Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta beni en çok etkileyen şey,zorbalığın sadece dalga geçenlerden ibaret olmamasıydı.Sessiz kalanlarında bir payı olduğunu fark etmek insanın içine dokunuyor.Maddie’nin yaşadığı vicdan muhasebesi çok gerçekçiydi.Bazen yanlış bir şey yapmayız ama yanlışın karşısındada durmayız.Bu kitap bana tam olarak bunu düşündürdü.Wanda’nın fakir olması,yabancı bir soyadı taşıması ve içine kapanık hali onun dışlanmasına sebep oluyor.Oysa hayal gücü,sabrı ve iç dünyası o kadar zengin ki...Resim yarışmasındaki başarısı aslında onun “yüz elbisesinin” gerçek anlamını ortaya koyuyor.Elbiseler belki dolabında yok ama zihninde var.
Kitap sade bir dille yazılmış ama verdiği mesaj çok güçlü.Akran zorbalığının ne kadar incitici olduğunu, bazen tek bir sözün bile bir insanın hayatında nasıl iz bırakabileceğini gösteriyor.Okurken keşke biri Wanda’nın yanında dursaydı dedim.Belki de yazar tam olarak bunu istiyor:Bir daha böyle bir durumla karşılaştığımızda o kişi biz olalım.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
37 yaşındayım ve bugüne kadar menopozun benden çok uzak bir gelecekte, henüz düşünmeme bile gerek olmayan bir evrede olduğunu sanıyordum. Ancak bu kitabı okuduktan sonra yüzleştiğim bir gerçek var: Kadınların hayatındaki bu en kritik zaman dilimi hakkında aslında neredeyse hiçbir şey bilmiyormuşum ve o döneme sandığım kadar da uzak değilmişim.

Düzenli uykunun, sağlıklı beslenmenin, egzersiz yapmanın ve yeterli su içmenin gerekliliğini zaten bildiğimi düşünürdüm. Fakat bu rehber, tüm bu temel alışkanlıkların sadece günlük sağlığımız için değil, o kaçınılmaz döneme bedeni ve ruhu hazırlamak için ne kadar hayati olduğunu zihnime adeta yeniden kazıdı. Üstelik bildiğimi sandıklarıma çok daha fazlasını ekleyerek.

Bu kitap, ruh ve beden sağlığını koruyabilmek, yaklaşan bu döneme güçlü, bilinçli ve hazırlıklı girebilmek için her kadının kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken bir başvuru kaynağı. Kendi bedeninize yapabileceğiniz en güzel yatırımlardan biri. Kesinlikle tavsiye ediyorum!
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın teması övgü çocukları nasıl etkiler ve övgü yerine ne yapmalı şeklinde. Yazar, övgünün "sosyal ödül" olduğundan ve olumlu dahi olsa özünde bir "yargı" olduğundan söz ediyor. Bunu sürekli yaptığımız takdirde ise onun "yargıcı" olacağımızı belirterek konuyu bu çerçevede ele alıyor.
Aslında düşünmeden, günlük konuşma dilinde ne kadar basit hatalar yaptığımızı ve bunu düzeltmenin ise birkaç deneme ile kolaylaştığını gösteriyor bize yazar.
"Çocuk yetiştirmek kendini yetiştirmektir." Bu prensibi aklımızda tutarsak belki bazı şeyler daha kolay bir hâl alır bizler için. Ve "Bu prensibi içselleştirirseniz "övgü yerine ne söylemeliyim?" diye düşünmenize gerek kalmaz. Çocuğunuza duyduğunuz saygıyı arttırdıkça doğru davranışlar kendiliğinden şekillenecektir."
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sadiye Erol Aykaç kitaplarını Sosyal medyada gördüm ve "Ben Zübeyde" kitabı yazarın okuduğum ilk kitabı. İlk olarak kitabın üslubu ve dili çok basit günlük dil olmasına rağmen kitap akıcı bir şekilde ilerliyor ve nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Kitabın içeriği ise üç farklı karakter olan Cemile Nine, Torun Dilfeza ve Zübeyde Sultan'a ait olan üç farklı zaman dilimindendeki çizgide şekil buluyor. Diğer bir deyişle üç ayrı karakter, üç ayrı zaman ve üç ayrı hikaye...
Zübeyde Sultan, Halife Harun Reşit’in göz bebeği, eşi, hayat arkadaşı. Tüm servetini kutlu bir rüyanın hikmetine feda eden kadın. Suya hayır yapanların en güzeli belki de. Zübeyde Sultan beni çok etkiledi. "İnsan nasıl yaşarsa öyle iz bırakır!” sözünün vücut bulmuş hali Zübeyde Sultan!
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
01 Mart 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jean-Jacques Rousseou’nun çocuk eğitimi ile ilgili bu kitabı, özellikle Türk halkına yazılmış gibi adeta. Çocukluktan nokta atışıyla başlıyor. Bebekleri kundağa sarıp onların el kol hareketlerini kısıtlamak, onların özgürlüğünü kısıtlamaktır diyor. Bunun sonucu: Özgürlüğü kısıtlandığı için ya özgüveni eksik kalmış kişilerden; veya gergin yapıya sahip insanlardan oluşan bir toplum.
“Büyüyünce doktor olacaksın” Bir başka yanlış, çocukların geleceğini kendi isteklerimize göre belirlemeye çalışmak. Bu şekilde baskılanan kişi, ailesinin istediği mesleğe ulaşsa da mutsuz oluyor, veya başarısızlıkla karşılaşıyor.
Diğerleri ile kıyaslama, yine en çok yapılan hatalardan. Yazar bununla ilgili “Hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın” diyerek noktayı koyuyor.
Yazarın “Düşüncelerim içinde sizi inandıracak olanlarına sahip çıkın, gerisini kabul etmeyin.” diyerek düşünce özgürlüğünün altını çizdiği, genel anlamda çok değerli fikirlerin bulunduğu kıymetli bir eser.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  14
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'nın mevcut siyasi, sosyal, dini ve demografik yapılanmasının temellerinin 11.-16. yüzyıllar arasında Katolik kilisesinin dışlayıcı, hatta soykırımcı tavrı, tahrikleriyle ortaya çıktığını kanıtlarıyla ortaya koyan Şener Aktürk, bu durumun Avrupa'da milliyetçilik ve ulus devlet anlayışına zemin hazırladığını ifade ediyor. Hatta AB'nin de bu sosyal, siyasi ve dini/mezhebi türdeşlik üzerine inşa edildiği tespitini yapıyor.
Orta Çağ'da bir dönem nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşan Sicilya ve İspanya'nın Papalık ve onunla işbirliği yapan krallar tarafından nasıl da Müslümanlar ve Yahudilerden temizlendiğini üzülerek okuyorsunuz.
Dünya tarihinde soykırımı örgütlü olarak tasarlayan ilk hiyerarşik yapılanmanın Papalık olduğu ve ilk Haçlı seferinin de Müslümanlara karşı değil, Hristiyanların birbirlerine karşı düzenlendiği bilgisi çok ilginç.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şah ve Sultan , İskender Pala ile tanışma kitabım oldu. Bu romanda beni en çok etkileyen şey, iki hükümdarın arkasında mücadele eden insanların sessiz çığlığıydı. Okudukça fark ettim ki asıl yükü taşıyanlar Şah İsmail ya da Yavuz Sultan Selim değildi. Taçlı, Kamber, Hüseyin ve Ömer gibi niceleriydi. Taçlı, inancın ve sevginin insana nasıl ağır bir yük bindirebildiğini gösterdi bana. Seçmediği bir tarafın bedelini ödeyen, susarak direnen bir kalp gibiydi. Kamber, sadakatin en sessiz haliydi. İtiraz etmeyen ama en çok yorulanlardan biri. Hüseyin, taraf olmanın kaçınılmazlığını ve seçememenin insanda bıraktığı o derin çaresizliği taşıyordu. Ve Ömer.. Doğruyu bilmenin ama onu yaşayamamanın ağırlığını omuzlarında taşıyordu. Büyük idealler, büyük sözler ve büyük kavgalar arasında en çok canı yananlar hep arada kalanlar oluyor. Kitabı kapattığımda kazananları düşünmek istemedim, tarihin satır aralarında kaybolan hayatları düşündüm.

Tarih ilerledi ama kimse aynı yere varamadı..
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  4
Bildir
Yanıtları Göster
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Muhteşem bir kitap. Uzunca bir yaşamın anlatımı ancak bu kadar profesyonel ve böylesine içten yazılabilirdi. Annie Ernaux‘un okuduğum ilk kitabı. Başlarda biraz zorlandım. Ancak okudukça kitabın aslında ne anlatmak istediğini tam olarak anladım; bizi anlatmak istiyordu, hepimizi, insanlığı. Kitap isim seçimi çok yerinde; Seneler. Hani bazı filmler vardır ya bir çocuğun küçüklüğünden ölümüne kadar anlatan, uzunca bir ömrü detaylı detaylı işleyen filmler. İşte bu kitap belirli bir tarih aralığını tüm ayrıntısıyla ve tüm duygularla sunuyor okura. Kitabın ortalarında sanki sürekli konuşan bir kadını dinliyormuş gibi hissettim. Hep anlatacak bir şeyleri var ama hiç dinlemeye zamanı yok gibi. Kitabın sayfalarını ardışık okuduğunuzda hafiften bir baş ağrısı yapıyor gibi. Dinleyici konumunda siz varsınız ve aralara giremiyor olmak kötü. Çok farklı bir kalem, çok farklı bir anlatı, yeterince dolu bir içerik. Çok beğendim.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
genç bir şaire mektuplar; rilke'nin, kendisine yazılarını gönderen franz kappus isimli genç bir şaire yazdığı mektuplardan başlıyor, rilke'nin biyografisiyle nihayetleniyor. mektuplar edebi anlamda bir eleştiriden ziyade yaşam hakkında basit ama bilgece öğütlerle dolu. okuyucusuna sabırlı olmayı, doğayı derin bir duyumsayışla kavramayı, insanın gözlerini kendi içine çevirmesini, birtakım cevaplar peşinde koşmadan sorularla yaşamayı öğütlüyor ve sorularla yaşayan insanın bir gün kendisini cevapları yaşarken bulacağını söylüyor. rilke büyük bir sanatçı ve kitabı okurken sanki bilge bir kişinin dizinin dibindeymişim ve yaşamın çeşitli konuları hakkında başımı okşayarak bana öğütler veriyormuş gibi hissettim. rilke; bir şair olmanın hakkını vererek büyük bir söyleyiş güzelliğiyle veriyor nasihatlerini, kamuran şipal de dile usta bir hakimiyetle bu cümleleri türkçeleştirmiş. bu sayfa sayısı bakımından hacimsiz ama hacimli bir yaşamın izlerini taşıyan kitabı tekrar okuyacağım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
28 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı üniversitede ders kaynağı olarak kullandım ve gerçekten sistematik yapısından çok faydalandım. İslam Tarihi 1, konuları kronolojik bir düzen içinde ele alırken olayların arka planını da açıklıyor; bu da benim için ezber yapmaktan ziyade anlamaya dayalı bir öğrenme süreci oluşturdu.

Adnan Demircan’ın anlatım tarzı gayet dengeli, akademik bir dil kullanmasına rağmen metin gereksiz derecede ağır değil. Özellikle sebep-sonuç ilişkilerine yaptığı vurgu, olayların arka planı, tarihi sadece olaylar silsilesi olarak değil, bir süreç olarak görmemi sağladı.
Sınavlara hazırlanırken de konu başlıklarının açık ve düzenli oluşu büyük kolaylık sağladı. Bu eser, yalnızca bir ders kitabı değil; İslam tarihini dört başı mamur bir temele oturtan sağlam ve güvenilir bir başvuru kaynağı gibi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir