Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İngiliz denilince akla hiç şüphesiz Shakespeare ismi gelir. İngilizler hayatlarının her anında bu büyük yazarın dizelerini sindirerek büyürler. Böylesine önemli bir edebiyatçının hayatı ise tahmin edildiği kadar ilhamla yazılmış kurgulara konu olmaz. Her ne kadar edebiyat tarihçileri hedef hayatları didik didik ederek binlerce sayfalık kitaplarla kütüphaneleri doldursalar da biyografiye dair esas bilgilerden fazlası okurun aklında kalmaz. Ama tarihi bir kişiliğe odaklanmış bazı kurgular okurun aklına kazınır. Çünkü olay örgüsü hedef karakteri o kadar iyi bezer ki anlatılan kişilik her anıyla akılda yer eder. Bu yüzden yazarların tarihin bir noktasında kendi halinde yaşamış bir insana verdikleri hayatiyet edebiyatın gücünü göstermesi bakımından önemlidir. Tarihi gerçeklerden yola çıkılarak hazırlanan her eser gibi Hamnet de bir romandan fazlasını içerir. Öyle ki Hamnet’ten öncesi ve sonrasının farklı olduğunu okur da hisseder. Bilmek, öğrenmek, hissetmek için Hamnet okunmalı...
Yanıtla
5
3
Destekliyorum  17
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsmaililer haklarında fazlasıyla spekülasyon yapılan ve popüler tarihin malzemesi olan bir topluluktur. Özellikle efsanelerle karışan ve gerçekten uzaklaşan anlatıları kitaplara, filmlere hatta bilgisayar oyunlarına dahi konu olur. İşin açıkçası böylesine meşhur bir topluluğun tarihi gerçekler paralelinde tespiti için ilk önce onlar hakkında ilk yazılanlara bakmak zaruridir. Ayrıca İslam toplumu içindeki ayrılıkların toplu bir biçimde gösterilmesi bir batıni akımı olan İsmailiğin pozisyonunu da ortaya koyar. Bu açıdan kitabın girişindeki mütercim S.Gündoğdu’nun makalesi, kısa ve öz biçimde İslami tarihsel gelişim ve ayrılık noktalarını çok iyi gösterir. Fatımi halifeleri ve İsmaililerin tarihi ise Mirhand tarafından fazla detaya girilmeden sunulur. Satır aralarında çıkan kıymetli bilgilerin diğer kaynaklarla uyuştuğunu görmek eserin itibarını arttırır. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizam-ı Mülk gibi tarihi kimliklerin anlatıldığı satırlar akla Amin Maalouf’un Semerkant’ını getirir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
25 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazen bitsin diye okursunuz. Hem de hızlıca. Ya da atarsınız kuytu bir köşeye. Bazen hiç bitmesin deyip durursunuz. Ama biter. Hem de bir solukta. Her bir roman karakterinin yanıbaşınızda durduğunu hayal edin. Aynı zamanlarda yaşadığınızı. Aynı sokaktan yürüdüğünüzü aynı ağaç altında nefes aldığınızı. Hep aynı mezarlıkta hep aynı canlara ağladığınızı. Okuyucusunu seçen kitaplar olduğuna inanan biriyim. Birinin nefret ettiği size yol olur. Birinin attığı size hazinedir. Roman karakterleri o kadar içten ki her biri sanki sizsiniz gibi. Doğal ve olabildiğince huzursuz edici. Yaşı yetenlerin yaşı gelmeyenlerden daha fazla keyif alacağını hatta hüznü çokça yaşayacaklarını düşünüyorum. Böylece biraz da risk almış oluyorum. Siz yine de "yakınlık cüceleri"nize aldanmayın. Keyifli okumalar....
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Neyzen senin için, benim için, bizim için
"hiçlik" diye haykırdı. Bizse onu berduş
olarak gördük, kendi berbatlığımızı
görmemek için. Biz onun hicivlerindeki
hakikatlere kulak tıkadık, hurafelerle uyutulmak kandırılmak hoşumuza
gittiğinden! Ondandır ki Neyzen'e deli
demek dilimize kolay geldi.
Neyzen bir kefenle gitti; sonunda biz de
" bir kefene sarılacağız. O yorgun yaşadı,
yorgun gitti. Belki de o dinlenirken şimdi
biz yoruluyoruz. Ölüm bile ölecekken
hiçliğe inat ediyoruz.
Neyzen'e bakış açınızı sorgulamanızı
sağlayacak kıymetli bir eser. Dostlara
tavsiyedir.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  9
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Engin Geçtan en sevdiğim yazarlardan biri. Deneme türündeki eserleri ayrıca seviyorum. Yazar sayfalarca anlatılabilecek bir düşünceyi, tek bir sayfaya sığdırıp sade, ölçülü ve çok etkili bir dille aktarabiliyor. Radikal sayılabilecek fikirleri bile sakinliğini ve dinginliğini bozmadan anlatması benim için kıymetli. Geçtan’ın yazdıklarında, yaşadıklarından süzülmüş olgun bir bakış hissediliyor. Okurda faydalı, iyi niyetli ve insanı onaran bir etki bırakmayı önemseyen bir yazarla karşı karşıya olduğunuzu daha ilk sayfalardan anlıyorsunuz. İnsan doğasını çok iyi gözlemlemiş. Bunu yaparken kimseyi aşağılamıyor, ötekileştirmiyor. Farklı karakterleri ve bakış açılarını, yargı dağıtmadan, nahif ama güçlü bir dille yan yana getirebilmesi gerçekten etkileyici. Kitap hacim olarak ince olabilir. Yine de yoğunluğu ve düşünsel doluluğu bakımından, bazen birkaç ciltte bulamayacağınız kadar güçlü bir içerik taşıyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kelimelerin sadece birer ses yığını değil, içinde koca bir tarih ve yaşanmışlık barındıran canlı organizmalar olduğunu bu kitapla yeniden hatırladım. Yiğit Hadi İrde, 'Nerden Geliyo?' ile bizi dilin labirentlerinde büyüleyici bir yolculuğuna çıkarıyor. Günlük hayatta hiç düşünmeden kullandığımız sözcüklerin ardındaki hikayeler o kadar akıcı ve titiz bir araştırmayla sunulmuş ki, her sayfada şaşırmamak elde değil. Etimolojiye ilgi duyanların ötesinde, dünyayı kelimeler üzerinden anlamlandırmak isteyen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir hazine.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
8 yaşındaki oğlum kazandığı akıl oyunları turnuvasından aldığı ödülle ilk olarak bana bu kitabı aldırdı. Her gün satrançla yatıp kalkıyor. Onun bu ilgisiyle birlikte ben de satranç dünyasına girdim ve kitabı birlikte okuyoruz. Gerçekten mükemmel bir yönlendirici niteliğinde. Oğlumun hayali ileride milli takımı temsil etmek ve farklı ülkeler görüp arkadaşlar edinmek olduğu için Sabo'nun başarı hikayesi ona çok ilham oldu. İyi ki böyle kaliteli içerikler ve insanlar var. Bir anne olarak oğlumun bu alana kayıp kötü alışkanlıklardan uzak kaldığını görmek beni mutlu ediyor. İlgisi olanlara kesinlikle tavsiye ederiz.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
24 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yine Hüseyin Rahmi ve yine müthiş keyifli bir okuma. Dirilen İskelet hem güldürüyor hem de düşündürüyor çok keyifli bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yazarın kendine özgü esprili anlatımı, ilk bakışta sadece eğlenceli gibi görünse de aslında toplumun derin sorunlarını ustalıkla ortaya koyuyor. Batıl inançların, insan zaaflarının ve sosyal çelişkilerin mizahın arkasına saklanarak aktarılması, romanı hem keyifli hem de anlamlı kılıyor. “İskeletin dirilişi” gibi fantastik bir olayın etrafında dönen hikâye, aslında insanın kendi içindeki korkularına ve toplumun yüzleşmekten kaçtığı gerçeklere ayna tutuyor. Gürpınar’ın dili öyle canlı ki, okurken sanki bir dostunuz size tatlı tatlı takılıyor ama aynı zamanda sizi düşündürüyor. Bu yönüyle Dirilen İskelet, hem eğlenceli bir okuma sunuyor hem de Hüseyin Rahmi’nin keskin gözlem gücünü bir kez daha hatırlatıyor. Türk edebiyatına sıkı sıkı sarılmalıyız, sahip çıkmalıyız çünkü biz harikayız:)
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarih Felsefesi Üzerine Referans Bir Çalışma...
Bu eser, tarih düşüncesinin uzun gelişim çizgisini hem felsefi hem de metodolojik yönleriyle ele alan kapsamlı bir incelemedir. Tarih felsefesinin yalnızca belirli dönemlerle sınırlı bir tartışma olmadığını; aksine, insanın geçmişi anlama, zamanı yorumlama ve toplumsal değişimi kavrama çabasının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir. Altan Çetin Hoca antik çağlardan modern zamanlara değin uzanan geniş bir entelektüel haritayı titiz bir kaynak kullanımıyla kurgulayarak, tarihsel düşüncenin dönüşümünü bütünlüklü bir biçimde analiz eder.

Çetin, eserin giriş bölümünde tarih fikrinin kadim uygarlıklardaki kökenlerine yoğunlaşır. Mezopotamya ve Mısır gibi erken zamanın kültürlerinde tarihin kutsal zaman anlayışıyla bağlantılı olduğuna dikkat çeker. Tarihin ritüel döngüler ve tanrısal müdahaleler ile açıklanması, insanın geçmişi anlamlandırma biçiminin ilk aşaması olarak sunulur. Ardından Yunan düşüncesine geçilerek tarihin sekülerleşme süreci incelenir. Bu bağlamda Herodotos’un betimleyici ve kültürlerarası karşılaştırmaya dayanan tarihçiliği, Thukydides’in nedensellik, kanıt ve realizm temelli ilerleyen analitik yaklaşımı karşılaştırılır. Çetin, modern tarih biliminin temellerinin Thukydides çizgisinde atıldığına dikkat çeker; böylece Antik Yunan’ın tarih felsefesi yeniden yorumlanır.

Musevi geleneğinde tarihin tanrısal iradeye bağlı lineer bir süreç olarak kavranmasını Batı düşüncesinin ilerleme fikrine kaynaklık eden önemli bir unsur olarak değerlendirir. Bu noktada zamanın doğrusal bir akışa yerleştirilmesi ve tarihin teleolojik bir süreç olarak yorumlanması, modern tarih bilincinin dini temellerini anlamak açısından kritik bir rol oynar. Aynı bölümde İslam düşünce dünyasına geçilerek tarih felsefesinin bu kültür çevresindeki yansımaları incelenir. Çetin, İbn Haldun’a geniş bir alan açarak onun toplumsal yapıları açıklama konusundaki sistematik yaklaşımını modern tarih bilimi açısından özgün bir konuma yerleştirir. İbn Haldun’un devlet döngüsü, asabiyet kavramı ve sosyolojik çözümlemeleri üzerinden tarihe getirdiği yeni perspektif ayrıntılı bir biçimde değerlendirilir. “İbn Haldun, değişimin bir imkân olduğunu ve zaman ve mekân içinde genel şartların yenilenebilir olduğunu gösterir.” (s. 73)

Çetin, modern döneme geçişte tarihsel materyalizm ve Marksist tarih anlayışını ele alarak ekonomik ilişkilerin tarihsel süreçteki belirleyiciliğini tartışır. Altyapı–üstyapı ilişkisi, üretim tarzları ve zorunluluk yasaları çerçevesinde geliştirilen tarihsel materyalist model hem güçlü hem de sorunlu yönleriyle analiz edilir. Ardından Frankfurt Okulu’nun eleştirel yaklaşımı üzerinden tarihin toplumsal rasyonalite, iktidar ilişkileri ve kültürel dönüşümler bağlamında nasıl okunabileceği değerlendirilir. Hermeneutik düşünürlerin tarihsel anlamayı yorumlama, anlama süreçleri ve tarihsel bilinç oluşumu üzerinden yaklaşımları ise tarihin epistemolojik yönüne katkı sağlayan bir çerçeve olarak sunulur.

Kitabın birinci bölümü büyük ölçüde İbn Haldun’un modern tarih anlayışındaki yeri üzerine odaklanır. Çetin, İbn Haldun’un gerçekten modern tarihçiliğin öncüsü sayılıp sayılamayacağı sorusunu çok yönlü bir tartışma ile ele alır. Onun tarihsel bilgiyi sistematize etme biçimi, toplumsal değişimi izah etme çabası ve nedensel analiz kullanımı modern sosyal bilimin erken bir formu olarak değerlendirilir.

“Hülasa İbn Haldun bir tabu ve mutlak bir değişmez değil, belirli zaman ve mekânda medeniyetlerin tecrübelerini okuyup açıklayan büyük bir düşünürdür. Fikirlerinin ideolojik yaftalarla, demagojik riskler, safdillik zemini oluşturma tehlikesi vardır.” (s. 78) Her ne kadar İbn Haldun, modern tarih biliminin doğrudan bir kurucusu olarak nitelendirilemeyecek olsa da, Çetin’e göre modern düşüncenin kavramsal altyapısını önceden sezmiş bir figür olarak özgün bir epistemik konuma sahiptir. (s. 93–94)

İkinci bölümde, Alman idealizminin tarih felsefesine yaptığı katkılar ayrıntılı olarak ele alınır. Mesela Kant’ın tarihte ahlaki ilerleme fikri, Herder’in kültürel çoğulluk ve ulus ruhu temelli tarih anlayışı, Schopenhauer'in doğa ve ruh bütünlüğü üzerine kurduğu süreç anlayışı ve Hegel’in tarihsel materyali diyalektik açılım olarak yorumlayan bu kapsamlı sistemi detaylarıyla tartışılır. Çetin, adını zikredilen düşünürlerin tarihe kattıkları teleolojik ve bütüncül perspektiflerin hem modern tarihçilik hem de sosyal bilimin doğuşunu derinden etkilediğini ortaya koyar. Ancak bu yaklaşımların aşırı genelleştirici ve aynı zamanda idealist yönlerine karşı eleştirel, mesafeli bir tutum sergiler. Pozitivizmin nesnellik, belgeye dayalı araştırma ve nedensellik ilkeleri üzerinden geliştirdiği tarih yazımı metodunun önemine dikkat çeker. Ayrıca Annales Okulu’nun uzun süreli toplumsal yapıları merkeze alan yaklaşımı, yapısalcı tarih okumaları ve postmodern dönemin tarihsel anlatıya yönelik radikal eleştirileri ele alınır. Çetin, bilhassa postmodern göreceliğin tarihsel gerçekliği tamamen çözen tutumuna karşı dengeli bir eleştiri geliştirir. Stepanova’nın tarih felsefesine yönelik sorgulamaları ise tarihsel bilginin sınırlarına dair önemli bir tartışma alanı açar.

Bu eser, genel itibariyle tarih felsefesinin farklı dönemlerde aldığı biçimleri, metodolojik dönüşümleri ve tarihsel düşünceye yön veren temel kavramları ve kişileri bütünlüklü bir biçimde bir araya getirmiş bulunmaktadır. Kavramları tanımlama ve bağlama yerleştirme konusundaki özeni, eserin yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda düşünmeye yönlendiren bir karakter kazanmasını sağlar. Kapsamlı kaynak taraması, titiz sınıflandırma metodu ve düşünsel süreklilik–kopuş ilişkisini dikkatle seyreden yapısı ile hem tarih hem de felsefe alanında “başvuru eseri” niteliğinde tarihsel düşüncenin kökenlerini ve dönüşümünü kavramak adına kapsamlı bir referans sağlar. İncelemeyi bahane ile bu şahane eser sayesinde düşünsel açıdan kaleminden istifade ettiğim saygıdeğer Altan Çetin Hoca'ya teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na...
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
23 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kur’an Çocuklarla Konuşuyor, çocukların Kur’an-ı Kerim’i sevgiyle tanımasına yardımcı olan çok kıymetli bir eser. Anlatımı sade, dili sıcak ve çocukların dünyasına son derece uygun. Soyut kavramları somut örneklerle açıklaması, çocukların hem anlamasını hem de düşünmesini kolaylaştırıyor.
Resimleri ve hikâyeleştirilmiş anlatımı sayesinde çocukların ilgisini canlı tutuyor. Ailelerin çocuklarıyla birlikte okuyup üzerine konuşabileceği, değer eğitimi açısından da çok faydalı bir kitap. Kur’an’ı çocuklara korkutmadan, sevdirerek anlatmak isteyen herkes için gönül rahatlığıyla tavsiye edilir.
Yanıtla
20
5
Destekliyorum  28
Bildir