Uzun Beyaz Bulut Gelibolu
Uzun Beyaz Bulut Gelibolu
59Yorum
Bulent Uran
11.02.2002
Son zamanlarda okuduğum en kötü kitap. Bir çok teknik saçmalık mevcut. Mektuplarla roman yazımı birbirinden kopuk, bağlantısız. Bu kadar edebi mektupların savaş atmosferinde yazılması mantıksız geldi bana. Ayrıca Çanakkale şivesiyle ingilizce nasıl konuşuluyor hep buna takıldım okurken. Çünkü beyaz hala ile Vicky ingilizce konuşuyorlar ve biz kitapta tercümesini izliyoruz. Ama Beyaz hala hep Çanakkale şivesiyle tercüme edilmiş. Ayrıca konu pat diye ortasında bitiyor ve roman uzasın diye Barbara Cartlan'vari bir aşk hikayesi eklenmiş. Bu nedenle ben pek tavsiye edemiyeceğim.
KY-39124
26.01.2002
Belki yazarı buket uzuner olduğu için daha farklı bir şeyler bekliyordum, kesinlikle kitabın sonuna kadar bir şeylerin belli olmamasını bekliyordum mesela, çünkü uzuner okuyanlar bilirler uzuner okuyucularını son dakikaya kadar ip üzerinde yürütür.Herşeye rağmen güzel sürükleyici bir roman ama bir şeyler eksik... <br /><br />
Cem Ertekin
17.01.2002
Kitaba başlayınca elimden bırakamadım.Bilhassa mektupları okurken çok etkilendim.Ama Kitap sonu sanki aceleye gelmiş gibi,aşkın zorlanarak kitaba eklenmiş olması da ayrı bir durum.Bunların dışında okunması keyifli ve sürükleyici bir kurgu ama kitap bittiğinde insan buruk bir tad hissediyor.
tology
16.01.2002
belki diğer eleştirenlerle aynı eleştiriyi yapacağım ama eleştirinin aynı noktada toplanması kitabı yazanı ve okuyacak olanları yönlendirir diye düşünüyorum. kitap buket uzuner'in son dönemlerde yazıdığı ve en çok satan kitapları gibi keyifli ve tam bir buket uzuner klasiği olmaya değer.
temel
09.01.2002
Buket Uzuner kullandığı dil ve anlatımla elinde meşin bir kırbaçla atları koşturan bir usta arabacı gibi okuyucuyu okumaya heveslendiriyor,adeta kamçılıyor.Mektuplar karşılıklı okunmaya başlandıktan sonra okuyucu bir anda kendini boşlukta hissediyor.Çünkü Dost Anzak Pansiyonunda heyecanla okunmaya başlanan mektuplar tükrük bezlerini zorlamaya başladığı anda birden bire Eceyaylası köyünde ,Beyaz Halanın evinde buluyoruz kendimizi...Bence kitabın tek kusuru bu.Ancak istısnaları bır köşeye ittiğimiz zaman kaide bozulmaz herşeye rağmen bır solukta okunucak bu kitabı yaratan Uzunerın romancılığın uç noktalarını yakaladığı yadsınamaz. Bütün Çanakkale Şehitlerinin ruhları şad olsun...
Elif Esen
08.01.2002
B kitap tam bir Buket Uzuner klasigi olacak bence. Buket Uzuner hayrani olarak bu kitabini da cok begendim. Cok guzel seylere deginiyor.zevkle okunacak bir kitap.okuduktan sonra Canakkale ye birkez daha gitmek istedim. O duygulari yasamadan yansitabilmak buyuk basari.
kolomb
Kitapkurdu
26.12.2001
Uzun Beyaz Bulut gelibolu Türk ronanında heyacan verici bir yenilik getiriyor.Romanda svaşmanın anlamsızlığından bahsediliyor.Buket Uzuner GELİBOLU'da sürükleyici bir dil kullanmış.Bu arada kitabı yakında sinamalda görürsek hiç şaşmayalım.İşin özeti okumayı sevenler için yaratıcı bir eser...
Kemal Kıvanç Tütüncüoğlu
Kitapkurdu
Kitap hakkında birçok eleştiri var burada ancak sanki herkez başka kitaplardan bahsediyor gibi.Gerçi ben kitabın daha yarısındayım,belki bununllada ilgili olabilir tabi.<br /> Kitabı zevkle okuyorum.Bence güzel ve okunmaya deger bi kitap.
azizea
13.12.2001
İlginç bir tarihi roman. tanımlamak guç elestirmek de. daha once okudugum Uzuner eserlerine bakıldıgında biraz hayal kırıklığı. ama yine de o agdalı dil ve ansiklopedi bilgisi ile dolu tarih icerikli romanlardan korkanlar icin , yumusak bir ilk olabilir...
Gürcan Ilhan
08.12.2001
İlk çıktığı günlerden beri okumaktan zevk aldığım bir yazardır .fakat bu eserini beğenmediğimi belirtmek isterim.sosyal içerikli mesaj verme kaygısı bu kadar dile getirilmemeli.. Fakat yinede kimseyi etkilememek için??? Sadece Buket Uzuner Kalitesi için bile okunabilir sanırım...
Ali Giritligil
05.12.2001
Buket Uzuner'in en kötü eseri.Kitabın sorunu sadece Beyaz Halanın kullandığı yerel ağzın nasıl çevrildiği değil,inandırıcılıktan uzak karakterler.30 yaşında bir psikologun hemencecik Beyaz Halaya tapınması Ali Osmana tutulması ve tuhaf bir ajan portresi-tabi kesinlikle kusursuz,tıpkı Beyaz Halamız gibi-Bir de yazarın uslanmak bilmeyen sosyal içerikli mesaj kaygıları.Alican Çavuşun savaşta gördüğü acılar ve işkencelerden bahsedilirken daha sonra burnu bile kanamadan dönüşü.Türkçe bilmeden-kimse baştan farkedemiyor nasılsa- ve doğru dürüst çalışmadan yaşadığı hayat.Buket Uzuner'in sinemaya meydan okuduğu(!)havası kaçmış bir balon.
Niyazi Sahin
30.11.2001
Aslına bakarsanız güzel bir kitap ama "elinizden bırakamayacak" kadar güzel bir kitap değil. Ben, (yazarla bir konu hakkında mailleşmiştik ve bana böyle bir kitap yazdığını söylemişti) kitabı biraz daha tarih kokan bir kitap olarak hayal ediyordum. Özetle; almaya değer bir kitap ama Gelibolu'nun daha çok tarihi yönünü merak edenler için biraz basit kalabilir.
Cevher Eryürek
22.11.2001
İlk çıktığı günlerden beri, daha kimse bilmezken takip ettiğim, hayran mektupları gönderdiğim bir yazardır Buket Uzuner. Bir tek son kitaplarından biri olan "Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları" adlı kitabını sırf kıskançlığımdan okumadım. Henüz gitmediğim bir filmi bana anlatmasını istemediğimden... Uzun zaman sonra tekrar Buket Uzuner okumak güzeldi.
Dyg Dencir
Kitapkurdu
21.11.2001
Açıkçası Osmanli tarihi motif baz alınarak masalımsı tarihi romanlar cok yazildi ama yanilmiyorsam Çanakkale Savaşı ilk oldu..ve bizlere bir kez daha bu savasin onemini hem Türkiye hem dünya açısından gösterdi, açıkçası okurken duygulaniyor insan ama bu yazılanları yazmak için 5 yıl orda kalmaya ne gerek vardı anlayamadım, çok ekstra hiçbir şey yoktu ki..kurgu da güzel düşünülmüş..Ama Buket Uzuner'in uslubu berbat..Artık herkesin hatta miss toylar'a Beyaz Hala'nın gozüne sokarak söylediği gerçekleri yazarımız bizden saklıyor aklınca... çok kötüydü çok, tam bir hayal kırıklığı Buket Hanım...
MoNaNeT
20.11.2001
Tarihi gerçeklerin saptırılmadan, tarihten yanlış eğitim sistemi sonucu bıktırılan türk okuyucusuna romansı bir hava içerisinde sunulması son zamanlarda epeyce arttı. Yapılan dogru mdur değil midir tartışmasını bir kenara bırakıp insanımızın okumaya teşvik edilmesi açısından bence kayda değer bir eser...
camel
20.11.2001
Tarihi bir roman olduğu için okumaya başladım bu kitabı. Tarihi özelliği çok fazla önplana çıkmamıştı. Daha doğrusu tarihi kullanmış ama bu sırada farklı bir üslupla hazırlamıştı kitabı. Bu bence güzel bir tarz. Ülkemizde tarihten hoşlanmayan bir çok insan var. Yıllarca yazılan tarihi romanlar raflarda tozlanır kimse onlara yaklaşmazdı. Ramses serisinden sonra bu durum değişti. Tarihi romanlarında zevk verebileceğini anladı insanlar ve bu tarz gelişmeye başladı. Kitabın tek kötü yanı düğümün çok erken çözülmesi. Okunmaya değer bir kitap.
myangie
Kitapkurdu
18.11.2001
savaşı insan psikolojisiyle yoğurarak anlatan en iyi türk yazarı Buket Uzuner, aynı başarıyı yine yakalamış. akıcı dili insanı sürekli merakta bırakan usta senaryo kurgulamayı çok iyi oturtmuş. iki kişinin yazdığı mektupları sanki gerçekten iki ayrı kişi yazmış gibi görünüyor. anzak'ın yazdığı ne kadar akıcı ve gerekli ise Ali Osman'ın yazdığı o kadar sıkıcı. ama yine de mektuplar olması gibi. kitapta benim en çok takıldığım bülbül üzerine bu kadar yazılması ve Ahmet Haşim'li bölüm... niye, neden diye sormak istiyosunuz Uzuner'e neden bülbül bu kadar önemli... ama yine de ellerine, aklına,araştırmalarına sağlık Buket Uzuner.
Inci Ülkü
06.11.2001
KİTAPTA YER ALAN MEKTUPLARIN BÜTÜNLÜĞÜ BOZDUĞU DOĞRU FAKAT HERBİRİNİN YENİ BİR İPUCU VERMESİ, BEYİNLERDE YENİ YENİ SORULAR OLUŞTURMASI ÇOK GÜZEL. İTİRAF ETMELİYİM Kİ GERÇEK HAYATTA ŞAHSIMA GELEN MEKTUPLARI BİLE BU KADAR HEYECAN VE MERAKLA OKUMAMIŞTIM. KİTABA FARKLI BİR BOYUT KAZANDIRMIŞLAR. BÖYLE GÜZEL BİR ESER DE BUKET UZUNER'İN ELİNDEN ÇIKMIŞ!
econozzy
19.10.2001
Yaşlı köylü kadının İstanbul'da yaşayan avukat sorunu (Genç Ali Osman), büyük ninesini ziyaret için Gelibolu'ya gelince, yabancı kadın uzak akrabası olduğuna inandığı bu genç adamın tarihi yeniden okumak, yeniden yorumlamak tezleriyle, karizmatik albenisi arasında sıkışır, bocalar. Aralarındaki duygusal gerilim, her ikisinin de büyük dedelerinin aynı savaşta birbirlerine karşı savaşan iki düşman asker mi, yoksa bir Türk askerinin şehit olmadan önce tesadüfen kurtardığı, aklını kaçırmış bir Anzak askeri miolduğu sorusuna yoğunlaşmalarını güçleştirir. İki gencin Büyük dedelerinin izlerini sürerken yaşadıkları aşk, romanın can alıcı gizemini çözmekte beklenmedik açılımlar yaratır. Ve geldikleri noktada evrensel bir soruyla karşılaşırlar: Eğer aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramanı olmuşsa, 21. y.y. insanlığı bunu kabul edebilecek kadar gelişmiş midir? Yoksa bazı sırlar sonsuza kadar korunmalı mıdır?