler bize isimleriyle değil meslekleriyle uğraşlarıyla veriliyor. Ahmet değil de yazar, Ayşe değil de doktor gibi. Yazarın Notu kısımlarında verilen sosyal mesajlar ve karakterlere dair düşünceler ile aslında yazar bazı sonuçları biz okuyuculara bırakıyor. 

16 yıl önce yazılmış yarı ütopik bu kitabı okurken şimdiki zamanla arasında benzerlikler bulunması insanı oldukça ürkütüyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kronolojik bir sırayla tarih ve biyografi okumayı sevmiyorum. Böylesi çok daha güzel, çok daha akılda kalıcı ve zihin açıcı. Üstelik harika bir yazar, mükemmel bir çevirmen elinden çıkmışsa, tadına doyum olmuyor.

Şu sıralar Ortadoğu' da - kısmen ülkemizde de- yaşanan olaylar, o gün Avrupa' da yaşananlara o kadar benziyor ki, kendimi " Tarih tekerrürden ibarettir! " demekten alamıyorum. Savaşlar hiç bitmiyor yeryüzünde, bitecek gibi de görünmüyor. Mann' ın " Özgürlükler " ülkesi olarak gördüğü ABD, ( Chicago konferansı) şimdilerde esaretin ve vahşetin baş sorumlusu.

Bu arada, elimizdeki kitabın ilgili bölümünü okurken, Beethoven' in Opus 132 nolu dörtlüsünü dinlemek ilginç bir deneyim olacaktır.

İyi okumalar.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu vatansever, sağduyulu, dürüst, iyi yetişmiş siyasetçimizin isminin bugün Türkiye'de unutulmuş olması büyük üzüntü verici. Geleceğin siyasetçisi olacak genç kuşakların Ekrem Alican'ın anılarını ve verdiği fazilet mücadelesini okumasını dilerim. Alican'ın akıcı üslubu ile 1950'lerin 1960'ların buhranlarla dolu siyaset yıllarının içindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz kendinizi ve günümüzle olan şaşırtıcı benzerlikleri de keşfediyorsunuz. Olmasını arzu ettiğimiz siyasetçi prototipinin nasıl yalnız bırakıldığını ve siyasetten yavaş yavaş koparıldığına şahitlik ediyorsunuz bu anılarla. Ruhu şad olsun. Ekrem Alican'ın herşeye rağmen gelecekte daha da çok değerinin anlaşılacağına, örnek alınacağına ve hakkında akademik tezler yazılacağına inanıyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle belirtmeliyim ki bu kitap bir bilimkurgu klasiğidir ve Asimov'un kaleminden çıkan, herkesin okuması gereken iki kitabından biridir benim için (diğeri Ben Robot'tur).

Vakıf kitapları içi kronolojisinde üçüncü, yazım sırasında ilk kitap. Tüm kitaplarda olduğu gibi, bence yazarın yazım sırasına göre okunmalı yani başlamak için doğru kitaptasınız.

Asimov, kitabı yazarken Roma İmparatorluğu ile paralel olarak kurgulamış, özellikle imparatorluğun dağılışı ile. Bu nedenle benim ilginç bulduğum eserlerdir orijinal üç Vakıf kitapları.

Son bir not olarak, eğer tüm vakıf kitaplarını okuyacaksanız önce Asimov'un diğer kitaplarını da okumanızı öneririm; sadece bunu ve ya sadece orijinal üçlemeyi (bundan sonrasını anlatan, Vakıf ve İmparatorluk ile İkinci Vakıf kitaplarını) okuyacaksanız gerek yok ama.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatın Acemiliği
Kendisini bir video paylaşım platformundan izlemeyi çok sevdiğim, anlatımıyla ses tonuyla her zaman kendine has üslubunu yansıtan Beyhan Budak'ın bu kitabı oldukça sade ama etkileyici bir anlatıma sahip. Hayatın içinde yaşadığımız zorluklar, içinde bulunduğumuz durumlara karşı zihnimizden geçen olumlu veya olumsuz düşünceler, çözüm yöntemleri çok güzel bir dille anlatılmış. Derin bir psikoloji veya psikiyatri kitabındaki anlatımları hayal etmeyin. Bu kitap gerçekten de hayatın içinde herkesin anlayabileceği bir dilde anlatıyor psikolojik yaklaşımları. Beyhan Budak'ın yaşanan durumlara ilişkin yaptığı isimlendirmeleri çok sevdim. Mesela, pembe panter yanılsaması pek çok kişinin yaşayıp da anlamlandıramadığı bir durum. Bunu kitapta çok güzel anlatıyor. Kendi yaşamından, çalışma hayatından, aile yapısından örnekler vermesi ise sizi kitabın içine iyice çekiyor. Siz de okudukça kendinizden bir şeyler buluyorsunuz kitapta. Üstelik de kendinizi bulduğunuz anlatılarda, çözüme ilişkin ipuçlarıyla ilerlemek de daha kolay oluyor. Kitap çok uzun olmadığı için kısa sürede okunup bitirilebilir. Ancak benim tavsiyem altını çizerek not alarak okumanız. Çünkü eğer kitaptakileri iyice özümseyip uygulamaya da koyabilirseniz hayat kalitenizi yükselteceğini düşünüyorum.

Keyifli okumalar diliyorum.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Leonora Neville’in Bizans Tarihçileri ve Tarih Yazımı Rehberi Adlı Eseri Üzerine Bir Değerlendirme
Leonora Neville’in Bizans Tarihçileri ve Tarih Yazımı Rehberi adlı eseri, MS 600 ile 1480 yılları arasında Bizans dünyasında Yunanca kaleme alınmış tarih metinlerinin anlaşılmasına yönelik kapsamlı bir çalışma sunmaktadır. Bizans tarih yazıcılığının gelişimini ve yöntemlerini ele alarak, tarihçilerin olayları nasıl kaydettiğini, yorumladığını ve ideolojik olarak nasıl şekillendirdiğini gözler önüne sermektedir. Bizans tarih yazımının yalnızca olayları kaydetme pratiği olmadığını, aksine belirli siyasi, dini ve kültürel bağlamlara dayandığını vurgulayan Neville, bu rehber niteliğindeki çalışmasında, Bizans tarihçiliğinin kadim Yunan tarih yazımı geleneğinden beslenerek nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Kitap, klasik tarih anlatılarından uzun zaman dilimlerini ele alan kroniklere kadar farklı türdeki tarih metinlerini inceleyerek, Bizans tarihini çalışmak isteyen araştırmacılar için temel bir başvuru kaynağı olma niteliği taşımaktadır.

Neville, eserinde, Bizans tarihçiliğini biçimlendiren başlıca tarih yazarlarının çalışmalarını mercek altına alarak, her bir metnin yazıldığı dönem, yazarın kimliği, metnin içeriği, el yazmaları ve edisyonları ile hangi dillere çevrildiği gibi konularda ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. Bu sayede, tarih metinlerinin yalnızca bilgi içeren belgeler olmadığı, aynı zamanda belli başlı tarihsel aktörlerin bakış açılarını ve dönemin siyasi atmosferini yansıtan söylemsel yapılar olduğu açıkça ortaya konmaktadır. Yazar, farklı dillerde yazılmış araştırmaları süzgeçten geçirerek Bizans tarihçiliğinin temel kaynaklarını sistematik bir şekilde okuyucuya sunmakta ve bu metinler üzerine yapılmış yorumları da aktararak akademik bir tartışma zemini oluşturmaktadır. Kitapta, Bizans tarihçilerinin birbirleriyle olan ilişkileri, eserlerindeki ideolojik tutumlar ve tarih yazımında kullanılan anlatı teknikleri detaylı bir biçimde analiz edilmektedir. Bu bağlamda, Theophylaktos Simokattes’ten başlayarak Theophanes Kroniği, Theophanes Continuatus, Monemvasia Kroniği, Psellos, Attaleiates, Skylitzes, Anna Komnene, Khoniates, Pakhymeres, Gregoras ve İmparator Kantakouzenos’un eserleri gibi Bizans tarihçiliğinin temel metinleri ele alınmaktadır. Özellikle Türk tarihi açısından son derece önemli bilgiler içeren Doukas, Sphrantzes, Kritovoulos ve Khalkokondyles gibi son dönem Bizans tarihçilerinin eserleri de kitabın önemli bölümleri arasında yer almaktadır.

Bu isimler, 15. yüzyılın kritik dönüşüm süreçlerine tanıklık etmiş olup, Bizans İmparatorluğu’nun Osmanlı Devleti karşısındaki durumunu, Konstantinopolis’in fethini ve Osmanlı yönetimi altındaki Bizanslıların deneyimlerini aktaran birincil kaynakları oluşturmuşlardır.
Doukas (1400 civarı – 1462 sonrası), Bizans’ın çöküş dönemiyle ilgili en önemli tarihçilerden biri olarak kabul edilmektedir. Historia Turco-Byzantina adlı eseri, özellikle Osmanlıların yükselişi ve Konstantinopolis’in 1453’te Osmanlılar tarafından fethi konusunda ayrıntılı bilgiler içerir. Doukas, Osmanlı tarihini Bizans tarihiyle birlikte ele alan bir yaklaşıma sahiptir ve eserinde Osmanlı padişahlarının politikalarını, Bizans üzerindeki etkilerini ve savaş stratejilerini ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Eserinde Bizans’ın düşüşünü dini bir perspektiften değerlendirerek, Osmanlı hâkimiyetini Tanrısal bir ceza olarak gören bir bakış açısı sunar.

Georgios Sphrantzes (1401 – 1478 civarı), Bizans İmparatoru XI. Konstantinos Palaiologos’un yakın çevresinde bulunmuş ve imparatorluğun son yıllarına bizzat tanıklık etmiş bir tarihçidir. Chronicon Minus adlı eseri, özellikle Osmanlılar ile Bizans arasındaki diplomatik ilişkiler, Konstantinopolis’in düşüşü ve Bizans aristokrasisinin Osmanlı yönetimi altındaki durumuna dair birinci elden bilgiler sunar. Sphrantzes, Bizanslı bir devlet adamı olarak olayları yakından gözlemleme fırsatı bulmuş olup, Osmanlı padişahlarıyla ilgili tasvirlerinde doğrudan gözlemlerine dayanan anlatılar sunmaktadır.

Kritovoulos (1410 civarı – 1470 sonrası), Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’e hizmet etmiş ve onun adına tarih yazmış Bizans kökenli bir tarihçidir. Fatih Sultan Mehmet Tarihi (History of Mehmed the Conqueror) adlı eseri, Osmanlı padişahını olumlu bir şekilde tasvir eder ve onun liderliğini, askeri stratejilerini ve devlet yönetimindeki başarılarını vurgular. Kritovoulos’un tarih yazımı, Ksenophon ve Thukydides gibi klasik Yunan tarihçilerinin yöntemlerine dayanır; tarafsız bir üslup benimsemeye çalışsa da, Osmanlı yönetimini meşrulaştıran ve Fatih Sultan Mehmet’i ideal bir hükümdar olarak sunan bir yaklaşım sergiler.

Laonikos Khalkokondyles (1423 – 1490 civarı), Tarih (Histories) adlı eseriyle tanınır ve özellikle Osmanlıların yükselişini, Bizans’ın çöküşünü ve Osmanlı-Bizans ilişkilerini ele alır. Khalkokondyles, Bizans’ın çöküşünü büyük bir tarihsel dönüşüm olarak değerlendirirken, Osmanlıların Bizans mirasını devralan bir güç olarak yükseldiğini vurgular. Eserinde Osmanlı padişahlarını ve yönetim sistemini eleştirel bir şekilde analiz ederken, Bizanslıların Osmanlı idaresi altındaki durumlarına dair de önemli gözlemler sunmaktadır.
Bu tarihçilerin eserleri, Bizans’ın son yüzyıllarını anlamak için kritik öneme sahiptir. Osmanlıların yükselişine, Bizans’ın çöküş sürecine ve iki imparatorluk arasındaki ilişkilere dair birinci elden bilgi sunmaları bakımından, hem Bizans hem de Osmanlı tarihçiliği açısından vazgeçilmez kaynaklar arasında yer almaktadır.

Neville’in çalışması, Bizans tarihçiliğine yalnızca birincil kaynakları inceleyerek yaklaşan geleneksel yöntemlerden farklı olarak, tarih yazımını dinamik bir süreç olarak ele almakta ve bu sürecin ardındaki güç ilişkilerini deşifre etmektedir. Bizans tarihçileri, yalnızca geçmişi kaydetmekle kalmamış, aynı zamanda imparatorluk ideolojisini destekleyen, belli bir politik ajandaya hizmet eden veya mevcut yönetimi eleştiren anlatılar üretmiştir. Bu durum, tarih yazımının dönemin toplumsal, siyasi ve entelektüel ikliminden bağımsız olmadığını göstermektedir. Neville, bu noktada tarih yazımını yalnızca bir olay aktarımı olarak değil, aynı zamanda bir düşünce inşası süreci olarak değerlendirmekte ve tarihçilerin metinlerinde bilinçli olarak tercih ettikleri anlatı stratejilerini incelemektedir.

Eser, tarih metodolojisi açısından da önemli bir perspektif sunarak, Bizans tarih yazımını çalışan akademisyenlere, araştırmacılara ve tarih meraklılarına kapsamlı bir yol haritası çizmektedir. Neville’in analitik yaklaşımı, tarihsel metinlerin nasıl okunması ve değerlendirilmesi gerektiğine dair önemli metodolojik ipuçları vermekte, okuyucunun tarih yazımına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmasını teşvik etmektedir. Özellikle, tarihçilerin kullandıkları dilin ve anlatı biçimlerinin nasıl bir ideolojik bağlama oturduğunu gösteren analizleri, Bizans tarihçiliğini daha geniş tarihsel ve entelektüel çerçevede konumlandırmaktadır.

Bu bağlamda, Bizans Tarihçileri ve Tarih Yazımı Rehberi, Bizans tarihini anlamak isteyen herkes için adeta bir pusula niteliğinde. Akademik bir araştırma mı yapıyorsunuz? Tarih yazıcılığının nasıl şekillendiğini mi merak ediyorsunuz? Yoksa Bizans’ın çöküşüne tanıklık eden tarihçilerin Osmanlı yükselişine dair anlatılarını mı keşfetmek istiyorsunuz? Bu kitap, tüm bu sorulara tatmin edici yanıtlar sunuyor.

Leonora Neville, kuru bir akademik metin sunmak yerine, tarihçilerin eserlerini bağlamlarıyla birlikte tanıtarak adeta bir zaman tünelinden geçmenizi sağlıyor. Kitap, Theophylaktos Simokattes’ten başlayıp Doukas ve Khalkokondyles’e kadar uzanan geniş bir yelpazede Bizans tarihçiliğinin evrimini ortaya koyarken, her metnin nasıl ve neden yazıldığını sorgulatıyor. Entelektüel bir dedektif gibi, her anlatının ardındaki motivasyonları keşfetmenize imkân tanıyor.

Eğer Bizans tarihine ilgi duyuyorsanız veya tarih yazımının inceliklerini anlamak istiyorsanız, bu kitap kesinlikle okunması gerekenler listesine girmeli. Çünkü tarih yalnızca yaşanmış olaylardan ibaret değildir; nasıl anlatıldığı da en az yaşandığı kadar önemlidir. Bu rehber, tam da bu noktada devreye girerek tarihin yalnızca galipler tarafından yazılmadığını, aksine, her kalemin kendine has bir sesi olduğunu gösteriyor.
Yanıtla
2
2
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Mart 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, üç farklı zaman diliminde ve mekânda, insanlık için büyük öneme sahip arıların izini sürerken, geçmişin derinliklerinde yolculuğa çıkartıyor ve geleceğin nasıl şekillenebileceği üzerine düşündürüyor.
Yazarın önceki eserlerinin çocuklar için yazmış olması, onu her üç öyküde de ebeveyn-çocuk ilişkilerine dair dokunuşlar yapmaktan alıkoyamamış.Sonundaki teşekkür yazısına bakıldığında aslında yazarın arılar konusunda çok detaylı araştırmalar yapmış olduğunu ancak okuyucuyu sıkmaktan ve çok fazla detaya boğmaktan çekindiğinden olsa gerek derinlik beklediğiniz yerlerde birden konu bitiyor.Başka kaynaklardan araştırma yaparken buluyorsunuz kendinizi.
Bu eser,aslında bir dörtlemenin ilk kitabı ve serinin amacı, dünyanın geleceğini olumsuz yönde etkileyebilecek kritik olaylar hakkında farkındalık yaratmak.Ne yazık ki,şu an için yalnızca bu kitap Türkçeye çevrilmiş durumda.
Kolayca okunabilen,fakat aynı zamanda derinlemesine düşündüren bir roman arıyorsanız, bu kitap tam size göre.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir