Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben Ruhi Bey Nasılım, ırmak (nehir) şiir olarak sınıflandırılabilecek özel bir eserdir. Şairin kendini de özdeşleştirdiği Ruhi Bey isimli kentsoylu, çocukluğu köşkte geçmiş bir adamın yaşam hikâyesine eserdeki şiirler boyunca konuk oluyoruz. Bu şiirlerde bazılarında Ruhi Bey'i tanıyan çiçekçi, otel katibi gibi kişiler tarafından anlatımı görüyoruz. Kimilerinde de karakterin kendi yaşamını olaylar üstünden anlatımına şahit oluyoruz. Üçüncü anlatım şeklindeyse şairin devreye girdiği ve karakterle kendini özdeş kıldığı şiirlerdir. İlk dört şiir haricinde tamamen Ruhi Bey'e odaklanan şiirler, yalnızlıktan, ölümden ve burjuva insanından bahsetmektedir. Eser boyunca tamamen Ruhi Bey'e odaklanıldığı için şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'in bulduğu tanımla bu kitap bir ırmak (nehir) şiir olarak nitelendirilmektedir. Farklı bir şiir kitabı okuması için ayrıca özel bir eser Ben Ruhi Bey Nasılım.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Devletin ömrünü uzattı kendi ömrü uzun olmadı Sultan Murad'ın.
4. Murad'ın saltanatının ilk yıllarından başlayarak saltanatı süresince yaşanan hadiseler ve icraatları anlatılıyor.

Kitapta 4. Murad'a ilişkin çokça anekdot var: Mizacı, bedensel özellikleri, gücü/kuvveti, hakkındaki söylenceler, fıkralar vb. Bunların yanı sıra kitabın ana unsurunu seferleri, eylemleri oluşturuyor. Ve bunlar epey "kanlı" diyebilirim. Örnek olması açısından küçük bir anekdot vereyim: Onun dönemine kadar hiçbir Şeyhülislam idam edilmemişken kendisi Şeyhülislam ya da kadıları idam etmekten imtina etmemiştir.

Gayet basit, anlaşılır ve sade bir dili olduğu için herkes rahatlıkla sıkılmadan okuyabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Muhammed Demir
12 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Başarılı AR-GE Stratejileri, AR-GE alanında yapılmış, okuyucuya fayda sağlayacak bilgilerin tek kaynakta toplandığı bir kitap. Okurun AR-GE hakkında temel bilgi kazanması, okuru inovasyon kültürü oluşturmaya teşvik etme, merak edene ve ihtiyacı olana risk yönetimini öğretmek, teknolojik yenilikleri takip etmenin getirileri, finansal beceri sağlamak ve kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını anlatmak, sektörel uygulamalar sunmak, AR-GE’nin nasıl uygulandığını sağlamak ve başarıyı incelemek amaçlarıyla yazılmış. Sadece bunlar değil elbette, küresel rekabeti anlamak, rekabet hakkında bilgi vermek, okuyucuya rekabet avantajı sağlamak gibi, girişimciyi geleceğe hazırlayan bir çalışma olmuş. Okurun ya da ihtiyacı olanın kolaylıkla anlayabileceği, hangi detayı bilirse hangi yönde başarılı olacağını da kazandıran bir kitap. Öğretici bir çalışma olduğu için dil herkesin anlayabileceği şekilde işlenmiş. Bir yol gösterici, bir rehber niteliğinde olan kitap birçok kişiye fayda sağlayacaktır.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hem felsefi hem de kişisel bir metin olarak Antik Çağ'dan günümüze uzanan önemli bir Stoacı klasik eser olarak kabul edilen bu kitap, imparatorun kendi kendine yazdığı günlük notlar ve düşüncelerden oluşuyor.Yani bir imparatorun kendi içsel hesaplaşmasını ortaya koyuyor.Marcus; kişisel zayıflıklarını, korkularını ve insan olmanın getirdiği çelişkileri samimiyetle ele alıyor.Bu notları yayınlamak maksadıyla değil kendi kendine yazmış olması da metne içten ve otantik bir hava kazandırmış.Dolayısıyla okuyana, bazı yönlerden tekrarlayıcı ve kişisel gelebilir.
İnsanın kendi içsel dünyasını anlamasına, yaşamın zorluklarını kabullenmesine ve daha erdemli bir hayat sürmesine rehberlik eden bir başyapıt diyebiliriz.Eser hem Antik Çağ'a hem de günümüz dünyasına hitap eden evrensel bir derinlik taşıyor.Marcus Aurelius, bir filozof imparator olarak; bir liderin ve insanın nasıl olması gerektiğine dair de güçlü örnekler sunuyor.Modern okuyucular için de ilham verici bir rehber niteliğinde.
Yanıtla
18
1
Destekliyorum  21
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kurgu ve teknik olarak başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim bir eser. Yazarın son derece akıcı bir üslubu var ve bu kısa roman bir günde bitebilecek bir hacimde ama ciddi derinliğe sahip bir eser olduğunu söylemeliyiz.

Yazar, Filistin direnişinin en aktif aktörlerinden biri ki kendisini davayı adaması ölümüne sebebiyet vermiş.

Her ne kadar yazarın dünya görüşünü benimsemiyor olsam da okunası bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserin içerisinde İslami hassasiyetleri olan okuyucuyu ciddi manada rahatsız edecek anlatılar söz konusu. Bilhassa yüce Allah'ı kabul etmeme düşüncesi inançlı insanları derinden sarsıyor. Aslında bunun olumlu bir yönü de var Filistin davasını İslam mücahitlerinin yazmış olduğu eserlerden okumak insana daha sağlıklı ve daha doğru bilgiler sunuyor ve bu davayı kabullenmesine büyük katkı sunuyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vay be az önce bitirdim.Kimsenin yorum yazmamış olmasına şaşırdım.Sıradan bir adamın sıradan gibi duran ama sıradışı hikayesi ve o kadar naif ve içten anlatılmış, o kadar güzel resimlenmiş ki çok beğendim.Kitabın adı Alan'ın Savaşı ama sadece 2.Dünya Savaşını anlatmıyor, aslında tüm kitap Alan Cope'un yaşama anlam verme savaşı. Okudukça sıradan bir adamın bile ne acayip hikayeler barındırabileceğine şahitlik ediyorsunuz.Gerçek bir hikaye zaten, sonunda çizilen kişilerin v.s. fotoları var. Çizgiroman, grafik roman severim diyen herkese tavsiye ederim, bilhassa benim gibi memleketinden epey uzakta askerlik yapanlara... Bitince kendi güneydoğudaki askerliğim, gençlik yıllarım, fakülte yıllarım neler neler geçmedi ki aklımdan, tıpkı Alan'ın hayatından geçen pek çok yer, olay ve insanlar gibi...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Serinin en önemli kitabı diyebilirim. Bana göre tek olumsuz yanı sayfa sayısının çok fazla olması. Çünkü yer yer okuyucuyu artık sıkmaya başlayan ve can alıcı gelişmelerden uzaklaşan pasajlar var. Ancak Harry'nin kim olduğu, ne ile savaştığı ve işin ciddiyetinin artık belirgin bir şekilde anlaşıldığı kitap. Harry Potter artık göz kamaştırıcı bir büyücülük hikâyesinden çıkıp daha karanlık bir havaya bürünüyor...Devamı olan Melez Prens'e dair hazırlık evresi adeta. Yine de olumsuz yanına rağmen on üzerinden on diyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  3
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Huzurun Anahtarı Olarak Sessizlik
Beyin ve Sessizlik, insanın başına gelebilecek en kötü senaryolardan birinin neticesinde ortaya çıkmış eserlerden. Hayatın günlük koşuşturmacasında bir o yana bir bu yana savrulan yazar Michel Le Van Quyen, bir sabah Kafka’nın Dönüşüm’ünde olduğu gibi bambaşka bir sabaha uyanır. Bir böceğe dönüşmüş olarak uyanmasa da o gün, hayatında milat olur: “Artık vücuduma neredeyse hiç söz geçiremiyordum… O yatakta uzanan beden, artık özgürce hareket eden canlı bir varlık değil, porselen bebekti.”

Felçle yüzleşen Michel, hayatını sorgulamaya başlar: “Düşününce, bir süredir hayatı gerçekten son sürat yaşıyordum. Hiç durmadan sağa sola koşturuyordum; sorumlu olduğum sayısız proje, yüzleşmek zorunda kaldığım yığınla mesleki kaygı vardı. Görünür şekilde tükenmiştim artık.” İyileşme sürecinde, mecburen evine kapanıp da sessizliğe bürünmek durumunda kalınca kendisinde olumlu değişimleri hissetmeye ve yaşamaya başlar: “Sonuç olarak bu içsel sessizlik bana, sağlıklı beslenmek, iyi uyumak, spor yapmak kadar iyi geldi.”

Sessizliğin faydalarını bizzat tecrübe eden yazar, iyileştikten sonra kitabını kaleme almaya başlamış: “Arada sırada bile olsa sessizlik arayışı, hem fizyolojik hem psikolojik açıdan gerçek bir ihtiyaç… Kendine vakit ayırmak, dinlenmek için gürültülü ortamdan ayrılmak, düş kurmak hiçbir şekilde zaman kaybı değil, tam aksine iyileşmek, yaratıcılığımızı arttırmak, iç dünyamızı keşfetmek için kesinlikle gerekli bir mola.”

Aşırı çalışmanın zararları, iyi nefes almanın olumlu katkıları, ormanın sessizliğinde basit bir yürüyüşün bile insanı olumlu etkilemesi, doğa manzarasına bakan hastane odalarındaki hastaların daha çabuk iyileşmesi, yapay ışıklara maruz kalan gözlerin dinlenme ihtiyacı, düş kurmanın ve meditasyonun beyni dinlendirmedeki belirgin faydaları, bilim insanlarının yıllarca mistik deneyimlere mesafeli durması, ressam Dali’nin gün içinde ara ara –uyumadan- kestirerek verdiği molalar, zihinsel avareliğin ezber gücüne etkisi, zihinsel geviş getirmenin zararları, eserde ilginizi çekebilecek konular arasında gösterilebilir.

İnsanın, sessizlik içinde kendini dinlemesinin, belirli zaman dilimlerini kendini arındırmak için bir köşeye çekilmesi gereğinin kadim bilgilerimizde yer aldığı, insanlığın değerli bir mirası olduğu çoğumuzun malumu. Yazarın, nörobilim alanında çalışan bir akademisyen olması, eserinde konu hakkındaki bilimsel çalışmalara yeri geldikçe atıflar yapması ve bizzat yaşadıklarını paylaşması, bunu yaparken de anlaşılır ve sade bir üslûp kullanması, kitabın kıymetini arttırıyor.

İlk olarak Fransa’da 2019’da basılan “Beyin ve Sessizlik”, ertesi yıl 2020’de Gözde Koca’nın emeğiyle ülkemizdeki okurlarla buluştu. Konuya meraklı olanlar için aynı yazarın, “Beyin ve Doğa” kitabını edinmenin de faydalı olacağını not düşelim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
Aziz Özkan
11 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dağhan Dönmez, kendi ruhundan üfleyerek yüz yılı aşkın bir süredir uyuyan Nietzsche'yi canlandırıyor ve ona hayran bir profesörle bir akşam yemeği ortamında buluşturuyor. Yemekten sonra oturma odası ve veranda mekânlarına geçilerek yemekte bırakılan sohbete devam ediliyor.
Yazar, Nietzsche'yi konuştururken asla Nietzsche'nin dışına çıkmıyor. Nietzsche'yi o kadar özümsemiş, hatmetmiş ki "Yok canım, Nietzsche böyle düşünüyor olamaz." dedirtmiyor okura.
Nietzsche ile profesörün sohbeti felsefeyi sevenlere keyif verecektir. Sohbetin akışına siz de üçüncü bir kişi olarak katılırken bulacaksınız kendinizi satır aralarında. Muhabbete dâhil olmak için büyük bir heyecan saracak ruhunuzu. İkisi arasındaki düzeyli, aydınlatıcı, sorgulayıcı sohbetin bir parçası olmak için can atacaksınız.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
11 Aralık 2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Denizcilik sektöründe çalışmış biri olarak ilgiyle okudum. Emek verdiğim gemiler günümüzün modern teknolojileri ile üretilmiş ve donatılmıştı elbette. Çarpışma, batma gibi tehlikeler yaşamadım. Ayakta duramadığım, midemin ağzıma geldiği zamanlar oldu. Çünkü deniz ve okyanuslar hep aynı; korkunç fırtınalarla, dağ gibi dalgalarla karşılaşmak kaçınılmaz. Ayrıca terörist faaliyetler, kaçırılan gemiler, öldürülen denizciler...Sektörde acıklı çok hikaye var.

Okyanusta, ılıman bir günde, sakin ve sessiz maviliğin orta yerinde, güvertede çayınızı yudumlarken yaşanası güzellikler de var. Örneğin yüzlerce yunus balığından oluşan sanat topluluğunun, su yüzeyindeki valsini izlemek gibi... Ya da Casamance nehrinden Afrika kıtasının içlerine doğru ilerlerken şahit olduğunuz harikulade manzarayı seyretmek gibi...

İyi okumalar!
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir