Üveyanne'ye Övgü
Pek çokları için rahatsız edici olabileceğini tahmin ediyorum bu kitabın, fakat gelin görün ki ben çok sevdim. Bu küçük novellada Llosa baya “yasak” mevzulara girmiş, ismi zaten ipucu veriyor. Ama bu kadar kısacık bir kitapta konuyu bu kadar derinleştirebilmek de ne maharet! Güzelliğe içkin olan iktidar kapasitesi, çocukluğun aslında doğal parçası olan kötülük, arzunun ve şehvetin doğası… Sözünü hiç sakınmadan anlatıyor Llosa, kimi zaman epeyce cesur ve gerçek şekilde. Cinselliğin bu biçimde tabu-dışı anlatılmasına (karşılıklı rızaya dayalı bir cinsellik söz konusu olunca tabu nedir ayrıca, bir de o var) Fuentes’ten epeyce alışık olduğumdan belki, beni hiç rahatsız etmedi. Kitabın asıl sorusu şu bence: “her türlü kötülükten arınmış bir sapıklık mümkün müdür?” Bu arada bu kitabı rahatsız edici bulanlar Mişima, Tanizaki filan okumasın derim, bu zorladıysa onlar mahveder muhtemelen. Ben edebiyata ahlakçı bir yerden bakmayı reddediyorum, dolayısıyla bu kitapla ilgili “ahlaksızca bir öykü” diyenleri de anlayamıyorum. Neyse, sonuçta bence çok sıkı bir kitap bu. Yazarın, anlattığı hikâyedeki kimi dönemeçleri Tiziano, Bacon, Boucher gibi ressamların klasik tablolarıyla eşleştirerek onlar üzerinden anlatması da ayrıca bir lezzet katmış. Şimdi “sapıklık bu” diye tepki verdiğimiz kimi mevzuların yüzlerce yıldır sanata konu olmuş olmalarının da bir anlamı var şüphesiz, değil mi? Kitapta da geçen Faust’tan şu dizeyle bitireyim: “kim ki olanaksızı ister, ona vurgunum.”