Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sloganların, barut kokan dağların ve karanlık zindanların ortasında, yapayalnız, gencecik bir kadının kalbiyle baş başa kalışının hikâyesi... Compañero Rosita, insanı siyasi mücadelelerin ötesine geçirip, Rosa’nın hücre duvarlarına çarpa çarpa büyüttüğü iç yalnızlığıyla yüzleştiriyor. Okurken, bir insanın tutunacak hiçbir dalı kalmadığında hissettiği çaresizliği ve ardından gelen hidayet anının gözyaşlarını kendi içinizde duyuyorsunuz âdeta. Kitap, dışarıdan sert görünen bir gerillanın içindeki kırılgan, şefkat arayan kalbini çok iyi yansıtıyor.

​Bu yalnızlık dolu yolculuk nihayete erdiğinde, insana kendi hayat konforunu sorgulatıyor. Rosa’nın zifiri karanlığın içinden süzüp çıkardığı saf inanç ve teslimiyet, okurun ruhuna da uzun zamandır unuttuğu bir ferahlığı üflüyor. Kapağı kapatıp derin bir nefes aldığınızda; geride şefkatin, sabrın ve insanı dipten alıp yeniden inşa eden ilâhi dokunuşun sıcaklığı kalıyor ve hayata farklı gözlerle bakmaya başlıyorsunuz. Tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gençliğinde Avusturya prensesi, evliliğinde Fransa kraliçesi ve ömrünün sonunda 'dul capet' diye dalga geçilen Marie Antoinette'nin hayatını anlatıyor.İnsan psikolojisini eşsiz bir şekilde ele alan Stefan Zweig bu kitapta; Genç Marie Antoinette'nin psikolojisini ve hayata bakışını; Fransa kraliçesi Marie Antoinette'nin kendine, eşine ve krala karşı davranışlarını altında yatan nedenleriyle bazen bilimsel bazen de duygusal olarak ele almış; Krallık kaldırılınca halkın deyişiyle 'dul Capet'in son günlerini halkın ve eski kraliçenin gözüyle ele almış. Zweig bazen Marie Antoinette'ye acıyor bazen de halkın acılarına kayıtsız kaldığı için de ona kızıyor. Bir anne ve kadın gözüyle ona acımadan bakmamak zor geliyor insana. 'Ekmek yoksa pasta yesinler' lafı kanıtlanmış bir şey değil. Açıkçası ben bir zamanların genç prensesine, koca sevgisi görmemiş bir kadına , önce kraliçeliğini sonra kocasını kaybeden kadına üzüldüm.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bazı kitaplar bittiğinde hikâyeyi hatırlarsınız, bazıları ise size hissettirdikleriyle kalır. Atları da Vururlar benim için ikinci gruptaydı.

Kitap boyunca giderek artan bir çaresizlik hissi var. Karakterler sadece bir yarışın içinde değil; hayata tutunmaya, görünür olmaya ve ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bu yüzden anlatılanlar, dönemin şartlarının çok ötesine geçip insan doğasına dair bir yere dokunuyor.

En etkilendiğim tarafı, duyguyu abartmadan vermesi oldu. Acıyı süslemiyor, umutsuzluğu romantikleştirmiyor. Her şey oldukça yalın ama bir o kadar da sarsıcı.

Okurken bana yer yer Dansa Davet’i hatırlattı. Ancak bu kitap daha karanlık, daha sert ve okura nefes alacak daha az alan bırakıyor. Bitirdiğimde hikâyeden çok, insanın çaresizlik karşısında neleri göze alabileceği sorusu kaldı aklımda.

Kısa ama etkisi uzun süren, rahatsız edici olduğu kadar güçlü bir roman.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fitzek’in kurgu tarzını ve psikolojik gerilim türündeki başarısını ortaya koyan, oldukça etkileyici bir roman. Hikaye, ünlü bir psikiyatristin kızının hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolması ve yıllar sonra karşısına çıkan gizemli bir kadının anlattıklarıyla başlıyor.
Yazarın kurduğu güçlü atmosfer ve olay örgüsü, sayfalar ilerledikçe gerçeğin ve sanrının ne olduğunu ayırt etmeyi okuyucu için de zor bir hale getiriyor. Fitzek, okuyucunun zihniyle adeta bir akıl oyunu oynuyor. Başarıyla aktarılan psikolojik tahliller, çaresizlikler ve zihinsel süreçler, okuru ana karakterle birlikte o labirentin içinde bir çıkış yolu aramaya itiyor.
Ve final.. Kurgunun son derece zekice, ince elenip sık dokunarak bağlanan finalinde tüm parçalar yerine oturuyor ve yazarın kurgu başarısı çok daha net görünüyor. Son dönemde okuduğum en güçlü ve en başarılı ters köşeye sahip psikolojik gerilimlerden biriydi. Türün meraklılarının kesinlikle kaçırmaması gereken, kütüphanede yerini hak eden bir roman.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  12
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sürükleyici bir kitaptı. Bölümlerin çok uzun olmaması, karakter sayısının fazla olmaması ve uzun paragraflara boğulmaması kitabı oldukça akıcı hâle getirmiş. Zaten Freida McFadden’ın kalemini çok beğeniyorum; bu kitap da yine çok sevdiğim eserlerinden biri oldu. Kitabı elimden bırakmak istemeden okudum. Okurken kendimi çoğu kez Erika’nın yerine koydum. Aldığı kararlar gerçekten çok zordu ve birçok kez “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündüm.

Kitabın sonu güzel bir ters köşe yaşattı. Bundan sonra neler yaşayacaklarını çok merak ettim; keşke devamı olsaydı. Eğer gerilim, adrenalin, heyecan ve merak duygusunu son sayfaya kadar yüksek tutan bir kitap arıyorsanız, bu kitabı mutlaka tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Freida McFadden yazarın Hizmetçi serisinin son kitabını bitirdim Arkadaşlar, bugün masamızda gerilimin dozu yüksek, sayfaları çevirirken parmaklarınızın uyuşacağı bir kitap var: Hizmetçinin Düğünü. Hani polisiye kitaplarda o karanlık, 'Burada bir şeyler dönecek ama ne?' dedirten tekinsiz atmosferleri vardır ya; işte Millie’nin düğün hazırlıkları tam da böyle. Dışarıdan bakınca mükemmel, beyaz bir sayfa gibi görünen bir düğün ama perde arkasında kimsenin tahmin edemeyeceği kadar karmaşık ve karanlık bir oyun var. Her sayfada 'Tamam, katili veya planlayanı buldum' diyorsunuz, yazar bir hamle yapıyor ve bütün taşlar yerinden oynuyor.

Açıkçası bu seri tam bir 'suçlu zevk' (guilty pleasure) kategorisinde! McFadden, edebiyat şaheseri yazmıyor belki ama gerilim türünde tempo nasıl korunur, merak duygusu nasıl diri tutulur, bunu çok iyi biliyor. Evet, bazı yerlerde 'Bu kadar da tesadüf olur mu?' dedirtiyor ama o kadar hızlı akıyor ki sorgulama fırsatınız bile kalmıyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben bu kitapta isimleri hiç beğenmedim. Kimin kim olduğunu zor anladım. Son sayfalara kadar kitapta bazı kısımların altını çizsemde yazarın bize hikayeyi anlatırken ne anlatmak istediğini anlamadım. Bazı kitaplar vardır ki bir cümle için okunur. Acaba bu kitapta bir cümle için mi okunacak derken kitapta karekteri hep erkek olarak düşündüm. Kitap boyunca zaman zaman kız olduğu söylensede bize toplumsal rolleri çarpıtmış gibi geldi yazar. Sonradan bir de pazarlamacı taktiklerini anladım. Genelde pazarlamacılar mallarını satmak için hep yalan söylerler. Kitap boyunca D de bayağı yalan söylüyor. Kitaptan etkilendiğim cümleler şunlar.
Karmaşık sorunların çözümleri çoğunlukla korkutucu derece basittir. (44)
“Ta kendisi. Şimdi bir düşün: Bu olay bir şehirde yaşansa insanlar ne süreyle bahsederdi?”
“Haftalarca.”
“Bir kasabada olsaydı?”
“Aylarca.”
“Peki bir köyde olsaydı?”
“Yıllarca.”
“Çok doğru.” (45)
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihçilik olayları farklı pencerelerden okuyabilme sanatıdır. Hilal İşçi Yiğit'in bu çalışması da Türk-Yunan ilişkilerini ulusal kaynakların sınırların dışına çıkararak Yunanca kaynakların sunduğu veriler ışığında ele alarak okuyucuya daha geniş bir alan sunmaktadır. Titiz bir araştırmanın ürünü olan bu eserin, Türk dış politikası ve Balkan çalışmaları alanında önemli bir boşluğu dolduracağını düşünüyorum. Değerli hocamı kutluyor eserinin bilim dünyasında hak ettiği ilgiyi görmesini temenni ediyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çocuğumla birlikte okuduğumuz “Allah'ı Arayan Çocuk” kitabını oldukça beğendik. Kitap, çocukların Allah ile ilgili merak ettikleri soruları onların anlayabileceği sade ve sıcak bir dille ele alıyor. Okuma sırasında çocuğumun ilgisini çektiğini ve zaman zaman düşündürücü sorular sormasına vesile olduğunu gözlemledim. Renkli ve dikkat çekici görselleri sayesinde kitabı keyifle takip etti. Manevi değerlerin sevgi temelli bir yaklaşımla aktarılması da benim için oldukça kıymetliydi. Çocuklarının manevi gelişimine katkı sağlamak isteyen ailelere gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Haziran 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sıdıka’yı zaten az çok bilen biri olarak kitaba başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama yine de kahkaha atarak okudum. Atilla Atalay’ın o kendine has mizahı, kelime oyunları ve absürt durumları burada da tam dozunda. Günlük hayatın sıradanlığını alıp öyle bir ti’ye alıyor ki, hem eğleniyorsun hem de “gerçekten de böyleyiz” diye düşünmeden edemiyorsun.
Sıdıka karakteri yine sivri zekâlı, lafını sakınmayan ve çevresine ince ince ayar veren haliyle çok tanıdık. Özellikle aile içi diyaloglar bana fazlasıyla bizden geldi. Yer yer abartı var ama zaten işin eğlencesi de burada. Mizahı bazen çok ince, bazen de direkt yüzüne çarpıyor.
Ancak bazı bölümlerde espriler üst üste gelince etkisi biraz azalmış gibi hissettim. Aynı tempoda ilerleyen metin bir noktadan sonra tekrar hissi yaratabiliyor. Yine de dili o kadar akıcı ki kitap su gibi akıp gidiyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir