Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu bir anlatı kitabı, 95 yıllık koca bir ömür süren Seher anneanne, torunu Fethiye'ye aile kökenlerini, Ermeni tehcir'i zamanlarını anlatıyor ve Amerika'ya göç etmiş ebeveynlerini ve kardeşini bulmasını istiyor. Seher değilmiş, Heranuş'muş asıl adı. Objektif bir tarih, bir edebiyat şöleni değil. Ama hiç bir olay tek kaynaktan ve taraflı dinlenmemeli.(Her iki taraf için de söylüyorum) Ve her savaşın faturası sivillere çıkar, aslında savaşın kazananı olmaz. Bu da sivillerin ödediği bir faturayı anlatıyor. Çok kısa bir kitap. Sonda aile resimleri var.
Seher ninenin ruhu şad olsun. Yazar onun acısını hissettiriyor ama şunu da hissettiriyor: anneanne hınçla ve kinle değil, zorla kimlik değişimine rağmen güçlü yaşamış, umutlu yaşamış, dolu bir ömür sürmüş. Toruntaht olmuş. Unutmanın El Kitabının üstüne nasıl denk geldi, anlatamam.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muriel Barbery’nin kalemini zaten seviyorum ama Esrik Bir An bende çok daha farklı bir yerde durdu. Bu kitap bir olay örgüsünden çok bir ruh hâli anlatıyor gibi. Okurken sürekli yavaşlamam gerekti, bazı cümleleri iki kez okudum. Çünkü Barbery burada hikâye anlatmaktan çok bir atmosfer kuruyor.
Kitapta en çok hoşuma giden şey doğayla kurulan o derin bağ oldu. Sanki sayfaların arasından hafif bir rüzgâr esiyor, çimen kokusu geliyor. Karakterlerin iç dünyaları, doğanın döngüsüyle iç içe verilmiş. Özellikle saflık, masumiyet ve insanın kendi özüyle bağlantısı üzerine düşündürdü beni. Çok yüksek sesli bir anlatım yok; tam tersine, sakin ama yoğun bir metin.
Bazı bölümler bana fazlasıyla soyut geldi, hatta yer yer kopmuş hissettim. Ama sanırım yazarın yapmak istediği de buydu: Okuru konfor alanından çıkarıp sezgileriyle okumaya davet etmek. Bu yüzden herkese hitap etmeyebilir. Net bir başlangıç–gelişme–son bekleyenler için zorlayıcı olabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
3,5 → 4

Freida McFadden kitaplarında artık tanıdık bir ritim var ve Mahkum da bu çizgiyi sürdürüyor. Hikaye ilk sayfalardan itibaren merak uyandırıyor. Okurken katil için birkaç tahmin yürütmek mümkün, özellikle yazarı daha önce okuduysanız. Yine de son sayfalardaki ters köşe, hikayeyi yukarı taşımayı başarıyor.

Freida’nın kitaplarında en sevdiğim yön, kısa bölümlerle ilerlemesi ve bu sayede çok kolay okunması. “Bir bölüm, bir bölüm daha” derken kitap hızla bitiyor. Bu tempo gerçekten iyi kurulmuş.

Genel olarak sürükleyici ve akıcı bir roman. Ancak yazarı birkaç kez okuduysanız, sürprizlerin etkisi azalıyor; çünkü artık o ters köşeyi bekleyerek okumaya başlıyorsunuz. Keyifli ve hızlı bir okuma oldu; ama artık beni gerçekten şaşırtacak bir Freida kitabı arıyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazılanları dikkat çekici bir şekilde anlatabilmek, başka bir beceri ister, maharet gerektirir. Eğer anlatıcı kötü ise, öykü başarılı olduğunda bile dinleyene sıkıcı gelebilir. Mark Twain, dinleyicilerin sıkılmaması ve dikkatli bir şekilde dinlemesi için; anlatıcının nelere dikkat etmesini bizlere aktarıyor. Ne zaman kısık sesle konuşmalı, ne zaman sesimizi yükselterek hitap etmeli, vurgu ve tonlamada ne yapmalıyız; bu kitapla öğreniyoruz. Bunun dışında Mark Twain’in farlı hikayelerini de eserde buluyoruz. Bu hikayeleri çok güzel bir tasarımla bu kitapta toplamış Dorlion Yayınları.

Nasıl ki anlatırken heyecanımız, anlatış biçimimiz önemli ise kitabın da kapağı ve tasarımı bir noktada önemli. Ray Bradbury, “Kitabı kapağına göre yargılama” dese de, kitabı okurken tasarımı, görüntüsü, kalitesi de bazen biz okurları cezbedebiliyor. Bu yüzden Dorlion Yayınları, bu özelliği ile de okurların dikkatini çekmeyi başarmış.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aleksandar Hemon’un Hayatlarının Kitabı benim için klasik bir roman okuma deneyiminden çok daha fazlası oldu. Bu kitapta kurgu ile gerçek arasındaki çizgi o kadar ince ki, okurken bazen bir hikâye değil de bir insanın kalbinin içini okuyormuşum gibi hissettim.
Hemon’un dili oldukça sade ama bir o kadar da derin. Özellikle aile, kayıp, göç ve aidiyet temalarını işlerken kelimeleri özenle seçtiği çok belli. Bazı bölümlerde içim sıkıştı; yazarın yaşadıklarını bilmek, anlatılanları daha da ağır ve gerçek kılıyor. Duygusal anlamda yorucu ama bir o kadar da etkileyici bir kitap.
En çok hoşuma giden şey, acının gösterişsiz bir şekilde anlatılması oldu. Abartılı dram yok; tam tersine, sakin ama sarsıcı bir anlatım var. Özellikle aile bağları üzerine yazdığı kısımlar beni çok etkiledi. İnsan kendi hayatını, kendi ailesini düşünmeden edemiyor.
Yer yer deneme tadında ilerlemesi bazı okurlar için durağan gelebilir ama ben bu samimiyeti sevdim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Piraye Seyir kitabını bitirdim.
Bazı kitaplar vardır, sadece okunmaz… hissedilir. Piraye Seyir tam olarak böyle bir eser. Sayfalar ilerledikçe bir karakterin hayatına değil, kendi iç dünyanıza doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yazarın dili yalın ama bir o kadar derin; her cümle sanki kalbe dokunmak için özenle seçilmiş.
Hikâyede yer yer hüzün, yer yer umut öyle dengeli verilmiş ki, okurken kendinizi bir sahnenin içinde bulmanız kaçınılmaz. Özellikle duyguların aktarımı o kadar gerçek ki, bazı satırlarda durup düşünmeden edemiyorsunuz.
Bu kitap, sadece bir hikâye anlatmıyor; aynı zamanda insana kendini sorgulatan, geçmişiyle yüzleştiren ve belki de en önemlisi, yeniden hissetmeyi hatırlatan bir yolculuk sunuyor. Bitirdiğinizde içinizde tatlı bir sızı ve uzun süre geçmeyecek bir etki bırakıyor.”
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatımlarda gerçek bir ‘var olma’ mücadelesine şahitlikle milletimizin yaşayan ruhunun ve aidiyet duygusunun izlerine rastlıyoruz. Bu anlatımlar, milletimizin dip derin şuurunun ve derin mizacının mücadele cihetli bir görüntüsüdür adeta. Balkanlar, Trakya ve Anadolu insanının kadim değerleriyle mecz olmuş diğerkamlık ve benzeri birçok senkronik duygudaşlığa karşılık gelinmektedir. O dönemlerde, insanlar hem birbirine yoldaş, hem de yaşadıkları mücadeleler keskin bir bıçak hükmündedir. Bulgar zulmü ve göç sırasında daha çok hüzün taşıyan burkucu bir özlem hali olsa da geleceğe taşınan umut halini de hissediyoruz. Elbette ki zaman ve sabır, güçlükleri ve acıları dindiren olacaktır. Bu meşakkatli yıllarda Müslüman Türkler için dünya mihneti çetin yaşanmıştır. Bu dönemlerde insanları dinlemek onlarla ünsiyet kurmak derin bir kitabı okumak gibi olacaktır muhakkak. Hani derler ya yarası olmayanın hikâyesi olmaz diye işte tam da yarası olanların hikâyesi bunlar diyebiliriz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın adının neden Nohut Oda olduğunu, okuduğumuz beş öykünün ardından anlıyorsunuz.

Bazen yoldan geçen insanları gözlemlerim. Nasıl bir hayat yaşıyorlar, ne iş yapıyorlar, şu an işe mi gidiyorlar yoksa okula mı; belki birine çay içmeye gidiyorlardır…bilemiyorum. Eve döndüklerinde nasıl bir ortamla karşılaşıyorlar? Aileleriyle mi yaşıyorlar, yoksa yalnızlar mı? Mutlular mı, mutsuz mu, huzurlu mu, hasta mı… Kendi kendime onların hayatlarına dair ipuçları yakalamaya çalışırım.

Bu kitabı okuduğumda ise her insanın o küçücük “odalarında” neler yaşadığını hissettim. Herkesin kederi, mutluluğu ve yaşanmışlıkları birbirinden farklı. Şunu fark ettim ki, aslında kimsenin hayatına müdahale etme şansımız yok; herkes kendi yaşam çizgisinde ilerliyor.

Bugün, bu hayatları gözlemlemek yerine okuyarak hissettim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Derviş Ahmet peşkari efendi 13, hicri asrın başlarında Medine-i Münevvere'ye gitmiş, orada bir sene kalmış ve gördüklerini bu kitapta eski dönemin güzel üslubu ile anlatmış. O devirde Peygamber şehri Medine'de harem-i şerifinde nasıl bir dini hava vardı, edepler, merasimler, adetler nelerdi, Medine halkı neler yapardı, günlük yaşayış nasıldı Tayyibetü'l ezkar yani tatlı hatıralar (gerçekten de Medine'de olmak Medine'de ki anlarımız en tatlı hatırlarımız oluyor) adını verdiği bu küçük kitapçıkta bunlar güzel bir üslupla yazılmış keşke eski devirlerde daha çok sayıda böyle hatıra kitapları yazılmış olsaydı. Bu küçük kitapçığı zevkle ve merakla okuyacağınızdan eminim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnce ama içinde koca bir hayat taşıyan bir sorgulama romanı. Mert’in 18 yaşında kendini, aşkı, aileyi ve geleceği sorgularken kelimelere sığınması çok samimi işlenmiş. Bahadır’ın dostluğu, Songül ve Kasım’ın aile sıcaklığı, Edanur ile Berna arasındaki gelgitli aşk ise hikâyeye ayrı bir duygu katıyor. En güzeli de insanın içindeki karmaşayı yazarak iyileştirebileceğini göstermesi. “Bazen sadece biri bizi dinlerse içimizdeki karmaşa çözülür” cümlesi ise kitabın kalbine bırakılmış sessiz bir ışık gibi. Sıcak, içten ve genç ruhlu bir eser. Bir yazarın yolculuğundaki ilk kitabı çok anlamlıdır ve ben ilk kitaplara bayılıyorum. Kalemine kuvvet Fırat Kavalcı, devamını bekliyorum..
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir