Ördekler, Newburyport
Hayranlıktan secde edecek hale geldim, bunu nasıl yazdın Lucy Ellmann, nasıl? "Ördekler, Newburyport" tarifi imkansız bir metin.
"Gerçek şu ki bazen dünyada tahammül edilemeyecek kadar fazla trajedi oluyor."
Bugüne dek okuduğum hiçbir şeye bir gram benzemeyen bu müstesna kitabın içinden tek cümle seçmem gerekse bunu seçerdim. 1000 sayfalık bu bitimsiz bilinç akışı trajedilerden, kaygılardan, gündelik olana sinmiş tekinsizlikten ve adaletsizlikten müteşekkil.
Ohio'da dört çocuk annesi ve tarçınlı rulo yapıp dükkanlara satarak ev ekonomisine katkıda bulunan bir kadının kafasının içindeyiz - yahut onun aracılığıyla kendi kafamızın içinde. İklim krizinden sağ popülizme, ırkçılıktan bireysel silahlanmaya, kanserden ergenlik buhranlarına, sistemin içine gömülü sonsuz vahşetten her tür acımasızlığa... Kaygılar ve hissettiğimiz daimi suçluluk.
Zaman zaman sahiden kendi iç sesimi dinliyor gibi oldum ki bunun epey zorlayıcı olduğunu tahmin edersiniz. Çok zor zamanlarda yaşıyoruz. Daimi bir şiddet bombardımanı altındayız ve kafamızın içinde durmaksızın dönen endişeleri bastırmaya çalışıyoruz. Bu otomatik işleyen bir süreç, kaygılar belirli bir düzeyin üstüne çıkmadıkça farkına varmıyoruz bu çabanın, ama işte bu kitap nasıl bir mücadele verdiğimizi suratımıza çarpıyor.
Ama bu nasıl bir yazmaktır ya? Ne kadar cesur, nasıl çıplak, komik, hüzünlü, dehşetengiz, korkunç, duygusal - ne kadar gerçek! Bu yüzyılın romanı diye bir şey tanımlayacaksak, o şey bu olmalı. Biçimi, bitimsizliği, döngüselliği, kuşatıcılığı, modernliği, içeriği - her şeyiyle, bugünün romanı bu.
"Gerçek şu ki" diye başlayan, sadece virgülle ayrılan cümlelerden oluşan ve Amerikan kültürüne çokça atıfta bulunan bu romanı muhtemelen orijinalinden okumak gerekirdi zira ses benzerliğiyle yapılan kelime oyunlarının çeviride kaybolmaması imkansız ama bence çevirmen Mahir Koçak muazzam bir iş çıkarmış, kendisini tebrik etmek lazım.
Söylenecek çok şey var ama okumadan anlatılabilecek bir kitap değil bu. Bu kitabı ve içime işleyen dağ aslanını hiç unutmayacağım, hiç.
PS: Benim gibi ara vermeksizin de okuyabilirsiniz ancak her gün 5-10 sayfa kadar okuyarak aylara yaymak da bambaşka bir deneyim olabilir diye düşündüm okurken - o şekilde okunduğunda da bambaşka biçimde nüfuz edecektir muhtemelen.