614Yorum
Anayurt Oteli sahibi Zebercet'in müşterilerle olan ilişkilerini konu alan kitap, farklı bir üslübla yazıldığından biraz afallayabilirsiniz ama sonra üslüba alışınca toparlıyorsunuz.. Zebercet'in hizmetçi ile olan garip ilişkisi, yalnız kişiğini barlarda ve horoz dövüşlerinde tatmine çalışması... küçük erkek bir çocukla olan çarpık ilişkisi ve bir sürü garip olay ve bu ruhsal bozukluğa sahip kişinin kaçınılmaz sonu... Kısa bir kitap.. şahsen okunsa da olur okunmasa da diyeceğim bir kitap...
kıtabı okudugunuzda sankı rus yazarın kıtabını okuyor gıbısınız..
kitap gayet acık ve anlaşılır bir türkçe ile yazılmış zaten böyle bir yazardan da bu beklenirdi
yazarın anlatım tarzından çok etkilendim.olayları ustalıkla anlatmış.
inanılmaz bi karakter cok iyi kurgulanmış bi hikaye . ancak bazı gereksiz detaylar okuyucuyu uzaklaştırıyor
Yusuf Atılgan ustanın deyim yerindeyse başucu kitabı.Evet kitap otel katibi Zebercetin yerinde sayan monoton hayatını anlatıyor ama arka plan daCumhuriyet sonrası dönemi ve zihniyetini de yansıtıyor.Kitap için müstehcen denmiş bu doğru; fakat bu müstehcenlik yazarın marjinal ve aykırı bir kimlik kazanma uğraşısından kaynaklanmıyor.Aslında Zebercet ve Zebercet gibilerin tabulaştırdığı cinsel açlığın ne boyutlara vardığını gösteriyor çünkü amaç sevdiği kişiyle vakit geçirmek değil sadece bu açlığı doyurmak.Dikkat ederseniz temizlikçisi Zeynep bile bu tutkunun sonucu ölüyor.Lütfen kitabı belli formlara sokup değerlendirmeyin.Önce kitabı okuyup daha sonra Ömer Kavur'un daha sonrasında filmleştirdiği versiyonunu izleyen biri olarak söyleyebilirim ki o sahneler belki de kitabın can alıcı sahneleri filmde yoktu ve film çok iğreti duruyordu.Asıl anlatmak istedikleri çok farklı pek çok psikolojik kuramdan yararlanılmış deneysel bir kitap.Salt okumak değil okuduğundan birşeyler öğrenmek isteyenlere öneririm.
zebercet'in intiharla sonuçlanan ilginç hayat hikayesi. yalnızlığın insanı nereye sürükleyeceğini gösteren, çabuk okunabilecek bir kitap.
ZEBERCET GİBİ HAYATIN HER ANINDA KARŞILAŞMIŞ OLABİLECEĞİNİZ ''TUTUNAMAYAN'' BİR KARAKTERİN İÇ BUNALIMLARININ ANLATILDIĞI BU ROMANI TAVSİYE EDİYORUM.
anayurt oteli türk edebiyatında ayrı bir yere sahip. daha doğrusu zebercet ve onun yaratıcısı yusuf atılgan. zebercet anlatılıyor bu hacimsiz fakat içi dolu kitapta; koskoca dünyada küçük bir şehir olan manisa da küçük,karanlık bir otele sıkışıp kalmış birinin gelgitler, paranoyalar, sanrılar vs içindeki yaşamı hatta ölümü. varoluşçuluk, hiççilik, yabancılaşma, diğer ıvır zıvır kavramları boş verin, sadece okuyun.
Roman kahramanının sıkıntıları,çıkmazları ve saplantılarına ortak oluyor;kitabın sonuna dek onunla yan yana yürüyorsunuz.Yusuf Atılgan'ın anlatımı o kadar sade ve güzel ki kitap sizi hapsediyor.İddia ediyorum bu kitabın yazarı Kafka veya Camus olsa idi Dünya Edebiyatı'nın gözde kitaplarından birisi olurdu.Mutlaka okuyun arkadaşlar.
yaşamdaki herşeyden vazgeçmiş, kendi gelgitleri ile yaşayan, sürekli aynı şeyleri tekrarlayan zebercet'in biraz hazin, biraz ihtiraslı,biraz acı öyküsü...zebercet mi gerçke yoksa biz mi ? insan düşünmeden edemiyor ...
Sade, kısa, öz.. psikolojik tahlil ve tahrip gücü yüksek bir Atılgan romanı. Edebiyatımızda okunmaya değer kitaplardan bir tanesi.
sıkıcı bir türk filmi diye benzetme yapılmış,zaten bu eserin bir filmi yapıldı,hem okunabilir hem de izlenilebilir. varoluşsal bakılabilirseniz zevk alabileceğiniz yusuf atılgan romanı.her kitaplıkta bulunmalı.ayrıca yazarın aylak adam romanı da tavsiye edilir
Anayurt Oteli'de Aylak Adam gibi konuların iç içe girdiği karışık bir roman.Okurken zorlanıyorsunuz ama bu kitaptan zevk almanıza engel oluşturmuyor.Bence Zebercet Aylak Adam'daki C'ye çok benziyor.Çünkü bu iki karakterde umursamaz,rahat,hayatı günü gününe yaşayan insanlar.Sıkılmadan bir günde okuyabileceğiniz hoş bir kitap.Yusuf Atılgan'a teşekkürler.
öyküyü anlamak belki biraz psikolojik bir bakış,belki biraz yazarı tanıdıktan sonra gerçekleşiyor,elbette bu bilgiden sonra ortaya çıkan eser;bastırılan duyguları çıkarmaya çalışan,hayatı sorgulayan ve değişime kapalı olmanın zararlarını sergileyen Zebercet isimli karakterin yalnızlık ve bütün bu sorularla sığ yaşamını anlatıyor.''Yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağınını korumak ...''cümlesini kitabının sonuna serpiştiren Y.Atılgan aslında sanki yaşamak nedir diyor,okuyucusuna...
Anlatım tekniği açısından gerçekten benzerlerinden çok farklı bir teknik deneyen yazar, her kesime hitap eden ciddi anlamda bir başyapıt yazmış. Hem psikolojik, hem aritmetik hem de tarihsel bilgilerle harmanlanmış kitabın en iyi 10 Türk filmi arasında yer alan 1986 yapımı bir filmi de var. Gerçekten unutulmaz bir kitap ve unutulamaz bir kaakter Zebercet. Yer yer okuması zor olsada okunması gereken bir başyapıt.
ya kitap iyi güzel yada sıkıcı kötü falan bunlar ayrı meseleler ama anlamıyorum bu kitap nasıl ortaöğretim için 100 temel eser olabilir? kişilikleri tam olarak oturmamış gencecik insanları gerçekten olumsuz etkileyebilecek bi eser bence. hatta tiksindirici! hayatının ortasında görmüş geçirmiş insanlar okusa, yorumlasa, neyse. bence bu kitap temel eser falan değil (çocuklar ve gençler için)
iç içe anlatımlarla okunması yer yer zor olan ama bence kesinlikle okunması gereken bir roman
Şöyle kötü, böyle sıkıcı diye hakkında birçok yorum yapılmış ama soruyorum: O olumsuz yorum yapanlardan kaç tanesi varoluşçuluk akımı hakkında bilgiye sahip? Boş keseden, hiçbir edebî kaygı güdülmeden yazılmış yorumlara kulağınızı tıkayın ve bu kitabı alın. Her şeye yabancı, hayattan beklentisi sadece ânı yaşamak olan bir insan daha güzel nasıl anlatılabilir? Yusuf Atılgan'ı takdir etmemek elde değil, keşke daha fazla roman yazabilseydi ve biz de sıkılmadan okuyabilseydik.
çok etkili bir anlatımı olmasına rağmen yazar noktalama işaretlerini çok az kullandığı için çoğu zaman kopmalar yaşadım. müstehcen anlatıma fazlaca yer verilmiş ancak bunlar olmasa eserin etkinliğinin azalacağı da bir gerçektir.