Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, oldukça sert gerçekçi bir anlatım yolunu seçerek romanın kendine has dokusunun oluşmasını sağlamış. Bu anlamda değerlendirecek olursam romanı başarılı buldum.
Toplumun belli bir kesimi tarafından dışlanan karakterleri ve yaşantılarını mahallelerine taşınıp yakından gözlemlemişim gibi geldi.
Ancak hayatımda okuduğum birkaç kitap dışında anlatılanlardan bu kadar rahatsız olduğumu hatırlamıyorum. (Özellikle açıkça söylemek istemediğim bir davranışın anlatıldığı bölüm rahatsız ediciydi.)
Okurken iyi hissetmedim. Tabii ki okuduğumuz her şey bize iyi hissettirmek zorunda olmasa da romanı bitirdikten sonra "Hiç okumasaydım da bir şey kaybetmezdim." diye düşündüm.
Yanıtla
1
3
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günümüzde insanların birbirlerini yedikleri bir mecaz ve metafor olarak kullanılır. Oysaki kapitalizm insanları birbirinin kurbanı yaparken bunu sıradanlaştırmak için her türlü süslemeyi yapar. Hız ve haz zamanları öylesine sarhoşluk verir ki güçsüzlerin ezildiği ve insanların dilim dilim doğrandığı fark edilmez. Distopyaların iç tırmalayan yönleri olduğu bilinmesine karşın Arjantinli yazarın anlatısı hissiyatı balyoza çevirip, duygu zemininde derin yarıklar açar. İnsan doğasının çürümüş yönlerinin kokusunu okuruna hissettiren yazarın topluma ve onu yöneten sınıfa da eleştirileri vardır. Tüketim toplumu, insanı çiğneyip, bitirip ve sindirdikten sonra pişkincesine hazımsızlık bile hissetmez. Eriyen ve çürüyen insan, etinin bir başkasının mezesi olduğunun ayırdına bile varmaz. Bazterrica, tiksinilecek bir şeylerin olduğunu insana hatırlatarak, insan doğasının çirkin yönlerinden sıyrılması gerektiğini okuruna öğütler. Sonuçta geçmişte yamyamdık gelecekte insan olmamız zaruret...
Yanıtla
7
0
Destekliyorum  4
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
17 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin ilk iki kitabı gibi bunu da bir solukta okudum.Efendimiz’in (s.a.v) hayatını metin ve çizim anlamında bu kadar güzel resmetmek gerçekten emek ve özen işi.Allah yazar ve çizerden binlerce kez razı olsun.Zira artık çocuklar manga okuyor ve bu seri sayesinde Peygamberimizin hayatının en önemli noktalarını sinematografik sahnelerle görüyorlar.Öğrenmekle kalmıyor, pedagojiye uygun tam kıvamında bu hisli anlatım çocukların zihninde ömür boyu kıymetli bir hazine gibi saklanacak.Bizden biri, bizden olan birinin mükemmel hâlleri…Bu seriyi okurken içim huzur doluyor.En büyük sebebi, insan olarak her birimizin yaşadığı duyguları en gerçek, en samimi, en yüce yerden yaşayan insanı (s.a.v) hissetmek bence.O ki her duyguyu en güzel hâliyle yaşadığı için biz O’nunla empati kurup o duygu hâline girdiğimizde yumuşacık oluyoruz ve ona hayranlığımız artıyor.Habibullah’ı sevmek ve ona hayran olmak; neslimizi kurtaracak, güzelleştirecek. Gönülden tavsiye ediyorum, bu seri büyük bir hizmet…
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Gözetim Dünyasında Gerçek: İnsanın İçindeki Sarsılmaz His mi?
George Orwell bu romanı 1949’da yazmış ama metnin içindeki atmosfer zamansız. O kasvetli hava, gri gökyüzü, her an izleniyor olma hissi… Çoğu inceleme 1984’ü bir “totalitarizm eleştirisi” olarak tanımlar. Evet, öyledir. Ama bana göre romanın asıl meselesi rejim değil, hafıza. Kitabı okurken sadece Winston’ı değil, kendi düşüncelerini de saklamak ister gibi oluyorsun. Çünkü romanın en çarpıcı tarafı, insanın dış özgürlüğünden önce iç özgürlüğünü hedef alması. Düşüncenin bile suç sayıldığı bir dünyada, insan olmanın anlamı sessizce sorgulanıyor.

Roman boyunca Winston’ın mücadelesi fiziksel değil; zihinsel. O, dış dünyayı değiştiremez. Ama içindeki “gerçek duygusunu” korumaya çalışıyor. Günlük tutması bu yüzden tehlikeli. Yazmak, hatırlamak demek. Hatırlamak ise karşılaştırmak. Karşılaştırmak da sorgulamak. Parti’nin korktuğu şey devrim değil, bireysel hafıza. Çünkü hafıza varsa alternatif bir gerçeklik ihtimali var. Ve romanın en trajik yanı da burada başlıyor: İnsan gerçeği bildiği hâlde ona tutunamayabiliyor. Belki de Orwell’ın dünyasında en büyük suç düşünmek değil, hatırlamak. Orwell burada bize şu soruyu sorduruyor:
Gerçek, çoğunluğun kabul ettiği şey mi, yoksa insanın içindeki sarsılmaz his mi?

Julia ile yaşanan ilişki çoğu zaman “aşk” olarak okunuyor. Oysa bana göre bu ilişki romantik olmaktan çok politik. İki insanın birbirine dokunması, sistemin beden üzerindeki hâkimiyetine karşı bir başkaldırı gibi. Çünkü Parti yalnızca düşünceleri değil, arzuları da kontrol etmek istiyor. Sevgi bile denetim altında. Bu yüzden Winston ve Julia’nın birlikteliği bir umut değil; kırılgan bir isyan gibi duruyor.

1984 bana göre bir distopyadan çok bir ayna. İçine baktığımızda yalnızca karanlık bir gelecek değil, bugünün küçük alışkanlıklarını görüyoruz: Sorgulamadan kabul etmek, unutmayı seçmek, çoğunluğa uymak… Dilin daraltılması, kelimelerin azaltılması, düşünce alanının küçültülmesi… Bir noktada şunu anlıyoruz: Eğer kelimeler yoksa, hisler de yavaş yavaş siliniyor. Orwell burada yalnızca bir siyasi eleştiri yapmıyor; insanın zihinsel bağımsızlığını savunuyor. Çünkü kelimeler giderse hafıza gidiyor. Hafıza giderse kimlik de gidiyor. Romanın rahatsız edici tarafı da bu. Geleceği değil, bugünü işaret ediyor.

“Çiftdüşün” kavramı bugün hâlâ canlıysa, bunun sebebi Orwell’ın bir rejimi değil, bir zihniyeti anlatmış olması. Aynı anda iki çelişkili şeye inanmak ve bunu sorgulamamak… Belki de modern dünyanın en büyük konforu bu. “Büyük Birader” figürü romanın sembolü gibi görünüyor. Ama asıl korkutucu olan şey sistemin görünmezliği. Kimin izlediğini bilmiyorsun ama izleniyor olma hissi hep orada. Bu da romanı salt bir totaliter rejim eleştirisinden çıkarıp psikolojik bir gerilime dönüştürüyor.

Orwell’ın en ürkütücü başarısı şu: Romanın korkusu dışarıdan gelmiyor. Telescreen’ler, işkenceler, gözetim… Bunlar görünür tehditler. Asıl korku, insanın bir süre sonra bunlara alışması. Okur romanı bitirdiğinde şunu fark ediyor: İnsan her şeye alışabiliyor. Hatta gerçeğin silinmesine bile. Finalde ise yıkılıyoruz. Çünkü klasik anlamda bir umut sunmuyor. Ama belki de Orwell’ın cesareti tam burada. Bizi rahatlatmıyor. Kurtuluş vaadi vermiyor. Çünkü bazı sistemler silahla değil, insanın içindeki direnci eriterek kazanıyor.

Mutlu bir kitap değil. Hatta umutlu da sayılmaz. Ama düşündüren, rahatsız eden ve uzun süre etkisinden çıkamadığın bir roman. Bence iyi edebiyat biraz da bu: Okurla tartışan, okuru huzursuz eden metinler. Ve belki de 1984’ü unutulmaz yapan tam olarak bu.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her yaşa hitap eden bu eser; 3-6 yaş grubu çocuklara, vücudumuzun sadece dışarıdan görülen kısımlardan ibaret olmadığını, içimizde çeşitli organlar bulunduğunu ve bunların yaşamsal öneme sahip olduğunu anlatmak için çok güzel. 3 boyutlu tasarımı ile merak uyandırırken, gizli kapakçıklarıyla da süreci eğlenceli bir keşfe dönüştürüyor.​9 yaş ve üzeri için ise hem genel kültür kaynağı hem de derslere yardımcı bir kitap niteliğinde. Eser, çocuklara insan vücudunun çalışma şekliyle ilgili bilgi verirken onları da sürece dahil ediyor (örneğin; kalp atış ritminin nasıl bulunacağı vb.). Aynı zamanda "Vücudumuzdaki en küçük kemik hangisidir?" gibi merak edilen sorulara da yanıt veriyor. Kitap;​vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, yağ ve su hakkında verilen bilgilerle her besin grubundan neden tüketilmesi gerektiğini net bir şekilde açıklıyor. Böylece çocukların "Bunu neden yemeliyim?" sorularına eğlenceli cevaplar sunuyor.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, yazarın on yıl süren psikiyatrist ziyaretlerinin bir kısmına ışık tutuyor. Yazarın amacına bakınca metni yetersiz buldum. Bu sürecin hangi kısmını okuduğumuzu anlamıyoruz. Yazarın gelişmelerini de görmek pek mümkün değil. Üstelik seansları ses kaydına alıyor olması ona avantaj sağlamışken bunu başaramaması üzücü. Yazarın kitaba bir giriş bölümü yazmış olması beni sevindirdi. Okuru yazara biraz daha yakınlaştırıyor ki kendi tecrübelerini anlatacağı için bu çok önemliydi. Zira tüm o sevilmeme korkusuna rağmen kendini bu denli kötü gösterecek tüm iç dünyasını cesurca paylaşabilmiş. Kitaba ve karaktere bayılmasam da onun kendini olduğu gibi sunma cesaretini takdir ediyorum. Belki de bu onun son denemesiydi, bilemiyorum. Belki de bu cesaret onun çaresizliğinden, artık seçeneksiz kalmaktan ileri geliyordu. Toplum olarak yaşadığımız için birbirimizden sorumlu olduğumuzu düşünmeden edemiyorum. Birbirimizi iyileştirmek ve daha sağlıklı bir atmosfer yaratmak durumundayız.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  3
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İncecik bir kitap ama küçümsenecek gibi değil. Beklediğimden daha dolu, değindiği pek çok noktaya da zaten katılıyorum. Özellikle çocuk edebiyatının politik bir alan olduğu fikri çok yerinde. “Çocuk edebiyatı sinsi bir düzen bozucudur” cümlesi kitabın omurgası gibi ve gerçekten de düşünmeye değer.

Çocukları “anlamaz” sanan, metinleri steril hâle getiren yaklaşımın ne kadar sorunlu olduğunu hatırlatması da güçlü taraflarından biri. Çocuk kitaplarının kaçış değil bulma alanı olduğu fikri ayrıca çok hoşuma gitti.

Ancak biraz romantik tonu var gibi de duruyor. Başlığı bu kadar iddialıyken daha kapsamlı, daha derin bir çalışma beklediğimi fark ettim. Eksik kalmış hissi yarattı. Akademik arka planı olan bir yazardan daha geniş bir çerçeve görmek isterdim.

Yine de küçük hacmine rağmen kritik yerlere dokunan, düşündüren bir okuma.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın yorumları çok iyiydi bende iyi bir şey okuyacağımı tahmin ediyordum ama bu kadar iyisini uzun zamandır okumamıştım. Kesinlikle tavsiye ederim. Gerilim heyecan ters köşe ne ararsanız var. Anlatımı güzel konusu çok güzel meraktan bir sayfa bir sayfa daha okuyayım derken kitap bir günde bitti. Küçük bir İngiliz kasabasında işlenen cinayet, görevlendirilen BBC spikeri ve hedefteki dedektif. Geçmişten gelen sırlar olayları ise herkes kendi bakış açısından anlatıyor. Bir Jack, bir Anna sahnede araya serpiştirilen gizem ve müthiş final. Hemen yazarın ikinci kitabı taş kağıt makas'a başladım.
Yanıtla
6
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlker Aslan'ın "Aykırı Seyir" dizisinden çıkan öykü kitabı İnsanlar ve İnsanlar, deneyselin anlatım imkânlarını kullanarak özellikle aile ilişkilerine değindiği on öyküden oluşuyor. Deneysel için yapılan, ne anlattığı belirsiz, eleştirisine ret niteliğinde bir kitap İnsanlar ve İnsanlar. Özellikle eserdeki ilk öykü, "Muazzam Döngüsünde" bunun güzel bir örneği. Yazarın öyküsünde belirttiği gibi, fotoğraf karesini andıran betimlemeler, ansiklopedik bilgiler, yarım kalan cümleler, tamamlanmamış paragraflardan oluşuyor metin. "Bu öyküyü babam yazsaydı herhalde böyle anlatırdı beni," cümlesiyle de deneyselliğin nedenini kurmacanın içinde açıklıyor. Kitaptaki öykülerin ağırlığı deneysel olsa da üstteki öyküde de belirttiğim üzere hep eleştirilenin aksine, buradaki metinlerde kullanılan biçimler "amaç" değil, hikâyeyi anlatabilmek için uygun "araç". Farklı öykülere sahip bir kitabı okumak isteyenlere muhakkak öneririm.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
16 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sonlara doğru şiddeti giderek artan yoğun bir duygu seliyle yüreği olan herkesi derinden etkileyecek nitelikte bir eser. Hatta sadece bir eser değil, bir "magnum opus" bu kitap. Sadece kısaltılmış metinlerle yetinilmemeli, tam metni mutlaka okunmalı. Ben sayfaları kırpılarak hazırlanmış bu baskıyı bitirirken başka bir sefer tam metnini okuyacağıma dair kendi kendime söz verdim. Çünkü bazı olaylar arasında kopukluklar sezdim bu baskıyı okurken. Tam metin okunmayı bekliyor. Böylesine büyük bir yazarın, Fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük aydınına bir vefa borcu olarak mutlaka tam metni okunmalı. Sonlarına doğru romantizmin ve coşkunun sular seller gibi aktığı bu roman edebiyatın zirvesinden okurları selamlıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir