58Yorum
asidenge
Diğer iki kitabının aksine -sırasıyla 'Bu İşte Bir Yalnızlık Var' ve 'Git Kendini Çok Sevdirmeden'- daha sıradan, daha basit. Tuna Kiremitçi'nin dilindeki, anlatımındaki gelişmeyi görebilirsiniz, betimlere artık daha çok özen gösteriyor fakat bu seferde konudan, olaydan ödün veriyor, içinden çıkılmaz sıkıcı bir hale geliyor, işte bu kitap!<br />Yeni nesil yazarımızın bu kitabı için üzülerek şöyle diyebilirim, okumasanızda olur.
Arı Maya
Benim de okuduğum üçüncü Tuna Kiremitçi Kitabı. Doğrusu "Git kendini çok sevdirmeden " ve " Bu işte bir yalnızlık var " dan sonra bir daha okumamaya niyetlenmiştim. Okurken ilk etapta sıkılmıyordum. Dili akıcıydı. Kahramanlar ise ulaşılabilir kişiler.Ama sonları yok mu sonları bana hayalkırıklığı yaşatıyordu. Sanki bir taslağı okumuşum gibi. Başlanmış ama bitirilmemiş. Bu kitap gerçekten de diğer kitaplarından bir nebze daha iyi . İlk kez okuyanlara tavsiye ederim. İkinci üçüncü kez okuyanlara ; boş vaktiniz varsa okuyun ama okumazsanız pek birşey kaybetmezsiniz.
Hande Gündüz Tosun
Kitapkurdu
ilk kez tuna kiremitçi okuyacaklar için tamam ama ikinci kez bir tuna kiremitçi okuyacaklar için sonsuz bir sessizlik. kitabın kapağını kapatın ve derin bir ya-sabır çekin . ya da ilmihal falan okuyun kendinize gelin. çünkü yetti artık. bu sefer kır şeytanın bacağını diyorum ve alıyorum yazarın her kitabını ama o da ne? aynı tas aynı hamam . "yoldan geçenleri" saymaktan başka bir şeylerle uğraşırsa belki bi işe yarar diyorum.
ada_cey
<br />Aslında hızlı kitap okuyan biriyim Yolda Üç Kişi romanını dördüncü gün bitirebildim mesela (P. Coelhonun on bir dakikasını ikinci gün bitirdim 238 sayfa) <br />Aşk desem değil macera desem o hiç değil biraz ondan biraz bundan oldu bir roman önemli olan Leyla’nın bıçak yarası birde Feridun Sait ve Halil’in akşam yemeğindeki sohbeti.<br />İsmi ve kapağı güzel Bu İşte Bir Yalnızlık Var iki oldu Sayın Tuna Kiremitçi beni tatmin etmiyor belki üçüncüde ya kısmet Saygılarımla<br />
Serhat Ergen
Ben de herkes gibi Tuna Kiremitci'nin 'Git Kendini Cok Sevdirmeden' romanini cok sevip onu takibe baslamistim. Yayinladigi 'Aya Bakanlar' siir kitabini okudum. Hayal kirikligina ugradim. Galiba onun isi romanmis deyip 'Yolda Uc Kisi'yi okudum. Yine hayal kirikligi... 'A.S.K. Neyin Kisaltmasi' mi? ismini anmaya bile degmez... Galiba Tuna Kiremitci'nin dehasi sadece bir yapitlikti. Daha sonra yer aldigi calismalari da gorunce onun da magazin yazarlarindan biri oldugunu anladim. Edebiyat dunyasinda yer alabilecek kalitede birisi degil bence. Bu romani da kalitesiz bir calisma.
Dr. Şerefettin Güler
Kitapkurdu
Nobel ödüllü gabriel garcia Marquez bundan bir süre önce bir söyleşi de yazmayı bıraktığını söyledi. Aslında çok büyük bir yazar ama hiç mi yazmayacaksınız sorusuna ilham gelirse tekrar yazarım demiş. bence Tuna bey de ilham gelmesini beklemeliydi ama galiba arada boş zaman kalmasın deyip bu kitabı yazmış gerçi yaşı henüz genç ve para da tatlı onun için hoş görmek lazım.
unyeli
tuna kiremitçi nin okuduğum ilk kitabı.aslına bakarsanız kitabı elime aldığımda daha fazla şey bekliyordum.zira diğer kitapları ses getirmişti.ancak şunu anlıyorumki iyi bir yazım yerine iyi bir reklam kampanyası daha çok işe yarıyor.yakup un fransadaki finali tek kelimeyle kotü bir yeşilçam senaryosu.beğenmedim ve neden okunması gerekir bir fikir edinemedim
KY-145830
tuna kiremitçinin ilk iki romanı kadar içten ve çekici olmayan yolda üç kişide aradığımı bulamadım.kurgusu gerçekçi değil.dili ise ilk romanlardakinin aksine biraz daha edebi gibi.tuna kiremitçi belki bir üslub,dil ndişesi gütmüş olabilir.Dolayısıyla eski samimiyetini,bizdenliğini kaybetmiş.Buna rağmen kitabı okuğuma pişman değilim.Ağır kitapların arasına bir aparatif gibi girebilir.
sanemcan07
Tuna Kiremitçi'nin yalın bir dili var evet, ama, bu kitap fazla durgun başlıyor,ne anlatmak istediğinden emin değilmiş yazar başlarda,ikinci kimliğin Leyla nın devreye girmesiyle konu açılıyor,genişliyor.Tuna Kiremitçi'nin ilk kitabı bu okuduğum ve ilk başlarda kendimi zorlayarak okuduğum Yakup'un Fransa günleri bölümü,beklenen,ama yine de şok eden bir finalle bitince,kendime geldim ve başka bir gözle okumaya başladım kitabı.Sonuç:kendini geliştirecek bir yazar..
okur01
Kitapkurdu
Yolda üç kişi isimli adlı kitabı sadece mecbur kaldığım için okudum.Evde tadilat vardı ve elime yalnızca bu kitap geçmişti.Tarihe olan merakım sebebiyle bu gibi romanlarla pek ilgilenmiyorum..ama kitabı okumaya başlayınca tüm fikrim değişti.Tuna Kiremitçi çok genç bir yazar olmasına karşın insan duygu ve düşüncelerini ,yaşından beklenmeyecek bir ustalıkla yorumlamış ve dile getirmiş.Kitabı okurken kendi hayatınızda yaşadığınız duygusal girdapları, hayal kırıklıklarını ve bizi olgunlaşmaya götüren kabullendiğimiz acıları görmek mümkün.Ancak tam kendinizi kaptırdığınız anda yazarın kendi dili ile araya girmesi tüm konsantrasyonu adeta soğutuyor.Yine de yazarın diğer kitaplarını da alıp okumayı düşündürebilecek bir kitap.Genelde yazar başarılı diyebilirim.
los_alamos
Kitapkurdu
birçok olumsuz yorum yapılmuş.ben bu olumsuz yorumlara katılmayacağım.romanı 3'e bölmesi insanı 3 farklı dünyaya götürür gibi oluyor. fakat aralarda(ve özellikle 3.nün sonunda) diğer olaylara değinmesi insanı "romanın içindeki romandan, romanın içindeki hayata" çıkartıyor adeta.

Arada bir "usta bir yazar olsa şöyle derdi..." gibi yerlerde insan gerçekten ilgisini kaybediyor. buralarda sanki "ben de ustayım" diyecek gibi yapıp demiyor. kitabın tek olumsuz yönünün bu olduğunu düşünüyorum.

-Git Kendini Çok Sevdirmeden- kitabı hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi. diğer kitabı -Bu İşte Bir Yalnızlık Var- da girişteki sıkıcı bölüm çok uzun geldi ya da olaylara giremedim, bu nedenle yarım bıraktım kitabı. Ama -Yolda Üç Kişi-de olayların başlangıcı açısından çok iyi tasarlanmış, zamanlamalar yerine oturmuş.

Kitaptan özellikle bir kenara yazdığım sözü de paylaşmak istiyorum: "
Her an başımıza bir şey gelebilir ve sonrasında
aynı insan değilizdir artık.
Kopuştan sonra dünyaya bir gün önceki gibi bakamayız.
Aynı aşk acısını çekip aynı yaşama sevincini duyamayız.
Ruhumuz sinsi bir kabuk tarafından yavaşça örtülür
ve o güne dek çektiklerimiz birden daha az can yakıcı olur.
Önceden bizi sevince boğan şeylerin de pırıltısı azalır bu arada..."
dr_umit
İlk iki kitabı gibi bunu da bir solukta,severek okudum.Bence gayet güzeldi.Bence yazarın 'ustalık gösterisi' yapma gibi çocukça bir hevesi kesinlikle yok.Kaldı ki böyle bir şeye gerek de yok.Olayları 3 farklı açıdan anlatması özellikle orjinal geldi.Herhangi bir kopukluğa neden olduğunu da düşünmüyorum.Aksine aynı olayın 2 farklı kişi tarafından nasıl değerlendirildiğini görmek gayet ilgi çekiciydi.Yazar; bir röportajında henüz işin başında olduğunun bilincinde olarak yazdığını belirtmişti.Benim fikrim ne kadar değerli bilmem ama bence baya bir yol katetmiş ve daha da ileriye gideceğine inanıyorum...
mezopotamyalı
Batı klasikleri tarzında yazılmaya çalışılmış bir kitaptır. Üç kişi arasında anlatılmaya çalışılan olaylar biraz kopuktur.Özellikle HALİL bölümündeki anlatım tarzını kötü buldum.Konudan başka konuya atlanmış ve tekrar eski konulara dönülüp akıcılık yok edilmiştir. Dil bilgisi kurallarına riayet açısından da hatalar ve kelime düşüklüğü olduğunu gördüm.Yazarların eleştirildikçe daha iyi eserlere imza atacaklarını düşünüyorum.
kalemimin ucu
Bu roman Tuna Kiremitçi'nin okuduğum ilk kitabıydı. Doğrusu romanda pek birşey bulduğumu söyleyemem. Bana roman tadı vermedi. Üç farklı kişiyle ve üç farklı bölümde yazılan romanda olaylar birbirinden tamamen kopuk. Onun için sürükleyiciliği kalmamış. Özellikle Leyla ile ilgili bölüm bana son derece sıkıcı geldi. Yakup ile ilgili bölümde ise olayların arasına cinselliğin bu denli yerleştirilmesini doğru bulmuyorum. Yani bir insan düşünün, tanıştığı karşı cinsiyle hemen yatağa giriyor. Kitapta bunları okuyan gençler acaba neler düşünür, hiç hesaba katılmamış. Cinselliğin bu tarzı normalmiş gibi, ahlaki yanı düşünülmeden işlenmiş. Reklamının büyüsüne kapılarak aldığım bu romanda hayal kırıklığına uğradım. Vasatın altında kalmış bir roman olarak düşünüyorum.
barfly
tarzı ile beklentiler karşılamaktan uzak vasat bir roman. okuduğunuz zaman, sanki tuna kiremitçi'nin söylemek istediği birşeyler vardı, bunu direk yazsa olmayacaktı o yüzden üç zavallı kahramanın günahına girdi gibi hissediyorsunuz. olay örgüsü zayıf ve karakterlerin hayatlarını birbirleriyle kesiştirmek için özel çaba gösterildiği aşikar. diyeceksiniz hiç mi iyi yanı yok bu romanın. elbetteki var. tuna kiremitçi'den beklenmeyecek kadar sade ve akıcı bir dille yazılmış, yerinde göndermelere yer verilmiş. ama bunlarda vasat bir romanın ötesine taşıyamamış kitabı.<br />
akriyomorin
İlk defa okuduğum Tuna Kiremitçinin bu kitabında insanlarla ilgili betimlemeler iyi fakat belki yazarın ustalık gösterisi yapma amacıyla araya girmesi yada kamera halil'in üstünde gibi betimlemeler yapması olayın içine girmeme engel oldu
Suat Sungur
Kitapkurdu
Daha ilk romanı “Git Kendini Çok Sevdirmeden”de dikkatleri çekmiş, ikinci romanı “Bu İşte Bir Yalnızlık Var”la gerçek anlamda best-seller olmuştu Tuna Kiremitçi. Yeni romanı “Yolda Üç Kişi”de, ilk iki romanından farklı bir anlatım tarzını seçen, kurgusunu değiştiren, toplumsal tarihi daha yoğun hissettiren ve karakter tiplerini çeşitlendiren Kiremitçi, karakterlerin bireysel tarihlerinden seçtiği hüzünlü ve duygusal kesitleri dile getirişiyle, ilk iki romanını seven okuyucuların beklentisine bu kez de cevap veriyor.

Tarih sahnesine çıktığı andan bu yana roman sanatının en büyük sorunu anlatım tekniğidir; olayların kime anlattırılacağı, kimin gözünden gösterileceği, her romancının daha yazmaya başlamadan önce çözmesi gereken bir sorudur. Her şeyi bilecek midir, olayların bizzat yaşayanı mı yoksa gözlemcisi midir ya da işe hiç karışmayan bir nakledici mi? Yarattığı kurmaca dünyaya bir gerçeklik ya da doğruluk kazandırmayı amaçlayan yazar, anlattığı dünya kadar anlatım tarzıyla da aşmalıdır bu soruları. Doğrusunu isterseniz sorulara net bir cevap verilemez; çünkü romanın kurgulanmış bir anlatı olduğu yazarla okuyucu arasında daha baştan yapılmış bir anlaşmadır. Ve Sartre’a göre, gerçeklik yanılsaması yaratmayı amaçlayan hiçbir teknik, hiçbir nesnellik yöntemi, roman yazarını sorumluluktan kurtaramaz. Ne kadar gizlenmeye çalışsa da, romancı gene de işin içindedir.

20. yüzyılda bu hakikatten yola çıkılarak yazılan kimi romanda, yani romancının sorumluluktan kurtulamayacağını ve hep orada işin içinde olacağını bilen, ama gene de yapıta bir bağımsızlık, bir gerçeklik kazandırmaya uğraşan yazarlarca yazılanlarda, çelişki aşılmış olmasa da çelişkiyi romanın yapısal öğelerinden biri haline getirmek, yani romanın gerçekliğine konulan şerh, kahramanın sözüyle yazarın sözü arasına konulan mesafe, okuyucuyu edilgenlikte çıkararak gerçeğin parçalanmış yüzeyine yaklaştırabilmiştir. Mesela “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”nda Milan Kundera, bu anlatım tarzını araya deneme güzelliğindeki yorumlarını da katarak iyi kullanmıştı. Prag’lı Marketa ve Eva karakterleriyle o romana gönderme yaptığı anlaşılan Tuna Kiremitçi’nin “Yolda Üç Kişi”de Kundera tarzında bir anlatımı seçtiğini söyleyebilirim. Ancak Kiremitçi’nin bakış açısı da biçime dair basit bir seçim değil; yöntem, uzaktan tanıdığı insanlar, zaman, mekan ve olaylar üzerinde tasavvur ve tahayyüllerde bulunurken yazarı özgürleştiriyor. Anlatı ve Kundera’nınki gibi deneme tadındaki yorumların Kiremitçi’nin yakın geçmiş üzerindeki düşüncelerinin ifadesi olduğu, insanlar ve kuşaklar üzerinde tahakküm kurmaktan kaçınıldığı çok açık.

Önceki romanlarındaki kadar başarılı olay örgüsüyle, kişilerinin ruh hallerindeki çözülme ve yoğunlaşma anlarını ortaya çıkarması, kişilerin en doğal, en kendiliğinden görünen duygulanımlarının bile tarihsel/toplumsal toplumsal dolayımdan geçtiğini gösterebilmesi ve dili kullanışıyla, Tuna Kiremitçi, bir kez daha iyi bir roman sunuyor okuyucusuna.

_lotus
Tuna Kiremitçi'nin diğer kitaplarındaki tadı tam alamamış olsam da okunmaya değer.Hikayedeki üç kahramanın da geçmiş yaşantıları hakkında doyurucu bilgiler sunulmuş.Seçilen konu biraz basit kalmış olsa da anlatım ustaca...