Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Timurlular Devleti'nin En Kapsamlı Anlatılarından Biri
Moğol tarihine birincil kaynak teşkil eden bu hacimli eser, Moğol hanlarından Mirza Haydar tarafından yazılmasına rağmen dönemin Kaşgar Hâkimi Reşid Han'a ithaf edildiğinden - Reşid Han, Mirza Haydar'ın hamisi, kollayıcısıdır denilebilir - eser "Tarih-i Reşidî" olarak adlandırılmaktadır.

Eserin yaklaşık yüz elli sayfalık giriş bölümünde Moğol ırkı ve yazar Mirza Haydar'ın hayatına dair bilgiler yer almaktadır. E. D. Ross tarafından yazılan oldukça detaylı ve uzun sayılabilecek bu giriş kısmında ne yazık ki oryantalist bakış açısını yakalamak zor olmuyor. Yazarın doğu kültürüne karşı küçümseyici tavrı zaman zaman bilimsel çalışmanın önüne geçse de çevirmen tarafından yapılan tarihi ve nesnel bilgilendirmeler neticesinde bazı karışıklık veya art niyetli ifadelerin bertaraf edilmesi mümkün oluyor.

E. D. Ross tarafından kaleme alınan giriş bölümünü okurken Moğol ve Türk milletlerinin yazar tarafından sıklıkla karıştırıldığına ve hatta bazen her ikisinin aynı ırka mensup olduğuna dair kafa karıştıran ifadelere rastlamak mümkün. Bu karışıklıkların önüne geçebilmek için sayfaların alt kısımlarında yer alan dipnotlar oldukça faydalı oluyor.

Giriş bölümünün ilerleyen kısımları "Tarih-i Reşidî"nin bir özeti olarak ifade edilebilir. Moğolların Cengiz Han ile zirveye ulaşan başarılarının ardından onun torunları ile çöküşe geçen Moğol İmparatorluğu'nun ilk elden tarihini okumak ve Orta Asya-Hindistan coğrafyasında ve hatta Çağatay bölgesinde hüküm süren Moğol hanlarını ve hanlıklarını bizzat bu bölgelerde ömür tüketmiş bir Moğol hanı olan Mirza Haydar'dan okumak ayrıca keyifli. Eserde konu edilen hanların 13 ve 14. yüzyılları kapsayan bir dönemde yaşadıkları görülmektedir.

Kitabın yazılış sebebi, içinde bulunulan zamanda -1544- Moğolların o şanlı tarihinin unutulup gideceği endişesidir. Hatta "Tarih-i Reşidi"nin ilk kısmının sonunda eseri yazma sebebini şöyle ifade eder:
“Bilgimin eksikliğine, kabiliyetimin yetersizliğine bakmadan, ne hakla üslup fakiri kalemimi edebiyatın beyaz (kağıdı) üzerinde gezindirmeye çalışmak zorundaydım?

Benim haklılığım, Müslüman olan bu Moğul hakanları hakkında pek çok gerçek bilgi toplamamda ve kendimin de bunların tarihinde bir rol oynamamda yatmaktadır. Şu anda bu gelenekleri bilen benden başka biri yok. Bu yüzden, eğer ben buna kalkışmasaydım, Moğulların ve hakanlarının hatırası büsbütün unutulup gidebilirdi.”

Mirza Haydar, atalarının dilden dile aktarılan o altın çağlarını gelecek nesillerin de bilmesini ister.

Tarih, Tuğluk Timur Han’ın hükümdarlığından başlar, son Moğol hakanı Abdürreşid’e kadar kaydedilir. Kitaba “Tarih-i Reşidî” isminin verilmesinin nedenlerinden biri de budur. Kaşgar Sultanı Said Han (Abdurreşid), Mirza Haydar’ın donanımlı biri olmasını sağlayan kişidir; onun hamisi ve koruyucusudur.

Eserin “Mukaddime” bölümünde Mirza Haydar (Muhammed Hüseyin Kurkan oğlu), Allah’ın büyüklüğünü ve kudretini över. Kendisinin de ifade ettiği gibi bu bölümü Şerafettin Ali Yezidi’nin “Zafername”sinden aktarmıştır.

Kitap iki kısımdan oluşur: Tuğluk Timur Han’dan Abdurreşid zamanına kadar süren hanlık tarihi ve bizzat Mirza Haydar’ın diğer kavimlerin hakanları ile ilgili görüş ve anıları.

Tuğluk Timur Han’a kadar gelen han soyu ise şöyledir: 1. Alankua Kurkluk, 2. Buruncar Han, 3. Buka, 4. Dutumanin, 5. Kaydu, 6. Baysangar, 7. Tumana, 8. Kabal, 9. Birtan, 10. Yüsügey, 11. Çingiz Han, 12. Çağatay Han, 13. Mutukan, 14. Kara İsün, 15. Barak Han, 16. Duva, 17. İsen Buga Han, 18. Tuğluk Timur Han.

Birinci kısımda eserin müellifinin de sözünü ettiği gibi Zafername’den alıntılar bulunmaktadır. Tuğluk Timur’un soyu, İslâm’a geçişi, çeşitli seferleri ve diğer hanlarla giriştiği mücadeleler yine bu bölümü oluşturan alt başlıklardır.

İkinci kısımda ise Moğol ulusunun tarihi ve Moğolların Özbek, Çağatay gibi kavimlerle mücadelesinin yanı sıra bölgede hüküm süren önemli hakan ve beylerin tanıtılmaktadır. Aynı zamanda Mirza Haydar’ın bizzat komuta ettiği seferler ile fethettiği bölgeler hakkında da kendi anıları bulunmaktadır.

Genel tabloyu yansıtması bakımından eserin son sayfalarında Çağatay Hanedanı ile Timur Hanedanı’na ait soyağacı bulunmaktadır ki eserin hacminden de anlaşılacağı üzere birçok özel isim bu tarih kitabının sayfalarını doldurmaktadır. Takip etmekte zorlananlar için güzel bir harita olmuş.

Eserden bazı alıntılarla incelememi bitiriyorum:

"Başsız bir devlet ruhsuz bir vücut gibidir / Kuşkusuz başsız bir vücut harap olmuş kadar iyidir." (s.177)

"En cahil insanların fikrince, Emir Timur'a büyük bir talih parçası düşmüştü fakat kader onun önüne daha binlerce başarılacak iş yığmıştı." (s.177)

"Kader okuna karşı kalkan yoktur." (s.191)

Cengiz Han sülalesi en nihayetinde Çağatay Han ile devam eder ve Cengiz soyunun hükmü Kubilay Hanlığı, Altın Orda, İlhanlılar ile devam eder. Bu tarihlerden itibaren (yaklaşık 14.yy.ın sonları) Moğollara damat olan bir Barlas Türk'ü- Emir Timur/Timurlenk Timur İmparatorluğu'nu kurmuştur. Bu devirde Moğollar ve Türkler iç içe yaşamış, mücadeleler etmiştir. Timur bir Türk olmasına rağmen o zamanın anlayışına göre hükümdarlık Cengiz soyuna dayandırıldığından Timur da kendini bu soy içerisinde sayıp emirlikte hak sahibi olmuştur. Süregelen zaman içerisinde Moğol boylarının birçoğunun Türkleştiği anlaşılmaktadır. Öyle ki eserde Moğol ve Türk kavimleri neredeyse birbiri yerine kullanılacaktır.

Tarih okumayı sevenler ve özellikle Moğol tarihine ilgi duyanların bu eseri okuması elzem.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Bir ailenin geçmişinde şiddet yanlısı biri varsa, çocukları da bu eğilimi miras alabilir mi?" sorusunun etrafında şekillenen bir hikâyesi var kitabın. Roman, farklı karakterlerin bakış açılarıyla ilerleyerek okuyucuyu sürekli bir merakta bırakıyor. Sara'nın geçmişiyle ilgili korkuları ve Katie'nin davranışları, gizemi artıran unsurlar. Ayrıca, geçmişte işlenen suçların anlatıldığı kısa bölümler ve kayıp bir seri katil gibi yan hikâyeler de ana olay örgüsüne ustalıkla eklenmiş...
Anlatım güçlü, son derece akıcı. Hikaye baştan itibaren merak uyandırıcı. Tek eleştirim kitabın uzun olması. Şöyle bir 200 sayfa civarında olsaydı tadından yenmezdi. Gerçi beni rahatsız etmedi. Tavsiyemdir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Taha Kılınç'ın inceleme kitabı olan Bir Rüyayı Hatırlar Gibi kitabını bitirdim, zorda olsa. Zor olması hem yaşamımdaki bazı aksaklıklar hem de kitapta geçen şeyhleri inceleme açısından.
Savaştan önceki Suriye ve o dönemde dil öğrenme amacıyla oraya giden öğrenci olan Taha Kılınç'ın gözünden Suriye'nin anlatıldığı ,savaş öncesi ve sonrası karşılaştırmaların yapıldığı, sıkmadan resimlerle destekli bir gezi kitabı da diyebiliriz.
Yazar Suriye'den o denli etkilenmiş ki bu etki beni de kendine çekti ve artık imkansız da olsa savaş öncesi Suriye'yi ve savaş öncesi Suriye insanlarını tanımayı çok istedim.
Suriye halkına karşı olan ön yargım kırıldı belki ama ülkeme gelince değişen ve yozlaşan Suriyelileri de gördüm, bazılarını tenzih ederek.
Çok kapsamlı bir inceleme kitabı okudum, yazmak ve yorumlamakta ben yetersiz kalabilirim ama okuyun pişman olmazsınız. Keyifli okumalar!
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Perkin’in gittiği yerlerde konuştuğu kişiler kitaba bilimsellik katıyor. Kitap görünmeyen olayları bizim için görünür kılıyor.
Düzgün olmayan beton zemine serilmiş örtüler, ya da paket kağıtları üstünde uyuyorduk, ki onlar da her daim yakılan çöplerden çıkan külle ve fabrikanın çevreye saçtığı zararlı maddelerle kaplıydı. Tuvaletlerin giderleri her sokağın iki yanından akan açık lağımlara verilmişti. Bu lağımlar yüzünden köy yumruk büyüklüğünde böcekler ve hayal bile edemeyeceğiniz cüssede farelerle kaynıyordu. (44)
Son tahlilde mesele, Batı’nın sorunlara kayıtsızlığında ya da çözüm getirmek için motivasyondan yoksun olmasında değil, gerçekte Afrika’nın fakir kalmayı sürdürmesini istemektedir. Batılı ülkelerin halkları yardım etmeyi içtenlikle istemekte ve o yöndeki çabalara inanmakta. Ama Batılı devletler ve çokuluslu şirketler sürüp giden istikrarsızlıktan ve Afrika ülkelerinin perişanlığından muazzam kârlar çıkarmakta. (290)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap o kadar hoş ki nasıl anlatayım. İyi ki okumuşum diyorum. Aslında zaman tasarruf ederek çok daha güzel yaşıyoruz ama suratımız asık, eskiden sanki daha mutluyduk, çocukken ne güzel oyunlarımız vardı.
Çocuk Depolarından bahsettiği kısımlar o kadar acıydı ki yüreğim yandı. Biz çocukların çocuk depoları sayesinde hayal güçlerini ellerinizden aldığımızı söylüyordu yazar.
Aşağıdaki kısımları kitaptan aldım.
Duman adamlar ile ilgili Horo Usta: “Onlar varlıklarını, insanların ömrünü tüketerek sürdürüyorlar. Fakat zaman, gerçek sahiplerinden alınınca ölüyor. Her insanın kendisine ait belli bir zamanı vardır. Ve bu zaman da yalnızca onda kaldıkça canlıdır, yaşar.” (170)
Hora Usta: “İnsanlar zamanlarını nasıl kullanacaklarına kendileri karar verir. Zamanları korumak da onlara düşer. Ben yalnız paylaştırmayı yapabilirim.” (177)
“Çok yemek yedim,” dedi Kassiopeia’ya Momo, tiyatro harabesine geldiklerinde. “Çok yedim ama içimde doymamışım gibi bir his var.” (221)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  13
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Varlık mı yokluğu var etmiştir, yokluk mu varlığı?
Çoğumuz içinde bir tutam tarih olan kitapları biliriz ve severiz. Okuduğumuz o bazı destansı ve dramatik romanları. Çünkü iyi bir anlatıcının kaleminde bizi alıp götürecek, hüzünlendirecek, kalbimizi alacaklardır. Ve bu kitapları severiz çünkü kırık kalplerimizi tekrar onaracaklarını biliriz. Özellikle konu aile, öfkeli ebeveynler olduğunda hikayenin neresinde olursa olsun insanlık için farklı ruhlarda, farklı şekillerde yöneltilen ama aynı üzüntüyü, eksikliği, kalp kırıklığını hissettiren bu dramlarda paylaştığımız inceliklerin anlatılıp, dikkat çekildiğini görmekten mutlu olacağımızı biliriz. Kitapta anlatılan Canfeda Konağı’nın ve onun hayali sakinlerinin özünde güzel, ilham verici, yürek parçalayıcı, düşündürücü ve bütününde büyüleyici hikayelerinin anlatıldığı, Gece Açan Çiçekler gibi. Konağa hapsolmuş, yalnızlığa terk edilmiş, Halide. Yıllarca konaktan uzakta hayatlar süren kardeşler Cihangir, Zeliha ve Nihal, annelerinin ölümünün ardından, konağın satışı için son kez bir araya geleceklerdir. Bir yandan uzun yıllar öncesinde kalan bir aşk, Derviş Ali ile Handan’ın hikâyesi. Yüz yılı aşan bir uzaklıkta, Osmanlı zindanlarında, ölümünü bekleyen, saf aşkının peşinde derbeder olan, Derviş Ali. İki ayrı dönem aynı sonda buluşuyor kitapta. Tarihi kurguyu seviyorsanız, bence siz de kitabı seveceksiniz. Ne unutulmaz alıntılar, ne de yoğun olaylar, dikkatimizi çeken sadece bunlar değil, aslında sadece gerçek bir hayat var. Gerçek bir duygu…

"Hayatın kaçınılmaz yolculukları vardır; siz yola çıkmayı reddetseniz de kandırmacalarla erteleseniz de o yol gelip kalbinizin ortasına yerleşir."

Kitabın epigrafinde yazdığı gibi “Bir gece ne kadar uzun olursa olsun, karanlığı sonuna kadar sürmez.” Kaygıları, gelenekleri ve can sıkıntılarıyla dolu yaşanmışlıklar ve fikirlerin pişmanlıkla gözyaşlarına dönüşümü insanları derinden yaralar. Bazı yazarların kalemini, kurgusunu ve hikayede anlatmak istedikleri duygu çeşitliliğini çok seviyorum. Tarık Tufan’ın okuduğum dördüncü kitabı ve her birinde kaleminin gücüne hayran kalıyorum. Kitabın ismi de içinde anlatılan hikaye kadar anlamlı ve özel. Gece açan çiçekler, açıldıkları vakitte sadece görsel şölen sunmakla kalmazlar, aynı zamanda derin sembolik anlamlar ve tüm şeffaflıklarıyla doğaya dönüşümlerini sunar, geceye kendilerini pirüpak bırakırlar. İsmi kapağı gibi güzel, kapağı içeriği gibi göz kamaştıran bir hikaye.

“Edebiyatın bir vazifesi de ruhlarımıza teselli vermek değil midir?”

Yazar, Gece Açan Çiçekler’de kadını, aileyi, kardeşi, aşkı, anneliğin yükünü ve kuşaksal travmanın kendisini yıllar içinde nasıl çeşitli şekillerde gösterebileceğini kaleme almış. Çok etkileyici ve özlü bir anlatım. Öyle ki hikayedeki birçok satır üzerine bir süre düşündürecek fazla anlam var. Kitap bittiğinde de bu anlamlı satırların uzun süre akılda kalacağını düşünüyorum. Bazı satırlarda Tarık Tufan’ın yazım tarzının bilgeliği de beni büyüledi. Özellikle Halide’nin anlatımındaki bazı cümleler yüreğime işledi, boğazımı düğümledi. Ayrıca Sultan 2. Abdülhamid döneminin saray baş ressamı Fausto Zonaro ile Derviş Ali’nin dostluğunu gerçek bir dönemle kurgulanması, Zonaro’nun tablosunu araştırma merakına kapılmam ve gördüğüm resme, döneme dair okuduğum bilgilerin referans olması, bu etkileyici kurgunun gerçek bir tarihle karşılık bulmasını sevdim. Tarık Tufan’ı okuduğum kitapları kadarıyla anladım ki bir hikayeyi nasıl unutulmaz kılacağını biliyor ve konusunun her yönünü kullanıyor. Her iki hikaye de dramatik ama zıt şekillerde, geçmiş ve şimdiki zaman sürekli olarak birbirini tamamlıyor. Yazar tarihsel bir kurgu kaleme almış olsa da üslubunun samimiyeti ve betimlediği yüksek diksiyon sayesinde, tarihi kişilerin gerçekliği konusunda şüpheye mahal vermiyor.
Yanıtla
18
3
Destekliyorum  31
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kitabı çok sevmiştim. Devamı niteliğinde olan bu kitabı da gayet severek okudum. April biraz daha büyümüş ve Ayı'nın ona ihtiyacı var. Tabi ki bu çağrı cevapsız bırakılamaz. Dostluğun ve sevginin gücüne şahit olacağınız, küresel ısınmaya da değinen, doğaya hayvanlara verilen zararı da içinde barındıran bir kitap. Ayı yavrusunu kurtarmak için kendini tehlikeye atan ve sonunda amacına ulaşan bir genç kız. Severek okuyacağınız bir kızla Ayının arkadaşlığından çok daha fazlasına şahit olacağınız bir kitap.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İltica, mülteci, göç ve göçmen kavramlarına, aslında bize hiç de uzak olmayan bir bakış açısıyla; aynı herkesin bir engelli adayı olması gibi, herkesin bir mülteci ya da göçmen adayı olmasından hareketle bakan yazar, son tahlilde köktenci bir yorumla kavramları körü körüne savunma ya da reddetme kolaycılığına kaçmadan, neden / sonuç ilişkisini irdeleyerek, zor ama doğru olana yönlendiriyor. Bunun paralelinde, gurbette çalışanların, şantiye hayatının, farklı yaş gruplarının ilişkilere bakış şeklinin, ulusal ve uluslararası politikanın ve bunun gibi birbiriyle ilgisizmiş gibi görünen bir çok konunun girift ilişkisine de anılar ekseninde kah güldüren, kah hüzünlendiren, bazen öfkelendiren, bazen insanın içini ısıtan olaylar bünyesinde ışık tutuyor. Çok beğendim; bir solukta okudum. Takip ettiğim bir yazar; diğer kitaplarıyla beraber, yine kaçırılmaması gereken bir eser olmuş. Okunmalı...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kendisini gayet başarılı bulduğumu söylemem gerek. Özel sektörde çalışan, özellikle yönetsel seviyede olan ya da hedefleyen insanların okuması gereken bir kitap. Yazar hem olması gerekenlerle alakalı tecrübelerini çok güzel aktarıyor hem de okuyucu network, aile, eğitim gibi parametrelerin kariyer gelişimindeki rolünü tüm çıplaklığıyla fark ediyor. Bankacılık sektörünün son 20-30 yıldaki önemli kırılma noktalarıyla alakalı kıymetli ve içsel bilgileri de kitap aralarında görebiliyorsunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
27 Şubat 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İki yakın arkadaş, yıllar boyunca çocuk sahibi olmamayı savunur. Fakat sonra biri fikrini değiştirir... Ama hayat ona nasıl bir çocuk verecektir?
Kitap daha ilk sayfalardan itibaren çarpıcı bir anlatım sunuyor okuyucuya. Duygular çok güzel yansıtılmış. Hiçbir şeyin siyah-beyaz olmadığını, hayatta kesin konuşmamak gerektiğini bir kez daha anlamış oldum. Kitapta karakterler birbirine haksızlık dahi etseler, karşılarındaki kişi vazgeçmeyerek yaralarını sarmaya devam ediyor. Bu da çok hoşuma gitti. Sağlığın ne büyük nimet olduğunu, ama bazen sağlık bile olmasa kişinin elindekilerle mutlu olabileceğini anladım. Oldukça akıcı bir kitaptı. Evet, çeviri sorunları vardı. Evet, sonu biraz öylesine yazılmış gibiydi ama bunlar bu kitaptan puan kırdırmadı bana. Kadın-erkek herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir