Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
07 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap Zafer Duygu'nun doktora tezinin çok daha genişletilmiş hali olup bana göre İsa Pavlus İnciller kitabıyla birlikte içerik olarak en yoğun iki kitabından birisidir. Kitap, 1-7. yüzyıllar arası Hristiyanlığın Roma (ve biraz da Sasani) İmparatorluklarıyla olan diyalektik ilişkisini anlatıyor. Özellikle 4. ve 5. yüzyılların neden Hristiyanlığın dönüm noktası olduğunu, bugün dahi geçerli olan Hristiyanlık içi tartışma ve ayrışmaların nasıl başlayıp ne şekilde sonuçlandığı, Ortaçağın kadir-i mutlak gücü kilisenin bu gücü nasıl temin ettiği, Roma'nın Hristiyanlığa yönelik zulüm söyleminin ne kadar gerçekçi olduğu, Pagan bir inanışa sahip Roma dünyasının nasıl olup da Hristiyanlığı benimsediği ve bu süreçte ne gibi dönüşümlerin yaşandığı gibi sorulara kitapta tatmin edici şekilde cevaplar bulabilirsiniz. Zafer hoca yine birincil kaynakları en güzel şekilde kullanarak gayet akademik, doyurucu ve kafamızda şekillenen sorulara nitelikli cevaplar verdiği bir eser yazmış.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar Kemal Tahir'in kalemi ve eserleri ile ilk kez bu kitap ile tanışıyorum. Kitap toplam 12 bölümden oluşmaktadır ve Sultan II. Abdülhamid Han Hz. Döneminden başlayıp, II. Dünya Savaşı'na kadar olan geçiş dönemini bölüm bölüm ele almaktadır. Diğer bir değişle otobiyografik olan bu kitap ile hem yazarın hayatından kesitleri hem de Türk ve Türkiye Tarihini, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden itibaren ele alıp, Cumhuriyet'in Kuruluşu ile devam eden ve II. Dünya Savaşı'na kadar olan bu geçiş dönemi içinde; ülkemizin tarihini, sosyolojik ve ekonomik durumunu, savaşın ve birçok etkenin halkın üzerinde bıraktığı etkiyi görüyoruz. Bunlarla kitap biraz uzun olsa da sıkılmadan dili akıcı olduğu için sıkılmadan okuyabilirsiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
06 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok uzun zamandır böyle sarsıcı ve düşündürücü bir kitap okumamıştım. Bu kitap neden bu kadar popüler değil ve acaba fazla bilinmeyen, okumadığım ne kadar çok güzel kitap vardır belki de okumadan öleceğim diye beni düşündüren bir kitap oldu. Kitap hem felsefi hem de ebedi bir dille yazılmış. Eleştiri tarzında, içeriğinde hayata dair hemen hemen her konu var. Herkesin normal kabul ettiği şeyleri insana bir bir sorgulatıyor. İçerisinden bir cümleyi yazarak sonlandırmak istiyorum; Tüm dünya sistemi, yasaların, tüketici davranışlarının, ekonomi teorilerinin ve dinin rasyonalize ettiği çılgınca varsayımlar üzerine kurulmuştur.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir hikaye üç cümleden oluşur mu, ve oluşursa bize ne anlatabilir? Bu sorunun cevabını bu kısa ama öz kitabı okumadan vermek yanlış olur. Halil Cibran bu kısa öykü kitabında okuyucuyu kalemiyle etkiliyor. Söyleyeceklerini söyleyip bir anda bitiriveriyor öyküsünü ama sizi sonrasında de saatlerce, belki de günlerce düşünmeye sevk ediyor. İnsanın kendi içindeki kavgasını, çevresindekilere karşı beslediği kötülük, çekememezlik gibi yargılarını, inançlarını ve daha birçok konuyu birkaç cümlede dile getirmeyi başardığı bir eser…
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın? Yani...
Öykünün kahramanı Holden başarısızlıkları sebebiyle okuldan atılıyor. 16 yaşındaki kahramanımız Holden hikayenin başında çocukluğundan ve hayatından genel olarak bahsetmek istemediğini belirtse de hikayesini, yaşadığı karmaşık duyguları anlamlandıramayarak oradan buraya savruluşunu, ergenlik sancıları ile ortaya koyduğu davranışlar üzerinden ele veriyor. Zeki ve duyarlı bir genç olan Holden’ın en çok dikkat çeken özelliği hikayesinin sonuna kadar takındığı alaycı tarzı. Yetişkinlerin kendi lehlerine kurduğu samimiyetsizliklerinden hoşnut değil. Kendi eksiklerinin de farkında fakat bunları düzeltmeye gerek görmüyor ve kendi hikayesinde de anlattığı birçok olumsuz davranışı uyguluyor. Ailesinin yaşadığı travmatik olaylar ve bu olayların getirdiği manevi yoksunlukları da onun bu davranışlarını sürdürmesinde tuz biber oluyor. Holden’in bu tavırları ailesinin ilgisizliğinden ziyade, Holden’in kardeşini kaybetmiş olması ve bu kayıpla gelen acının ergenlik çağındaki her çocuk gibi onun da hayata karşı olumsuz davranışlarını pekiştirerek yer bulamaya çalışması gibi görünüyor. İnsanın gelişim sürecindeki hallerini, ikilemlerini, sorgulamalarını bir ergenin gözünden güzelleme yapmadan, şeffaf bir şekilde ince ince çok güzel anlatıyor. Ve hatta kitabın dili ve saflığı, ergenlik döneminden yolu geçen herkesin hayatında olan tüm insanlara söylemek istediği cümlelerin sadeliği ile dile getiriliyor. Özellikle hem bu dönemi yaşamış bir yetişkin olarak hem de ergenlik çağındaki gençlere eğitim veren biri olarak bu dilden hiç uzaklaşmadığım için kitabın dili bana hiç yabancı gelmedi.

1951'de yayınlanan roman, ilk etapta eleştirmenler tarafından beğenilmemişse de kitap, okuyucuların büyük beğenisini kazanmış ve yayınlandığı döneme ciddi etkiler yaptığı gibi, okuyucuda da unutulmaz izler bırakmış. Ayrıca kitabın 1967’de ülkemizde basılan ilk çevirisi, önce Gönülçelen ismiyle yayınlanmış. Bir sonraki çevirisi bugün aynı adla bildiğimiz, Çavdar Tarlasında Çocuklar olarak basılmış. Yazarın kitabı ilgi gördükten sonra hayatı da çok ilgi toplamış ve yaşadığı bir takım olaylar yeni bir hikaye yaratacak kadar ilginç. Yazarı araştıranlar arkasında çok güzel bir eser bırakmasının yanında, kırık bir aşk hikayesi ve ruh sağlığını koruyamadığı dönemler hakkında ilgi çekici başka hikayeler de bulacaklardır. Kitap yazarın yaşadığı döneme ve evrensel olarak yetişkinlerin samimiyetsiz dünyasında, okulların işlevsizleşmiş dayatmalarına ve modern toplumun yozlaşmış ahlaki ayrıntılarına da vurgu yaptığı bir eleştiri niteliğinde. Açıkçası genelde roman hakkında yorumlar iyi veya kötü olarak değişse de her kitabın bir okunma zamanı ve sempati duyulduğu zamanı olduğunu da düşünürsek kitabı çok sevdim. Okumayı planlayan tüm kitapseverlere iyi okumalar dilerim.
Yanıtla
6
1
Destekliyorum  7
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
''Terapi gibi sohbet''
Kitaplarının çizilmiş, notlar alınmış olduğunu görmenin güzelliğinden bahsediyor bir bölümde Beyhan Budak. Tam da öyle oluyor, çizili yerleri çizilmemiş kısımlardan fazla olabilecek kitaplardan… Modern hayatın karmaşasında kendine yol bulmaya çalışan, psikolojik sağlamlığa yatırım yapan herkes için işlevsel bir kılavuz gibi.

*
Karmaşık teorilerden uzak, bilimi günlüğe indiren sade bir dil sayesinde, hayatın içinden konuları tanımak kolaylaşıyor. Nedir bu konular? Özünde herkes bu hayatın acemisi olarak dünyaya geliyor, sonra alışkanlık, içsel huzur, özgüven, ilişki, kaygı gibi kavramlarla sıklıkla karşılaşarak dönüşüyor. Ama hangi yaşta olursak olalım, hayata dair bir şeyleri yeniden öğrenen bizler için “acemi” kavramı çok yerinde hissettiriyor. Zamanla “Hayatın ustası oluyor” gibi bir şey demek pek gerçekçi bir beklenti gibi gelmiyor. “Hem niye olalım, zorunda mıyız?” diyerek Beyhan Budak'ın kitapta yer verdiği canım Virginia Woolf’un bir sözünü eklemek istiyorum;

“Acele etmeye gerek yok. Parıldamaya gerek yok. Kendinden başkası olmaya gerek yok.”

Değişiyor, dönüşüyor ve öğreniyoruz. Kimi zaman öğrendiklerimizi yıkıyor ve yeniden inşa ediyoruz; hayatın daimi öğrencisi gibiyiz. En tatlı kısmı da sanki Beyhan Budak ile bir seansta, sohbet havasında ilerlemesi…
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  6
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşırı derecede saran ve hızla akıp giden sürükleyici harika bir psikolojik gerilim kitabı. Akıcı bir dili ve son derece basit anlatımı ile bir - iki güne bitirilebilirsiniz. İlk başlarda kasvetli bir atmosfer sizi karşılıyor ve ağır ağır içine doğru çekiyor. Çoğu karakter hakkında kendi içinizde şüpheler oluşturuyor ve emin olarak kitabı daha en başından çözdüğünüzü zannediyorsunuz. Kitabın son bölümlerinde ise her şey bir anda tepetaklak oluyor. Her bölümde yeni bir gerçek ile karşılaşıyorsunuz. Bir sonraki bölümde bildiğiniz gerçek tamamen yalan oluyor. Sonra tekrar değişiyor. Her bölüm sonunda, bir sonraki bölümde neler olacağını tahmin etmeye çalışarak veya merak ederek heyecanla okuyorsunuz. Bu yüzden her bölümde sonuca gidebilecek yeni bir yol ekleniyor. Sayfalar ilerledikçe bu yolda çıkışa doğru ilerlediğinizi düşünüyorsunuz ancak gerçek çok farklı çıkabiliyor.
Son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biri diyebilirim. Psikolojik gerilim sevenlerine özellikle tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap her ne kadar gizemli bir kurguya sahip olsa da, yazar satır aralarında günümüz dünyasına dair önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Siber zorbalık ve yapay zekânın kontrolsüz kullanımı gibi konuların ne denli büyük bir tehlike barındırdığını vurguluyor. Kısacası Alex Finlay, ilk romanıyla oldukça güçlü bir başlangıç yapmış. Polisiye ve gerilim türünü sevenler için kesinlikle şans verilmesi gereken bir yazar. Ancak polisiye yazmak zordur, çünkü çoğu zaman okur katili hemen tahmin edebilir. Bir kitap seni ters köşe ediyorsa, işte bu gerçek başarıdır. Ama bu kitapta maalesef suçluyu tahmin etmek zor değildi. Fakat yine de olayların işlenişi, karakterlerin derinliği ve merak unsuru kitabı elinden bırakmanızı zorlaştırıyor. Her ne kadar katili tahmin etsem de, vakit ayırmaya değecek kadar güzeldi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  7
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap hakkında ne yazsam eksik kalacağını bilerek, içimden geldiği gibi yazıyorum. Portekiz'in yoksul bir kasabasında doğan Renee Fransa'nın lüks bir semtinde bulunan bir apartmanda kapıcılık yapan dul bir kadındır. Paloma 12 yaşında, intihar etmeyi düşünen üstün zekalı bir kız çocuğu.. yıllarca aynı apartmanda yaşamalarına rağmen çok uzun bir zaman sonra Japon Kakuro Ozu isminde entelektüel ve güzel yürekli birinin apartmana taşınması ile üçü arasında bir anda gelişen bir dostluk..Peki kısa sürede doğan ve gelişen bu dostluk kahramanlarımızın hayatına nasıl bir anlam katıyor, yaşam, değişim ve dönüşüm, görmek, bakmak ve hissetmek.. yaşam amacımızı bir kere daha sorgulatan, Felsefe ile doyuran, edebiyatla taçlanmış, sinema ile harmanlanmış duygu yüklü ve uzunca etkisinde kalacağım bir kitap oldu benim için.. kitaba ilk başladığımda kolay girip bir süre takılı kaldım, sonrasında nasıl aktı anlamadım.. ilk defa okuduğum yazara gerçekten hayran kaldım..ilgisi olanlara itinayla öneririm.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  8
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
05 Eylül 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahlaki ve etik olarak çok hoş olmayan bir konusu olsa da gerek kurgusu gerekse karakter incelemesi bakımından büyük yazar Stefan Zweig'in bence en iyi eserlerinden birisidir. Novella, Baron'la başlar. Baş karakterin o olduğunu düşünürüz. Oteli ve dünyayı onun gözünden görürüz, sonra spotlar Matilde'nin üstünde yanar ama ilerleyen bölümde baş karakter birdenbire 12 yaşındaki Edgar olur. O andan sonra okuyucu tamamen Edgar'ın safına geçer ve diğer karakterlere düşman olur. Yazarın okuyucuya 3 karakterin de gözlüğünü taktırması, Edgar'ın karakter gelişimi ve değişimi (En sevdiğim ayrıntılardan biridir.) ki burada bence daha farklı olarak bir pokemonun evrim geçirmesi gibi bir çocuğun bir yetişkine dönüşümü ustaca anlatılmış. İşte tüm bunlar okuma keyfini artırıyor ve yazarın büyüklüğünü kanıtlıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir