Onaylı Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kadınlarla erkeklerin düşünme, hissetme, iletişim kurma ve stresle başa çıkma biçimlerinin neden zaman zaman birbirinden bu kadar farklı olabildiğini anlamaya çalıştığı için benim ilgimi çeken bir kitap oldu. Özellikle hormonların, beynin işleyişinin ve biyolojik farklılıkların davranışlar üzerindeki etkisini günlük hayattan örneklerle anlatması kitabı oldukça akıcı hale getiriyor. Okurken bazı davranışları sadece “karakter meselesi” olarak değerlendirmek yerine, onların arkasında başka etkenler de olabileceğini düşünmeye başladım. Bununla birlikte, kadınları ve erkekleri kesin çizgilerle ayıran bazı yorumlarını fazla genelleyici buldum. Yine de ilişkilerde neden bazen birbirimizi anlamakta zorlandığımızı farklı bir açıdan görmek açısından keyifli bir okuma oldu; insan davranışlarına ve kadın-erkek ilişkilerinin dinamiklerine meraklı olanlara, anlatılanları mutlak doğrular olarak değil farklı bir bakış açısı olarak değerlendirerek okumalarını öneririm.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendi zihnimizi nasıl yönetebileceğimizi bildiğimiz sürece onu istediğimiz zaman yardıma çağırabiliriz diyor yazar. Gerçek olamaz bunlar diyerek okuyacağınız bu otobiyografik kitapta David Goggins’in yaşadıkları sizi zaman zaman ürpertecek, zaman zaman da kendinizi hayatla mücadele konusunda yetersiz hissedeceksiniz. İlk satırlarından itibaren kitap sizi içine çekecek, kitabın ortalarında maraton anıları epey tekrar edecek ve belki sıkılacaksınız ancak son satırlara doğru yine sürükleyici bir şekilde devam edecek. David Goggins’in çocukluğunda başlayan hayatındaki zorluklar karşısında fiziksel ve zihinsel acılarına karşı verdiği mücadelesini okuyacaksınız. Tabi benim anlamadığım bir sürü eğitim ismini okumak bana çok yabancı geldi. Ancak kitabın pek çok yerinde size kendi gücünüzü kullanmanız için meydan okumalardan bahsedecek. Ayrıca bölüm sonlarında verdiği tavsiyeler de uygulanabilir nitelikte. Varolduğunuzu düşündüğünüzden daha fazlası olmaya var
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap arzuladığım gibi, şuurumun üzerindeki kiri, tozu, pası silkeledi. Ömer Faruk Hocayı dertleşmek için okuyorum. Mehmet Akif'in "Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım" dediği gibi aldım bu kitabını elime... Ömer Faruk Hoca, bu çağın gariplerinden biri. Çok sevdiği rahmetli Bayram Ali Öztürk'ün havasını, ciddiyetini, vakarını ve dava derdini buluyorum onda. Dua ediyorum ve Allah için seviyorum. Kendi talebelerinin içinde de bu mirası devam ettirecek dava ehli ve çağının dertleri ile muzdarip hocalar çıkmasını temenni ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nurullah Genç’in Yollar Dönüşe Gider romanı, savaşın soğuk ve acımasız yüzünü derinden hissettiren, okurken insanı oldukça sarsan nefis bir eser. Kitapta Bekir Efendi’nin savaşın, yokluğun ve ağır çaresizliğin ortasında ayakta kalma mücadelesini okurken içim ezildi diyebilirim. Cepheye giden gencecik evlatlar, arkada yol bekleyen gözü yaşlı anneler, eşler ve bir toplumun topyekûn yaşadığı büyük dram... Hâliyle, roman boyunca burnunuzun direği sızlıyor desem abartmış olmam.
Kitabı fevkalade bir beğeniyle okudum. Nurullah Genç, bildiğimiz şairane dilini bu kez Bekir Efendi’nin ve köylünün yaşadığı müthiş acılarla bezemiş. Savaş yalnızca cephede yaşanmıyor; geride kalanların vicdanında, bekleyişinde ve kırılan umutlarında da sürüyor, bunu çok net anlıyorsunuz. Bekir Efendi'nin vakar dolu fakat bir o kadar da içi kan ağlayan duruşu uzun süre aklımdan çıkmayacak. İnsanın içine dokunan, dönemin acılarını iliklerinize kadar hissettiren çok kıymetli bir roman olmuş. Mutlaka okuyun derim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk birkaç sayfadan sonra bu kitap bana yaşamak, nefes almak, anlatmak ve birkaç adım daha ileri gidebilmek üzerine bir hikâye gibi geldi. Bütün bunları kolaylaştıran araç ise mektuplar.

Yazarın anlatım tarzını da çok sevdim. Sade, anlaşılır ve okuru boğmayacak kadar edebi. Hikâyenin içine girmek hiç zor olmadı.

Hikâyeye gelecek olursam; yaşanan acıların insanı bazen kendisine bir “dur” noktası koymaya ittiğini görüyoruz. Başkarakter 70’li yaşlarında olmasına rağmen, hayatındaki düğümlerin geç ya da erken, bir şekilde çözülebileceğini gösteriyor bize.

Boğazda düğüm olmuş, yıllarca anlatılamamış duygular ve hisler, mektuplar sayesinde ve belki de o sihirli açılıştan sonra yavaş yavaş çözülmeye başlıyor.

Ve geriye, yaşamın son dört yılı bile olsa, dolu dolu yaşanmış güzel anılar kalıyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
80 sayfadan oluşan, su gibi akan lirik bir şiir kitabı bitirdim. Tek oturuşta, yaklaşık bir saat içinde okunabilecek kadar akıcı ve bir o kadar da duygu yükü ağır bir eserdi.
Sayfalar arasında gezinirken hüzün ve aşkın o ince, zarif dokusunu hissetmemek imkânsızdı. Nurullah Genç Hocamız, duyguları süzerek aktarmayı ve okurla doğrudan bir bağ kurmayı başarmıştı.
Benim için kitabın en hoş sürprizi ise bazı şiirlerde Cengiz Aytmatov’un "Gün Olur Asra Bedel" romanına yapılan zarif atıflardı. Bu edebi dokunuşlar kitaba ayrı bir derinlik katmıştı. Genel olarak zihnimde ve ruhumda güzel bir tat bırakan, başarılı bir şiir kitabı oldu.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı herkes okumalı. Macera romanlarının, futbolun vb. lerinin birer çöp olduğundan bahseder.

Hatta Don Kişot'un sırf kendi döneminde yazılan macera roman ve hikayelerini eleştirmek için yazıldığı anlatılır.

İngiliz futbolunun gençleri aptal yapacağına inanılmış bu romanın yazıldığı dönemde. Günümüzde ki etkilerine değinmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

Ayrıca farklı farklı bir sürü eleştiride bulunmaktadır. Halkın nasıl sefil, perişan bir haldeyken sadece minik minik çabaların birleşmesiyle nasıl değiştiği dönüştüğü çok güzel anlatılır.

Muhtemelen Atatürk'te bu kitabın her yerde, herkes tarafından okunması gerektiğini bu nedenle söylemiştir.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, 1 hikaye ve 11+1 masaldan ibarettir. Yazar günün saat dilimleri gibi masalları tasarlamış ve en baştan başlayarak tüm bu masalların arasına ilk hikaye olan ve kitaba da ismini veren "Göçmüş Kediler Bahçesi"nin parçalarını serpiştirmiş. Hikayelerin büyük bir bölümü ölüm temalı ve doğayla buluşmuş, doğanın tüm unsurlarını içinde barındırıyor. Yazarın, hikayeleri masal olarak adlandırmasıyla da gerçeklikle hayalin, büyülü bir anlatımla kurmacanın iç içe geçtiği, hemen hemen her hikayede okura, tıpkı çıkışı olmayan bir labirentin içinde gezdiriyormuşçasına bir his yaşatan, ilginç mi ilginç öykülerle bezenmiş bir kitap Göçmüş Kediler Bahçesi.

Hayalle gerçeğin birbirine karıştığı, öykülerin bazılarında birbiriyle paralel devam eden iç içe geçmiş metinlerin yer aldığı, doğanın tüm fantastik ögeleriyle öykülere nüfuz ettiği, ölümün ve kayboluşun her masalın içinde bir şekilde bulunduğu, genellikle güvenilmez anlatıcıların olduğu tam bir postmodern anlatıma sahip bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nils Vik’in Öldüğü Gün, Norveç edebiyatından, yaşam ve ölüm üzerine kurulu çağdaş edebî bir roman. Norveç Edebiyatı ve yazarla tanışma kitabım..

Nils’in teknesindeki son yolculuğuna eşlik ederken seyir defterindeki isimlerle geçmişine dönüyoruz. Her karakter yeni bir hikâyenin kilidini açıyor ve Nils Vik’in hayatının kayıp bir parçası olarak yerini buluyor.

Kısa bölümleri, anlaşılır dili ve geçmişle bugünün iç içe geçişini sevdim. Okurken yorulmadım, bırakmayı hiç düşünmedim; aksine keyif aldım.

Kitap beklediğimden daha yoğun betimlemelere sahip ve sakin ritmini sonuna kadar koruyor. Ben ise hep bu dinginliği bozacak, hikâyeyi başka bir yere taşıyacak vurucu bir olay bekledim. Gelmeyince kitap beni çok etkileyemedi; belki de bu, türüyle ilgili. Yine de sakin, karakter odaklı ve hayat muhasebesi üzerine kurulu romanları sevenlerin keyif alacağını düşünüyorum.

Sonunda okuyucuya, tamamlanan puzzle’a bakıp Nils’in hayatını yorumlamak kalıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Ağustos 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cahit Zarifoğlu’nun hayal gücü gerçekten bambaşka. Katıraslan da daha isminden başlayarak merak uyandıran, alışılmışın dışında bir hikâye. Katır ve aslanın özelliklerini taşıyan Katıraslan’ın izlerini takip ederken kendimi tuhaf ama bir o kadar da keyifli bir yolculuğun içinde buldum.
Tilki ve aslanla birlikte ormandan çöllere uzanan bu macera, ilk bakışta yalnızca bir hayvan hikâyesi gibi görünse de satır aralarında insanlara dair pek çok şey söylüyor. Hayvanların davranışları üzerinden güç, kurnazlık, korku, cesaret ve hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor. Zarifoğlu’nun masalsı dili ve sıra dışı benzetmeleri de hikâyeye ayrı bir güzellik katmış.
Özellikle “Katır ve aslan izler, ama en çok katır izler.” kısmını çok sevdim. Katıraslan’ı zihnimde canlandırmaya çalışmak bile başlı başına eğlenceliydi. Hem çocukların hem de yetişkinlerin farklı anlamlar çıkarabileceği, düşündüren ve hayal gücünü harekete geçiren güzel bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir