Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatı yavaş yaşayan ve bol bol hayal kuran Mete, yetişmesi gereken işler için sürekli annesinden uyarı almaktadır. Bu uyarının en son cümlesi de "Valla sabır taşım çatlayacak bak artık!" olmaktadır. Annesinin sabır taşının çatlaması tehlikesini düşünerek onu yedeklemek için arayışa çıkan Mete; gerçek sabır taşının ne olduğunu öğrenecektir.
Akademisyen Anne Saniye hanım yine çocukların hayal dünyasına harika bir yolculuk yapmış. Hem zaman kavramını hem de sabır konusunu çocukların ve yetişkinlerin farklı bakış açılarından çok güzel işlemiş.
1.ve 2.sınıf öğrencileri keyifle okuyacaktır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabın çevirisinin satışa çıkmasını uzun zamandır bekliyordum. Çıkar çıkmaz alıp okumaya başladım ve gerçekten bayıldım. Kapak tasarımı bana ilk başta Güzel Çirkin’i anımsattı. Hatta benzer bir hikâye okuyacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım; konusu tamamen farklıydı.Kitabın başlarında sanki iki ayrı kitap okuyormuşum hissine kapıldım ve olayların nasıl birbirine bağlanacağını hiç kestiremedim. Ancak yazar, büyük bir ustalıkla tüm parçaları bir araya getirmiş.

Dianna Harris’in ifadesini okuduğumda olayı çözdüğümü sandım. İlerleyen bölümlerde Carter’ın da benim düşündüğüm gibi düşünmesi, “Kesin bu.” dedirtti bana. Fakat öyle bir ters köşe oldum ki… Bu sonu asla tahmin edemezdim.Carter karakterini de çok sevdim. Onun bakış açısından okuduğum bölümler benim için kitabın en keyifli kısımlarıydı.

Daha fazla spoiler vermek istemiyorum ama Alice Feeney’in tüm kitaplarını okumuş biri olarak bu kitabı kesinlikle öneririm. Benim için yazarın en iyi kitaplarından biriydi.
Yanıtla
10
0
Destekliyorum  9
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap daha önce okuduğum Zülfü Livaneli'nin 'Huzursuzluk' kitabına ve de Engin Akyürek'in 'Kaçış' dizisine de ilham kaynağı olmuş. Emperyalizm ve siyonizmin işgal edip kaosa sürüklediği bu coğrafyada bu terör örgütleri halkları birbirine düşürmek ve kırdırmak için çok kullanışlı aparatlar olmuştur. Nadia tecavüzün kendilerine bir silah olarak kullanıldığını belirtiyor ki doğrudur, Ruanda soykırımındaki benzer hadiseleri hatırlatıyor ama İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya'nın Çinli kadınları askeri genelevlerde kullanmasını, siyonist yahudilerin hapishanelerde Filistinli kadınlara tecavüzlerini ve Sırpların Boşnak kadınların onbinlercesine tecavüz kamplarında kötülük ettiğini hatırla(t)mıyor. Son söz olarak kendi başına gelenler açısından dünyadaki son kız olmayı diliyor ama ne yazık ki bu zalim dünyada o ne ilk idi ne de son olacak, insan nefsi olduğu sürece bir güzel dilek, temenni, ideal ve hayal olarak kalacak. Kitabı tavsiye ediyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir pencere, eski bir apartman, boş bir sokak ya da uzun zamandır gidilmeyen bir mahalle artık sadece görüntü olmaktan çıkabilir.
Mekânı sadece fiziksel bir alan olarak değil, insanın iç dünyasını şekillendiren görünmez bir hafıza katmanı olarak ele alıyor "Mekanın Kaderi". Edward S. Casey’nin yaklaşımı klasik felsefe kitaplarından farklı; çünkü burada mesele “nerede yaşadığımız” değil, yaşadığımız yerlerin bizi nasıl dönüştürdüğü. Kitabı okurken bazen bir düşünce metni değil de eski bir anının içinde dolaşıyormuş hissi oluşuyor.

“Mekânın Kaderi”, modern insanın yaşadığı kopukluğu çok sakin ama derin bir şekilde anlatıyor. Şehirlerin büyümesi, yaşamın hızlanması ve her şeyin birbirine benzemesiyle birlikte insanların mekânlarla kurduğu bağın zayıfladığını hissettiriyor. Casey, bir evin, sokağın ya da çocuklukta görülen bir manzaranın neden insanın içinde yıllarca kaldığını sorguluyor. Bu yüzden kitap yalnızca felsefeyle ilgilenenlere değil; mimarlık, psikoloji, şehir kültürü ve edebiyatla ilgilenen okurlara da hitap ediyor.

Kitabın en güçlü tarafı, okuru sürekli düşünmeye itmesi. Bazı sayfalarda altını çizmek yerine durup düşünmek istiyorsun. Çünkü anlatılan şey yalnızca “mekân” değil; aidiyet, yalnızlık, hatırlamak ve insanın dünyadaki yeri. Özellikle mekân ile hafıza arasındaki ilişki anlatılırken metin daha da derinleşiyor. Bir yerin yalnızca görülen bir alan değil, aynı zamanda insanın içinde taşıdığı bir duygu olduğu fikri kitap boyunca hissediliyor.

“Daha bariz bir biçimde, bu yüzyılda gerçekleşen bazı tahripkar olaylar, artçı sarsıntı olarak mekana yönelik yeniden canlanan bir hassasiyeti de beraberinde getiriyor.”

Anlatım dili yoğun ve felsefik. Zorlayıcı tarafı, hızlı okunabilecek bir kitap olmaması. Ciddi bir dipnot ve mekan kavramları sözlüğünün olması çok önemli … Bazı bölümler sakin kafa ve dikkat istiyor. Fakat tam da bu nedenle okurda iz bırakıyor. Bitirdiğinde çevrendeki yerlere farklı gözle bakmaya başlıyorsun. Bir pencere, eski bir apartman, boş bir sokak ya da uzun zamandır gidilmeyen bir mahalle artık sadece görüntü olmaktan çıkıyor. Sessizce zihinde kalıyor ve günlük hayatta bile kendini hatırlatıyor. Özellikle kendini yaşadığı yere ait hissedemeyen insanlar için kitap beklenmedik şekilde kişisel bir anlam taşıyabilir.

“Mekanın saklı tarihinin perdesini aralamak demek, bizi ‘mekan dünyası’na geri götürecek bir yol bulmak demektir –en çetin arazilerde bile mekanın yeniden doğuşunun keyfine vardıracak bir yol.”
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öykü yazan ya da atölyelere devam eden biri olarak, ödül alan yazarları özellikle okumaya çalışıyorum. Çünkü ister istemez insan, “Neyi farklı yapmış?”, “Hangi teknikleri kullanmış?”, “Öyküler nasıl açılıyor, nasıl bitiyor?” gibi soruların peşine düşüyor. Bu okumalar hem öğretici oluyor hem de insanı kendi yazdıklarıyla kıyaslamaya itiyor.

Öncelikle editoryal anlamda çok temiz bir kitap.Dili özenle işlenmiş, üzerinde ciddi emek verilmiş. Kitap on öyküden oluşan ince bir eser. Öyküler daha çok gündelik hayatın içinden, sanki yazarın hafızasında yer etmiş anıların edebî bir dille yeniden kurulmuş hali gibi. Çoğunluğu olay öyküsü niteliğinde; bir iki tanesi ise bilinç akışına yaklaşan anlatılar. Okuduktan sonra zihnimde uzun süre kalan ya da “İşte bu!” dedirten bir öykü maalesef olmadı. Özellikle sonlar beni çok tatmin etmedi.Bu benim okuma zevkimle ilgili. Sonuçta ödül almış, güçlü jürilerden geçmiş bir kitaptan bahsediyoruz. İyi yazılmış ve teknik açıdan başarılı bir ilk kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başta "bir sinek ne zarar verir ki" diye okumaya başladık ama sonu müthiş bir dersle bitti. Porsuk/Porsuk bey sineğin vızıltısından rahatsız olunca "tüm böcekleri kavanozlayalım" fikriyle macera başlıyor. Önce sinekler, sonra tüm böcekler, solucanlar... Hepsi kavanoza girince her şey değişti. Çiçekler tozlaşmayınca meyve yok, kuşlar aç kalıyor, toprak verimsizleşiyor. Kitap bunu çocuk dilinde, hiç korkutmadan ama çok net anlatmış.
4+ yaş için birebir. Çocuklara "her canlının bir görevi var" mesajını didaktik olmadan veren nadir kitaplardan.
Sonunda Porsuk'un tüm böcekleri serbest bırakması ve doğanın tekrar dengeye gelmesi... Çok güzel bağlamış. "Böcek fobisi" olan çocuklara bile iyi gelebilir bu kitap.
Kitaplığımızda başucu oldu. Böceklerden korkan, "öldürelim" diyen çocuklar için mutlaka gibi….
Yazarın Temiz isimli kitabı tekrar çevrilmiş Pırıl Pırıl ismiyle. O kitabını da çokça tavsiye ederim…
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Porsuk'un Büyük Yolculuğu"ndan sonra serinin bu kitabını da hemen aldık. İyi ki almışız!
Porsuk'un yuvası fırtınada yıkılınca arkadaşlarının tek yardıma koşması...
Kitap zorluk karşısında çözüm üretmeyi, yardımlaşmayı ve umudu kaybetmemeyi o kadar sıcak anlatmış ki. Sonunda yıkılan meşe ağacının yerine yeni bir ev, içine dikilen palamutla "geleceğe umut bırakmak" fikri bizi çok etkiledi.
4+ yaş için hem duygusal zeka hem de doğa sevgisi aşılayan harika bir kitap. Serinin devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.
Emeği geçen herkesin eline, yüreğine sağlık. ️
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Oğlumla birlikte okuduk, bayıldık! Porsuk’un nehrin kuruduğunu fark edip arkadaşlarıyla yola çıkması, hem çok öğretici hem de çok umut dolu bir hikaye.
Kitap dayanışma, paylaşma ve doğayı koruma mesajını hiç didaktik olmadan veriyor. Ritmik dili, çocukların ilgisini dağılmadan sonuna kadar çekiyor. Yavru tavşan, kirpi, tavşan, kuş derken her sayfada yeni bir macera var.
Özellikle suları çok az kalmasına rağmen biriktirdikleri tüm suyu kurbağaların yüzmesi için vermeleri çok etkiledi bizi. 4 yaş üstü tüm çocuklara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Resimler de çok canlı. Kütüphanemizden eksik etmeyeceğimiz kitaplardan oldu.
Yazarın ve yayınevinin eline sağlık.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Salt olay örgüsüne dayanmayan, ve hatta roman dinamiklerine bile uymayan, bilincin akışında yazılan bir eser. Bir deneme bile denebilir. Kitap iki bölümden oluşuyor. Yürümek; kişinin delirmesinin sadece bir an olduğu ve o anın bilincinde olabilmenin belirsizliği, o anın yaklaşması ve kişiyi o ana getiren bilincin attığı minik adımlar. Evet; kişinin delirmekten daha kısa olan yolu, delirmeden önce inisiyatif ile alınabilecek yolun sorgulamasını önümüze koyuyor ve cevabını veriyor. İnsan insanın cehennemi de olsa Sartre'ın dedigi gibi veya kurdu(Hobbes) ,yine de insan insana lazım. Çünkü insan yaşayabildiğini bile bir başka insana bakarak anlayabiliyor. Var olmak algılanmaktır.Yürümek ve Evet ile düşünmenin, durmak ile hareket etmenin, birey ile toplumun, yaşam ile ölümün, delilik ile "normalin" flulaştığı bu izlek yukarıda söylediğim gibi roman kalıplarına uymaksızın sizi başlangıç ve bitiş noktasını kestiremediğiniz bir yolculuğa çıkarıyor. Tıpkı yaşamın kendisi gibi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok samimi ve içten bir anlatı. Okurken sanki bir tarihçinin değil de annesini özlemle anlatan bir evladın hatıralarını dinliyormuş gibi hissettim. Ortaylı, annesinin hayatını anlatırken aslında bir dönemin kültürünü, eğitim anlayışını ve aile yapısını da gözler önüne seriyor. Özellikle Şefika Hanım’ın güçlü, disiplinli ama aynı zamanda zarif karakteri çok etkileyiciydi.
Kitapta en sevdiğim şeylerden biri, anlatımın sıcak ve doğal olmasıydı. Büyük olaylardan çok küçük anılar, günlük hayatın detayları ve aile içindeki ilişkiler anlatılıyor. Bu da kitabı daha gerçek ve dokunaklı yapıyor. Bazen hüzünlendiren, bazen de gülümseten anılar var.
“Annem Şefika”, sadece bir anne portresi değil; aynı zamanda geçmişe, aileye ve hatıralara dair çok güzel bir saygı duruşu gibi. Sade ama etkileyici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okurken insan kendi annesini ve çocukluğunu da düşünmeden edemiyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir